Bruno Patino – Balık Hafıza (2025)

Bruno Patino’nun ‘Balık Hafıza: Dikkatimizi Kim, Nasıl Yönetiyor?’ (‘La civilisation du poisson rouge: Petit traité sur le marché de l’attention’) adlı kitabı, günümüz dijital çağında dikkat ekonomisinin yükselişini ve bunun bireyler üzerindeki etkilerini derinlemesine inceleyen bir çalışma. Patino, internetin ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte dikkatin kıt bir kaynak haline geldiğini ve çeşitli platformlar ile içerik üreticilerinin bu değerli kaynağı ele geçirmek için kıyasıya bir rekabet içinde olduğunu savunuyor. Kitap, bu yeni “dikkat piyasası”nın işleyiş mekanizmalarını, kullanılan stratejileri ve bireylerin dikkat sürelerinin giderek azalmasına yol açan faktörleri analiz ediyor. Yazar, bu durumu metaforik olarak “kırmızı balık uygarlığı” olarak adlandırmakta ve kırmızı balığın kısa dikkat süresinin, modern insanın dijital bombardıman altındaki zihinsel durumunu yansıttığını öne sürüyor.

Patino, dikkat ekonomisinin bireylerin bilişsel yetenekleri, öğrenme süreçleri, karar verme mekanizmaları ve genel olarak zihinsel sağlıkları üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Sürekli bildirimler, sonsuz içerik akışı ve anlık tatmin arayışı gibi dijital dünyanın özellikleri, bireylerin odaklanma becerilerini zayıflatıyor, yüzeysel bilgi tüketimine yol açıyor ve derinlemesine düşünmeyi engellemektedir. Kitap, bu durumun sadece bireysel düzeyde değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal süreçler üzerinde de önemli sonuçları olduğunu vurguluyor. Dikkat dağıtıcı unsurların artması, eleştirel düşünceyi zayıflatıyor, manipülasyona açıklığı artırıyor ve demokratik tartışma ortamını olumsuz etkiliyor.

‘Balık Hafıza’, dikkat ekonomisinin tehlikelerine karşı bir uyarı niteliğinde. Patino, bireylerin ve toplumların bu yeni gerçekliğin farkında olması, dikkatlerini koruma ve yönetme stratejileri geliştirmesi gerektiğini savunuyor. Kitap, dijital dünyanın sunduğu imkanlardan yararlanırken, dikkatimizi ve zihinsel bağımsızlığımızı korumanın yollarını aramamız gerektiği konusunda önemli bir çağrıda bulunuyor. Yazar, bilinçli dijital tüketim, odaklanma becerilerini geliştirme ve dikkatimizi çalmaya çalışan mekanizmalara karşı farkındalık oluşturmanın, bu yeni uygarlığın olumsuz etkilerini azaltmanın anahtarları olduğunu öne sürüyor.

  • Künye: Bruno Patino – Balık Hafıza: Dikkatimizi Kim, Nasıl Yönetiyor?, çeviren: Bahadırhan Bozkurt, Doğan Kitap, inceleme, 120 sayfa, 2025

Sally Jean Cunningham – Bahçe Kardeşliği (2025)

Sally Jean Cunningham’ın ‘Bahçe Kardeşliği: Zehirsiz ve Güzel Bir Sebze Bahçesi İçin Kardeş Bitkilerle Ekim Yöntemi’ (‘Great Garden Companions: A Companion-Planting System for a Beautiful, Chemical-Free Vegetable Garden’) adlı eseri, sebze bahçelerinde kimyasal ilaçlar kullanmadan sağlıklı ve verimli bir yetiştiricilik için kardeş bitki uygulamasının prensiplerini ve pratik yöntemlerini detaylı bir şekilde anlatan bir rehberdir. Cunningham, farklı sebzelerin birbirleriyle olan olumlu etkileşimlerini bilimsel ve deneyimsel bilgiler ışığında açıklayarak, bahçıvanlara doğal yollarla zararlıları uzaklaştırma, hastalıkları önleme, toprağı iyileştirme ve verimi artırma imkânı sunuyor. Kitap, hangi bitkilerin birbirleriyle iyi anlaştığını, hangilerinin birbirlerinden uzak tutulması gerektiğini, bu olumlu veya olumsuz etkileşimlerin altında yatan nedenleri (örneğin, salgılanan kimyasallar, kök sistemlerinin etkileşimi, zararlıları çekme veya uzaklaştırma) anlaşılır bir dille aktarıyor.

