Andrew Collins — Karahantepe (2026)

Andrew Collins’in bu eseri, Güneydoğu Anadolu’daki Karahantepe ve Göbeklitepe başta olmak üzere Taş Tepeler kültürünü insanlık tarihinin en eski uygarlıklarından biri olarak yorumluyor. Yazar, yaklaşık 11 bin yıl öncesine tarihlenen bu anıtsal yapıların yalnızca erken yerleşik yaşamın izlerini taşımadığını, aynı zamanda gelişmiş bir kozmoloji, ritüel sistemi ve kadim bilgi geleneğini yansıttığını savunuyor. Arkeolojik bulguları mitoloji, dinler tarihi ve astronomiyle birlikte değerlendiren Collins, insan uygarlığının kökenlerine ilişkin yerleşik kabulleri yeniden sorgulamaya çağırıyor.

‘Karahantepe: Annunaki Uygarlığı ve Cennet Yılanının Kozmik Kökenleri’ (‘Karahan Tepe: Civilization of the Anunnaki and the Cosmic Origins of the Serpent of Eden’), Karahantepe’nin mimarisini ayrıntılı biçimde inceliyor. Ana kayaya oyulmuş yapılar, T biçimli sütunlar, insan ve hayvan heykelleri, çok sayıdaki yılan kabartması ve yeraltı mekânları yalnızca mimari başarılar olarak değil, belirli ritüel ve sembolik amaçlara hizmet eden kutsal alanlar olarak yorumlanıyor. Collins’e göre bu yapılar, avcı-toplayıcı toplulukların basit yerleşimleri olmaktan ziyade, karmaşık dinsel törenlerin gerçekleştirildiği merkezlerdi. Bu nedenle Karahantepe ve Göbeklitepe, Neolitik Devrim’in başlangıcına ilişkin geleneksel açıklamaların ötesine geçen yeni bir uygarlık modeli sunuyor.

Eserin temel savlarından biri, Taş Tepeler bölgesinin buzul çağının sona ermesinden sonra ortaya çıkan ilk büyük kültürel merkezlerden biri olduğudur. Collins, bölgedeki farklı yerleşimleri tek tek değerlendirmek yerine bunların ortak bir kültürel ağ oluşturduğunu ileri sürüyor. Ona göre bu merkezler, bilgi paylaşımı, ritüel uygulamaları ve göksel gözlemleri bir araya getiren geniş kapsamlı bir uygarlığın parçalarıydı. Tarımın, yerleşik yaşamın ve toplumsal örgütlenmenin gelişimi de bu kutsal merkezlerin çevresinde şekillenmiş olabilir.

Kitapta en dikkat çekici bölümlerden biri yılan sembolizmine ayrılıyor. Collins, Karahantepe’deki yoğun yılan tasvirlerini Mezopotamya mitolojisi, Kitabı Mukaddes’teki Aden Bahçesi anlatısı ve dünyanın farklı kültürlerindeki kadim yılan figürleriyle karşılaştırıyor. Yazara göre yılan, yalnızca tehlikeyi temsil eden bir hayvan değil; bilgiyi, dönüşümü, yaşam döngüsünü ve kozmik bilinci simgeleyen evrensel bir semboldü. Bu çerçevede Aden Bahçesi’ndeki yılan anlatısının kökenlerinin çok daha eski Anadolu geleneklerine dayanabileceği ileri sürülüyor.

Collins ayrıca Sümer mitolojisindeki Anunnaki figürlerini de tartışıyor. Ancak bunları doğrudan dünya dışı varlıklar olarak değil, eski toplumların kozmik güçleri ve bilgiyi aktaran kutsal varlıkları açıklamak için geliştirdikleri mitolojik anlatılar bağlamında değerlendiriyor. Arkeolojik bulgular ile mitolojik metinler arasında bağlantılar kurarak, insanlığın en eski inanç sistemlerinin gökyüzü gözlemleri ve şamanik ritüellerle yakından ilişkili olduğunu savunuyor. Bu nedenle Karahantepe’nin yalnızca bir yerleşim değil, gök olaylarının izlendiği ve kozmik düzenin sembolik olarak yeniden üretildiği törensel bir merkez olduğu görüşünü öne çıkarıyor.

Kitap boyunca arkeoloji, karşılaştırmalı mitoloji, dinler tarihi, astronomi ve antropolojiden yararlanılarak disiplinler arası bir yaklaşım izleniyor. Collins, birçok yorumunun mevcut akademik çevrelerde kesin kabul görmediğini kabul etmekle birlikte, bunların arkeolojik keşiflerin ışığında tartışılmaya değer alternatif açıklamalar sunduğunu savunuyor. Eserde yer alan değerlendirmelerin önemli bir bölümü, arkeolojik verilerin ötesine geçen yorumlar ve hipotezler niteliğindedir; bu nedenle bunlar bilim dünyasında genel kabul gören sonuçlar olarak değil, yazarın kişisel çıkarımları olarak değerlendirilmelidir.

