Murat Çulcu – Derin Suçun Küresel Otoritesi (2008)

Murat Çulcu’nun ‘Türkiye’de MAFİA’laşmanın Kökenleri’ dizisinin beşinci kitabı.

Çulcu’nun, kapsamlı çalışmasında Venedik Oligarkları, ordular, bürokratlar, devlet adamları, generaller, diplomatlar, finans ve ticaret manipülatörleri, Masonlar, Tapınak Şövalyeleri, Conversolar, Mitracılar, İsmailiye, Haşhaşiye, Haçlılar, 1821 Mora İsyanı ve 1820 Sicilya-Napoli ayaklanmaları gibi, çok sayıda konuyla karşılaşıyoruz.

Tüm Gladioların anasının Carbonarizm olduğunu söyleyen Çulcu, Rum ihtilal örgütü olan Eteria’nın zemininde de Carbonaria-Mafia yapılanması olduğunu savunuyor.

Söz konusu örgütlerin dinsel, siyasal hesaplaşmalarını ve bunların belirlediği günümüz dünyasını anlatan bir çalışma.

  • Künye: Derin Suçun Küresel Otoritesi, Murat Çulcu, E Yayınları, siyaset, 764 sayfa

Yorgos Theotokas – Leonis (2008)

 

‘Leonis’, İstanbul’da doğan, bu şehri çok seven, fakat 1922 yılında, savaşın beraberinde getirdiği sıkıntılar nedeniyle buradan ayrılmak zorunda kalan Yorgos Theokas’ın, çocukluğunun İstanbul’unu anlatan romanı.

Hikâye Leonis’in bu kadim şehirdeki çocukluğunu ve adım adım büyümesini anlatırken bilhassa İstanbul’a sahici ve duygusal güzellemeleriyle öne çıktığını söyleyebiliriz.

Leonis çocukluğunun en mutlu, rüya gibi yıllarını İstanbul’da geçirdikten sonra 1922 yılında köklerinden koparak Atina’ya yerleşir.

  • Künye: Leonis, Yorgos Theotokas, çeviren: Damla Demirözü, Can Yayınları, roman, 194 sayfa

Can Özoğuz – Ankaralı Olmak (2008)

Can Özoğuz’un anıları ile kendisinin Ankara’da geçen öykü ve şiirleri…

Özoğuz, kitabındaki metinler için, “duygusal bölümler neşelilerden biraz fazla oldu; çünkü ben böyleyim,” diyor.

Kitapta, yazarın Milli Mücadele’ye katılan büyükbabasına; Taş Mektep’te ilkokula giden babasına; Atatürk döneminde Kız Lisesi’nde okuyan annesine ve Halide Edip Adıvar’la birlikte, Ankara’da ev ev cepheye yardım örgütleyen babaannesine dair anlatımlar merkezde.

Yine burada, eski Kızılay binası, Güven Park, Atatürk Orman Çiftliği, Marmara Oteli, Arı Sineması, Ankara Garı, Eymür Gölü ve Kuğulu Park gibi, Ankara şehrinin başlıca simgelerine dair anı, öykü ve şiirler yer alıyor.

  • Künye: Ankaralı Olmak, Can Özoğuz, Delisarmaşık Yayınları, anı, 152 sayfa

Jonathan Weiner – Zaman, Aşk, Bellek (2008)

‘The Beak of the Finch’ isimli kitabıyla Pulitzer Ödülü kazanan Jonathan Weiner’dan, davranışların kökeni konusunda araştırmalarıyla ün yapmış Biyolog Seymour Benzer’ın hayatını konu edinen bir hikâye.

Roman, okurunu hem Benzer’ın bilimsel çalışmaları konusunda bilgilendiriyor hem de Pascal, Ezra Pound, Darwin ve Antigone’a uzanan bir edebiyat yolculuğuna çıkarıyor.

Roman her şeyden önce, yüzyılın bilimsel mirasına ve bu mirasa, “meyve sinekleri” teorisiyle büyük katkıda bulunmuş bir biyologa övgü niteliğinde.

  • Künye: Zaman, Aşk, Bellek, Jonathan Weiner, çeviren: Nihal Gökçe, Epsilon Yayıncılık, roman, 388 sayfa

Roy E. Stier – Muhteşem Savaşçı: Timurlenk (2008)

Roy E. Stier, Batıda Tamerlan olarak bilinen, kendi ismiyle anılan imparatorluğun komutanı Timurlenk’in hayatı ve öyküsü.

Stier, 1336 doğumlu Timurlenk’i “Yüce Savaşçı” şeklinde tanımlıyor.

Timurlenk yaşadığı dönemlerde, İran, Irak, Azerbaycan, Hindistan, Suriye, Çin ve Delhi’ye kadar bütün Asya’yı ve 1402 Ankara Savaşı’nda da, Osmanlı ordusunu mağlup ederek Anadolu’nun İzmir’e kadar olan bölümünü fethetmişti.

