Kolektif – Kendileri (2007)

  • KENDİLERİ, hazırlayan: Selim Esen, Evrensel Yayınları, otobiyografi, 479 sayfa

kendileri

‘Türkiye Yazıları’, 1977-1982 yılları arasında yetmiş iki sayı yayınlanmış bir dergi. Bu dergi yayınlandığı zaman, yayın kurulu, Türkiye edebiyatının önde gelen yazarlarına birer mektup yazarak, kendilerini anlatmalarını ister. Yazarlar kendilerini anlatırken, bizzat seçtikleri fotoğrafları da yazılarına eklerler. Yazarların gönderdiği öz yaşam öyküleri, derginin muhtelif sayılarında ‘Kendileri’ genel başlığı altında yayınlandı. Selim Esen’in hazırladığı bu kitap, dergide yayınlanmış, Türkiye edebiyatının yirmi yedi önemli isminin yazılarından oluşuyor. Çalışmanın, özellikle edebiyat tutkunları için değerli olduğunu söyleyebiliriz.

Antony Wild – Kahve: Bir Acı Tarih (2007)

  • KAHVE: BİR ACI TARİH, Antony Wild, çeviren: Ezgi Ulusoy, MB Yayınevi, tarih, 283 sayfa

kahve

Antony Wild, İngiltere’de büyük bir kahve şirketinde, on üç yıl satın alma müdürü olarak çalıştı. Dolayısıyla kendisi için, kahve uzmanı veya “kahve eksperi” demek pek yanlış olmasa gerek. Yazarın bu kitabı, kültür tarihi incelemelerinin iyi örneklerinden biri. Wild kahvenin beş yüz yıllık hikâyesini anlatırken, kahvenin simya, antropoloji, şiir, siyaset ve bilimle kurduğu bağları da anlatıyor. Kahvenin öyküsüne eleştirel bakan Wild, kahvenin sömürgecilik geçmişinden günümüzün kahve endüstrisine kadar geniş bir alanda hareket ediyor. Hatta çalışma asıl önemini de, bu özgün lezzetin arkasındaki sömürgeci çarkı gözler önüne sermesine borçlu diyebiliriz.

Fıstık Ahmet (Tanrıverdi) – Atina’daki Büyükada (2007)

  • ATİNA’DAKİ BÜYÜKADA, Fıstık Ahmet (Tanrıverdi), Adalı Yayınları, anı, 176 sayfa

atinadaki-buyukada

‘Atina’daki Büyükada’, Ahmet Tanrıverdi’nin, nam-ı diğer Fıstık Ahmet’in, Büyükada’ya dair anılarından oluşuyor. Bu anıların odak noktası, Büyükada’da doğmuş, çocukluğunun ve gençliğinin önemli bölümünü burada geçirmiş ve bir şekilde göç ettikleri Atina’da yeniden hayata tutunmaya çalışan kişilerle çerçevelenmesi. Bu insanların Atina’ya göç etmeleri, hayatlarında silinmez etkisi olan adayı unutmalarına neden olmamış, aksine, gün geçtikçe, bu adaya duydukları özlemi olabildiğince artırmıştır. Fıstık Ahmet’in şu an Atina’da yaşayan kişilerden seçtikleri arasında, yalnızca adadan iradeleri dışında koparılanlar değil, kendi tercihleri ve istekleriyle Atina’ya göç etmiş olanlar da yer alıyor.

