Barış Alp Özden — Türkiye’de İşçi Sınıfının Oluşumu (2026)

Barış Alp Özden’in bu çalışması, Türkiye işçi sınıfının ortaya çıkışını yalnızca sanayileşme ya da ekonomik dönüşüm üzerinden değil, gündelik yaşam, kültürel pratikler ve kolektif mücadele deneyimleri üzerinden yeniden değerlendiriyor. Eser, işçi sınıfının devlet politikalarının pasif bir ürünü olduğu ve haklarını yukarıdan verilen düzenlemelerle kazandığı yönündeki yerleşik tarih anlatısını sorgulayarak, işçilerin kendi siyasal ve toplumsal varlıklarını nasıl inşa ettiklerini gösteriyor.

‘Türkiye’de İşçi Sınıfının Oluşumu’ (‘Working Class Formation in Turkey’), İkinci Dünya Savaşı sonrasından 1961’deki Saraçhane Mitingi’ne uzanan dönemi, Türkiye işçi hareketinin biçimlenme evresi olarak ele alıyor. Bu süreçte işçiler yalnızca fabrikalarda üretimin parçası değil; ortak deneyimler, dayanışma ağları ve mücadele pratikleri geliştiren toplumsal bir sınıf hâline geliyor. Böylece 1960’lardan sonra güç kazanacak sendikal ve siyasal hareketlerin kültürel ve örgütsel temellerinin bu dönemde atıldığı ortaya konuyor.

Özden’in yaklaşımının ayırt edici yönü, işçi sınıfını yalnızca işyeri üzerinden okumaması. İşçi mahalleleri, konut koşulları, sokaklar, kahvehaneler, sinema salonları, futbol tribünleri ve diğer gündelik yaşam mekânları, sınıf kimliğinin oluştuğu alanlar olarak inceleniyor. Fabrika kayıtlarının yanı sıra ulusal basın, sendika yayınları ve farklı arşiv kaynaklarından yararlanılarak işçilerin çalışma hayatı ile gündelik kültürü arasındaki bağ görünür kılınıyor.

Çalışma, grev hakkının henüz tanınmadığı yıllardaki emek mücadelelerine de özel önem veriyor. Resmî olarak grev kabul edilmeyen iş bırakmalar, toplu direnişler, işyeri anlaşmazlıkları ve farklı protesto biçimleri, işçilerin hak arama iradesinin ve kolektif örgütlenme deneyiminin göstergeleri olarak değerlendiriliyor. Böylece işçi hareketinin yalnızca yasal sendikal faaliyetlerden ibaret olmadığı, gündelik direniş pratikleriyle de şekillendiği ortaya konuyor.

Kitap aynı zamanda sınıf bilincinin ekonomik koşulların otomatik sonucu olmadığını savunuyor. Ortak çalışma deneyimleri, mahalle yaşamı, dil, kültür, dayanışma ilişkileri ve siyasal mücadeleler, işçi sınıfının kendisini ayrı bir toplumsal özne olarak kurmasında belirleyici rol oynuyor. Bu bakımdan eser, sınıf oluşumunu ekonomik olduğu kadar kültürel ve siyasal bir süreç olarak ele alıyor.

Sonuç olarak ‘Türkiye’de İşçi Sınıfının Oluşumu’, Türkiye işçi sınıfının tarihini gecikmiş bir modernleşme anlatısının ötesine taşıyarak, emekçilerin gündelik yaşam içinde geliştirdikleri dayanışma, mücadele ve örgütlenme biçimlerini merkeze alan kapsamlı bir inceleme. Çalışma, 1960’lar sonrasında güçlenecek işçi hareketinin tarihsel ve kültürel köklerini anlamak isteyenler için önemli bir başvuru niteliğinde.

Barış Alp Özden — Türkiye’de İşçi Sınıfının Oluşumu: Çalışma, Kültür, Gündelik Yaşamın Siyaseti, 1946-1962
• Koç Üniversitesi Yayınları
Tarih • 320 sayfa • 2026

Kolektif – Siyaset Sosyolojisi (2024)

Siyasetle ilgili tüm alt disiplinlerde olduğu gibi, siyaset sosyolojisi açısından da iktidar esaslı bir inceleme alanıdır.

Gündelik kullanımda daha çok “yürütme erki” ile özdeşleştirilen iktidar kavramı, siyaset sosyolojisi açısından toplumsal ilişkilere ve faillere odaklanmayı gerektirir.

Böyle ele alındığında iktidar analizi kurumsal mekanizmaları olduğu kadar, toplumsal özneleri, bunlar arasındaki ilişkileri, bireysel öznellikleri şekillendiren ilişki ve mekanizmaları da kapsar hale gelir.

Bu nedenle siyaset sosyolojisi sınıf, toplumsal cinsiyet, kimlik gibi toplumsal ve bireysel varoluşu oluşturan ilişkileri merkezine alır.

Siyaset, neredeyse yaşamın her alanında örtük veya açık biçimde kendini gösterir.

Dolayısıyla hem bireysel hem de toplumsal planda insanları etkiler ve insanlardan etkilenir.

