Özgür Taburoğlu – Hakikat-Sonrası (2023)

Kısa aralıklarla çağların açılıp kapandığı, hızlanmış bir zamanın sakinleri olarak hakikat-sonrası dönemin egemenliğine tanık oluyoruz.

Bu dönem yalanların, komploların, algı yönetiminin ve cehaletin egemenliğiyle öne çıkıyor.

Taburoğlu, farklı başlıklar altında bir yandan hakikat-sonrası gibi bir adlandırmanın dayanaklarını sorguluyor bir yandan da hakikatin etkin irade ve yaratıcı eylemler gerektirdiğini, aksi takdirde yalanlara ve yanlış anlamalara dönüşeceğini belirtiyor.

Hakikat-sonrası dönemde tanımlanması zor görüngüler de mevcut.

Kontrol edemediğimiz olayların başımıza geldiği ve hakikati savunmada yetersiz kaldığımız böylesi tuhaf bir dönemde, zamanın yıkıcı olaylarını ve dağınık nesnelerini izlerken ister istemez en eskiye, nesnelerin ve olayların kör istencine terk edilmiş zamanlara geri dönüyoruz.

  • Künye: Özgür Taburoğlu – Hakikat-Sonrası: Olaylar ve Nesneler, Akademim Yayıncılık, sosyoloji, 160 sayfa, 2023

Maria Montessori – Kadınların Mücadelesi Yolunda (2023)

“Hareket zamanı geldi. Yeterince cefa çektik. Şimdi safları sıklaştırma, biraz kendi hesabımızı yapma ve harekete geçme zamanı.”

Kendi adıyla anıldığı eğitim yöntemiyle tanınan Montessori aynı zamanda doktordu, çocuk nöropsikiyatristiydi, bilim insanıydı ve kadın hakları alanında da öncü bir figürdü.

Potansiyelinin farkında ve kendi yazgısının mimarı olan, yalnızca oy verme ve eğitim hakkını garanti altına almakla kalmayıp aynı zamanda yaşamın her alanında erkeklerle eşit saygınlığa ve haklara sahip olan bir “yeni kadın” modelini inşa etmeye çalıştı ve bunda başarılı oldu.

Montessori’nin İtalya’da kadınların özgürleşmesinin ilk adımlarını anlattığı bu metin bugün hâlâ oldukça dinamik olan toplumsal cinsiyet eşitliği ve feminizm tartışmalarına değerli bir katkı niteliğinde.

  • Künye: Maria Montessori – Kadınların Mücadelesi Yolunda, çeviren: Tuba Tek, Akademim Yayıncılık, feminizm, 88 sayfa, 2023

Eva Haifa Giraud – Veganlık (2023)

  • Veganlar tam olarak neye inanıyor ve veganlık neden eleştirilen bir toplumsal hareket hâline geldi?
  • Veganlık; sürdürülebilirlik, hayvan çalışmaları ve medya hakkındaki daha kapsamlı tartışmalarla yolunu nasıl açıyor?

Eva Haifa Giraud, gıda aktivizmi ve sosyal adaletten beslenen vegan politikalarının; argümanlarını, eleştirilerini ve etrafındaki tartışmaları ele alıyor.

Edebiyat, hayvan çalışmaları ve coğrafyaları, ekofeminizm, posthümanizm, eleştirel ırk teorisi ve yeni materyalizm gibi alanlara temas eden Giraud, özgün bir teorik müdahale ile karşımıza çıkıyor.

Giraud’ya göre veganlık, insanların hayvanlarla ilişkisine dair alışılagelmiş normları ve varsayımları yıkarak, “bir beslenme biçiminden daha fazlası” olma yönünde radikal bir politik potansiyele sahiptir.

Punk estetiğine sahip yemek tarifi kitaplarından sosyal medya kampanyalarına kadar bir dizi örnekten yola çıkan Giraud, veganlığın taşıdığı gücün nasıl ticarileşerek karmaşıklaştığını gösteriyor ve veganlığı radikal bir toplumsal hareket olarak yeniden ele almak için yeni kavramsal çerçeveler ortaya koyuyor.