Cunningham, kardeş bitki uygulamasının sadece zararlı ve hastalık kontrolüyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda bitkilerin büyümesini teşvik etme, besin alımını kolaylaştırma ve hatta lezzetlerini artırma gibi faydaları da olduğunu vurguluyor. Kitapta, farklı sebzeler için özel kardeş bitki kombinasyonları öneriliyor, bu kombinasyonların bahçe tasarımına nasıl entegre edilebileceğine dair pratik ipuçları sunuluyor. Ayrıca, mevsimlik ekim planları oluştururken kardeş bitki prensiplerinin nasıl göz önünde bulundurulması gerektiği de detaylı bir şekilde açıklanıyor. Cunningham, okuyucuları kendi bahçelerinin koşullarına ve yetiştirmek istedikleri sebzelere uygun kardeş bitki sistemlerini denemeye ve geliştirmeye teşvik etmektedir. ‘Bahçe Kardeşliği’ kimyasalsız, doğal ve sürdürülebilir bir sebze bahçesi kurmak isteyen tüm bahçıvanlar için kapsamlı ve pratik bir kaynaktır.

  • Künye: Sally Jean Cunningham – Bahçe Kardeşliği: Zehirsiz ve Güzel Bir Sebze Bahçesi İçin Kardeş Bitkilerle Ekim Yöntemi, çeviren: Evren Yıldırım, Doğan Kitap, botanik, 288 sayfa, 2025

Şafak Nakajima – Ölümün İzinde (2025)

Ölüm, insanlık tarihi boyunca hem merak hem de korku uyandıran bir olgu olmuştur. Doğum gibi hayatın doğal bir parçası olan ölüm, bilinmezliğiyle insanı tedirgin eder. Ancak, doğumun kabullenildiği gibi ölümün de aynı doğallıkla karşılanabileceği bir anlayış geliştirilebilir.

Bir biyopsikososyal tıp doktoru ve yas danışmanı olan Şafak Nakajina ‘Ölümün İzinde’ adlı bu kitabı, bilgi ve deneyimlerini okuyucularla paylaşmak amacıyla kaleme almış. Mesleği gereği, yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgiye defalarca tanıklık etmiş. O çizgiyi aşıp geri dönenlerle de geri dönme şansı olmayanlarla da yan yana olmuş.

Bu süreçte, bir doktorun görevinin sadece fiziksel acıyı dindirmek veya hayat kurtarmak olmadığını, aynı zamanda ölümle yüzleşenlere ve yas sürecindeki insanlara duygusal destek sağlamak olduğunu fark etmiş.

Kitap, ölümün biyolojik, psikolojik ve felsefi boyutlarına odaklanarak, ölüm üzerine düşünmeyi daha erişilebilir kılan bir yolculuğa eşlik ediyor.

Hayat, kayıplarla dolu bir yolculuk olsa da her acı, insanı bir adım daha olgunlaştırır ve güçlendirir. Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez; bu zorlu süreç de zamanla hafifleyecek ve yerini huzura bırakacaktır. Ölümle yüzleşmek, yaşamı daha iyi anlamak için bir fırsat olabilir. Bu yolculukta kendine karşı sabırlı olmak, yaşanılan ve paylaşılan her anın kıymetini bilmek önemlidir.

  • Künye: Şafak Nakajima – Ölümün İzinde: Sonlu Bir Hayatta Sonsuz Sorgular, Doğan Kitap, psikoloji, 248 sayfa, 2025

Eric G. Wilson – Melankoliye Övgü (2025)

Eric G. Wilson’ın ‘Melankoliye Övgü: Mutluluk Mitini Yıkmak ve Hüznü Kucaklamak’ (‘Against Happiness: In Praise of Melancholy’) adlı kitabı, modern toplumun mutluluk takıntısına karşı çıkıyor ve melankolinin, yaratıcılık ve derin düşünce için gerekli bir duygusal durum olduğunu savunuyor. Yazar, melankolinin olumsuz bir durum olarak görülmesi yerine, insan deneyiminin zenginleştirici bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini öne sürüyor.

Wilson, kitabında melankolinin, sanat, edebiyat ve felsefe gibi alanlarda yaratıcılığın tetikleyicisi olduğunu savunuyor. Tarih boyunca birçok sanatçının ve düşünürün, melankolik ruh hallerinden ilham alarak önemli eserler ortaya koyduğunu örneklerle gösteriyor. Yazar, modern toplumun mutluluk takıntısının, yaratıcılığı ve derin düşünmeyi engelleyebileceğini ve insanları yüzeysel bir mutluluk arayışına ittiğini savunuyor.

Wilson, melankolinin sadece bireysel bir deneyim olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir olgu olduğunu da vurguluyor. Yazar, farklı kültürlerde melankoliye verilen anlamın ve bu duygunun toplumsal hayata etkilerinin tarihsel bir incelemesini yapıyor.

Kısacası, ‘Melankoliye Övgü’, modern toplumun mutluluk takıntısına karşı çıkıyor ve melankolinin insan deneyimi için önemli bir duygu olduğunu savunuyor. Wilson, kitabında melankolinin yaratıcılık, derin düşünce ve kişisel büyüme üzerindeki olumlu etkilerini inceliyor.

