Dilek Kızıldağ Soileau – Koçgiri İsyanı (2017)

  • KOÇGİRİ İSYANI, Dilek Kızıldağ Soileau, İletişim Yayınları, tarih, 432 sayfa

Alevilik, Kürt tarihi, Koçgiri ve Dersim tarihi konularında birçok çalışması bulunan Dilek Kızıldağ Soileau’dan, Cumhuriyetin ilk dönemine rast gelen Koçgiri isyanı hakkında nitelikli bir sosyo-tarihsel analiz. Kürt siyasallaşmasının önemli bir ayağı olan isyanın, hem 1789 Fransız Devrimiyle belirginleşen ulus/ulusçuluk kavramlarının bir yansıması olarak hem de Sevr Antlaşması’nı dayanak alan “Bağımsız bir Kürdistan” kurmak amacıyla gerçekleştiği düşünülüyor. Soileau, kitabının birinci bölümünde, isyanın oluşma şartlarına tarihsel bir arka plan vermek amacıyla Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyıl merkezîleşme politikası ve Kürt bölgelerinde yansımalarını değerlendiriyor, 20. yüzyıl Kürt milliyetçiliğinin kökenleri araştırılıyor. Yazar kitabının devamında da, Mütareke sonrası Kürt siyasallaşmasının durumunu ve Koçgiri isyanını ortaya çıkaran ana dinamikleri analiz ediyor. Kitabın önemli katkılarından biri de, ele aldığı konuyu yalnızca tarihsel yönüyle değil, antropoloji, sosyoloji ve siyaset bilimi gibi farklı sosyal bilimlerin perspektifinden irdelemesi. Kitap, konuya dair neredeyse en önemli kaynak olan Meclis Arşivi’ndeki “Koçgiri Hadisesine Dair Heyet-i Tahkikiye Raporu”nun tamamını kullanan ilk akademik çalışma olmasıyla da dikkat çekmekte.

Elena Favilli ve Francesca Cavallo – Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler (2017)

  • ASİ KIZLARA UYKUDAN ÖNCE HİKÂYELER, Elena Favilli ve Francesca Cavallo, çeviren: Deniz Öztok, Hep Kitap, kadın, 212 sayfa

Toplumun engellemelerine, kadına dair tüm baskı ve önyargılara rağmen, hayallerindeki hayatı yaşamak için mücadele eden kadınların olağanüstü hikâyelerinden bir derleme. Dahi matematikçi Ada Lovelace’tan Müslüman kadınların ikonu haline gelen halterci Amna Al Haddad’a, altmış yaşında çocukluk tutkusu olan şiire başlayan ve ilk kitabını 75 yaşında yayımlayan Cora Coralina’dan Meksika’da devlet kongresinin başkanı seçilen ilk yerli kadın Eufrosina Cruz’a, bir köleyken özgürlüğü için sahibinden kaçan ve daha sonra başka köleleri de kurtaran Harriet Tubman’dan Mısır’ın ilk kadın firavunu olduğu gibi Mısır tarihindeki bütün firavunlardan daha uzun süre saltanatta kalmış Hatşepsut’a, tamı tamına 100 kadının ufuk açıcı hikâyesi, bu kitapta. Bu kadınlara ait özlü sözlerle de desteklenmiş kitap, iki önemli rekora da sahip. Bunlardan ilki, bir milyon doların üzerinde bir rakamla, internet üzerinden en fazla maddi destek alan özgün kitap oluşu, ikincisi de, dünyanın farklı yerlerinden altmış kadın sanatçının çizimlerini barındırması. Kitabın adı sizi yanıltmasın, bizce burada bir araya getirilen hikâyeler, yalnızca asi kızlara değil, erkeklere de fazlasıyla hitap edecek türden.

