Özlem Kumrular – Sultan’ın Mutfağı (2010)

On altıncı yüzyıl Avrupa-Osmanlı ve Akdeniz tarihi, Özlem Kumrular’ın çalışma alanlarından.

Yazar, tarihi roman tarzındaki eseri ‘Sultan’ın Mutfağı’nı da, bu alandaki deneyimlerinden hareketle kaleme almış.

Sarayda Sultan’ı doyurmakla görevli dört başaşçı etrafında dönen kurgu, aşçıların rutin hayatının esrarengiz bir olay neticesinde alt üst oluşunu hikâye ediyor.

Dört aşçının her biri farklı dinlere, farklı tanrılara inanır.

Günün birinde Sultan, kendisine en leziz yemeği yapan aşçıya iki bin altın vereceğini ilan eder.

Bu durum, en lezzetli yemeği yapmaya koyulan aşçılar arasında örtük ama büyük bir rekabetin yaşanmasına neden olur.

Fakat bu esnada, nedeni anlaşılamayan bir ölüm ve mutfağı yok eden korkunç bir yangın, sarayın tüm düzenini alt üst edecektir.

  • Künye: Özlem Kumrular – Sultan’ın Mutfağı, Doğan Kitap, roman, 482 sayfa

Özcan Yüksek – Cinistan (2010)

Binbir Gece Masalları’nın izini süren ‘Cinistan’, Özcan Yüksek’in ‘Sessizce Dön’ ve ‘Hakikatçi’den sonraki üçüncü kitabı.

Yazar burada yer alan metinlerinde, gizemli bir dünyadan masallar ve öyküler anlatıyor.

Ganim bin Eyüb ve kız kardeşi Fitne; Birinci Sudanlı haremağası zenci Sevvab; İkinci Kalender; hamal ile genç kızlar ve Sultan Nurü’n-Nehar ile güzel Ecinniye, Yüksek’in kitabında karşımıza çıkan öykülerden birkaçı.

Ayrıca, senede bir defa yalan söyleyen bir kölenin öyküsü de, Yüksek’in dikkat çeken metinlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Yazar, masalların sihirli dünyasından okurlarına seslenirken, aynı zamanda ‘Binbir Gece Masalları’nı da analiz ediyor.

  • Künye: Özcan Yüksek – Cinistan: Aşk ve Kaybedilen Dünya, Doğan Kitap, anlatı, 334 sayfa

Georges Vigarello – Ortaçağ’dan 20. Yüzyıla Şişmanlığın Tarihi (2016)

Ortaçağ’da şişmanlar, ataları simgeledikleri için beğeni toplarken, günümüzde neden ayıplanıyor?

Sosyolog ve tarihçi Georges Vigarello, şişmanlığa dair olumsuz algının modern Avrupa’da oluşma sürecini araştırıyor.

Kitap, Ortaçağ’ın oburlarından 21. yüzyılın bir deri bir kemik mankenlerine uzanan özgün bir şişmanlık tarihi.

  • Künye: Georges Vigarello – Ortaçağ’dan 20. Yüzyıla Şişmanlığın Tarihi, çeviren: Yasemin Kayacan, Doğan Kitap, kültür tarihi, 312 sayfa, 2016

Bünyamin Sürmeli – Mavi Misket (2016)

Toprağın altında ve üstünde yaşam, denizin altında ve üstünde yaşam, tümü havayla!

Hava konusunda uzman Bünyamin Sürmeli de, bu konudaki düşüncelerini bizimle paylaşıyor.

Buzulların erimesi, iklim değişimi, havayı tahmin etmenin ipuçları, ısınma ve suç oranları arasındaki ilişki, havanın gaddar ve müşfik halleri gibi konularında pratik bir rehber.

Bir meteoroloğun gözünden doğa-iklim-çevre-tarih-teknoloji ve aralarındaki geçişlere yakından bakmak için iyi fırsat.

Künye: Bünyamin Sürmeli – Mavi Misket, Doğan Kitap, ekoloji, 220 sayfa, 2016

Nuri Bilge Ceylan – Bir Zamanlar Anadolu’da (2019)

Karakteriyle, olay örgüsüyle, atmosferi ve teknikleriyle Bir Zamanlar Anadolu’da filmi, yalnızca Nuri Bilge Ceylan külliyatında değil, Türkiye sinemasında da apayrı bir yere sahip.

Karakterlerinin derinliği, gece ve gündüz bölümleri arasındaki geçişler, düğümler, belirsizlikler ve iç içe geçmiş hikâyelerin şiirsel bir üslupla harmanlandığı filmin senaryosu şimdi kitaplaştı.

Filmin senaryodaki hali ile tamamlanmış hali arasında, dikkatli gözlerden kaçmayacak farklılıklar bulunuyor.

Ceylan’ın filmlerini çekerken veya kurgu sırasında senaryoyu ve diyalogları sıkça değiştirdiği biliniyor.

Bu durum, Bir Zamanlar Anadolu’da için de geçerli.

Dolayısıyla senaryonun hiç dokunulmamış ilk halini sunan bu kitap, filmin senaryosu ile seyirciye ulaşmış hali arasındaki farkları yakından görmek için de iyi fırsat.

Film hakkında Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında yazılmış pek çok yazı ve söyleşiyle zenginleşen kitap, Ceylan’ın kurgu sırasında tuttuğu günlükleri de barındırıyor.

