Franco “Bifo” Berardi – Başkaldırı (2024)

‘Başkaldırı’, belirsizliğin hüküm sürdüğü zamanımızda, toplumu manipüle etmek için kullanılan büyüme fikrine ve borç kavramına karşı Otonomist bir manifesto ve neoliberalizmin yarattığı kriz karşısında bir toparlanma nidası olarak okunabilir.

Dünya kaçınılmaz olarak protesto ve şiddet dalgalarına sahne olacaktır ancak eski direniş modelleri artık geçerli değildir.

Mevzubahis ekonomik bir krizden ziyade, toplumsal tahayyülün krizidir.

Toplum ya finans sektörünün toplumsal mutluluk, kültür ve kamu yararı pahasına talep ettiği kurtuluş reçetelerine bağlı kalacaktır ya da alternatifini yaratacaktır.

İkinci yolu seçenler için Berardi, beklenmedik bir dilsel politik silah olarak şiiri ortaya koyar: Dilin iflası, anlamın ve arzunun duyumsal doğuşu, bilgiye indirgenemeyen ve para gibi değiş tokuş edilemeyen bir şey olarak şiiri.

Kitaptan iki alıntı:

“Ekonomik anlamda büyüme insanların temel gereksinimlerinin tatmininde ve toplumsal mutluluktaki artışla alakalı değildir. Finansal kârların büyümesiyle ve değişim değerinin küresel hacmindeki büyümeyle ilgilidir. Büyümenin en temel göstergesi olan gayrisafi milli hâsıla toplumsal refah ve tatminin ölçütü değildir, parasal bir ölçüttür. Toplumsal mutluluk ya da mutsuzluk genelde ekonomide dolaşan para miktarına bağlı değildir; daha ziyade, zenginliğin dağılımına ve kültürel beklentilere, fiziksel ve göstergesel malların erişilebilirliği arasındaki dengeye bağlıdır.

“Büyüme, toplumsal sağlık ve refahın değerlendirici ekonomik bir ölçütü olmaktan çok kültürel bir kavramdır. Geleceğin sonsuz genişleyişine dair modern anlayışla bağlantılıdır.”

“Avrupa finansal krizi bir bütün olarak, servetin toplumdan uzaklaştırılıp tarihin gördüğü en olağanüstü biçimde finansal zümreye, finansal kapitalizme aktarılmasından ibarettir.

“Kolektif zekâ tarafından üretilen zenginlik toplumdan uzaklaştırıldı ve saptırıldı.”

  • Künye: Franco “Bifo” Berardi – Başkaldırı: Şiir ve Finans Üzerine, çeviren: Murat Öznaneci, Akademim Yayıncılık, siyaset, 132 sayfa, 2024

Bülent Ayyıldız – Anlam Üreten İnsan: Italo Calvino (2024)

Yirminci yüzyıl edebiyat ve kültür dünyasının en önemli isimlerinden biri hiç şüphesiz Italo Calvino’dur.

Hikâye anlatımına benzersiz yaklaşımı, üstkurmaca ve anlatı yapılarını keşfi, yazdıkları ve derledikleri onu dünya edebiyatında merkezi bir figür hâline getirdi.

Eleştirmen olarak edebiyat teorisini derinden etkileyerek çağdaş yaklaşımları yeniden şekillendiren Calvino’yu harekete geçiren ise nitelikli ve öğrenmeye aç büyük bir okur olması, diğer bir deyişle, özü itibarıyla saf merak duygusudur.

Bu çalışma, böylesi bir merak duygusuna beslenen saygıyla, özelde ‘Amerika Dersleri’ndeki yöntem ve bakış açısından yola çıkarak Calvino’yu Calvino ile anlatan bir rehber metin olmayı amaçlamaktadır.

  • Künye: Bülent Ayyıldız – Anlam Üreten İnsan: Italo Calvino, Akademim Yayıncılık, inceleme, 92 sayfa, 2024

Ergun Kocabıyık – Aynadaki Narkissos (2023)

Benlik aynadan doğar ve başkasının yüzü bir aynadır.

Başkasına bakmak onu anlamayı, yorumlamayı ve çözümlemeyi gerektirir; çünkü başkası, kendini ancak kültürel (bedensel, dilsel, sanatsal ve benzeri) bir bütünün aynasında ortaya koyar.

Yüz, başkasının belirişidir.

Başkası, yüzde tecelli eder.

Kendimizi dolaylı olarak, yani yalnızca başkasının aynasında görebiliriz.

Kendime erişebilir miyim, kendim olmamda başkasının işlevi nedir?

Bu ve benzeri sorular, bu kitabın cevabını aradığı türden sorular ve onun niyeti, hayal eden insandan muhayyel insana ya da yüz’den Yüz’e doğru gitmektir.

‘Aynadaki Narkissos’, okurunu birlikte düşünmeye, simgeleri konuşturmaya, gözün perdesini aralamaya çağırıyor.