  • Künye: Eric G. Wilson – Melankoliye Övgü: Mutluluk Mitini Yıkmak ve Hüznü Kucaklamak, çeviren: Özge Onan, Doğan Kitap, inceleme, 160 sayfa, 2025

Ümit Akçay – Krizin Gölgesinde En Uzun Beş Yıl (2024)

Ekonomi politikalarındaki “U-dönüşleri” nasıl açıklanabilir?

Bu dönüşlerin siyasi ve ekonomik nedenleri nelerdir?

Ümit Akçay, Türkiye’de neoliberalizmi eleştirel olarak inceleyen iktisatçıların ön saflarında yer alıyor.

Dünya ekonomisini yakından izlemesi, Türkiye analizini teorik ve karşılaştırmalı çerçevelere oturtuyor.

Bu kitap, bu analizi Türkiye’nin 2018-2023 yıllarına taşıyor.

“Krizin gölgesinde geçen” bu dönemde izlenen iktisat politikalarına odaklanıyor.

Saray iktidarının sınıfsal bağlantıları Türkiye’de tartışılıyor.

Akçay, bu tartışmaya ışık tutacak bir döküm önermekte; sermaye gruplarının son beş yılda politika virajlarını etkileme ve onlardan etkilenme biçimlerini titizlikle araştırıyor.

Bu tabloda halk sınıfları pasif görünümdedir; ama seçim dönemeçleri, bu çaresiz konumu değiştiren dinamikleri hayata geçiriyor.

Akçay’ın Türkiye’ye ilişkin bu tespitleri neoliberalizmin yüzeysel, kaderci, katı analizine dönük örtülü bir eleştiri de içeriyor.

AKP’nin yirmi yılı aşkın iktidarı, Türkiye ekonomisinin bağımlı gelişme modelini yoğunlaştırdı.

Ümit Akçay’ın çalışması, bu modelden köklü bir dönüşümle çıkışın gerektiğini vurguluyor; sosyalistleri alternatifler üzerinde tartışmaya davet ediyor.

Kitap, Türkiye’nin 2018-2023 arasındaki çalkantılı dönemine eleştirel siyasal iktisat perspektifinden bakarak derinlemesine bir analiz sunuyor.

  • Künye: Ümit Akçay – Krizin Gölgesinde En Uzun Beş Yıl (2018-2023): Türkiye`de Kriz, Siyaset ve Sermaye, Doğan Kitap, siyaset, 264 sayfa, 2024

Cengiz Erdinç – Overdose Türkiye (2024)

‘Overdose Türkiye’, organize suç ve uyuşturucunun demokrasiye karşı bir tehdide dönüşen istilasını konu ediniyor.

Kıyıda köşede unutulmuş resmi belgelerin, hiç konuşulmamış güncel raporların ve mahkeme kayıtlarının ayrıntılarında kalan karanlığa ışık tutuyor.

Kitaptan 1930’larda İstanbul’da üç eroin fabrikasının bulunduğu ve bunlardan birinin yönetim kurulu başkanının sonradan başbakanlık yaptığı gibi şaşkınlıkla okuyacağımız pek çok bilgi mevcut.

Bir zehrin, bir ulusun damarlarında nasıl dolaştırıldığını anlatan belgesel niteliğindeki kitap, mafya ve uyuşturucunun yalnızca suç olarak değil, toplumsal ve politik bir sorun olduğunu da net bir şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Cengiz Erdinç – Overdose Türkiye: Narkoelitlerden Mafyaya Uyuşturucunun Yüzyıllık İstilası, Doğan Kitap, siyaset, 512 sayfa, 2024

Mustafa Suleyman, Michael Bhaskar – Yaklaşan Dalga (2024)

İnsanlık tarihinde önemli bir eşiğe yaklaşıyoruz.

Her şey değişmek üzere.

Yakında etrafımızda yapay zekâlar olacak.

DNA yazıcılarının ve kuantum bilgisayarlarının, laboratuvar patojenlerinin ve otonom silahların, robot asistanların ve enerji bolluğu dünyasında yaşayacaksınız.

Böyle bir dünyaya hazır değiliz.

Google bünyesindeki yapay zekâ şirketi Deepmind’ın kurucularından olan Mustafa Suleyman bu devrimin merkezindeydi.

Önümüzdeki yıllara bu güçlü ve hızla yayılan yeni teknolojiler dalgası damgasını vuracak.

‘Yaklaşan Dalga’da Suleyman bu teknoloji dalgasının büyük bir bolluk yaratacağını ama öbür yandan da küresel düzenin temeli olan ulus devleti nasıl tehdit edeceğini anlatıyor.