  • Künye: Nuri Bilge Ceylan – Bir Zamanlar Anadolu’da, Doğan Kitap, sinema, 296 sayfa, 2019

Hikmet Temel Akarsu – Nihilist (2010)

‘Nihilist’, Hikmet Temel Akarsu’nun on üçüncü romanı.

Akarsu burada, kendini “Reddedilenlerin Risaleleri”ni yazmaya adamış bir muhalifin yaşadığı trajikomik olayları hikâye ediyor.

Böylece, “Reddedilenlerin Mesihi” olduğunu ilan eden bir “seçilmişin” başarısızlıkla dolu hayatı, romanın omurgasını oluşturuyor.

“Seçilmiş”, müritleri aracılığıyla dünyaya bambaşka bir din ve felsefe getirme uğraşındadır.

Fakat hiçliğin derin sularına dalmışlığı ve olabildiğince melankolik oluşuyla, daha baştan yenilgiye uğramış gibidir.

Kahramanımız, beyhude bir çabayla da olsa hüsranını ertelemeye çalışacaktır.

  • Künye: Hikmet Temel Akarsu – Nihilist, Doğan Kitap, roman, 189 sayfa

Kerime Nadir – Hıçkırık (2010)

‘Hıçkırık’, yazı hayatına öyküyle başlayan Kerime Nadir’in aşk ve karasevda konulu romanlarından biri.

İlk olarak 1937’de Tan gazetesinde tefrika edilen roman, 1910’ların İstanbul’unda, ağırlıklı olarak da Çamlıca’da ve Büyükada’da geçiyor.

Kenan ile Nalan arasındaki aşkı hikâye eden roman, bu aşk üzerinden yüzyılın başındaki İstanbul hayatını tasvir ediyor.

Başkahramanı Binbaşı Kenan Ziya’ya ait hatıra defterinden yola çıkan roman, Kenan Bey’in birlikte çocukluğunu geçirdiği Nalan Hanım’a âşık oluşunu, bu aşkını bir türlü dile dökemeyişini ve ikili arasındaki ilişkinin trajik sonunu anlatıyor.

  • Künye: Kerime Nadir – Hıçkırık, Doğan Kitap, roman, 206 sayfa

Yümniye Akbulut – Şıklığın Resmi Tarihi (2010)

Yümniye Akbulut, alt başlığı ‘Olgunlaşma Enstitüsü’ olan ‘Şıklığın Resmi Tarihi’nde, Türkiye moda tarihinin bir dönemini anlatıyor.

Olgunlaşma Enstitülerinin kurulmasına tanıklık eden ve bu kurumlarda görev alan Akbulut, 1930’lu yıllar ve çocukluğunun Türkiye’sinin içinde bulunduğu koşullarla kitabına başlıyor.

Yazar, samimi bir üslupla, çocukluğunun geçtiği Manisa’yı, Ankara’daki hayatını, Gazi Üniversitesi’ndeki asistanlık yıllarını, Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nü, Paris yıllarını, Belçika Eğitim Müşaviri olarak görev yaptığı dönemi, yurt içi ve yurt dışındaki defile ve sergilerini ve Türk el sanatlarının korunması ve geliştirilmesi çalışmalarını okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Yümniye Akbulut – Şıklığın Resmi Tarihi, Doğan Kitap, anı, 246 sayfa

Juan Rulfo – Altın Horoz (2019)

Juan Rulfo için İspanyol edebiyatının babası demek, kesinlikle abartılı değildir.

Ne mutlu ki bizde de yayımlanmış iki şaheseri; öykülerinden oluşan ‘Kızgın Ova’ (Bizde ‘Ova Alev Alev’ adıyla da çevrildi) ve özellikle de ‘Pedro Paramo’ romanıyla, yalnızca İspanyolca yazan isimleri değil, kendisinden sonraki pek çok yazarı derinden etkileyebildi.

Bunun en önemli sebebi de, Rulfo’nun kendine has yazma tekniğiydi.

Rulfo eserlerinde alt üst edilmiş bir zaman dizimi, geri dönüş, iç monolog, bilinçaltı akışı, bakış açısını kaydırma ve monolog gibi pek çok aracı kullandı, ayrıca şiddet, sorunlu baba-oğul ilişkileri, yozlaşma ve ahlak temalarını kullandı.

‘Altın Horoz’ ise, Rulfo’nun senaryo olarak başladığı yapıtlarından.

Yazar bu sefer de, kasabanın yoksul tellalı Dionisio Pinzón’un başından geçen ilginç olayları hikâye ediyor.

Yazar, Pinzón’un hikâyesini de kırsal kesimin kendine has ilişkileri, ruhu, hüznü ve coşkusuyla harmanlayarak veriyor.

‘Altın Horoz’, Rulfo’nun diğer eserleri gibi kısa, ama yine onlar gibi etkileyici.

  • Künye: Juan Rulfo – Altın Horoz, çeviren: Halil Beytaş, Doğan Kitap, öykü, 152 sayfa, 2019

AyçE ayyıldız – Biz O Zamanlar (2016)

Çocukların bayram harçlıklarıyla çatapat aldığı, tırmandıkları ağaçlardan inemedikleri; harçlıkların köşesi işlenmiş mendillerde verildiği, dedelerin kolonya koktuğu bir dönemin anıları.

AyçE ayyıldız, 1970’lerin ortasında, Kalamış Erguvan Sokak Rüya Apartmanı’nda geçen çocukluğunu, dönemin dikkat çekici ayrıntılarıyla harmanlayarak hatırlamakta ve hatırlatmakta.

  • Künye: AyçE ayyıldız – Biz O Zamanlar, Doğan Kitap