Alain – Zihnin Bekçileri (2024)

Fransız filozof Alain, kesin inançların sarsıldığı ve öğretilerin parçalandığı bir dünyada okuru sürekli bir “zihin nöbeti” tutmaya davet ediyor.

Bir dizi denemeyle insanlık durumunun engin bir keşfine çıkan Alain, her metniyle, etrafı saran vehim ve peşin hükümler karşısında zihni terbiye etmeye ve entelektüel teyakkuzu sağlamaya yönelik bir berraklık talimine girişiyor.

Yöntem bellidir: Şüphe geliştirilmeli, görünüşlere güvenmemeli, kendi için düşünme teşvik edilmelidir zira insanlar en önemli şeyi, kendisiyle yetinildiğinde her fikrin yanılgıya dönüştüğünü unutmuş durumdadır.

İster ufuktaki ay üzerine düşünülsün ister Einstein’ın göreliliği üzerine kafa yorulsun yahut iktidarın işleyişi irdelensin, düşünebilme hürriyeti her gün verilen bir mücadele ve kolay kazanılmayan bir zaferdir.

Ömrü zaten kısa olan insanlar için hakikat anlıktır.

O, görülmeli, dile getirilmeli ve o anda yerine getirilmelidir.

‘Zihnin Bekçileri’, dünyayı anlamaya ve dünyada kendi yerini bulmaya çalışan herkes için önemli bir rehber.

  • Künye: Alain – Zihnin Bekçileri, çeviren: Gonca Arslan, Akademim Yayıncılık, felsefe, 268 sayfa, 2024

Franz Boas – Irk ve Demokratik Toplum (2024)

Modern antropolojinin kurucusu Franz Boas’ın ‘Irk ve Demokratik Toplum’ çalışması ırk, kültür ve demokrasi arasındaki çok yönlü bağların güçlü bir incelemesi.

İnsan davranışının ve toplumsal rollerin biyolojik bir belirleyicisi olarak ırkın hâkim kavramlarına meydan okuyan Boas, bir dizi deneme ve konferans aracılığıyla, tarihsel olarak ırkçılığı ve toplumsal hiyerarşileri meşru kılan sözde bilimsel iddiaları titizlikle ortadan kaldırırken kültürel farklılıkların doğuştan gelen ırksal özelliklerin bir sonucu olmadığını, bunun yerine tarihsel ve çevresel faktörler tarafından şekillendirildiğini savunur.

Bireylerin ırksal ya da etnik geçmişlerinden ziyade, katkılarından dolayı değer gördüğü gerçek anlamda demokratik bir toplumun inşa edilmesinde entelektüel özgürlüğün ve eğitimin önemine dikkat çeker.

‘Irk ve Demokratik Toplum’, ırkçılığa karşı süregelen mücadelelerin ve demokratik toplumlarda sosyal adalet arayışının kavranmasında önemli bir kaynak olmaya devam ediyor.

  • Künye: Franz Boas – Irk ve Demokratik Toplum, çeviren: Feride İlknur Makta, Akademim Yayıncılık, antropoloji, 248 sayfa, 2024

Arif Dirlik – Küresel Modernite (2024)

Küreselleşme, kapitalizm ve modern Asya çalışmalarının önde gelen otoritelerinden Arif Dirlik, yakın geçmişe dair kavramsal, teorik ve aktüel birçok tartışmayı olağanüstü bir yetkinlikle harmanlayarak okurlarına doksanların başından bu yana giderek şiddetlenen küresel kapitalizmin ve Batı modernitesinin nihai evresi olarak “küresel modernite”nin eleştirel bir panoramasını sunuyor.

Küresel ekonomik, kültürel ve siyasal ağlar yaratmaları bakımından sömürge imparatorluklarının mirasından yirminci yüzyıldaki Amerikan hegemonyasına, on dokuzuncu yüzyılın klasik liberalizmden günümüzün neoliberal ittifaklarına, kapitalist Batı Bloku’na karşı Çin, Üçüncü Dünya ve Küresel Güney alternatiflerinin çabalarından güç ilişkilerinde ulusal hükümetlerin yerini çok-uluslu şirketlerin almaya başlamasına dek pek çok konuda kışkırtıcı bir değerlendirme yapan Dirlik, çağdaş insanlık durumunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Arif Dirlik – Küresel Modernite: Küresel Kapitalizm Çağında Modernite, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Akademim Yayıncılık, siyaset, 192 sayfa, 2024

Jane Bennett – Canlı Madde (2024)

Doğa, etik ve duygulanım üzerine çalışmalarıyla tanınan siyaset kuramcısı Jane Bennett, odağını insanların şeyleri deneyimlemesinden şeylerin kendisine yönelterek insan ve insan dışı bedenlerin arasında ve içerisindeki “yaşamsal maddeselliği” kuramlaştırırken bu bedenlere has güçlerin bir görünüp bir kaybolan kümeleşmelerinin etkisi olarak addettiği “eyleyicilik” doğrultusunda gelişebilecek bir siyaset teorisinin izini sürüyor.