 

İldeniz Divanlıoğlu – Emekli Büyükelçi Horoz Gibi Ötünce (2007)

  • EMEKLİ BÜYÜKELÇİ HOROZ GİBİ ÖTÜNCE, İldeniz Divanlıoğlu, Doğan Kitap, anı, 185 sayfa

emekli-buyukelci-2

1955 yılında Dışişleri Bakanlığı’na giren İldeniz Divanlıoğlu, burada kırk üç yıl görev yaptı. Dışişleri Bakanlığı NATO Dairesi başkanlığı, Enformasyon genel müdürlüğü, Konsolosluk genel müdürlüğü, büyükelçilik, TBMM Başkanlık danışmanlığı, Divanlıoğlu’nun bu zaman zarfında üstlendiği görevler. Divanlıoğlu’nun bu uzun görev süresi düşünüldüğünde, kitabında yer alan anılar, Türkiye’nin yakın dönemine dair önemli ayrıntılar barındırıyor. Yazarın Dışişleri bakanlığında çalışmaya karar vermesi; yediği ilk “resmi” azar; Büyükelçi Necdet Kent ile Alparslan Türkeş arasındaki kavga ve Hint uçağının kaçırılması, kitapta karşımıza çıkan önemli olay ve durumlardan birkaçı.

Aharon Appelfeld – Badenheim 1939 (2007)

  • BADENHEIM 1939, Aharon Appelfeld, çeviren: Nazmi Ağıl, Yapı Kredi Yayınları, roman, 105 sayfa

badenheim

Yahudi olan Aharon Appelfeld’in annesi, Nazilerin doğu harekâtı sırasında öldürüldü. Bu olay, yazarın daha sonra yoğunlaştığı Yahudi soykırımına dair varoluşsal temalarının başlıca nedeni olacaktı. Yazarın ‘Badenheim 1939’u da, kendisinin bu varoluşsal temalarının adeta doruğa ulaştığı romanlarınndan biri. 1939’da, Avusturya’nın bu kasabasında bulunan Yahudiler dâhil tüm tatilciler, Naziler tarafından Polonya’ya göç etmeye zorlanır. İlk başlarda, eczacı ve karısı, kasabanın iki fahişesi, organizatör Dr. Pappenheim ve pastane sahibinden oluşan yerli halkıyla kent, her yıl olduğu gibi, tatilcilerin akını için hazırlanırken, kendilerini olağanüstü bir olayın tam merkezide bulurlar.

Kolektif – Orhan Pamuk Edebiyatı (2007)

  • ORHAN PAMUK EDEBİYATI, Agora Kitaplığı, inceleme, 179 sayfa

orhan-pamuk-edebiyati

‘Orhan Pamuk Edebiyatı’, yazarın Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasından hemen sonra, yani 19-20 Aralık 2006 tarihleri arasında Sabancı Üniversitesi’nde düzenlenmiş olan sempozyuma sunulan bildirilerden oluşuyor. Sempozyum, Orhan Pamuk edebiyatının kendine has yönleri, Pamuk’un edebiyatının dünya edebiyatına nasıl bir katkı sağladığı ve yazarlığına etki eden başlıca nedenler gibi, birbirinden farklı konuları kapsıyordu. Hasan Bülent Kahraman, Sibel Irzık, Ahmet Evin, Raşit Tamkut Aykut, Tunç Şen, Tülay Artan, Jale Parla, Engin Kılıç, Münevver Kınalı ve Ezgi Taşçıoğlu, sempozyuma konuşmalarıyla katılan isimler. Sempozyumun panelistleri ise Murat Belge, Semih Gümüş ve Doğan Hızlan’dan oluşuyordu.

Bill Bonanno, Joe Pistone ve David Fisher – İyi Adamlar (2007)

  • İYİ ADAMLAR, Bill Bonanno, Joe Pistone ve David Fisher, çeviren: Fatih Hasan Yüksel, Bilge Kültür Sanat, roman, 351 sayfa

iyi-adamlar

Üç yazarlı ‘İyi Adamlar’, 1980’li yılların New York’unun suç dünyasına mensup TopKek Tony, Küçük Eddie ve Tek-Kere Georgie isimli üç kahramanının hikâyesine dayanıyor. Kitabın yazarlarından Bonanno’nun, ‘Baba’ kitabının yazarı Mario Puzo’ya ilham kaynağı olan “mafya babası” Joseph Bonanno’nun oğlu, Pistone’un da, zamanında bu “aileye” sızmaya çalışan bir FBI ajanı olduğunu belirtelim. Mafya ve FBI’ın, aynı anda kayıp bir profesörün peşine düşmesi, ‘İyi Adamlar’ın asıl olay örgüsünü oluşturur. Bu esnada, yukarıda isimlerini saydığımız kahramanlarla FBI arasında, tüm şehri kan gölüne çevirecek bir kovalamaca yaşanır.