Maskenin ardında gerçekten bir yüz olup olmadığını sorgulayan Kocabıyık, yüzün onu oluşturan parçaların toplamından daha fazlası olduğunu ortaya koyuyor.

  • Künye: Ergun Kocabıyık – Aynadaki Narkissos: Yüzün Veçheleri Yüzün Peçeleri, Akademim Yayıncılık, antropoloji, 276 sayfa, 2023

Özen B. Demir – Klinik ve Kritik (2023)

Klinik ortamın, tıp pratiğinin “zanaat” olma vasfından taşan unsurlar, Türkçede bugüne kadar az sayıda özgün metne konu oldu.

Halbuki modern klinik, beşerî ve toplumsal olduğu kadar, tarihsel ve siyasal bileşkeleriyle de uç veren, helezonlar çizen, dahası zihinsel-kültürel iklimi de boydan boya kat eden kompleks bir vektördür.

Özen B. Demir’in bu kitabı, söz konusu boyutları güncel olanakları ve tarihsel izdüşümleriyle birlikte ele alıyor, yokluyor.

Onları incelikli kuramsal araçlarla donatarak tıp evreninin merkezinde ve “etrafı”nda dolanıyor.

Bunu yaparken de ardında o artık basmakalıp hâle gelmiş (ancak inatla geçerli) hakikatin tok seslerini bırakıyor: Tıp, asla sadece tıptan ibaret değildir.

  • Künye: Özen B. Demir – Klinik ve Kritik: Tıp ve Etrafı, Akademim Yayıncılık, bilim, 252 sayfa, 2023

Taner Beyter – Ötanazi Etiği (2023)

Ötanazi, pek çokları için gündelik yaşamın bir meselesi olmasa da dünyanın dört bir yanında, acının hüküm sürdüğü hayatlara bir son verme düşüncesiyle insanlar bu seçeneği düşünüyor.

Ötanazi taleplerine eşlik etmenin ahlaken doğruluğu ise uzunca bir süredir “ötanazi etiği” başlığıyla etraflıca tartışılıyor.

Kimi felsefeciler ötanaziyi yaşamdan vazgeçme hakkı olarak görüp onaylarken, kimileri de ikaz eden bir acelecilik hâlinde bu durumun “insan yaşamını sonlandırma” anlamına geldiğini dile getiriyor.

Bireysel bir kararın ötesinde, toplumun ve kültürün de bir yansıması olan ötanazi etiğindeki karmaşık ve katmanlı tartışmalara farklı bir pencereden bakmak isteyenler için bu kitap; kısa, anlaşılabilir ve öz bir giriş niteliği taşıyor.

  • Künye: Taner Beyter – Ötanazi Etiği: Onurlu Ölüm Hakkı Nasıl Savunulabilir?, Akademim Yayıncılık, felsefe, 92 sayfa, 2023

Charlotte Perkins Gilman – Erkeğin ve Kadının Dini (2023)

‘Erkeğin ve Kadının Dini’, kurumsal dine ve erkeğin inşa ettiği bir dinin gündelik yaşam üzerindeki sonuçlarına yönelik cesur bir eleştiri.

Gilman bu kitabıyla seküler etiğin geliştirilmesi yoluyla, dinin mitik bir öte dünya beklentisine değil; bugünün dönüşümüne yönlendirilebileceğini öne sürer.

“Dinin, ahlakın ya da etiğin bizi neden iyi yapamadığı”nı sorgulayan yazar, erkek güdümlü bir ideolojinin ölüme odaklanan bir din yarattığını ve bu dinin dünyadaki yaşamı iyileştirmeye yönelik herhangi bir çabayı nasıl engellediğini gösteriyor.

Toplumsal bir tutum ve kavrayış değişimini savunarak özgün ve güncel düşünceler sunan bu kitap, din ve toplumsal cinsiyetin yarattığı etkiyi derinlemesine inceliyor.

  • Künye: Charlotte Perkins Gilman – Erkeğin ve Kadının Dini: Babalarımızın İnancı ve Annelerimizin İşi Üzerine Bir Çalışma, çeviren: Esmanur Coşkun, Akademim Yayıncılık, sosyoloji, 192 sayfa, 2023

Özgür Taburoğlu – Hakikat-Sonrası (2023)

Kısa aralıklarla çağların açılıp kapandığı, hızlanmış bir zamanın sakinleri olarak hakikat-sonrası dönemin egemenliğine tanık oluyoruz.

Bu dönem yalanların, komploların, algı yönetiminin ve cehaletin egemenliğiyle öne çıkıyor.

Taburoğlu, farklı başlıklar altında bir yandan hakikat-sonrası gibi bir adlandırmanın dayanaklarını sorguluyor bir yandan da hakikatin etkin irade ve yaratıcı eylemler gerektirdiğini, aksi takdirde yalanlara ve yanlış anlamalara dönüşeceğini belirtiyor.

Hakikat-sonrası dönemde tanımlanması zor görüngüler de mevcut.