Kök hücreler, omega-3 yağ asitleri, elektrik, metal ve çöp gibi şey ve maddeler Spinoza, Nietzsche, Thoreau, Darwin, Adorno ve Deleuze’den kavramlarla tartışılırken Batı felsefesinde maddenin canlılığı üzerine düşünmenin uzun tarihi sunuluyor.

Kant, Bergson ve embriyolog Hans Driesch’in maddenin yaşamsal gücüne bakış açılarını karşılaştıran Bennett, yaşamsal materyalizmde “yeşil materyalist” bir ekofelsefenin hatlarını çiziyor.

  • Künye: Jane Bennett – Canlı Madde: Şeylerin Politik Ekolojisi, çeviren: Başak Ağın, Akademim Yayıncılık, felsefe, 240 sayfa, 2024

Hüsamettin Çetinkaya – Gilbert Simondon (2024)

Yirminci yüzyılın önemli Fransız filozoflarından Gilbert Simondon’un adı, felsefe dünyasında son dönemde yeniden duyulmaya başlandı.

Bireyleşme, teknoloji, ontoloji ve metafizik üzerine geliştirdiği düşünceleriyle Deleuze, Latour, Stengers ve Stiegler gibi önemli isimlere ilham kaynağı olan Simondon, varoluşa dair yeni bir yaklaşım sunarak çağdaş teknoloji felsefesi, medya teorisi ve bilişsel bilimler gibi birçok alanda derin etkiler yaratarak yerleşik anlayışları köklü bir değişime çağırıyor.

Bireyleşme felsefesinde Aristotelesçi hilomorfizm düşüncesini eleştirirken Bachelard ve Bergson’un düşüncelerini sentezleyip onların da ötesine geçen Simondon, ilişkilerin gerçekçiliğinden bireyleşme rejimlerinin ontolojisini ortaya koyuyor.

Tutkuyla sürülen iz de bellidir: felsefe tarihini bireyleşme kavramına göre yeniden yazmak ve teknolojiyi kültürle etkin bir şekilde bütünleştirebilecek bir felsefi düşünce inşa edebilmek.

Hüsamettin Çetinkaya, Simondon’un düşünce dünyasına yakından bakıyor.

  • Künye: Hüsamettin Çetinkaya – Gilbert Simondon: Bireyleşme Felsefesi, Akademim Yayıncılık, felsefe, 252 sayfa, 2024

Alain – Mitolojiye Giriş (2024)

Ünlü Fransız deneme yazarı ve filozof Alain, mitoloji üzerine yapılan geleneksel ve tasnifçi çalışmalardan ziyade, mitlerin doğası ve işlevleri ile zaman ve mekânı aşarak insanın düşünce ve davranışları üzerinde nasıl derin bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

Mitlerin nasıl oluştuğu ve varlıklarını neden sürdürdüklerine de odaklanan Alain, miti evrensel bir fenomen olarak incelerken onların korkulardan, umutlardan ve dünyayı anlamlandırma ihtiyacından nasıl doğduğunu ele alıyor.

Karmaşık felsefi mefhumları geniş bir kitle için erişilebilir kılmaya çalışan Alain’in berrak üslubuyla kaleme aldığı bu özgün ve ufuk açıcı inceleme, mitolojiye ilk temas için ideal ve aynı zamanda kişinin kendisi üzerine eğilmesi ve inançları hakkında kafa yorabilmesi açısından esaslı bir davettir.

  • Künye: Alain – Mitolojiye Giriş, çeviren: Ada Küçükmetin, Akademim Yayıncılık, mitoloji, 112 sayfa, 2024

Ulaş Tanrıkul – Ağaç Mitolojisi (2024)

Kökleri yeraltına, dalları göğe uzanan ağaç, insanlık tarihinin en kadim ve en kutsal simgelerinden biridir.

Üst, orta ve alt dünyaları birbirine bağlayan ağaç tarihöncesinden beri bir hac ve tapınak merkezi oldu.

Bugün az sayıdaki avcı-toplayıcı halkın hâlâ kutsal ağaçları vardır ve topraklarından sürgün edilmiş olsalar bile o ağaçları ziyaret etmeye devam ediyorlar.

Ortaçağın sonlarında Doğu Avrupa’daki son pagan toplumların dinini değiştirmek isteyen misyonerler kutsal korulara saldırmıştı. Neolitik ilahlardan önce ağaçlar vardı.

