Friedrich Nietzsche – Ahlak Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan & Müzik ve Söz (2024)

“Ahlak Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan Üzerine” birinci sınıf bir felsefe klasiğidir.

Nietzsche, bu yazısında dehşet bir uçuruma işaret eder: İnsan, hakikatlere ulaşmış olduğuna inanarak kibirlense de dilin olanaklarının dürüst değerlendirmesi bu inancı boşa çıkarır.

Kibrin maskesi düşer; arkada saklanan –kayıtsız ve sınırsız bir evrende güvenlik arayışının yarattığı– metafizik ihtiyacın ya da hakikat istencinin sureti belirir.

Filolog olduğu kadar müzisyen de olan Nietzsche, “Müzik ve Söz Üzerine” metnini bizzat yayımlamamış olsa da sonraki kültür tartışmalarının ilk cevheri bu yazıda bulunabilir.

Nietzsche bu yazıda, sözün ve mekanik bir hesapçılığın tek baskın yeti konumuna yerleşip müzikal/Dionysosçu kuvvetlerin unutulmasıyla çoktan savaşmaya başlamıştır.

Nietzsche’nin bu erken dönem çalışmaları kopmaya hazır bir fırtınanın habercisidir; tüm değerleri tepetaklak etme niyetinde ve kudretinde bir fırtınanın…

  • Künye: Friedrich Nietzsche – Ahlak Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan & Müzik ve Söz, çeviren: A. Onur Aktaş, Akademim Yayıncılık, felsefe, 100 sayfa, 2024

Berk Celayir – Bilimin Sınırları (2024)

Bu kitap, bilimin sınırlarına ilişkin temel meseleleri üç başlık altında ele alıyor.

İlk bölümde bilimin sınırlarını gerçekliğin sınırlarıyla özdeşleştiren, anlamlı ve önemli tüm soruların cevaplarına ancak bilimsel yöntemle ulaşılabileceğini iddia eden bilimcilik görüşünü masaya yatırıyor.

İkinci bölümde bilimsel teorilerin gerçekliği ne kadar doğru tasvir edip açıkladığını, çağdaş analitik bilim felsefesindeki realist ve antirealist görüşlerin temel argümanları ekseninde tartışıyor.

Son bölümde ise bilimin açıklayıcı gücünün sınırlarından çıkıp bilimsel iddiaları bilimsel olmayan iddialardan ayıran özelliklere yani literatürde bilinen ismiyle, “sınır çizme problemi”ne odaklanıyor.

‘Bilimin Sınırları’nda Berk Celayir, bilimin farklı bilgi edinme yolları içerisindeki konumunu tespit etmeye ve bilimsel bilginin kendine özgü niteliklerini ortaya çıkarmaya yönelik temel soruları analitik bir perspektifle ele alıyor.

  • Künye: Berk Celayir – Bilimin Sınırları: Bilim Neyi, Ne Kadar, Nasıl Bilebilir?, Akademim Yayıncılık, bilim, 88 sayfa, 2024

Ergun Kocabıyık – Dolaylı Hayvan (2024)

Bu kitapta insana ve hayvana dair anlatılanlar, insanın kendine ve içinde yaşadığı dünyaya yönelik olarak kurguladığı bir külliyata; tarihöncesi taş, kemik, kaya üzerindeki çizimler, oymalar ve heykelciklerden mitlere, folklora, dinsel anlatılara, edebiyata ve çeşitli sanat eserlerine kadar geniş bir malzeme yığınına dayanıyor.

Bu külliyat insan zihninin, kendine ve dışındaki dünyaya ilişkin duygu ve düşüncelerinin bir kaydıdır.

İnsan dolaylı hayvandır çünkü doğayla doğrudanlığını büyük ölçüde yitirmiştir; hatta varlığını buna borçludur.

Hayvan hedefine doğrudan giderken insan kültürel dünyasının dolambaçlarında gözden kaybolmuştur.

‘Dolaylı Hayvan’, metaforlarla, simgelerle örülü bu dilsel dünyayı, insanın kendi iç dünyasına nasıl kattığını araştırıyor.

  • Künye: Ergun Kocabıyık – Dolaylı Hayvan: İnsanın Metaforları, Akademim Yayıncılık, antropoloji, 260 sayfa, 2024

Özgür Taburoğlu – Hayaletbilim (2024)

Yeryüzünün huzursuz sakinleri hayaletler, geçmişteki bir adaletsizliğin belirtisi olsalar da geleceğe dair işaretler taşırlar.

Hayalet güncel sahneyi bulandıran, belirsiz, “ne var ne yok” diyebileceğimiz üçüncü türden bir görüngüdür.

Gündelik hayatta başarılı ve sağduyulu kalmak için onları görmezden gelmek, kovmak zorunda kalırız.

Hayaletler araya girdiğinde doğru bildiğimiz yanlışlar belli olur.

Bu durumda yanılsama içindekiler hayalet görmeyenlerdir.

