H. Yıldırım Ağanoğlu – Üsküp Kitabı (2008)

  • ÜSKÜP KİTABI, H. Yıldırım Ağanoğlu, Fide Yayınları, şehir, 248 sayfa

‘Üsküp Kitabı’, H. Yıldırım Ağanoğlu’nun “annevatanım” dediği Üsküp’e odaklanan yazılarından oluşuyor. Kişisel bir şehir monografisi olarak okunabilecek kitap, Üsküp’e dair tarihi, turistik, edebi ve kültürel birçok bilgiyi bizimle paylaşıyor. Bunu yaparken Üsküplü olan annesinin hayatından hareket eden Ağanoğlu, Üsküp’ün camilerini, köprülerini, kalelerini, han ve hamamlarını, meşhur saat kulesini, şehirdeki Osmanlı izlerini, Üsküp mutfağını ve buna benzer pek çok detayı bizimle paylaşıyor.

 

Andrew Gross – Mavi Bölge (2008)

  • MAVİ BÖLGE, Andrew Gross, çeviren: Ali Cevat Akkoyunlu, Merkez Kitaplar, roman, 320 sayfa

Andrew Gross’un macera-gerilim yönleriyle öne çıkan ‘Mavi Bölge’si, başkahramanı Kate Raab’ın, ailesinin karanlık geçmişini keşfedişini hikâye ediyor. Parlak bir kariyerin ilk basamaklarına adım atmış Raab, sevgi dolu bir ailede yaşıyor ve yakın zamanda, âşık olduğu adamla evlilik yapmayı planlıyordu. Günün birinde, Raab’ın babası, FBI tarafından gözaltına alınır. Ailesiyle beraber zorunlu olarak tanık koruma programına alınan Raab, kendini uyuşturucu karteliyle FBI arasında yaşanacak bir mücadelenin ortasında bulur. İster istemez bu mücadelenin tarafı olmak zorunda kalacak Raab, üzerine titrediği ailesiyle hayatını adadığı kariyerini korumaya çalışacaktır.

 

Sibel Özbudun ve Temel Demirer – “Derin” Milliyetçiliğin Siyasal İktisadı (2008)

  • “DERİN” MİLLİYETÇİLİĞİN SİYASAL İKTİSADI, Sibel Özbudun ve Temel Demirer, Ütopya Yayınevi, siyaset, 384 sayfa

İki yazarlı ‘Derin Milliyetçiliğin Siyasal İktisadı’ başlıklı bu kitap, milliyetçiliğin Türkiye devletinin en başat reflekslerinden biri olduğunu ve Susurluk ile Şemdinli gibi deneyimlerin birer “yol kazası”, birer “sapma”dan ziyade, devletin milliyetçi refleksinin en başat örnekleri savunuyor. Yazarlar, yakın zamanda yaşanan Şemdinli ve Susurluk gibi olaylardan çok önce de, derin devlet denen yapının var olduğunu, ülkenin tarihsel arka planını inceleyerek gözler önüne seriyor. Kitap, bu yapıyı kaim kılan resmi ideolojiyi ve bunun beraberinde getirdiği ağır tarihsel faturayı değerlendiriyor.

Yasemin Yazıcı – Tırtıl Yağmuru (2008)

  • TIRTIL YAĞMURU, Yasemin Yazıcı, Everest Yayınları, öykü, 119 sayfa

‘Tırtıl Yağmuru’, daha önce ‘Saklambaç Oynuyorduk Zamanla’, ‘Vampir Tangosu’ ve ‘Kaybolan Kasaba’ isimli kitaplarıyla hatırlanacak Yasemin Yazıcı’nın on bir öyküsünden oluşuyor. Kitapta yer alan öyküler çoğunlukla, insanlığın güncel sorunlarından şiddete odaklanıyor. Yazıcı’nın öykülerindeki şiddet de, maddi ve görünür hallerinden ziyade gündelik hayata sinen, neredeyse fark edilemeyen yönleriyle veriliyor. Öyküler, dışarıdan bakıldığında sıradan görünen yaşamların, aslında nasıl da her türden şiddeti barındırabileceğini ve bunun zaman içinde nasıl içselleştirilebildiğini tasvir etmeleriyle dikkat çekiyor.

A. Kadir Konuk – Gido (2008)

  • GİDO: SIRAT KÖPRÜSÜNDE İKİ GÜN, A. Kadir Konuk, Ceylan Yayınları, roman, 320 sayfa

 

A. Kadir Konuk’un ‘Gido: Sırat Köprüsünde İki Gün’ isimli bu romanı, Deli Dumrul köprüsünden geçmek isteyen Gido’nun zorlu mücadelesini hikâye ediyor. Konuk’un iki farklı hayatı anlatan romanın karikatürleri de İlhami Erdoğan imzasını taşıyor. Gido, Gido’nun sağdıcı Derviş, askerlik arkadaşı Rıfkı, babası çaycı Ali, Sultan hanım, Güllü, Musa Usta ve kızı Güler etrafında dönen kurgu, Kürtlerin ve Türklerin Alevilerin ve Sünnilerin bir arada huzurlu bir şekilde yaşadıkları Erzincan’da geçiyor. Konuk’un kara mizah öğeleriyle öne çıkan romanı, Gido’nun sırat köprüsünde geçirdiği iki gün üzerinden Türkiye’nin sıkıntılı yakın tarihiyle bir hesaplaşmaya girişiyor.