  • Künye: Eva Haifa Giraud – Veganlık: Siyaset, Pratik ve Kuram, çeviren: Pınar Üzeltüzenci, Akademim Yayıncılık, siyaset, 308 sayfa, 2023

Jakob Johann von Uexküll – İnsanların ve Hayvanların Dünyasında Gezintiler (2023)

Biyosemiyotiğin öncüsü Jakob Johann von Uexküll, ekolojik düşüncenin bu kurucu metninde her canlının yalnızca kendisine, onun deyimiyle, Umwelt’ine ait bir mekânı ve buna karşılık gelen bir zamanı olduğu fikrini dile getiriyor.

Bunun sonucunda Agamben’in ifadesiyle, insanmerkezci bakış açısının terk edilmesi ve doğa imgesinin insan ölçütünden arındırılmasının önü açılmış; Deleuze ve Guattari’nin tespitiyle dünyayı anlama ve onunla etkileşime geçmedeki alışıldık yöntemleri sarsacak radikal bir potansiyel ortaya çıkmıştır.

İnsan öznelliğinin, insanın yerleşik sınırlarını kıran yeni bağlantıların ve ilişkilerin yaratılması yoluyla genişletildiği ve dönüştürüldüğü izlek de buradan başlamıştır.

Hayvan algısı ve bilişine dair anlayışı derinden sarsan bu metin teorik biyoloji, felsefe, etoloji ve bilişsel bilim gibi bir dizi disiplin üzerinde önemli bir etkiye sahip oldu.

  • Künye: Jakob Johann von Uexküll – İnsanların ve Hayvanların Dünyasında Gezintiler: Görünmeyen Dünyaların Resimli Kitabı, çizimler: Georg Kriszat, çeviren: Mehmet Göçmen, Akademim Yayıncılık, bilim, 2023

Jonathan Glover – Ölüme Sebep Olma ve Hayat Kurtarma (2023)

Uygulamalı etik, ahlaki psikoloji ve biyoetik alanlarına yaptığı önemli katkılarla tanınan İngiliz filozof Jonathan Glover, ‘Ölüme Sebep Olma ve Hayat Kurtarma’ kitabında, yaşam ve ölümü sarmalayan karmaşık ahlaki ve etik soruları ustalıkla irdeliyor.

Glover, okurları ötanazi, kürtaj, intihar, idam cezası ve savaş gibi konuların ardındaki inceliklere yönelik düşünmeye sevk eden bir yolculuğa çıkarırken, hayat kurtarmanın ahlaki yükümlülüklerini de ele alıyor.

Titiz bir analiz ve insan deneyimlerine duyarlılığın kendine özgü uyumuyla çağdaş ahlak felsefesinde ufuk açan kitap; önyargıları yeniden değerlendirmeye ve insanın varoluşunu tanımlayan ahlaki ikilemler hakkında anlamlı bir diyaloğa girmeye davet ediyor.

  • Künye: Jonathan Glover – Ölüme Sebep Olma ve Hayat Kurtarma: Kürtaj, Bebek Öldürme, İntihar, Ötanazi, İdam Cezası, Savaş ve Diğer Ölüm-Kalım Meselelerine Dair Ahlaki Sorunlar, çeviren: Murat Öznaneci ve Dilşad Karakurt, Akademim Yayıncılık, felsefe, 344 sayfa, 2023

 

Charlotte Perkins Gilman – Ev: İşleri ve Etkileri (2023)

Feminist araştırmalar bir yandan kadınların ev idaresindeki payına yönelik çalışmaları sürdürürken diğer yandan kadın kültürünü merkezi, güçlü ve inşa edici vesikalar olarak ortaya koyuyor.

Felsefesini, kadınların sosyal statüsünün ekonomik temeli üzerine inşa eden Charlotte Perkins Gilman da bu meseleye; toplumsal ilerlemenin, ev dışında tamamen erkekler tarafından sağlandığına yönelik eleştirisiyle müdahil oluyor.