Özgür Taburoğlu güncel olaylarda, sinema ve edebiyatta, politik söylemlerde veya medyada saklanmış, çok farklı biçimler alabilen hayaletlerin desteğiyle gündelik hayatın yapısökümüne girişiyor.

Hayalet, herhangi bir yapıdaki sökük yerlerin, boşlukların, kusurların işareti gibi beliriyor.

Fakat ne zaman bu sökükler dikilse orada bir başkası canlanıyor.

  • Künye: Özgür Taburoğlu – Hayaletbilim: Gündelik Hayatın Yapısökümü, Akademim Yayıncılık, sosyoloji, 160 sayfa, 2024

 

Franco “Bifo” Berardi – Başkaldırı (2024)

‘Başkaldırı’, belirsizliğin hüküm sürdüğü zamanımızda, toplumu manipüle etmek için kullanılan büyüme fikrine ve borç kavramına karşı Otonomist bir manifesto ve neoliberalizmin yarattığı kriz karşısında bir toparlanma nidası olarak okunabilir.

Dünya kaçınılmaz olarak protesto ve şiddet dalgalarına sahne olacaktır ancak eski direniş modelleri artık geçerli değildir.

Mevzubahis ekonomik bir krizden ziyade, toplumsal tahayyülün krizidir.

Toplum ya finans sektörünün toplumsal mutluluk, kültür ve kamu yararı pahasına talep ettiği kurtuluş reçetelerine bağlı kalacaktır ya da alternatifini yaratacaktır.

İkinci yolu seçenler için Berardi, beklenmedik bir dilsel politik silah olarak şiiri ortaya koyar: Dilin iflası, anlamın ve arzunun duyumsal doğuşu, bilgiye indirgenemeyen ve para gibi değiş tokuş edilemeyen bir şey olarak şiiri.

Kitaptan iki alıntı:

“Ekonomik anlamda büyüme insanların temel gereksinimlerinin tatmininde ve toplumsal mutluluktaki artışla alakalı değildir. Finansal kârların büyümesiyle ve değişim değerinin küresel hacmindeki büyümeyle ilgilidir. Büyümenin en temel göstergesi olan gayrisafi milli hâsıla toplumsal refah ve tatminin ölçütü değildir, parasal bir ölçüttür. Toplumsal mutluluk ya da mutsuzluk genelde ekonomide dolaşan para miktarına bağlı değildir; daha ziyade, zenginliğin dağılımına ve kültürel beklentilere, fiziksel ve göstergesel malların erişilebilirliği arasındaki dengeye bağlıdır.

“Büyüme, toplumsal sağlık ve refahın değerlendirici ekonomik bir ölçütü olmaktan çok kültürel bir kavramdır. Geleceğin sonsuz genişleyişine dair modern anlayışla bağlantılıdır.”

“Avrupa finansal krizi bir bütün olarak, servetin toplumdan uzaklaştırılıp tarihin gördüğü en olağanüstü biçimde finansal zümreye, finansal kapitalizme aktarılmasından ibarettir.

“Kolektif zekâ tarafından üretilen zenginlik toplumdan uzaklaştırıldı ve saptırıldı.”

  • Künye: Franco “Bifo” Berardi – Başkaldırı: Şiir ve Finans Üzerine, çeviren: Murat Öznaneci, Akademim Yayıncılık, siyaset, 132 sayfa, 2024

Bülent Ayyıldız – Anlam Üreten İnsan: Italo Calvino (2024)

Yirminci yüzyıl edebiyat ve kültür dünyasının en önemli isimlerinden biri hiç şüphesiz Italo Calvino’dur.

Hikâye anlatımına benzersiz yaklaşımı, üstkurmaca ve anlatı yapılarını keşfi, yazdıkları ve derledikleri onu dünya edebiyatında merkezi bir figür hâline getirdi.

Eleştirmen olarak edebiyat teorisini derinden etkileyerek çağdaş yaklaşımları yeniden şekillendiren Calvino’yu harekete geçiren ise nitelikli ve öğrenmeye aç büyük bir okur olması, diğer bir deyişle, özü itibarıyla saf merak duygusudur.

Bu çalışma, böylesi bir merak duygusuna beslenen saygıyla, özelde ‘Amerika Dersleri’ndeki yöntem ve bakış açısından yola çıkarak Calvino’yu Calvino ile anlatan bir rehber metin olmayı amaçlamaktadır.

  • Künye: Bülent Ayyıldız – Anlam Üreten İnsan: Italo Calvino, Akademim Yayıncılık, inceleme, 92 sayfa, 2024

Ergun Kocabıyık – Aynadaki Narkissos (2023)

Benlik aynadan doğar ve başkasının yüzü bir aynadır.

Başkasına bakmak onu anlamayı, yorumlamayı ve çözümlemeyi gerektirir; çünkü başkası, kendini ancak kültürel (bedensel, dilsel, sanatsal ve benzeri) bir bütünün aynasında ortaya koyar.

