Ece Güner Toprak – Başarabiliriz: Demokratik Bir Anayasa Önerisi (2021)

“Türk tipi” başkanlık sistemi, bu ülkeye yarar getirmekten ziyade büyük zararlar verdi.

Hukukçu Ece Güner Toprak ise, daha 2017 referandumundan önce Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı toplumu ilk uyaranlardan olmuştu.

Toprak’ın elimizdeki kitabı ‘Başarabiliriz’ ise, her seviyeden okurun rahatça anlayabileceği; somut, sade ve anlaşılır demokratik bir yeni anayasa önerisi sunuyor.

Türkiye, yeni anayasa kabul edildiğinden bu yana büyük sorunlarla boğuşuyor.

Ülke; ekonomi, demokrasi, adalet, devletin kurumsal yapısı gibi pek çok alanda ağır bir krizin içinde debelenip duruyor.

Toprak’ın çalışması, bir alternatif var mı diye merak edenlere, güçlü bir alternatif sunuyor ve hukukun iyileşmesiyle ekonominin de iyileşeceğini belirtiyor.

Kitap, somut, gerçekçi, ayrıntılı, demokratik bir anayasa reformu önerisi, güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi sunarak 21. yüzyılı yakalayabilen, Cumhuriyetin ilkeleriyle uyumlu bir vizyon ve kilit yapısal reform önerileri barındırıyor.

  • Künye: Ece Güner Toprak – Başarabiliriz: Demokratik Bir Anayasa Önerisi, Doğan Kitap, hukuk, 640 sayfa, 2021

Kolektif – Kritik Kavşak (2015)

Parlamenter sistemle başkanlık sistemi arasındaki farkları kuramsal ve tarihsel bir perspektifle irdeleyen, kaynak niteliğinde bir çalışma.

Kitap, demokratik sistemleri karşılaştırmakta, Türkiye’nin otoriterlikle sınavını değerlendirmekte ve Erdoğan’ın en büyük hayali olan başkanlık sisteminin olası tehlikelerini gözler önüne sermekte.

Kitapta,

  • Başkanlık sisteminin tehlikeleri,
  • Demokratik sistemlerin karşılaştırılması,
  • Siyasal kültürün merkeziliği,
  • Bölünmüş toplumlar için anayasa tasarımı,
  • Alaturka başkanlık rejimi ve Türkiye’nin otoriterlikle imtihanı,
  • Türkiye’de başkanlık sistemine kamuoyu desteği,
  • Ve bunun gibi pek çok konu ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Juan J. Linz, Donald L. Horowitz, Seymour Martin Lipset, Arend Lijphart, Ergun Özbudun, Sabri Sayarı, Serap Yazıcı, Adam Szymanski, Üstün Ergüder, Ayşen Candaş, Ersin Kalaycıoğlu, Selim Erdem Aytaç ve Ali Çarkoğlu.

  • Künye: Kolektif – Kritik Kavşak, derleyen: Cem Akaş, Koç Üniversitesi Yayınları

Rıdvan Akın – Gazi’den Günümüze Cumhurbaşkanlığı (2009)

Rıdvan Akın ‘Gazi’den Günümüze Cumhurbaşkanlığı’nda, Türkiye siyasal tarihinde Cumhurbaşkanlığının yerini saptıyor.

Bu konuyu, 1923-2007 zaman aralığında inceleyen Akın, Cumhurbaşkanlığının Türkiye’de sistemin kilit makamı olduğunu, hiçbir cumhurbaşkanının tören adamı kimliğiyle yetinmediğini ve baştan beri Çankaya ile diğer siyasal aktörler arasında oldukça sıkı ilişkiler kurulduğunu söylüyor.

Akın, tek parti döneminden günümüze, yaşanan siyasal gelişmelerin Cumhurbaşkanlığı’ndaki izdüşümlerini; birçok ayrıntının hem cumhurbaşkanının seçilme sürecini hem de sonrasındaki ilişkileri nasıl etkilediğini kapsamlı bir şekilde araştırıyor.

  • Künye: Rıdvan Akın – Gazi’den Günümüze Cumhurbaşkanlığı, İş Kültür Yayınları, inceleme, 296 sayfa

Ahmet Gülen – Türkiye’de Partili Cumhurbaşkanı Tartışmalarının Kısa Tarihçesi (2018)

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ardından Mustafa Kemal Atatürk ve kendisinin ardından gelen İsmet İnönü, hem CHP Genel Başkanlığı ve hem de Cumhurbaşkanlığı görevlerini üstlenmişti.

