Terry Eagleton – Kültür (2019)

Kültür çok yönlü bir kavram, dolayısıyla bu konu üzerine bütünlüklü bir tez ortaya koymak zor.

Terry Eagleton da bu kitabında, sömürgecilikten günümüze uzanarak kültürün serüvenini kapsamlı bir bakışla izliyor ve bir değil, birkaç tez sunuyor.

“Kültür” teriminin çeşitli anlamlarını inceleyerek çalışmasına başlayan Eagleton, ardından kültür fikri ile uygarlık kavramı arasındaki birtakım temel farklılıkları mercek altına alıyor.

Sonra kültürü insan varoluşunun temeline oturtan postmodern kültürelcilik öğretisini inceleyen yazar, bunu yaparken de çeşitlilik, çoğulculuk, melezlik ve kapsayıcılık gibi kavramları eleştiriyor, ayrıca kültürel görecelik öğretisine karşı çıkıyor.

Kültürü bir bakıma toplumsal bilinçdışı olarak tanımlayan Eagleton, bu görüşü savunan iki önemli ismin çalışmalarını ele alıyor.

Bunlardan ilki siyaset felsefecisi Edmund Burke’ün kültür kavramıyla pek bağdaştırılmayan eserleri ve ikincisi de Alman filozof Johann Gottfried Herder’in kültürel meseleler üzerine yorumları.

Eagleton, çoğunlukla kültürsüzlük çağı olarak tanımlanan modern çağda kültür meselesine neden bu kadar önem verildiği sorusunu da tartışıyor.

Yazara göre bunun nedenlerinin başında, kültürün sanayi kapitalizminin estetik ya da ütopyacı bir eleştirisi olarak görülmesi;  devrimci milliyetçiliğin, çokkültürlülüğün ve kimlik politikalarının yükselişi; dinin yerini alacak bir alternatif arayışı ve kültür endüstrisi denen olgunun ortaya çıkışı geliyor.

Yazar ayrıca, kültürü insan varoluşunun özü olarak değerlendiren kültürelcilik öğretisini ve kültürel görecelik konusunu eleştirel bir açıdan irdeliyor.

Künye: Terry Eagleton – Kültür, çeviren: Berrak Göçer, Can Yayınları, kültür, 152 sayfa, 2019

Osman Şahin – Kolları Bağlı Doğan (2010)

‘Kolları Bağlı Doğan’, Osman Şahin’in toplu öykülerinin dördüncü cildi.

Buradaki on bir öykü, 12 Eylül döneminin zulüm ve işkencelerini anlatıyor.

Osman Şahin de bir eleştiri yazısı yüzünden Askeri Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanarak on sekiz aya mahkûm edilmişti.

Şahin’in hapishanedeyken yaşadıkları ile tutsaklara dair izlenimleri, bu kitaptaki öykülere temel oluşturuyor.

Kitaba adını veren öyküde yazar, on yıldan beri yurt dışında yaşayan ve askerliğini yapmak üzere Türkiye’ye geldiğinde apar topar gözaltına alınan genç bir adamın yaşadıklarını anlatıyor.

“Bilinçli bir yurttaşım ben. Düşünmeye çalıştığımı, düşüncelerimi yazdığımı, söylediğimi biliyorlardı.

Şimdiyse bunun cezasını fitil fitil burnumdan getireceklerdi.” diyen genç, bedeninin insanlık dışı muamelelere maruz kalması karşısında, en azından cesaretini ve onurunu kaybetmemeye çalışır.

  • Künye: Osman Şahin – Kolları Bağlı Doğan, Can Yayınları, öykü, 167 sayfa

Nikos Kazancakis – İspanya, Yaşasın Ölüm (2019)

Yunanistan’ın dünya edebiyatına armağan ettiği büyük yazarlardan Nikos Kazancakis, 1920’lerin sonunda İspanya’yı, ülkede trajik iç savaş yaşanmadan önce ziyaret etmişti.

Yazarın bu sıra dışı coğrafyadaki izlenimlerini sunan, bizde daha önce yayımlanan, fakat uzun zamandır temin edilemeyen kitabı ‘İspanya, Yaşasın Ölüm’, şimdi yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Kazancakis lirik bir bakışla, yüzyıllar boyunca egemenliğini sürdürmüş bir imparatorluğun ardında bıraktığı İspanya’daki sıradan insanın dünyasını, ülkenin özgün coğrafyasını ve pek çok halkın katkıda bulunduğu renkli ve zengin kültürünü anlatıyor.