Kadının ev yaşamından özgürleşmesi yalnızca bir eşitlik mücadelesi değil aynı zamanda evin savurganlığı ve verimsizliği nedeniyle bir tür zihniyet meselesi olarak gündeme getirilmeli.

Kadının evdeki yeri, bu yüzyılda da çok az değişmişken, gündelik yaşamdaki erkek formlarını yeniden tasarlayarak tüm insanlığa uygun hâle getirmeye çalışan Gilman’ın ev teorisi ve meydan okuyuşu şu soruda kendini bulur: “Ev mi dünyamız olsun yoksa dünya mı evimiz?”

  • Künye: Charlotte Perkins Gilman – Ev: İşleri ve Etkileri, çeviren: Zeynep Elife Sunar, Akademim Yayıncılık, feminizm, 256 sayfa, 2023

Robin George Collingwood – Din ve Felsefe (2022)

Collingwood bu kitabıyla din kavramına, yaygın olarak ele alındığı biçimiyle bir dogma olarak değil, felsefi bir problemin eleştirel bir çözümü olarak yaklaşıyor.

Başka bir deyişle düşünür, dini bir felsefe olarak ele alıyor ve çeşitli öğretileri metafizik, etik veya teoloji olarak adlandırılabilecek tek bir fikrin farklı yönleri olarak görüyor.

Yöntem ise açıkça diyalektiktir.

O, bir yandan dini, bilimsel analize elverişsiz kılan nitelikleri ortaya koyarken, diğer yandan bunu; felsefe ile en sıkı yakınlığı bizzat dinin kurduğunu ileri sürerek gerçekleştirir.

Din ve felsefeyi, deneysel psikolojinin müdahalelerinden korumayı deneyen Collingwood; psikoloji ve felsefenin karşılıklı bağımlılığını sürdürmeye de çalışıyor.

Tartışmalar; onda kişisel bir tona bürünmez, belirli düşünürlerce temsil edilme hâllerinden çok düşünme biçimlerine odaklanır.

Dinin genel mahiyeti, felsefe ve tarihle ilişkisi, madde-zihin düalizmi, kötülük problemi, kişilik, enkarnasyon, kefaret ve mucize konuları, bu sıkı metinde bütüncül bir kavrayış zeminine oturuyor.

  • Künye: Robin George Collingwood – Din ve Felsefe, çeviren: Fulya Kılınçarslan, Akademim Yayıncılık, felsefe, 232 sayfa, 2022

Charlotte Perkins Gilman – Erkek Yapımı Dünya (2022)

Charlotte Perkins Gilman, androsentrik kültüre yönelttiği bu çarpıcı kritikte, hegemonik erkekliğin yalnızca kadınlar üzerindeki değil, bir bütün olarak insanlığın refahı üzerindeki sayısız yıkıcı etkisini kıvrak bir zekâ ve derin bir kavrayışla analiz ediyor.

Toplumun dünya görüşüne, kültürüne ve tarihinin merkezine eril bakış açısının hâkim olduğu; kadınların payına ise itaati ve öteki olmayı hak gören, bunun üzerine inşa edilmiş uzun insanlık tarihi ve yaratılan tahribat…

Kaldırılması oldukça güç bu enkaz karşısında Gilman; ataerkil düzenin, onu ayakta tutan sosyal kurumlar aracılığıyla, insanlık için ıstırap ve acı yaratmaya yönelik nasıl bir tertip içinde olduğunu incelikle anlatıyor.

Erkekler, modern zihinlere yönelik besbelli bir saldırganlık ve sahtekârlıkla, kadınlara her zaman dişi muamelesi yaparak kadınlar hakkında bir sürü şey yazdı.

Bu kitap, erkekleri insani niteliklerinin aksine eril olarak ele alır fakat kadınları birer dişi olarak görerek bulunulan tacizlere ve yapılan küçümsemelere bir an bile yaklaşmıyor.