Kargaşanın, hırsın ve mutlak iktidarın hüküm sürdüğü Moğol topraklarında doğan Timurlenk’i, gençlik yıllarından başlayarak anlatan Stier, onun iktidar hırsı ve şiddetle örülü dünyasının nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Muhteşem Savaşçı: Timurlenk, Roy E. Stier, çeviren: Elçin Aşuroğlu, Elips Kitap, biyografi, 224 sayfa

İsmail Mert Başat – Gökyüzünden Başka Sınır Yok (2008)

İsmail Mert Başat’ın geçmiş yıllarda yayınlanmış üç deneme kitabından yaptığı bir seçki ile daha sonra kaleme aldığı denemeleri, bu kitapta bir arada…

Başat’ın, adını Endülüslü bir köylünün tümcesinden alan kitabındaki denemeler, dayatılmış bir hayat karşısında, bireyin ne tür savunma araçları yaratabileceğine odaklanıyor.

Başat bu savunma araçlarının başında sanatın geldiğini, çünkü sanatın küresel ve zihinsel hegemonya karşısında direnmeci ve özgürleştirici olanaklar barındırdığını düşünüyor.

Sanatta anlamın kuruluşu, estetik, sanatın felsefe, demokrasi ve barışla kurduğu bağlar, denemelerin konularını oluşturuyor.

  • Künye: Gökyüzünden Başka Sınır Yok, İsmail Mert Başat, Kırmızı Yayınları, deneme, 356 sayfa

Liz Greene ve Juliet Sharman-Burke – İçimizdeki Mitoloji (2008)

Günümüz insanının iç dünyasına, antik çağ mitolojilerindeki karakterlerin kişilikleri ve karakterleri çerçevesinden bakması, bu kitabın başlıca özgünlüğü.

Mitolojilerdeki bireyler de ayrılık, ihanet, geçim sıkıntısı, üçlü ilişkiler, ensest, kariyer kıskançlığı, ilişkilerde yaş farkından doğan sorunlar ve yıkıcı rekabet gibi, günümüzde de hissedilen sorunlardan mustaripti.

Modern çağ insanının kendi sorunlarıyla hesaplaşırken, eski söylencelerden de yararlanması gerektiğini savunan yazarlar, yaşanan bu sıkıntılara mitolojik hikâyelerin izini sürerek çözüm sunmayı amaçlıyor.

  • Künye: İçimizdeki Mitoloji, Liz Greene ve Juliet Sharman-Burke, çeviren: Rita Urgan, MB Yayınevi, mitoloji, 253 sayfa

Cevat Çapan – Şiir Çevir, Denize At (2008)

Cevat Çapan’ın, uzun yıllara yayılan çabalarının ürünü olan bu antoloji, otuz bir ülkeden, yetmiş dört şairin yüzlerce şiirini kapsayan dört dörtlük bir şiir hazinesi.

Şiirlerin çoğunluğu da, 1993 yılından 2004 yılına kadar, Cevat Çapan’ın Cumhuriyet gazetesinin ilk olarak Cumartesi ekinde, daha sonra da Kitap ekinin ‘Şiir Atlası’ sayfalarında kendilerine yer bulmuştu.

Çevirilerin bir süreli yayında yer alması ise, günümüz dünya şiirini geniş bir okuyucu kitlesine ulaştırmak anlamında önemli bir katkısı olmuştu.

  • Künye: Şiir Çevir, Denize At, çeviren ve hazırlayan: Cevat Çapan, Cumhuriyet Kitapları, antoloji, 559 sayfa

Joseph A. Michelli – Starbucks Deneyimi (2008)

‘Starbucks Deneyimi’, bu kahve zinciri bağlamında “sıradanlığın sıra dışılığa dönüşmesi”nin beş ilkesini anlatıyor.

Joseph A. Michelli, “Starbucks bir bardak kahveyi nasıl dünya çapında bir iş fenomeni haline getirdi?” sorusundan yola çıkarak, bu küresel şirketin başarısını, şirketin ticaret anlayışı, müşteri yaklaşımı ve çalışan profili üzerinden analiz ediyor.

1992’den beri hisseleri yüzde beş bin gibi büyük bir artış gösteren Starbucks, içecek alanında küresel anlamda da en ünlenmiş şirketlerden biri.

Michelli, kendine has çalışma yöntemleri olan bu şirket örneği üzerinden kurduğu beş ilkenin, benzer bir başarıya ulaşmayı hayal eden başka şirketler için de emsal teşkil edebileceği fikrine.

  • Künye: Starbucks Deneyimi, Joseph A. Michelli, çeviren: Leyla Aslan, Optimist Kitap, iş dünyası, 195 sayfa

Bruno Latour – Biz Hiç Modern Olmadık (2008)

  • BİZ HİÇ MODERN OLMADIK, Bruno Latour, çeviren: İnci Uysal, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 181 sayfa

Modern hayat, beraberinde getirdiği sıkıntılar ve hayal kırıklıkları nedeniyle, vaat ettiği “altın çağ”ı getiremedi. Hatta Fransız antropolog Bruno Latour daha da iddialı bir şekilde, modernlik sürecinin hiç başlamadığını düşünüyor. Latour, modern anayasanın hep asimetrik kaldığını, şeyleri temsil etmekle yükümlü bilimsel iktidar ile özneleri temsil etmekle yükümlü siyasal iktidar arasında hep bir ayrım icat ettiğini ve bu ikisi arasında kurulan ağların gücünü görmezden geldiğini savunuyor. Latour, “Modernler hem gerçekliği, hem dili, hem toplumu, hem de varlığı istemekte pekâlâ haklıdırlar. Haksız oldukları nokta onların sonsuza dek çelişkili olduklarını sanmaktır,” diyerek modern, antimodern ve postmodern süreçleri masaya yatırıyor.