Kitap, Karahantepe ve Göbeklitepe’nin insanlık tarihindeki yerini farklı bir bakış açısıyla ele alan, erken uygarlıkların kökenleri üzerine yeni sorular ortaya atan bir çalışma olarak öne çıkıyor. Arkeolojik keşifleri kadim mitlerle ilişkilendirerek Anadolu’nun tarih öncesi geçmişine alternatif bir yorum getiren eser, özellikle Taş Tepeler kültürü, erken din tarihi ve uygarlığın başlangıcı üzerine yürütülen tartışmalara ilgi duyan okurlar için dikkat çekici bir değerlendirme sunuyor.

Andrew Collins — Karahantepe: Annunaki Uygarlığı ve Cennet Yılanının Kozmik Kökenleri
Çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım • Alfa Yayınları
Arkeoloji • 480 sayfa • 2026

Kolektif – Hannah Arendt ve Avrupalı-Olmayan Halklar (2025)

‘Hannah Arendt ve Avrupalı-Olmayan Halklar: Dekolonizasyon, Avrupa-merkezcilik ve İlliberalizm’, Hannah Arendt’in düşüncesine yerleşmiş yerleşik ve çoğu zaman idealize edilmiş okuma biçimlerine eleştirel bir mesafeden yaklaşan önemli bir çalışma olarak konumlanıyor. Kitap, Arendt’i yalnızca totalitarizmin keskin eleştirmeni ve özgürlüğün filozofu olarak değil, aynı zamanda Avrupalı-olmayan halklar, sömürgecilik ve dekolonizasyon karşısındaki sessizlikleri ve çelişkileriyle birlikte düşünmeye davet ediyor.

Hasan Aksakal’ın editörlüğünü üstlendiği ve Patricia Owens, Adam Y. Stern, Michael D. Burroughs, Richard H. King ve Samuel Moyn’un metinlerini bir araya getiren bu derleme, Arendt’in düşüncesindeki kör noktaları görünür kılmayı amaçlıyor. Farklı disiplinlerden gelen yazarlar, Arendt’in Amerikan istisnacılığına yakın duruşunu, Fransız sömürgeciliğinin Cezayir’deki şiddeti karşısındaki tutumunu ve Medeni Haklar Hareketi ile Küresel Güney’in anti-kolonyal mücadelelerine yönelik mesafesini eleştirel biçimde ele alıyor. Böylece Arendt’in özgürlük, siyaset ve eylem kavrayışlarının, evrensellik iddialarına rağmen nasıl sınırlı bir tarihsel ve coğrafi ufka sahip olabildiği tartışılıyor.

Kitap, Arendt’in düşüncesini mahkûm etmeyi değil, onu daha tarihsel ve politik bir bağlama yerleştirmeyi hedefliyor. Bu bağlamda Batı düşüncesinin kanonlaşmış figürleri etrafında oluşan “beyaz cehaleti”, Avrupa-merkezci kabulleri ve liberal evrensellik söylemleriyle sömürgeci miraslar arasındaki gerilimi açığa çıkarıyor. Arendt’in ölümünün 50. yılında yayımlanan çalışma, hem Arendt okumasını hem de modern siyaset teorisini yeniden düşünmek için güçlü bir çağrı sunuyor.

‘Hannah Arendt ve Avrupalı-Olmayan Halklar’, Batı merkezli teori geleneğini sorgulamak isteyen okurlar için, eleştirel uyanıklığı ve entelektüel sorumluluğu hatırlatan önemli bir müdahale niteliği taşıyor.

  • Künye: Kolektif – Hannah Arendt ve Avrupalı-Olmayan Halklar: Dekolonizasyon, Avrupa-Merkezcilik ve İlliberalizm, derleyen: Hasan Aksakal, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Beyoğlu Kitabevi, inceleme, 204 sayfa, 2025

Samuel Farber – Stalinizmden Önce (2025)

Samuel Farber bu çalışmasında, Stalin öncesi Sovyet deneyimini merkezine alarak devrimin ilk yıllarında ortaya çıkan Sovyet demokrasisini inceliyor. ‘Stalinizmden Önce: Sovyet Demokrasisinin Yükselişi ve Çöküşü’ (‘Before Stalinism: The Rise and Fall of Soviet Democracy’), devrim sonrasında işçi konseyleri üzerinden şekillenen katılımcı yapının, karar alma süreçlerinde gerçek bir çoğulluk yarattığını ve farklı siyasal eğilimlerin tartışmasına alan açtığını gösteriyor.

