Stephen Eric Bronner – Modernizm Barikatlarda (2025)

Stephen Eric Bronner bu kitabında modernizmi yalnızca estetik bir kopuş olarak değil, siyasal çatışmaların ortasında şekillenen tarihsel bir mücadele alanı olarak ele alıyor. Sanatın kilise ve aristokrasi vesayetinden kurtulmasıyla kamusal alana çıkması, sanatçıyı kaçınılmaz biçimde siyasetin öznesi yaptı. Fransız Devrimi’nden 1848 ayaklanmalarına uzanan süreçte ortaya çıkan devrimci sanatçı figürü, estetiğin kendi içindeki politik boyutunu görünür kıldı ve modernizmin kökenlerini bu gerilimli zemine yerleştirdi.

Bronner, estetik modernizmin 19. yüzyıl sonlarında modernliğin krizine verilen bir yanıt olarak geliştiğini savunuyor. Avangard sanat hareketleri, dünyayı dönüştürme iddiasıyla ütopyacı bir kültürel politika kuruyor. Sanatın özerkliğini savunan bu hareketler, aynı anda hem radikal özgürlük vaadi taşıyor hem de siyasal iktidarla tehlikeli bir yakınlık kurabiliyor. Yazar, modernist sanatçıların devrim, kitle siyaseti ve iktidar karşısındaki çelişkili konumlarını tarihsel örneklerle tartışıyor.

‘Modernizm Barikatlarda: Estetik, Politika, Ütopya’ (‘Modernism at the Barricades’), 1917 Rus Devrimi ve 1930’larda faşizmin yükselişiyle sanat ve siyaset ilişkisinin keskinleştiğini gösteriyor. Modernistler, barikatların farklı taraflarında yer alsalar bile, burjuva konformizmine, kültürel durağanlığa ve otoriterliğe karşı ortak bir düşman algısında buluşuyor. Bronner, bu ortaklığın modernist estetiğin içsel politikasını oluşturduğunu ileri sürüyor.

Kitap, modernist avangardın umutlarını, yanılsamalarını ve kırılmalarını birlikte ele alarak sanatın siyasal alandaki rolünü yeniden düşünmeyi sağlıyor. Kitap, estetiğin tarihle, ideolojiyle ve iktidarla kurduğu bağı anlamak için temel bir referans sunuyor.

  • Künye: Stephen Eric Bronner – Modernizm Barikatlarda: Estetik, Politika, Ütopya, çeviren: Ayşe Boren, İletişim Yayınları, sanat, 280 sayfa, 2025

Yannis Hamilakis – Ulus ve Harabeleri (2020)

Arkeoloji, tarih, siyaset ve antropolojinin kesiştiği noktada yer alan özgün bir çalışma.

Yannis Hamilakis ‘Ulus Harabeleri’nde, Yunanistan’da klasik antikite, arkeoloji ve ulusal imgelem arasındaki ilişkileri çok yönlü bir bakışla inceliyor.

Bunu yaparken günümüz toplumu ve siyasetiyle geçmişin izleri ve yansımaları arasındaki karmaşık ilişkiyi gözler önüne seren Hamilakis, belirli bir disipline hapsolmadan, uzmanlardan meraklı genel okuyuculara kadar uzanan geniş bir okur kitlesine hitap ediyor.

Ulus tasavvurunun geçmişe ait maddi izlere neden ihtiyacı vardır?

Bu izler, ulusun hayal edilme sürecinde nasıl bir işlev görür?

Batı modernliğinin araçlarından biri olan arkeoloji, ulusun varlığına kanıt oluşturduğu düşünülen eserleri nasıl üretir?

Ulus-devletler, aydınlar ve ulusun “ötekileri” de dâhil olmak üzere farklı gruplar, kendi ulusallık fikirlerini kurgulamada eski eserleri nasıl kullanırlar?

Hamilakis, disiplinlerarası bir bakışla bu ve bunun gibi pek çok ilginç sorunun yanıtını tartışıyor.

  • Künye: Yannis Hamilakis – Ulus ve Harabeleri: Yunanistan’da Antikite, Arkeoloji ve Ulusal İmgelem, çeviren: Ayşe Boren, İletişim Yayınları, arkeoloji, 480 sayfa, 2020

Kolektif – Arkeoloji: Tarihin ve Kültürün Yapılandırılması (2019)

Arkeolojinin değerlerden azade, nesnel bir bilim dalı olduğu varsayılır.

Fakat son zamanlarda sürdürülen pek çok tartışmadan da gördüğümüz gibi, arkeoloji iktidarların işine yarayacak bir silah gibi kullanılageldi.

İşte bu kitapta bir araya getirilen makaleler de, arkeolojiye politik ve etik çerçevelerden bakmaları ve söz konusu tartışmalara yetkin bir katkı sunmalarıyla büyük öneme haiz.

Kitapta,

  • Bir kolonyal söylem olarak arkeolojinin tarihi,
  • Kolonyal denetim altındaki Batı-dışı kültürler hakkında bilgi üreten Batılı bir iktidar aygıtı olarak arkeoloji,
  • İsrail devletinin kuruluşunda arkeolojinin oynadığı rol,
  • Arkeolojik çalışmaların, Filistin topraklarını Yahudilerin kadim ulusal yurdu olarak nasıl baştan yarattığı,
  • Amerikan işgali zamanlarında Irak’ta arkeologların, Irak’ın kültürel mirasını kurtarma adı altında işgalci ordularla yaptığı gönüllü işbirliği…

Bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu tartışmaya açan kitap, sıradan okurlar kadar konunun uzmanlarını da arkeoloji üzerine daha derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

Ayşe Boren’in sunuşuyla açılan kitaba katkıda bulunan isimler de şöyle: Oscar Moro-Abadí, Neil Asher Silberman, Nadia Abu El Haj, Susanne Leeb ve Yannis Hamilakis.

  • Künye: Kolektif – Arkeoloji: Tarihin ve Kültürün Yapılandırılması, derleyen: Ayşe Boren, İletişim Yayınları, arkeoloji, 205 sayfa, 2018