John Julius Norwich – Dört Hükümdar (2017)

  • DÖRT HÜKÜMDAR, John Julius Norwich, çeviren: Ebru Kılıç, Hep Kitap, tarih, 240 sayfa

‘Bizans’ isimli üç ciltlik bir çalışması bulunan John Julius Norwich, dünyanın önde gelen tarihçileri arasında yer alıyor. Yazar bu ilgi çekici çalışmasında da, dünya tarihine yön vermiş 16. yüzyıldan dört hükümdarın hayatını, zengin ayrıntılar eşliğinde anlatıyor. Bu dört isim şöyle: Fransız Rönesansı’na büyük katkılarda bulunduğu gibi Protestanlara yönelik acımasızlığıyla da bilinen I. François; Anglikan Kilisesi’ni kurmasıyla olduğu kadar skandal evlilikleriyle de hatırlanan VIII. Henry; Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun başında yer alan ve kendi isteğiyle tahtı bırakan ender krallardan V. Karl ve Avrupa’nın Suleiman the Magnificent dediği, Osmanlı’yı Avrupa’da da önemli bir güç haline getiren Kanuni Sultan Süleyman… Kitap, bu dört önemli ismin hayatlarını, çalışmalarını ve etkilerini kapsamlı bir şekilde anlattığı gibi, 16. yüzyılın siyasi bir panoramasını çizmesiyle de aydınlatıcı bir okuma vaat ediyor.

Orhan Koloğlu – Türk-Arap İlişkileri Tarihi (2017)

  • TÜRK-ARAP İLİŞKİLERİ TARİHİ, Orhan Koloğlu, Tarihçi Kitabevi, tarih, 392 sayfa

Orhan Koloğlu, Araplarla Türkler arasında 1500 yıla yakın bir süredir devam eden ilişkinin siyasi, sosyal ve kültürel boyutlarını irdeliyor. Türklerin İslam’a giriş sürecinden Arap Baharı’na uzanan geniş bir zaman diliminde dolaşan Koloğlu, İslamiyet’in Orta Asya’da yayılmaya başlamasından Selçuklular’ın Bağdat’ın yönetimini alışına, Selefiye- Mutezile çekişmesinde Türkler ile Arapların aldığı pozisyondan İstanbul’un fethinin Türk-Arap ilişkilerine etkilerine, Osmanlı’nın güç kaybetmeye başladığı dönemde ortaya çıkan Arap sorunundan Hicaz demiryolu girişimine ve Arap isyanlarından sonra Ortadoğu’da birçok yeni Arap devletinin ortaya çıkışına pek çok konuyu irdeliyor. Kitap hem iki halk arasındaki uzun ilişkiyi ayrıntılı bir şekilde ortaya koyması hem de Irak ve Suriye başta olmak üzere, Ortadoğu’da bugün yaşanmakta olan siyasi ve toplumsal olayların arka planını aydınlatmasıyla önemli.

Donald Quataert – Osmanlı Devleti’nde Avrupa İktisadi Yayılımı ve Direniş: 1881-1908 (2017)

  • OSMANLI DEVLETİ’NDE AVRUPA İKTİSADİ YAYILIMI VE DİRENİŞ: 1881-1908, Donald Quataert, çeviren: Sabri Tekay, İletişim Yayınları, tarih, 248 sayfa

Osmanlı ve Ortadoğu tarihi üzerine pek çok çalışması bulunan Profesör Quataert bu çalışmasında, 19. yüzyılda Avrupa’nın ekonomik olarak güçlenmesi, buna karşılık Osmanlı ekonomisinin zayıflaması karşısında Osmanlı toplumunda bu gerilemeye nasıl tepkiler verildiğini araştırıyor. 19. yüzyıl Osmanlı ekonomisinin bir panoramasını çizerek çalışmasına başlayan Quataert, Osmanlı’da tütün ticaretini yeniden yapılandırma çabasının ürünü olan Reji’nin kuruluşunu; Zonguldak’taki madenleri işlemek için kurulan Ereğli Şirketi’ni; yapımı hız kazanan Anadolu demiryolunun siyasi, askerî, toplumsal ve iktisadî etkilerini; liman işçileri loncalarıyla şirketler arasındaki büyük çekişmeyi ve buna benzer pek çok gelişmeyi irdeliyor. Kitap, 19. yüzyılın sonlarında sermaye yatırımlarındaki genişleme ve ticaretteki artışın egemen sınıflar dışında kalan halk kesimlerinde ortaya çıkardığı değişimleri ortaya koymasıyla önemli.