Ahmet Bekmen’in derlediği ‘Siyaset Sosyolojisi: Siyasallaşmanın Alanları, Özneleri ve Araçları’ hem alanla ilgilenenlere/öğrencilere hem de genel okura hitap ederek siyaseti toplumsal ilişkilerin içerisinden ve yalnızca kurumsal yapılara odaklanmadan ele alıyor.

Hazır ve basit açıklamalara yaslanmaktan kaçınıyor, günümüzün temel politik gündemlerini ıskalamadan “siyasal alanla toplumsal alan arasındaki ilişkiyi yeniden ele almayı” öneriyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Elçin Aktoprak, Hatice Sena Arıcıoğlu, Şenol Arslantaş, Toygar Sinan Baykan, Ahmet Bekmen, Hasret Dikici Bilgin, Aksu Bora, Barış Büyükokutan, Emek Çaylı, Y. Doğan Çetinkaya, Mustafa Görkem Doğan, Fırat Genç, Emir Kurmuş, Eylem Özdemir, Barış Alp Özden, Güven Gürkan Öztan, Pınar Uyan-Semerci, Burcu Şentürk, Ateş Uslu, Sinan Yıldırmaz.

  • Künye: Kolektif – Siyaset Sosyolojisi: Siyasallaşmanın Alanları, Özneleri ve Araçları, derleyen: Ahmet Bekmen, İletişim Yayınları, sosyoloji, 496 sayfa, 2024

Demetrius Georgiades – Türkiye’nin İhyası Mümkün mü? (2019)

Abdülhamid rejiminin yılmaz muhaliflerinden olan yayıncı Demetrius Georgiades’in 1909 yılında kaleme aldığı ‘Türkiye’nin İhyası Mümkün mü?’, 1908 devriminden sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iktidara geçmesinden sonra yaşanan süreç hakkında çok önemli değerlendirmeler barındırıyor.

Yazara göre, 1908 devriminin “Türkiye’nin ihyasına” dair yarattığı umutların hızla berhava olmasının en önemli nedeni bizzat İttihat ve Terakki Cemiyeti’ydi.

Zira Georgiades, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin sabık istibdat rejiminin tüm baskı mekanizmasını kendi elinde topladığını ve milliyetçi bir rotaya girerek liberal bir meşruti rejimin kurulmasını daha başta sakatladığını söylüyor.

Abdülhamid iktidarı dönemindeki baskı rejiminin başka bir ad altında, fakat aynı şekilde devam ettiğini belirten Georgiades’in kitabı, bu kritik süreç hakkında çok önemli bir politik tanıklık.

  • Künye: Demetrius Georgiades – Türkiye’nin İhyası Mümkün mü?, çeviren: Barış Alp Özden, İstos Yayın, tarih, 152 sayfa, 2019

Kolektif – “Yeni Türkiye”ye Varan Yol (2018)

İlk baskısı 2014’te İngilizce yapılan bu kitap, 2002 yılında iktidara gelen AKP’nin iktisadi ve siyasi alanda hegemonya kurma sürecini kapsamlı bir şekilde irdeleyen makaleleri bir araya getiriyor.

Kitapta,

  • 1980 sonrası Türkiye’de otoriterizmin değişen biçimleri,
  • Neoliberal dönemde Türkiye’de devlet ve sermaye,
  • Yine bu dönemde Türk milliyetçilikleri arasında süren hegemonya mücadelesi,
  • AKP’nin Kürt politikası,
  • AKP iktidarında kent rantı ve kentlerin yıkımı,
  • Örgütlü işçi hareketinin sindirilmesi,
  • İslami burjuvazinin yükselişi,
  • AKP iktidarının aile, cinsellik ve toplumsal cinsiyete yansımaları,
  • Ve İslamcı hareket ile Kürt hareketi arasındaki ilişki gibi önemli konular irdeleniyor.

AKP’yi ele alan kitaplardaki temel sorunlardan biri, konuya daha çok devlet elitleri bağlamında yaklaşan, devlet merkezci bakışlarıdır diyebiliriz.

Bu kitabın en özgün katkısı ise, kapitalizmin dinamikleri, sınıfsal ve sosyo-politik güç ilişkileri ve devletin kurumsal mimarisini AKP incelemesine dâhil etmesi, başka bir deyişle AKP’nin elde ettiği politik gücü ve başarıyı neoliberal hegemonyanın inşası çerçevesinde ele alması.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, kitap ilk olarak 2014’te, İngilizce olarak yayınlandı.

Şunu da özellikle belirtmeliyiz: Bu kitapta makaleleri bulunan isimlerin önemli bir bölümü, son zamanlarda peş peşe çıkarılan KHK’larla işlerinden atıldı.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar şöyle: İsmet Akça, İrfan Aktan, U. Uraz Aydın, Ahmet Bekmen, Mehmet Sinan Birdal, Erbatur Çavuşoğlu, A. Ekber Doğan, M. Görkem Doğan, Yasin Durak, F. Serkan Öngel, Barış Alp Özden, Ece Öztan, Güven Gürkan Öztan, Julia Strutz ve Erdem Yörük.

  • Künye: Kolektif – “Yeni Türkiye”ye Varan Yol: Neoliberal Hegemonyanın İnşası, editör: İsmet Akça, Ahmet Bekmen ve Barış Alp Özden, çeviren: Kemal Deniz, İletişim Yayınları, siyaset, 376 sayfa