Çalışma, günümüzde erkeklere, insani gelişimde kadınlara göre yüksek bir üstünlük tanımakta, ancak bu üstünlüğün cinsiyete değil insanlığa ait bir ayrım olduğunu ve insani güçlerini kullandıkları takdirde kadınlara da tamamen açık olduğunu göstermektedir.

Kadın hareketini, ne denli yol aldığını ve hedeflerinin ne kadarının hayata geçirilemediğini anlamak isteyen okur için ‘Erkek Yapımı Dünya’ kışkırtıcı bir politik yorum.

  • Künye: Charlotte Perkins Gilman – Erkek Yapımı Dünya: Bizim Androsentrik Kültürümüz, çeviren: Leyla Edri ve Esmanur Coşkun, Akademim Yayıncılık, sosyoloji, 160 sayfa, 2022

Oswald Spengler – İnsan ve Teknik (2022)

Teknoloji insan doğasına ilişkin kaygı verici boyutta sorunlara neden oldu, olmaya da devam ediyor.

Oswald Spengler, teknolojiyi bir felsefi problem olarak sorunsallaştırarak teknolojinin sosyal ve toplumsal yapıyı nasıl derinden etkilediğini ortaya koyuyor.

Spengler, insanın kendi iradesiyle yön verdiği, güç istenciyle yarattığı; teknik, yöntem veya eylemlerin ardında hareket eden büyük olay katmanlarını işaretliyor.

Spekülatif bir tarih felsefesine rağmen, dile getirdiklerinin adım adım gerçekleşmesiyle bir kâhin gibi karşımızda duran Alman filozof, dünyaya sırtını dönmüş fildişi kuledekilerin aksine, büyük bir tutkuyla, tarihsel morfolojisindeki bulgularının politik sahada da kendine yer bulabilmesinde ısrarcı davranıyor.

“Tekniğin özü nedir?” sorusuna cevap ararken; Faustçu kültürün izlerini aşındırıyor, kullandıkları hayat taktiklerine atıfla insan ve hayvan arasındaki sınırları belirsizleştiriyor, birey ve tür olmak arasındaki gerilimin ortasında kalan bir “yırtıcının” trajik serüvenini anlatıyor.

  • Künye: Oswald Spengler – İnsan ve Teknik: Yaşam Felsefesine Bir Katkı, çeviren: Mehmet Göçmen, Akademim Yayıncılık, felsefe, 84 sayfa, 2022

Franz Boas – İlkel İnsanın Zihni (2022)

İlkel insanın zihni nasıl işliyordu?

Franz Boas, “ilkel” ve “uygar” düşünme biçimlerini derinlemesine irdelediği bu enfes çalışması, bireysel özgürlüğün tarihsel gelişimi üzerine harika bir eser.

Entelektüel özgürlüğün sınırlandığı, aceleci genelleme ve spekülasyonların hâkim olduğu bir atmosfer ve antropolojinin mayınlı arazisinde Boas; insanın neliğine dönük kadim meselenin izini sürerek antropolojinin sularına açılıyor.

Politik tavır ve sosyal aktivizmi antropoloji üzerinden hayata geçiren hamlesiyle Boas; “ilkel” ve “uygar” insanın düşünme biçimleri, “ırk” ve kişilik arasındaki bağlantı, ilkel insandaki özgün düşünce ve muhakeme gücü gibi konular etrafında şekillenen tartışmaları bilimsel bir perspektiften incelikli bir işçilikle masaya yatırıyor.

Yaratıcı yıkım salvolarıyla Boas, ‘İlkel İnsanın Zihni’ni kültürel antropolojinin merkezine yerleştiriyor.

İnsan doğasına zemin hazırlayarak kültürel etkileşimlere açık temalara ışık tutan bu çalışma, bireysel özgürlüğün tarihsel gelişimiyle ilgilenen okuru kendi meselesine davet ediyor.

  • Künye: Franz Boas – İlkel İnsanın Zihni, çeviren: Çiğdem Taşkın Geçmen, Akademim Yayıncılık, antropoloji, 272 sayfa, 2022