Jonathan Levi – Septimanya (2017)

  • SEPTİMANYA, Jonathan Levi, çeviren: Doğacan Dilcun Doğan, Maya Kitap, roman, 320 sayfa

Felsefeden hayata, dinden bilime ve tarihe birçok tema barındıran ilginç bir hikâye. Cambridge’te bir kilisede org tamircisi olarak çalışan romanın başkahramanı Malory, günün birinde kusursuz bir matematik dehası olan Louiza’yla tanışır. İkili arasında büyük bir aşk yaşanmaya başlar, ama Louiza kısa bir süre sonra ortadan kaybolur. Malory, sevgilisinin izini sürerek Roma’ya varır. Fakat Roma’da kendisini büyük sürprizler beklemektedir. Mesela Malory, Şarlman tarafından Yahudilere verilen Septimanya Krallığı’nın varisi olduğunu öğrenir. İşin ilginç tarafı, Malory’nin yaşayacağı garipliklerin bununla sınırlı kalmamasıdır.

John Yeoman – Beatrice ve Vanessa (2017)

  • BEATRICE VE VANESSA, John Yeoman, resimleyen: Quentin Blake, çeviren: Behlül Dündar, Hep Kitap, çocuk, 32 sayfa

Kadim dostlar koyun Beatrice ile keçi Vanessa, çiftlikteki sıkıcı hayatlarına bir mola vermek için tatile çıkmaya karar verirler. Fakat daha önce hiç tatil deneyimleri olmayan iki kafadar, yanlarına ne alacaklarını bilememektedir. Çiftlikte buldukları alakalı alakasız neredeyse her şeyi çantalarına tıkıştıran ikili, ormandaki maceralı yolculuklarına koyulur. Peki, yanlarına aldıkları eşyalar onların işine yarayacak mı? Yoksa kahramanlarımız bu eşyaları kullanacakları daha yaratıcı alanlar mı bulacaklar? 1960’lardan bu yana ortaklıkları devam eden yazar John Yeoman ile çocuk kitapları resimleyen Quentin Blake’ten keyifli ve esprili bir hikâye. Blake’in 2002’de Hans Christian Andersen Ödülü kazandığını da belirtelim. İki ismin ortak imzalı 46 kitabı bulunuyor ve kısa bir süre önce de, ikilinin ‘Gökte Kuşlarla’ adlı kitabı da yine Hep Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı.

Umur Bugay – Oğlum Adam Olacak (2017)

  • OĞLUM ADAM OLACAK, Umur Bugay, Tarihçi Kitabevi, anı, 288 sayfa

‘Kapıcılar Kralı’, ‘Düttürü Dünya’ ve ‘Çöpçüler Kralı’ gibi filmler ile ‘Bizimkiler’ ve ‘Yazlıkçılar’ gibi dizilerin senaryo yazarı olarak Türkiye sinema ve dizi dünyasına unutulmaz katkılar yapmış senarist, oyuncu, yönetmen, dramaturg ve yazar Umur Bugay’dan anılar ve öyküler. Bugay, 1940 yılının Ekim ayında Ankara Etlik’te Kâzım Karabekir Paşa’nın eski köşkünde hayata gözlerini açışından başlayarak ailesini, yetiştiği çevreyi, eğitim yıllarını, erken yaşlarında başlayan tiyatro aşkını, sinema dizi dünyasındaki günlerini ve bu dönemde tanıdığı isimlere dair anı ve gözlemlerini çarpıcı ve kendine has bir üslubuyla bizimle paylaşıyor. Kitap ayrıca, ilginç kişi ve olaylar barındıran öyküleriyle de okurunu tebessüm ettiriyor. Bugay’ın keyifle okunacak ve yakın tarihten birçok olayı yeniden gözümüzde canlandıracak güçte bir tanıklık.