Kontrol edemediğimiz olayların başımıza geldiği ve hakikati savunmada yetersiz kaldığımız böylesi tuhaf bir dönemde, zamanın yıkıcı olaylarını ve dağınık nesnelerini izlerken ister istemez en eskiye, nesnelerin ve olayların kör istencine terk edilmiş zamanlara geri dönüyoruz.

  • Künye: Özgür Taburoğlu – Hakikat-Sonrası: Olaylar ve Nesneler, Akademim Yayıncılık, sosyoloji, 160 sayfa, 2023

Maria Montessori – Kadınların Mücadelesi Yolunda (2023)

“Hareket zamanı geldi. Yeterince cefa çektik. Şimdi safları sıklaştırma, biraz kendi hesabımızı yapma ve harekete geçme zamanı.”

Kendi adıyla anıldığı eğitim yöntemiyle tanınan Montessori aynı zamanda doktordu, çocuk nöropsikiyatristiydi, bilim insanıydı ve kadın hakları alanında da öncü bir figürdü.

Potansiyelinin farkında ve kendi yazgısının mimarı olan, yalnızca oy verme ve eğitim hakkını garanti altına almakla kalmayıp aynı zamanda yaşamın her alanında erkeklerle eşit saygınlığa ve haklara sahip olan bir “yeni kadın” modelini inşa etmeye çalıştı ve bunda başarılı oldu.

Montessori’nin İtalya’da kadınların özgürleşmesinin ilk adımlarını anlattığı bu metin bugün hâlâ oldukça dinamik olan toplumsal cinsiyet eşitliği ve feminizm tartışmalarına değerli bir katkı niteliğinde.

  • Künye: Maria Montessori – Kadınların Mücadelesi Yolunda, çeviren: Tuba Tek, Akademim Yayıncılık, feminizm, 88 sayfa, 2023

Eva Haifa Giraud – Veganlık (2023)

  • Veganlar tam olarak neye inanıyor ve veganlık neden eleştirilen bir toplumsal hareket hâline geldi?
  • Veganlık; sürdürülebilirlik, hayvan çalışmaları ve medya hakkındaki daha kapsamlı tartışmalarla yolunu nasıl açıyor?

Eva Haifa Giraud, gıda aktivizmi ve sosyal adaletten beslenen vegan politikalarının; argümanlarını, eleştirilerini ve etrafındaki tartışmaları ele alıyor.

Edebiyat, hayvan çalışmaları ve coğrafyaları, ekofeminizm, posthümanizm, eleştirel ırk teorisi ve yeni materyalizm gibi alanlara temas eden Giraud, özgün bir teorik müdahale ile karşımıza çıkıyor.

Giraud’ya göre veganlık, insanların hayvanlarla ilişkisine dair alışılagelmiş normları ve varsayımları yıkarak, “bir beslenme biçiminden daha fazlası” olma yönünde radikal bir politik potansiyele sahiptir.

Punk estetiğine sahip yemek tarifi kitaplarından sosyal medya kampanyalarına kadar bir dizi örnekten yola çıkan Giraud, veganlığın taşıdığı gücün nasıl ticarileşerek karmaşıklaştığını gösteriyor ve veganlığı radikal bir toplumsal hareket olarak yeniden ele almak için yeni kavramsal çerçeveler ortaya koyuyor.

  • Künye: Eva Haifa Giraud – Veganlık: Siyaset, Pratik ve Kuram, çeviren: Pınar Üzeltüzenci, Akademim Yayıncılık, siyaset, 308 sayfa, 2023

Jakob Johann von Uexküll – İnsanların ve Hayvanların Dünyasında Gezintiler (2023)

Biyosemiyotiğin öncüsü Jakob Johann von Uexküll, ekolojik düşüncenin bu kurucu metninde her canlının yalnızca kendisine, onun deyimiyle, Umwelt’ine ait bir mekânı ve buna karşılık gelen bir zamanı olduğu fikrini dile getiriyor.

Bunun sonucunda Agamben’in ifadesiyle, insanmerkezci bakış açısının terk edilmesi ve doğa imgesinin insan ölçütünden arındırılmasının önü açılmış; Deleuze ve Guattari’nin tespitiyle dünyayı anlama ve onunla etkileşime geçmedeki alışıldık yöntemleri sarsacak radikal bir potansiyel ortaya çıkmıştır.

İnsan öznelliğinin, insanın yerleşik sınırlarını kıran yeni bağlantıların ve ilişkilerin yaratılması yoluyla genişletildiği ve dönüştürüldüğü izlek de buradan başlamıştır.

Hayvan algısı ve bilişine dair anlayışı derinden sarsan bu metin teorik biyoloji, felsefe, etoloji ve bilişsel bilim gibi bir dizi disiplin üzerinde önemli bir etkiye sahip oldu.

  • Künye: Jakob Johann von Uexküll – İnsanların ve Hayvanların Dünyasında Gezintiler: Görünmeyen Dünyaların Resimli Kitabı, çizimler: Georg Kriszat, çeviren: Mehmet Göçmen, Akademim Yayıncılık, bilim, 2023