Yazar, bu dönemde büyük bir varoluş krizi yaşayan İspanya’yı bir yüzü mahzun ve hayalperest Don Quijote’a, diğer yüzü de şen ve pragmatist Sancho Panza’ya benzetiyor ve İspanyol toplumunu tezatları, güzellikleri ve onuruyla anlatıyor.

  • Künye: Nikos Kazancakis – İspanya, Yaşasın Ölüm, çeviren: Ahmet Angın, Can Yayınları, gezi, 248 sayfa, 2019

Robert Walser – Haydut (2016)

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen görece huzurlu 1920’lerde, yönünü bulmaya çalışan bir bohemin başından geçenler…

Romanın, burjuva toplum düzenine bir türlü ayak uyduramayan avare karakteri Haydut, belirsizlikler içinde yolunu bulmaya çalışırken, toplumun farklı kesimlerinden gelen ilginç karakterlerle karşılaşacaktır.

  • Künye: Robert Walser – Haydut, çeviren: Cemal Ener, Can Yayınları

Berna Durmaz – Karayel Üşümesi (2016)

Küçük kasabalarda, kenar mahallelerde geçen; çelişki ve yanılgılar üzerinden ilerleyen ilgi çekici öyküler.

Berna Durmaz, toplumun dışına itilmiş kadınların, yoksullaşarak “iktidarlarını” kaybetmiş erkeklerin, sınır tanımayan hayal güçleriyle çocukların ruhuna iniyor ve oradan bize kimi zaman fantastik, kimi zamansa büyülü bir üslupla sesleniyor.

  • Künye: Berna Durmaz – Karayel Üşümesi, Can Yayınları

Alexis de Tocqueville – Demokratik Zorbalık (2019)

Alexis de Tocqueville’in 1835-1840 yıllarında iki cilt olarak kaleme aldığı ‘Amerika’da Demokrasi’ adlı çalışması, genel olarak demokrasinin erdemlerini, risklerini, dinamiklerini çözümleyen klasik bir yapıttır.

Tocqueville bu eseriyle büyük bir başarı yakaladığı gibi, modern toplumun ve siyaset biliminin öncü düşünürü oldu.

‘Demokratik Zorbalık’ ise, ‘Amerika’da Demokrasi’nin dördüncü bölümünü oluşturuyor.

Kısa olmakla birlikte, demokrasinin bugün de karşı karşıya bulunduğu açmazları ortaya koyması ve çözüm önerileri sunmasıyla önem arz eden kitabında Tocqueville, Amerika’nın toplumsal yapısını derinlemesine analiz ediyor, ayrıca genç Amerikan demokrasisinin siyasal sistemi üzerine özgün gözlem ve değerlendirmeler sunuyor.

Kitabın en dikkat çekici katkılarından biri, Avrupa’da yaşanan siyasi gelişmeler, kamu yönetimi sistemleri, güncel sorunlar ve çözüm yollarını, Amerikan sistemiyle karşılaştırmalı bir çözümlemeyle irdelemesi.

Bunu yaparken liberalizmin ön plana çıkardığı özgürlükle, sosyalizmin temel aldığı eşitlik kavramları arasında bir denge kurmaya çalışan Tocqueville, ayrıca sivil toplum destekli katılımcı demokrasi modelini ortaya koyuyor.

Bu model, bilindiği gibi, çağdaş demokrasi anlayışının kurucu öğelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Kitap, özellikle çağdaş demokrasilerin yaşadığı sorunlar düşünüldüğünde güncelliğini hâlâ yitirmeyen, Tocqueville düşüncesinin ana hatlarını özetleyen ve daha da önemlisi, demokrasinin bugün de çokça tartışılan bazı kavramlarının kökenlerini ortaya koymasıyla çok önemli.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bir halkta koşullar eşitlendiği ölçüde bireyler daha küçük, toplum daha büyük görünür ya da daha doğrusu, her bir yurttaş tüm diğerlerine benzer hale geldiğinden kalabalıkta kaybolur ve artık bizzat halkın engin ve ihtişamlı imgesinden başka bir şey seçilmez olur.”