Doğan Hasol – 20. Yüzyıl Türkiye Mimarlığı (2020)

Yirminci yüzyılda bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de birçok alanda çarpıcı gelişmeler, değişmeler ve dönüşümler yaşandı.

Mimarlık da, bu dönüşümlerin yaşandığı alanlardan biri olarak öne çıktı.

Doğan Hasol, bu aralar yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan eldeki kapsamlı çalışmasında, 600 yıl sonra ömrünü tüketmiş bir imparatorluğun ardından kurulan Cumhuriyet’in ülkenin mimarlığında ne gibi dönüşümler meydana getirdiğini araştırıyor.

Türkiye’nin yüz yıllık mimarlık birikimini yorumlayan Hasol, konu hakkında derli toplu bir envantere imza atmış.

Yirminci yüzyıl başındaki Türk mimarlığından ulusalcı mimarlık akımına, genç Cumhuriyet’in konuğu olan yabancı mimarların katkılarından 1930’lardaki modernlik arayışına, 1950’lerdeki modernist arayışlardan 1980’lerle birlikte küreselleşme ve neoliberalizm süreçlerinin mimarlığa yansımalarına kadar ilgi çekici pek çok konu, zengin örnekler eşliğinde burada ele alınıyor.

Yakın tarihlerde, rant uğruna, örneğin 1940’lı yıllarda inşa edilmiş ve erken Cumhuriyet döneminin özgün yapılarından biri olarak kabul edilen Karaköy Yolcu Salonu gibi pek çok eşsiz yapı, sessiz sedasız şekilde yıkıldı.

Bu kitap ise, benzer kayıplar yaşanmaması adına bir uyarı niteliğinde.

  • Künye: Doğan Hasol – 20. Yüzyıl Türkiye Mimarlığı, YEM Yayın, 307 sayfa, 2020

Murat Sevinç – Türkiye’nin Anayasa İmtihanı (2017)

  • TÜRKİYE’NİN ANAYASA İMTİHANI, Murat Sevinç, İletişim Yayınları, hukuk, 192 sayfa

16 Nisan’da referanduma sunulacak “Partili Cumhurbaşkanlığı” anayasa değişikliğinin dünyada örneği yok. Cumhurbaşkanı’nın hiçbir güç tarafından denetlenemediği bu anayasa, toplumun önemli bir kesiminin gözünde “rejim değişikliği”ni yaratacak büyük bir tehdit olarak da algılanmakta. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Kürsüsü öğretim üyesiyken 2017 Şubatı’nda Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi’yle görevine son verilen, Türkiye’nin önde gelen anayasa hukukçularından Murat Sevinç de, “Partili Cumhurbaşkanlığı”nın siyasal, tarihsel ve anayasal boyutunu analiz ediyor ve bu konuda merak edilen birçok noktayı aydınlığa kavuşturuyor. 1924 Anayasası’ndan son dönemde gerçekleştirilen anayasa değişikliklerine kadar Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı kurumunun serüvenini izleyen Sevinç, ardından, Türkiye sağ/muhafazakâr/İslâmcı siyaset çizgisinin hükümet sistemi önerilerini çok yönlü bakışla irdeliyor. Kitabın ekler bölümünde ise, 1982 Anayasası döneminde ses getirmiş anayasa önerileri yer alıyor. Sevinç’in kitabını, halkoylaması sürecinde konuyla ilgili bize yol gösterecek kısa ve öz bir rehber olarak öneriyoruz.