Farber, bu dönemde Bolşevik Parti içinde yürütülen yoğun tartışmaların ve taban örgütlenmelerinin varlığını vurguluyor. Ancak iç savaş, ekonomik yıkım ve dış müdahaleler, giderek merkeziyetçi bir yönetim biçimini güçlendiriyor ve bürokratikleşme eğilimi derinleşiyor.

Sovyet demokrasisinin bu erken evresi, Farber’e göre kaçınılmaz bir diktatörlüğün habercisi değil, bastırılan bir potansiyelin göstergesi oluyor. İşçi sınıfının öz yönetim kapasitesi zayıfladıkça parti-devlet yapısı toplumsal tabandan kopuyor ve devrimin ruhu daralıyor.

Yazar, bu süreci romantize etmiyor ve tarihsel koşulların yarattığı zorunlulukları eleştirel bir dikkatle yorumluyor. Sovyet deneyimi üzerinden, sosyalist demokrasinin farklı bir yönelimle gelişebileceğini gösteriyor ve günümüz politik mücadelelerine eleştirel bir perspektif sunuyor.

Farber’in yaklaşımı, Sovyet tarihine tek hatlı bir çöküş anlatısı yerine, açılmamış olanaklar üzerinden bakıyor. Bu bakış, işçi demokrasisi deneyiminin tarihsel önemini görünür kılıyor ve devrimci pratik ile demokratik katılım arasındaki kopuşun nedenlerini daha berrak biçimde çözümlemeye olanak tanıyor.

Bu çözümleme, Sovyetler Birliği’nin erken dönemine dair yerleşik kabulleri sarsıyor. Okur, kaybedilen siyasal ihtimallerin izini sürerken sosyalizmin demokratik bir tahayyülle yeniden düşünülmesi gerektiğini seziyor.

Metin, tarihsel deneyimi dogmatik yargılardan arındırıyor ve özgürleşme olasılığını canlı tutuyor. Böylece sosyalist düşüncenin geleceğine dair eleştirel bir kapı aralıyor ve umut yaratıyor.

  • Künye: Samuel Farber – Stalinizmden Önce: Sovyet Demokrasisinin Yükselişi ve Çöküşü, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Edebi Şeyler Yayınları, siyaset, 376 sayfa, 2025

Ernle Bradford – Akdeniz (2025)

Ernle Bradford’un bu çalışması, sadece bir coğrafi alanın değil, aynı zamanda binlerce yıllık insanlık tarihinin, kültürlerin ve medeniyetlerin beşiği olan Akdeniz’in büyüleyici hikâyesini anlatıyor. ‘Akdeniz: Bir Denizin Hikâyesi’ (‘The Mediterranean: Portrait of a Sea’), Akdeniz’i bir karakter gibi ele alarak, bu denizin etrafında gelişen uygarlıkların (Mısırlılar, Fenikeliler, Yunanlılar, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Osmanlılar vb.) yükselişini ve düşüşünü, denizle olan etkileşimleri üzerinden mercek altına alıyor.

Kitap, Akdeniz’in stratejik konumunun, ticaret yollarının, savaşların ve kültürel alışverişlerin nasıl şekillendiğini kronolojik bir sırayla inceliyor. Bradford, denizin sadece bir ulaşım yolu olmadığını, aynı zamanda farklı halkları bir araya getiren veya ayıran, çatışmalara ve iş birliklerine zemin hazırlayan canlı bir aktör olduğunu gösteriyor. Antik çağlardan modern zamanlara kadar, Akdeniz’in kıyılarında yaşayan insanların inançları, yaşam biçimleri, sanatı ve ekonomileri üzerindeki etkilerini detaylandırıyor.

Yazar, mitolojiden tarihe, coğrafyadan denizcilik geleneğine kadar geniş bir yelpazede bilgiler sunuyor. Akdeniz’in doğal güzelliklerini, iklimini, deniz canlılarını ve kıyılarındaki şehirlerin mimarisini de betimliyor. ‘Akdeniz: Bir Denizin Hikâyesi’, bu eşsiz denizin sadece bir su kütlesi olmadığını, aynı zamanda insanlığın kolektif hafızasının, başarılarının ve trajedilerinin bir aynası olduğunu okuyucuya hissettiriyor. Kitap, tarih, coğrafya ve kültürü harmanlayan, Akdeniz’in ruhunu yakalayan derinlemesine bir çalışma.

