Sam Stall – Uygarlığı Değiştiren 100 Köpek (2010)

Sam Stall ‘Uygarlığı Değiştiren 100 Köpek’te, köpeklerin tarih boyunca bilime, sanata, devlet yönetimine, tarihe, dine ve insana yaptığı önemli katkılara odaklanıyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın en çok madalya alan köpeği Chips; Büyük İskender’in hayatını kurtaran Peritas; en minik savaş köpeği Smokie; on yıllık çalışması esnasında kırk yolcunun hayatını kurtaran, Sanbernarların en yücesi Barry; orduda Amerikan İç Savaşı’nda pek çok kanlı çarpışmaya katılan Jack; kedi seven köpeklerin en ünlüsü Ginny; sinema yıldızı Drew Barrymore’u yangından kurtaran Flossie, Stall’ın hikâyelerini anlattığı, tarihte önemli roller üstlenmiş köpeklerden birkaçı.

  • Künye: Sam Stall – Uygarlığı Değiştiren 100 Köpek, çeviren: Ayşen Anadol, Can Yayınları, tarih, 170 sayfa

Nadeem Aslam – Kaybolan Sevgililere Yollar (2010)

Pakistan göçmeni yazar Nadeem Aslam ‘Kaybolan Sevgililere Yollar’da, beklenmedik bir anda ortadan kaybolan bir çift üzerinden, göç ettikleri ülkeden kendilerini soyutlayarak yaşayan bir ailenin inatla aidiyetlerini korumaya çalışırken savruldukları tehlikeleri, aşırılıkları ve acıları tasvir ediyor.

İngiltere’nin küçük bir kentinde yaşayan Pakistanlı Jugnu ile sevgilisi Chanda, aniden ortadan kaybolurlar.

Sevgilileri arama çalışmaları sonuç vermez ve bu esnada ülkede yaşayan Pakistan cemaati arasında sevgililere dair dedikodular dönmeye başlar.

Aradan kısa bir süre geçtikten sonra, Chanda’nın erkek kardeşleri cinayet suçlamasıyla tutuklanacaktır.

  • Künye: Nadeem Aslam – Kaybolan Sevgililere Yollar, çeviren: Ufuk Boran Kaptan, Can Yayınları, roman, 465 sayfa

Alphonse Daudet – Tarasconlu Tartarın (2010)

Fransız edebiyatının en parlak yıldızlarından Alphonse Daudet ‘Tarasconlu Tartarin’de, mizah yönü ağır basan bir romanla okurun karşısına çıkıyor.

Küçük Tarascon kentinde yaşamakta olan Tartarin’in en büyük hayali, büyük serüvenler yaşamak ve aslan avına çıkmaktır.

Öte yandan, yaşadığı süre boyunca hiç evinden ayrılmamış Tartarin için Afrika’ya gitmek, bambaşka zorluklara da gebe olduğu için onu korkutmaktadır.

Fakat Tartarin günün birinde, her şeyi göze alıp yola koyulmaya karar verir.

Bu aşamada, başkaları tarafından kandırılmaya pek müsait olan Tartarin’in başına beklenmedik olaylar gelecektir.

Her şeye rağmen, çocukça saflığını elden bırakmamaya çalışan muzip Tartarin, amaçladığı yolda ilerlerken birbirinden ilginç maceralar yaşayacaktır.

Daudet’nin klasik eseri, olay örgüsüyle olduğu kadar, özgün karakteri Tartarin’le de dikkat çekiyor.

  • Künye: Alphonse Daudet – Tarasconlu Tartarın, çeviren: Tahsin Yücel, Can Yayınları, roman, 116 sayfa

James Hilton – Yitik Ufuklar (2010)

James Hilton, yayımlandığı dönemde ilgiyle karşılanan ‘Yitik Ufuklar’da, dört yabancı yolcunun Çin’den kaçırılarak Tibet’e götürülüşünü ve burada yaşadıkları dönüşümü hikâye ediyor.

İç savaşın başladığı Çin’de bulunan dört kişi, ülkeden kaçmaya çalışır.

Fakat bindikleri bir uçak, onları Tibet sınırları içinde hiç bilinmeyen bir bölgeye götürür. Burada bir Çinli tarafından bulunan yolcular, Şangri-La manastırına götürülür.

Gerçekte, hayatları boyunca aradıkları cenneti keşfedecek dört yolcu, bir yandan kaçırılışlarının ve manastırın ardındaki sır perdesini aralamaya çalışırken, öte yandan içinde bulundukları gizemli ve mistik havanın da etkisiyle, geçmişleriyle hesaplaşacaktır.

  • Künye: James Hilton – Yitik Ufuklar, çeviren: Nihal Yeğinobalı, Can Yayınları, roman, 206 sayfa

Malcolm Lowry – Yanardığın Altında (2010)

Malcolm Lowry’nin hayatından izler taşıdığı için yarı otobiyografik bir roman olarak tanımlanan ‘Yanardığın Altında’, Meksika’nın bir şehri olan Cuernavaca’da görevli, gözden düşmüş alkolik İngiliz konsolosun bir gün içinde yaşadıklarını hikâye ediyor.

On iki bölümden oluşan roman, konsolosun şehirde düzenlenen Ölüler Günü Festivali sırasında yaşadıklarına dayanıyor.

Olay örgüsünün yanı sıra, yazarın damıtılmış anlatım biçimi, Lowry’nin 1936-1944 yılları arasında yazdığı romanı özgün kılan başlıca hususlardandır diyebiliriz.