Brigitte Dumortier – Dinler Atlası (2007)

  • DİNLER ATLASI, Brigitte Dumortier, çeviren: Özgür Adadağ, NTV Yayınları, din, 63 sayfa

dinler-atlasi

‘Dinler Atlası’, inançlara, ibadetlere ve bunların yaşandığı ülkelere yer veren bir rehber. Bir coğrafyacı olan Dumortier’nin bu çalışması, dinlerin dünyada hangi bölgelere yerleşmiş olduğunu, coğrafyanın “bir araya getirme”, “sayısal değerlendirme”, “grafikler” ve “haritalar” gibi tekniklerine başvurarak göstermeye çalışıyor. Atlasın, elliden fazla grafik ve harita içermesiyle de, bu yerleşimi ve dağılımı iyi verdiğini söyleyebiliriz. Kaliteli baskısıyla da dikkat çeken çalışma, günümüz dünyasındaki din olgusunun, dünya genelinden, bölgesel ve yerel ölçeğe uzanan seyrini, kültürel alanların veya ülkelerin haritaları, şehir planları ve grafikleri eşliğinde izliyor.

Ogün Deli – Atatürk Nasıl Öldürüldü? 2 (2007)

  • ATATÜRK NASIL ÖLDÜRÜLDÜ? 2, Ogün Deli, Karma Kitaplar, tarih, 192 sayfa

ataturk-nasil-olduruldu

Hatırlanacağı gibi, Ogün Deli, ‘Atatürk Nasıl Öldürüldü?’nün birinci kitabında, Atatürk’ün sirozdan ölmediğini, kendisini öldürmek için uluslararası, sistemli ve “gizemli” bir organizasyonun oluşturulduğunu iddia etmişti. Deli’ye göre, Atatürk’ün asıl ölüm sebebi siroz değil, siyasi bir suikasttır. Deli, serinin ikinci kitabında, Atatürk’ün ölümüne dair geçmişte de çokça dillendirilmiş teorilere kaldığı yerden devam ediyor. Kitabın birinci bölümü, Atatürk’ün doktorlarını, ikinci bölümü de kendisinin sağlığını ve tedavisini anlatıyor. Çalışmanın, ‘Atatürk’ün Ölümündeki Sır Perdesi’ başlıklı son bölümünde de, Atatürk’ün ölümünün arkasında masonik bir örgütün olduğu iddia ediliyor.

Marguerite Duras – Bir Yaz Akşamı On Buçukta (2007)

  • BİR YAZ AKŞAMI ON BUÇUKTA, Marguerite Duras, çeviren: Muhterem Anıt, Can Yayınları, roman, 116 sayfa

bir-yaz-aksami

‘Bir Yaz Akşamı On Buçukta’, Marguerite Duras’nın aşkın trajik yönlerini merkeze aldığı bir romanı. Roman, Maria, eşi Pierre, kızları Judith ve arkadaşları Claire’in, İspanya’nın taşrasına yaptıkları bir geziyi hikâye ediyor. Fakat kaldıkları kasabaların birinde, bir aşk cinayetine tanık olurlar. Rodrigo Paestra, karısını ve karısının aşığı Toni Perez’i öldürdüğü için, şehirde olağanüstü bir durum vardır. Polisler ile Paestra arasındaki kovalamaca roman boyunca sürer. Bu cinayetin arifesinde, Maria da kocasının kendisini aldattığına tanık olacaktır. Maria böylece, kendisi gibi bir aldatılan olan Paestra’nın hissettiklerini anlamaya çalışacaktır.