  • Künye: Ernle Bradford – Akdeniz: Bir Denizin Hikâyesi, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları, tarih, 576 sayfa, 2025

Arif Dirlik – Küresel Modernite (2024)

Küreselleşme, kapitalizm ve modern Asya çalışmalarının önde gelen otoritelerinden Arif Dirlik, yakın geçmişe dair kavramsal, teorik ve aktüel birçok tartışmayı olağanüstü bir yetkinlikle harmanlayarak okurlarına doksanların başından bu yana giderek şiddetlenen küresel kapitalizmin ve Batı modernitesinin nihai evresi olarak “küresel modernite”nin eleştirel bir panoramasını sunuyor.

Küresel ekonomik, kültürel ve siyasal ağlar yaratmaları bakımından sömürge imparatorluklarının mirasından yirminci yüzyıldaki Amerikan hegemonyasına, on dokuzuncu yüzyılın klasik liberalizmden günümüzün neoliberal ittifaklarına, kapitalist Batı Bloku’na karşı Çin, Üçüncü Dünya ve Küresel Güney alternatiflerinin çabalarından güç ilişkilerinde ulusal hükümetlerin yerini çok-uluslu şirketlerin almaya başlamasına dek pek çok konuda kışkırtıcı bir değerlendirme yapan Dirlik, çağdaş insanlık durumunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Arif Dirlik – Küresel Modernite: Küresel Kapitalizm Çağında Modernite, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Akademim Yayıncılık, siyaset, 192 sayfa, 2024

Kolektif – 19. Yüzyılın Sonundan 1945’e Modern Asya Entelektüel Tarihi (2023)

Bu kitap Türkiye’deki tarih okurlarının pek aşina olmadığı birçok isme ve olaya yakından bakarak modern Asya entelektüel tarihinin temel meselelerini ele alıyor.

Hem Batı-merkezci hem de onunla aynı ölçüde sorunlu Asya-merkezci bakış açılarının ötesine geçebilmek adına dikkatle seçilen makalelerle Asya’nın kolonyal geçmişine ve postkolonyal bugününe ilişkin yeni pencereler açıyor.

Kitapta Michael Adas’ın Batının “uygarlaştırma misyonu”na karşı Afro-Asya ortaklığını anlatmasından Pankaj Mishra’nın 1905’teki Japon zaferiyle oluşan sömürge-karşıtı küresel moment hakkındaki notlarına, Carolien Stolte ile Harald Fischer-Tiné’nin Hindistan’daki milliyetçi ve enternasyonalist fikirlerin Asya’yı ortaklaştırmasından Manu Goswami’nin Bengal’den hareketle sömürge-karşıtı enternasyonalizmin panoramasını sunan analizine dek kapsamlı yazılar yer alıyor.

Rebecca Karl’ın Çin’in Asya’yı 20. yüzyılın başında yeniden tahayyül etmesini anlatan, Sven Saaler’in anti-emperyalist Japon pan-Asyacılığının zamanla emperyalizme dönüşümüne bakan bilgi dolu makalelerini Ole Birk Laursen’in Rus ve Hint devrimci entelektüelleri arasındaki sömürgecilik-karşıtı bağlantıları işleyen metni takip ediyor.

Shobna Nijhawan’ın Asyalı feminist kadınların faaliyetleriyle başka sömürü ilişkilerine dikkat çeken makalesini C. A. Bayly’nin Arap-Hint entelektüel bağlarına ilişkin incelemesi tamamlıyor.

Sanjay Subrahmanyam’ın bütün bunlardan sonra tek bir Asya’dan mı, birden çok Asya’dan mı söz etmek gerektiğini sorguladığı değerlendirmesiyle birlikte makaleler kendi aralarında bütünleşiyor.

Siyasi düşünceler tarihçisi Hasan Aksakal’ın derlemesi ve geniş kapsamlı sunuşu, Ahmet Fethi Yıldırım’ın akıcı çevirileriyle ‘19. Yüzyılın Sonundan 1945’e Modern Asya Entelektüel Tarihi’, bu alana dair Türkçedeki en yetkin çalışma.

  • Künye: Kolektif – 19. Yüzyılın Sonundan 1945’e Modern Asya Entelektüel Tarihi, derleyen: Hasan Aksakal, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Beyoğlu Kitabevi, tarih, 416 sayfa, 2023

John Bowker – Dünya Dinleri (2023)

Kutsal metinler, insanoğlunun inşa etmiş olduğu eserler, resimler ve mimari aracılığıyla büyük dinlerin tarihini ve en önemli öğretilerini keşfedin.