Atalarımız onların gölgesine sığınıp dua etti.

Kışın yapraklarını döküp baharda yeniden dirilen ağaç tanrısal tezahürün en arkaik biçimlerinden biridir.

‘Ağaç Mitolojisi’, dünyayı anlamlandırma maceramızın, korkularımızın ve ümitlerimizin tarihine bakıyor.

  • Künye: Ulaş Tanrıkul – Ağaç Mitolojisi: Ritüeller, İnançlar, Mitler, Akademim Yayıncılık, mitoloji, 132 sayfa, 2024

Kolektif – Analitik Felsefeyi Tanımak (2024)

Analitik felsefe geleneğinin önemli metinleri sıklıkla zahmetli bulunur.

Bu kitap geleneğin etkili ve şimdiden klasikleşmiş kimi metinlerinin kavranabilmesi için kolaylaştırıcı nitelikteki bir okuma rehberidir.

Moore, Quine, Russell ve Wittgenstein’ın ünlü eserlerini incelemenin yanı sıra Türkçe literatürde daha az yer bulan Carnap, Kripke ve Davidson’ın çalışmalarını da ele alan bu kolektif çalışma yalnızca analitik yaklaşımı ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda gelenek içinde fikir birliğinin olmadığını da ortaya koyuyor.

İster yeni başlayan meraklı biri ister birikimli bir felsefe okuru olun, bu rehber analitik düşüncenin zamana meydan okuyan ve gelişen manzarasında ilham verici bir yol haritası sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Analitik Felsefeyi Tanımak: Seçilmiş Metinler Üzerine Okuma Rehberi, editör: M. Cem Kamözüt, Umut Morkoç, Akademim Yayıncılık, felsefe, 180 sayfa, 2024

Benjamin Constant – Modernlerinki ile Karşılaştırıldığında Antik Çağ’dakilerin Özgürlüğü Üzerine (2024)

Özgürlüğün Antik Çağ’dan Modern Çağ’a evrimini eleştirel bir bakış açısıyla inceleyen Fransız liberalizminin 19. yüzyıldaki önde gelen temsilcilerinden Benjamin Constant klasikleşen bu metninde, özgürlüğü siyasal iktidara aktif ve daimi katılımla özdeşleştiren anlayışın antik toplumların özel şartlarının bir sonucu olduğunu ve modern toplumlara uygun olmadığını savunuyor.

Ona göre özel alanın ve kişisel hazların öne çıktığı modern ticari toplumlara daha uygun olan, bireysel bağımsızlık anlamında özgürlüktür.

Nitekim Fransız Devrimi örneğinde kolektivist özgürlük düşüncesini modernliğe uygulama girişimleri insani acılara neden olmuş ve baskıcı bir rejimle sonuçlanmıştır.

Gücün doğası, egemenliğin sınırları ve bireysel özgürlük ile ortak çıkar arasındaki hassas denge üzerine esaslı bir perspektif sunan Constant, okuru siyasi sistemler, bireysel haklar ve özgürlüğün özüne dair anlayışlarını yeniden değerlendirmeye davet ediyor.

  • Künye: Benjamin Constant – Modernlerinki ile Karşılaştırıldığında Antik Çağ’dakilerin Özgürlüğü Üzerine, çeviren: Büşra Akkökler Karatekeli, Akademim Yayıncılık, siyaset, 132 sayfa, 2024

Abdullah Kaygı – Sanat Felsefesi ve Sinema Sanatı (2024)

Sanat bilgi kaynağı olabilir mi?

‘Sanat Felsefesi ve Sinema Sanatı’nda bu soruya cevap aranırken iki temel perspektif inceleniyor: malzemede mahirlik gerektiren ve estetik nitelikleri vurgulayan zanaatkârlık olarak sanat ile insanlık durumuna dair derin içgörüler sunan evrensel hakikatlerin aktarıcısı olarak sanat.

Her iki görüşü titizlikle ele alan yazar, çağdaş sanat kuramlarının yarattığı kavram kargaşasında sanatın sonunun geldiği iddialarını da çözümlüyor.

Buna göre çağımız sanat kuramlarının bizleri getirdiği yer, sanatın inkârıdır.

Bundan kurtulmanın yolu ise Aristoteles’in insanın doğasındaki olanakları sunan bir disiplin olarak sanat görüşüne ve Kant’ın tekil olanda evrensel olanı gören ve gösteren bir etkinlik olarak sanat görüşüne geri dönmektir.

  • Künye: Abdullah Kaygı – Sanat Felsefesi ve Sinema Sanatı, Akademim Yayıncılık, sanat, 208 sayfa, 2024