Kırılgan devletlerimiz bir felakete sürüklenirken, varoluşsal bir ikilemin içindeyiz: Bir yanda hayal bile edemeyeceğimiz felaketler, öbür yanda da her saniye gözetim ve baskı altında yaşamak.

Yapay zekâ teknolojisinin merkezinden çıkan bu çığır açıcı kitap, çağımızın en büyük problemi olan güçlü teknolojileri kontrol edebilmeyi, “dizginleme problemini” inceliyor.

Kıyamet ve distopya arasındaki dar yolda yürüyebilecek miyiz?

  • Künye: Mustafa Suleyman, Michael Bhaskar – Yaklaşan Dalga: Teknoloji, Güç ve 21. Yüzyılın En Büyük İkilemi, çeviren: Omca A. Korugan, Doğan Kitap, inceleme, 432 sayfa, 2024

Serdar Korucu – Cumartesi Anneleri (2024)

1000 hafta…

Bir başka deyişle yaklaşık 10 milyon 80 bin dakika.

168 bin saat.

7 bin gün.

229 ay.

19 yıl…

Türkiye’nin tartışmasız en uzun soluklu ve hâlâ devam eden eylemi olan Cumartesi Anneleri, 1000. haftasını geride bırakıyor.

Bu çalışma, sesini duyurmak için kendini Galatasaray Meydanı’nda bulanları, bulmak zorunda kalanları konu alıyor.

Ve elbette eylem yapmalarının nedeni olan kayıplarını…

Kitapta Hasan Ocak’tan Rıdvan Kırbayır’a, Hüseyin Taşkaya’dan Rıdvan Karakoç’a pek çok ismin nasıl katledildiği ailelerinin tanıklığıyla anlatılıyor.

  • Künye: Serdar Korucu – Cumartesi Anneleri: Galatasaray Meydanı’nda 1000 Hafta, Doğan Kitap, belgesel, 352 sayfa, 2024

Peter Wohlleben – Ağaçların Gizli Yaşamı (2024)

  • Ağaçlar sosyal varlıklar mı?
  • Ağaçlar nasıl yaşarlar?
  • Acı hissederler mi ya da çevrelerini farkındalar mı?

Peter Wohlleben, ‘Ağaçların Gizli Yaşamı’nda bilimsel araştırmalara dayanarak, ağaçların aileler gibi çocuklarıyla yaşadıklarını, onlarla haberleştiklerini, hasta olanlarla besin kaynaklarını paylaşarak onları desteklediklerini ve hatta yaklaşan tehlikeler konusunda onları uyardıklarını anlatıyor.

Wohlleben aynı zamanda gözlemlediği müthiş yaşam döngülerinden bahsederek ağaçlara ve ormanlara duyduğu derin sevgiyi dile getiriyor.

Wohlleben ağaçları dinlemiş ve dillerini çözmüş.

  • Künye: Peter Wohlleben – Ağaçların Gizli Yaşamı: Ne Hissederler, Nasıl İletişim Kurarlar (Gizli Bir Dünyadan Keşifler), çeviren: Ali Sinan Çulhaoğlu, Doğan Kitap, inceleme, 200 sayfa, 2024

Jeremy Rifkin – Dayanıklılık Çağı (2023)

Medeniyet tarihinin benzersiz bir yorumu ve türümüzün nasıl hayatta kalacağına dair bir öngörü.

‘Dayanıklılık Çağı’nda Jeremy Rifkin bizi geçmişte, günümüzde ve gelecekte bir yolculuğa çıkarıyor.

Sanayi Devrimi sonrasındaki İlerleme Çağı’nda zamanı verimli kullanmaktan daha önemli bir şey yoktu.

Elimizin altındaki tüm kaynakları işlemek ve tüketmek için hızla çalışıyor, servetimizi artırırken doğayı sömürüyorduk.

Jeremy Rifkin, içinde bulunduğumuz yeni çağda verimli ekonominin yerini uyumlu ekonomiye bırakacağını iddia ediyor.

Yeni nesil büyümedense gelişmeye, finans merkezlerindense ekoloji merkezlerine, üretkenliktense yenilenebilirliğe, küreselleşmedense globalleşmeye, jeopolitiktense ekoloji politikalarına, temsili demokrasidense vatandaş meclislerine önem veriyor.

İnsanlık olarak gelecekten gittikçe daha çok tedirgin olmaya başladığımız bir dönemde Rifkin bize doğayla uyumlu bambaşka bir dünyanın mümkün olduğunu ve ikinci bir şansımızın olabileceğini gösteriyor.

İlerleme Çağı bitiyor, Dayanıklılık Çağı’na hazır olun.

  • Künye: Jeremy Rifkin – Dayanıklılık Çağı: Yabanlaşan Dünyadaki Varoluşumuz, çeviren: Solina Silahlı, Doğan Kitap, inceleme, 368 sayfa, 2023