Farklı ibadet tarzlarının ve dinsel ilkelerin izini sürün; günümüzde varlığını sürdüren eski inançların benzerliklerini ve farklılıklarını inceleyin.

Büyük bir açıklık ve duyarlılıkla yazılmış olan bu resimli ve büyüleyici rehber, Klasik Dünyanın kadim mitolojilerinden Zerdüştçülüğe, Hıristiyanlıktan İslama kadar başlıca inanç sistemleri hakkında ayrıntılı bilgiler sunuyor.

  • Künye: John Bowker – Dünya Dinleri, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları, din, 352 sayfa, 2023

Kolektif – Büyü, Cadılık ve Okültizm Tarihi (2023)

Büyü binlerce yıldır ilgimizi çekiyor.

Tarih öncesi çağlardan beri insanlar, evrenin harikalarını açıklamak için başka âlemlere baktı ve maddi dünyayı etkilemek için maddi olmayan güçleri kullanabileceklerine inandı.

Bu büyüleyici kitap, tarih boyunca büyülü ve mistik bir tura çıkıyor: Simya, kehanet, paganizm, Şamanizm, büyücülük ve daha fazlasına uğrayarak günümüzün wicca, tarot ve 21. yüzyıl büyülerini anlatıyor.

İster inanan ister şüpheci olun, bu büyü tarihi sizi büyüleyecek.

Çalışma, büyünün kadim köklerinden büyücülük törenlerine oradan modern büyüye konuyu geniş bir çerçeveden ele alıyor.

  • Künye: Kolektif – Büyü, Cadılık ve Okültizm Tarihi, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları, inceleme, 320 sayfa, 2023

Richard Holmes – II. Dünya Savaşı (2022)

Tüm zamanların en yıkıcı savaşlarından olan II. Dünya Savaşı üzerine çarpıcı bir görsel rehber.

Richard Holmes, savaşın sebeplerinden askeri, stratejik ve siyasi sonuçlarına, konuyu çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Görsel zenginliğiyle öne çıkan bu çalışma, tüm zamanların en yıkıcı ve dünyayı sarsan çatışmasını adeta yeniden canlandırıyor.

Kitap, bu savaşa her açıdan bakıyor; bütün dünyada askeri, stratejik ve siyasal olayların seyrini izliyor, muhariplerin ve sivillerin deneyimlerini belgeliyor.

Kitap, dünyayı değiştiren savaşta fiilen olup bitenlerin doğru bilgisini sunuyor. Bu yeni basımda muharebe alanları, müzeler ve anıtlar da dahil, destansı sit alanlarının renkli resimlerinin yer aldığı bir bölüm de bulunuyor.

  • Künye: Richard Holmes – II. Dünya Savaşı: En Kapsamlı Görsel Rehber (Blitzkrieg’den Hiroşima’ya), çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları, tarih, 375 sayfa, 2022

Kolektif – Tarihsel Sosyoloji (2022)

Tarihle sosyolojinin kesiştiği alanlarda çalışmış önemli isimlerin metinlerinden usta işi bir derleme.

‘Tarihsel Sosyoloji’, Polanyi’den Anderson’a ve Wallerstein’a Thompson ve Bloch’a pek çok ismin makalelerini barındırıyor.

Yirminci yüzyıldaki sosyal bilimler araştırmalarının en önemli meseleleri, sosyal teori ve tarihin kesiştiği alanlarda çalışan biliminsanları tarafından ortaya atıldı.

‘Tarihsel Sosyoloji‘, bu isimlerden tarihçi Marc Bloch, siyasal ekonomist Karl Polanyi, toplumsal değişim teorisyeni S. N. Eisenstadt, Weber’in en önemli takipçilerinden sosyolog Reinhard Bendix, dünya tarihi araştırmacısı Perry Anderson, tarihçi E. P. Thompson, modern toplumsal yaşamda grup eylemleri araştırmalarıyla bilinen sosyolog Charles Tilly, kapitalist sistem kavramlarına yeni bir bakış kazandıran sosyolog Immanuel Wallerstein ve karşılaştırmalı tarihsel sosyal bilimler alanına katkılarıyla bilinen siyaset sosyolojisi uzmanı Barrington Moore Jr’ın akademik çalışmalarında izlediği yöntem ve görüşlerini ayrıntılı olarak açıkladıkları makaleleri içeriyor.

  • Künye: Kolektif – Tarihsel Sosyoloji: Bloch’tan Wallerstein’a Görüşler ve Yöntemler, derleyen: Theda Skocpol, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları, sosyoloji, 512 sayfa, 2022