Bugün sağ cenahta yer alan siyasetçiler şimdilerde canı gönülden “Partili Cumhurbaşkanlığı”nı savunurken, Atatürk ve İsmet İnönü’nün bu konumunu referans gösterse de, onların öncüleri olan Demokrat Parti idarecileri o zamanlar bugünkü sağ parti idarecileriyle tamı tamına zıt söylemlere sahipti.

CHP’ye muhalif parti idarecilerine göre Cumhurbaşkanı partisiz olmalı ve Devlet Başkanı partiler arası ilişkilerde bir tür hakem görevi üstlenmeliydi.

İşte Ahmet Gülen de bu önemli çalışmasında, ağırlıklı olarak çok partili dönemlerde kurulan muhalefet partilerinin “Parti Başkanlığı – Devlet Başkanlığı” birleşmesine değerlendirmelerinin ve buna yönelttikleri eleştirilerinin izini sürüyor.

1923-1950 arasında iktidarda bulunan CHP idarecilerinin eleştiriler karşısındaki tutum ve davranışlarını da irdeleyen Gülen’in çalışması, cumhuriyetin erken dönemi sayılan ilk 27 yılında ortaya çıkan “Partili Cumhurbaşkanı” tartışmalarına ışık tutmasıyla önemli.

  • Künye: Ahmet Gülen – Türkiye’de Partili Cumhurbaşkanı Tartışmalarının Kısa Tarihçesi (1923-1950), Tarihçi Kitabevi, tarih, 120 sayfa, 2018

İbrahim Ö. Kaboğlu – 15 Temmuz Anayasası (2017)

Anayasa hukukçusu Profesör İbrahim Kaboğlu, son dönemdeki KHK’lardan biriyle üniversitedeki görevinden atıldı.

Türkiye’nin anayasa çalışmaları denince ilk akla gelen isimlerden olan Kaboğlu elimizdeki önemli çalışmasında da, OHAL altında, KHK’ların gölgesinde 16 Nisan’da, sonuçlarına dair önemli şüphelerin bulunduğu bir referanduma götürülen yeni anayasayı tartışıyor.

Yazar,

  • Yeni anayasanın neden kabul edilemez olduğunu,
  • Yeni anayasanın siyasi, ekonomik ve toplumsal açılardan neler getireceğini,
  • Türk tipi başkanlık sisteminin sakıncalarını,
  • Ve yurttaşların, bütün bunlara karşı, yılların mücadelesine dayanan demokratik kazanımlarına nasıl sahip çıkabileceklerini irdeliyor.

Çalışma, yeni anayasanın beraberinde neler getirdiğini tüm açıklığıyla görmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: İbrahim Ö. Kaboğlu – 15 Temmuz Anayasası, Tekin Yayınevi, hukuk, 232 sayfa

Murat Sevinç – Türkiye’nin Anayasa İmtihanı (2017)

  • TÜRKİYE’NİN ANAYASA İMTİHANI, Murat Sevinç, İletişim Yayınları, hukuk, 192 sayfa

16 Nisan’da referanduma sunulacak “Partili Cumhurbaşkanlığı” anayasa değişikliğinin dünyada örneği yok. Cumhurbaşkanı’nın hiçbir güç tarafından denetlenemediği bu anayasa, toplumun önemli bir kesiminin gözünde “rejim değişikliği”ni yaratacak büyük bir tehdit olarak da algılanmakta. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Kürsüsü öğretim üyesiyken 2017 Şubatı’nda Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi’yle görevine son verilen, Türkiye’nin önde gelen anayasa hukukçularından Murat Sevinç de, “Partili Cumhurbaşkanlığı”nın siyasal, tarihsel ve anayasal boyutunu analiz ediyor ve bu konuda merak edilen birçok noktayı aydınlığa kavuşturuyor. 1924 Anayasası’ndan son dönemde gerçekleştirilen anayasa değişikliklerine kadar Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı kurumunun serüvenini izleyen Sevinç, ardından, Türkiye sağ/muhafazakâr/İslâmcı siyaset çizgisinin hükümet sistemi önerilerini çok yönlü bakışla irdeliyor. Kitabın ekler bölümünde ise, 1982 Anayasası döneminde ses getirmiş anayasa önerileri yer alıyor. Sevinç’in kitabını, halkoylaması sürecinde konuyla ilgili bize yol gösterecek kısa ve öz bir rehber olarak öneriyoruz.