Yüz, başkasının belirişidir.

Başkası, yüzde tecelli eder.

Kendimizi dolaylı olarak, yani yalnızca başkasının aynasında görebiliriz.

Kendime erişebilir miyim, kendim olmamda başkasının işlevi nedir?

Bu ve benzeri sorular, bu kitabın cevabını aradığı türden sorular ve onun niyeti, hayal eden insandan muhayyel insana ya da yüz’den Yüz’e doğru gitmektir.

‘Aynadaki Narkissos’, okurunu birlikte düşünmeye, simgeleri konuşturmaya, gözün perdesini aralamaya çağırıyor.

Maskenin ardında gerçekten bir yüz olup olmadığını sorgulayan Kocabıyık, yüzün onu oluşturan parçaların toplamından daha fazlası olduğunu ortaya koyuyor.

  • Künye: Ergun Kocabıyık – Aynadaki Narkissos: Yüzün Veçheleri Yüzün Peçeleri, Akademim Yayıncılık, antropoloji, 276 sayfa, 2023

Özen B. Demir – Klinik ve Kritik (2023)

Klinik ortamın, tıp pratiğinin “zanaat” olma vasfından taşan unsurlar, Türkçede bugüne kadar az sayıda özgün metne konu oldu.

Halbuki modern klinik, beşerî ve toplumsal olduğu kadar, tarihsel ve siyasal bileşkeleriyle de uç veren, helezonlar çizen, dahası zihinsel-kültürel iklimi de boydan boya kat eden kompleks bir vektördür.

Özen B. Demir’in bu kitabı, söz konusu boyutları güncel olanakları ve tarihsel izdüşümleriyle birlikte ele alıyor, yokluyor.

Onları incelikli kuramsal araçlarla donatarak tıp evreninin merkezinde ve “etrafı”nda dolanıyor.

Bunu yaparken de ardında o artık basmakalıp hâle gelmiş (ancak inatla geçerli) hakikatin tok seslerini bırakıyor: Tıp, asla sadece tıptan ibaret değildir.

  • Künye: Özen B. Demir – Klinik ve Kritik: Tıp ve Etrafı, Akademim Yayıncılık, bilim, 252 sayfa, 2023

Taner Beyter – Ötanazi Etiği (2023)

Ötanazi, pek çokları için gündelik yaşamın bir meselesi olmasa da dünyanın dört bir yanında, acının hüküm sürdüğü hayatlara bir son verme düşüncesiyle insanlar bu seçeneği düşünüyor.

Ötanazi taleplerine eşlik etmenin ahlaken doğruluğu ise uzunca bir süredir “ötanazi etiği” başlığıyla etraflıca tartışılıyor.

Kimi felsefeciler ötanaziyi yaşamdan vazgeçme hakkı olarak görüp onaylarken, kimileri de ikaz eden bir acelecilik hâlinde bu durumun “insan yaşamını sonlandırma” anlamına geldiğini dile getiriyor.

Bireysel bir kararın ötesinde, toplumun ve kültürün de bir yansıması olan ötanazi etiğindeki karmaşık ve katmanlı tartışmalara farklı bir pencereden bakmak isteyenler için bu kitap; kısa, anlaşılabilir ve öz bir giriş niteliği taşıyor.

  • Künye: Taner Beyter – Ötanazi Etiği: Onurlu Ölüm Hakkı Nasıl Savunulabilir?, Akademim Yayıncılık, felsefe, 92 sayfa, 2023

Charlotte Perkins Gilman – Erkeğin ve Kadının Dini (2023)

‘Erkeğin ve Kadının Dini’, kurumsal dine ve erkeğin inşa ettiği bir dinin gündelik yaşam üzerindeki sonuçlarına yönelik cesur bir eleştiri.

Gilman bu kitabıyla seküler etiğin geliştirilmesi yoluyla, dinin mitik bir öte dünya beklentisine değil; bugünün dönüşümüne yönlendirilebileceğini öne sürer.

“Dinin, ahlakın ya da etiğin bizi neden iyi yapamadığı”nı sorgulayan yazar, erkek güdümlü bir ideolojinin ölüme odaklanan bir din yarattığını ve bu dinin dünyadaki yaşamı iyileştirmeye yönelik herhangi bir çabayı nasıl engellediğini gösteriyor.

Toplumsal bir tutum ve kavrayış değişimini savunarak özgün ve güncel düşünceler sunan bu kitap, din ve toplumsal cinsiyetin yarattığı etkiyi derinlemesine inceliyor.

  • Künye: Charlotte Perkins Gilman – Erkeğin ve Kadının Dini: Babalarımızın İnancı ve Annelerimizin İşi Üzerine Bir Çalışma, çeviren: Esmanur Coşkun, Akademim Yayıncılık, sosyoloji, 192 sayfa, 2023