Skolastik dönemin ilmi simya yapıtlarından Melville’e, Kabala’dan Goethe’ye alıntı ve göndermelerle dolu roman, zevkli bir okuma vaat ediyor.

  • Künye: Malcolm Lowry – Yanardığın Altında, çeviren: Sinan Fişek, Can Yayınları, roman, 461 sayfa

Pierre Charras – İyi Geceler Tatlı Prens (2010)

‘On Dokuz Saniye’, Fransız edebiyatçı Pierre Charras’nın Türkçede yayımlanmış ilk romanıydı.

Yazar elimizdeki romanı ‘İyi Geceler Tatlı Prens’te ise, bir çocuğun babasının ölümünün ardından tuttuğu yası, yaşadığı pişmanlıkları anlatıyor.

Babasını beklenmedik bir anda kaybeden çocuk, onun yaşadığı zamanlarda ona duyduğu sevgiyi dile getiremediği için ve en önemlisi de kendisini ona tam anlamıyla anlatamadığı için pişmanlık çeker.

Çocuk, anımsadığı kadarıyla babasının hayatını yeniden yazarak, onu bir anlamda yeniden dirilterek bu acıyı bir nebze de olsa hafifletmeye çalışır.

“Bu hikâye geçen yüzyılda geçti ve hâlâ senden bahsediyorum.” diyen çocuk, babasına söyleyemediği sevgiyi ve bir türlü açıklayamadığı gerçek benliğini yazı aracılığıyla anlatmaya koyulur.

‘İyi Geceler Tatlı Prens’, hüzünlü bir sevgi ve hesaplaşma metni.

  • Künye: Pierre Charras – İyi Geceler Tatlı Prens, çeviren: Sosi Dolanoğlu, Can Yayınları, roman, 101 sayfa

Stefan Zweig – Macellan (2010)

Stefan Zweig kurmaca eserleri kadar, biyografi türünde kaleme aldığı kitaplarıyla da büyük beğeniyle okunan yazarlardan.

Zweig bu sefer de, Portekizli denizci Macellan’ın biyografisiyle okurlarının karşısına çıkıyor.

Çevresini dolaşarak dünyanın yuvarlak olduğunu kesin olarak ispatlayan Yeniçağ’ın en önemli kâşifi Macellan, Zweig’ın anlatımında kararlı, cesur ve mağrur bir kişilik olarak resmediliyor.

Zweig kendine has üslubuyla, o dönemlerde güvensiz gemilere, büyük tehlikelere, hava şartlarının her tür insafsızlığına ve tüm yoksunluklara rağmen, Macellan ve arkadaşlarının denizlerde yol alışını ve macera dolu keşiflere imza atışını anlatıyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Macellan: Bir İnsan, Bir Yaşam, çeviren: Zehra Aksu Yılmazer, Can Yayınları, biyografi, 265 sayfa

Cemil Kavukçu – Masal Kurma Oyunu (2016)

Usta yazarımız Cemil Kavukçu’dan, çocuklar için yazılmış keyifle okunacak bir roman.

Bora, teyzesinin Ayvalık’taki evinde doğayla ve denizle iç içe geçen yaz tatilini geçirmektedir.

Elektriklerin kesildiği bir akşam, eniştesi Bora’ya “Masal kurma oyunu” oynamayı önerir.

Yaşlı bir oduncunun hikâyesiyle başlayan oyun, rüya gibi başka hikâyelerle devam edecektir.

  • Künye: Cemil Kavukçu – Masal Kurma Oyunu, Can Yayınları, çocuk, 96 sayfa, 2016

Halide Edip Adıvar – Kalp Ağrısı (2010)

Halide Edip Adıvar, ilk kez 1924 yılında yayımlanan ‘Kalp Ağrısı’nda, Zeyno ile Hasan arasında yaşanan yasak aşkı hikâye ediyor.

Romanın başkahramanı Zeyno’nun güncesi ve mektupları aracılığıyla aktarılan bu öyküde, Zeyno’nun nişanlısı Saffet ile Azize ve Azize’nin nişanlısı Hasan gibi karakterler yer alıyor.

Güçlü ve çekici bir kadın olan Zeyno, en yakın arkadaşı Azize’nin nişanlısı Hasan’la aşk yaşamaya başlar.

Kadın, tehlikelerle dolu bu ilişkinin önüne geçmek için, nişanlısıyla beraber İstanbul dışındaki bir çiftlik evine gider.

Fakat kısa bir süre sonra Azize ve Hasan da, onlara sürpriz yapmak için peşlerinden gider.

Bu durum Zeyno ve Hasan’ı, duygularıyla yüzleşmeye davet edecektir.

  • Künye: Halide Edip Adıvar – Kalp Ağrısı, Can Yayınları, roman, 267 sayfa

Serhat Öztürk – Şiraz (2016)

Daha önce Halep, Selanik ve Tiflis üzerine yazdığı, edebi lezzetleriyle dikkat çeken kitaplarıyla bildiğimiz Serhat Öztürk’ten, bu sefer İran’ın kadim kentlerinden birine dair keyifle okunacak bir çalışma.

Persepolis’ten Cennet Bahçesi’ne, Hafız’ın kabrinden Banko Haft Khan’a uzanan, Şiraz’a dair merak edilen birçok konuyu daha iyi kavramak açısından bir başucu kitabı.

  • Künye: Serhat Öztürk – Şiraz, Can Yayınları