Rafael de Nogales – Osmanlı Ordusunda Dört Yıl (2008)

  • OSMANLI ORDUSUNDA DÖRT YIL, Rafael de Nogales, çeviren: Vedii İlmen, Yaba Yayınları, anı, 301 sayfa

Tam adıyla Rafael de Nogales Mendez, 1914 yılında, V. Mehmed’in 1. Dünya Savaşı’na katılan Osmanlı ordusunda savaşmak üzere Sofya’dan İstanbul’a hareket etti. Nogales’in, 1924 yılında Buenos Aires’te bir Alman yayınevinde basılan bu kitabı da, kendisinin Osmanlı ordusunda bulunduğu 1915-1919 arasındaki anılarından oluşuyor. Nogales’in anılarının eksiksiz Türkçe’ye çevrilmesiyle önem arz eden kitap, yazarının mizahi üslubu, güçlü dili ve en çok da sıra dışı deneyimleriyle dikkat çekiyor. Dönem hakkında en çok başvurulan kaynaklardan biri olan anılar, Nogales’in yaşadığı maceralar kadar, birkaçına tanık olduğu Ermeni kıyımlarına dair gözlemleriyle de öne çıkıyor.

Kevin B. Anderson – Lenin, Hegel ve Batı Marksizmi (2014)

  • LENİN, HEGEL VE BATI MARKSİZMİ, Kevin B. Anderson, çeviren: Ertan Günçiner, Yordam Kitap, siyaset, 496 sayfa

‘Lenin, Hegel ve Batı Marksizmi’, Lenin’in 1914-1915 arasında kaleme aldığı ‘Hegel Defterleri’ni merkeze alarak, Lenin düşüncesinin ortodoks Marksistlerden ziyade Georg Lukács ve Frankfurt Okulu üyeleri gibi Hegelci ve Batılı Marksistlere daha yakın olduğunu savunuyor. Kevin B. Anderson, Lenin’in Hegel ve diyalektik üzerine yazılarını inceliyor; Lenin’in Hegel’i hangi bağlam içinde araştırdığını, Hegel’e olan ilgisinin ana hatlarını, Lenin’in 1914 sonrası toplumsal ve siyasal teorisini ve Lenin’in Hegel çalışmalarının, kendisinin 1917-1918’de geliştirmiş olduğu yeni öznellik kavramını nasıl etkilediğini tartışıyor.

Maksim Gorki – Amerika’dan İtalya’ya (2008)

  • AMERİKA’DAN İTALYA’YA, Maksim Gorki, çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu, Heyamola Yayınları, öykü, 232 sayfa

‘Amerika’dan İtalya’ya’, Maksim Gorki’nin Amerika’da kaleme aldığı yazılar ile İtalya’da yazdığı öykülerini bir araya getiriyor. Gorki, 1906 yılında, Bolşevik Parti’nin propagandasını yapmak üzere Amerika’ya gitmiş ve tahmin edileceği gibi, burada pek hoş karşılanmamıştı. Kitabın birinci bölümünde yer alan üç deneme, yazarın Amerika’da geçirdiği bu döneme dair izlenimlerinden oluşuyor. Kitabın ikinci bölümündeki öyküler de, Gorki’nin 1906-1913 yıllarında İtalya’da yaşadığı dönemde kaleme alındı. ‘Masallar’ başlığını taşıyan bu öyküler, aslında masaldan çok, İtalyan yaşam tarzının Rus yaşam tarzına uzak oluşunu ironik bir dille anlatan metinler.

Tarkan Barlas – Huzursuz Ruhlar (2008)

  • HUZURSUZ RUHLAR, Tarkan Barlas, Everest Yayınları, öykü, 123 sayfa

‘Huzursuz Ruhlar’, daha önce ‘Lanetli Oda’ isimli romanıyla hatırlanacak Tarkan Barlas’ın, on beş öyküsünü bir araya getiriyor. İnsan olmanın huzursuzluğu, iletişimsizlik, yabancılaşma, yalnızlık ve özgürlük, bu öykülerin asıl dokusunu oluşturuyor. Kitapta, Barlas’ın daha önce değişik dergilerde yayınlanan öyküleri ile yeni yazdığı öyküler bulunuyor. Barlas’ın öyküleri, özellikle yoğun bir anlatıma sahip olmaları ve sürprizler barındırmalarıyla ilgi çekiyor. Yazarın ‘Lanetli Oda’ isimli romanı, düzene yabancılaşmanın getirdiği bir isyan halini resmediyordu. Kendisinin bu öykülerinde de, benzer bir şekilde, yoğun bir sıkıntının ve huzursuzluğun izleri görülebiliyor.

 

Fuat Bozkurt – Semahlar (2008)

  • SEMAHLAR, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları, inceleme, 152 sayfa

Fuat Bozkurt ‘Semahlar’da, Alevi dinsel inancında önemli rolü bulunan semah olgusun ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. Arapça’da, “İşitmek, güzel ve iyi şöhreti, anlayışı duymak” anlamına gelen semah, terim olarak, müzik ezgilerini dinlemek, dinlerken vecde gelmek, kendinden geçip oynayıp dönmek anlamına geliyor. Bozkurt, Semah’ın, kadının peçe altında tutulduğu dönemlerde bile, kadın erkek birlikte oynandığını, bunun doğa ile insanın zorunlu uyumundan kaynaklandığını söylüyor. Kitabın birinci bölümü, sema ile semah arasındaki farkı, bunların hangi inanışlarca icra edildiğini anlatıyor. İkinci bölüm, çok sayıda semah türünü, üçüncü bölüm de, semah deyişlerini barındırıyor.