“Demokratik ülkelerde yaşayan insanların ne üstleri ne astları ne de alışıldık ya da gerekli görülen paydaşları olduğundan, kendi içlerine kapanmaya çok daha meyilli olurlar ve kendilerini başkalarından yalıtılmış halde değerlendirirler.”

“Eşitlik aşkının eşitlikle birlikte durmadan büyümesi doğaldır; eşitliğe olan aşkımızı tatmin ettikçe büyütürüz.”

“Egemen doğal ve tartışmasız olarak tüm yurttaşların üstünde yer aldığından hiçbirinin onda gözü kalmaz ve hepsi de tüm o ayrıcalıkları kendi eşitlerinden alıp ona teslim ettiklerine inanır.”

  • Künye: Alexis de Tocqueville – Demokratik Zorbalık, çeviren: Ebru Erbaş, Can Yayınları, siyaset, 64 sayfa, 2019

Alessandro Baricco – Okyanus Deniz (2009)

Çağdaş İtalyan edebiyatının önde gelen isimlerinden Alessandro Baricco, Türkiye’de de sevilen yazarlardan.

Baricco ‘Okyanus Deniz’de, deniz kenarındaki bir pansiyonda yolları kesişen farklı karakterlerin hikâyesini anlatıyor.

Erkekleri baştan çıkaran bir kadın, denizin portresini yapan bir ressam, henüz tanışmadığı bir kadına aşk mektupları yazan bir bilimadamı ve gizemli bir hastalığın pençesine düşmüş genç bir kız, bu pansiyonda okurun karşısına çıkan karakterler.

İşlediği karakterlerin hayatını, denizin kuşatıcı gücüyle harmanlayarak veren Baricco, karakterlerinin birbirinin içine geçen dünyalarını yetkin bir üslupla tasvir ediyor.

İçinden deniz geçen hikâyeleri sevenler, bu romanı kaçırmasın.

  • Künye: Alessandro Baricco – Okyanus Deniz, çeviren: Şemsa Gezgin, Can Yayınları, roman, 225 sayfa

Süleyman Bulut – Nüktedan (2015)

Yahya Kemal, Ahmet Rasim ve Süleyman Nazif…

Yaşadıkları dönemde, her biri kendi alanında usta olmuş üç önemli isim.

Bu kitap, bu üç ismi alışıldık olmayan yönleriyle; yani şakaları, yergileri ve hazırcevaplıklarıyla karşımıza çıkarıyor.

Okurken keyif alacağımız bu nükteler, dönemin edebiyat dünyasının bir panoramasını sunduğu kadar, bugüne dair de pek çok şey söylüyor.

  • Künye: Süleyman Bulut – Nüktedan, Can Yayınları, deneme, 200 sayfa, 2015

Annamaria Piccione – Zıt İkizler (2015)

Biri melek gibi masum, sevimli ve çalışkan mı çalışkan diğeri ise tuhaf şakalara tutkun, haylazlık ve kurnazlıkta sınır tanımayan ikizler Lindo ile Lando’nun birbirinden absürt ve eğlenceli maceraları.

Hikâye ikilinin bu maceralarını da, iki kardeşin zıt karakterlerinin yarattığı gülünç durumlarla harmanlıyor.

  • Künye: Annamaria Piccione – Zıt İkizler (Kahkaha Dizisi 2), çeviren: Nükhet Amanoel, Can Yayınları

Susanna Tamaro – Atla, Bart (2015)

10 yaşındaki Bart’ın anne ve babası işleri nedeniyle sürekli seyahat etmektedir.

İyi geceler öpücüğünü ancak telefon ve tablet ekranlarından alabilen Bart’ın mutsuzluğu, bir gün parkta Zoe adında bir tavukla karşılaşmasıyla tümüyle değişir.

Susanna Tamaro’nun kaleminden, teknolojinin hayatımızdaki çarpık rolü üzerine sağlam bir hikâye.

  • Künye: Susanna Tamaro – Atla, Bart, resimleyen: Sedat Girgin, çeviren: Eren Cendey, Can Yayınları