Karl O. Högström – İskandinavya’daki Hunlar (2025)

Karl O. Högström’un bu çalışması, Hunların İskandinavya’ya ulaşmış olabileceği yönündeki tartışmaları modern DNA verileri, arkeolojik bulgular ve tarihsel analizleri bir araya getirerek yeniden yorumluyor. Yazar, genetik örüntülerde görülen bazı hatların Orta Avrasya kökeniyle ilişkili olabileceğini öne sürüyor; ancak bu verilerin kesin bir göç kanıtı olmadığını, dikkatle değerlendirilmesi gereken istatistiksel olasılıklar sunduğunu vurguluyor. Bu yaklaşım, göç tarihini katı kimliklerin değil, temas ve etkileşimlerin şekillendirdiği uzun erimli süreçler olarak düşünmeye davet ediyor.

‘İskandinavya’daki Hunlar’ (‘The Huns in Scandinavia: A new approach centered around modern DNA’), Güney İsveç’teki mezar biçimleri, ritüel gömüler ve at koşum parçaları gibi buluntuları inceleyerek bunların bazı Orta Avrasya unsurlarıyla sınırlı benzerlikler taşıdığını gösteriyor. Högström, bu benzerliklerin doğrudan bir Hun yerleşimine değil, kültürel aktarım kanallarına işaret edebileceğini belirtiyor. Dilsel ve toponimik ayrıntılar da tartışmaya dahil ediliyor; yer adlarının tarihsel temaslara dair dolaylı işaretler sunduğu ve bazı örüntülerin göç yollarıyla örtüşebildiği anlatılıyor. Böylece farklı veri türleri bir arada değerlendirilerek daha geniş bir çerçeve kuruluyor.

Eserin temel katkısı, İskandinavya’nın geç antikçağ tarihini yalnızca yerel gelişmelerle değil, Avrasya’nın uzun süreli hareketlilikleriyle birlikte ele alan çoğulcu bir okuma sunması oluyor. Högström, Hun mirasını genetik bir zorunluluk değil, kültürel, sembolik ve olasılıksal izler üzerinden anlamayı öneriyor. Bu yaklaşım, bölgenin geçmişine dair yerleşik anlatıları sorgulayan ve yeni araştırmalara kapı açan eleştirel bir perspektif oluşturuyor.

  • Künye: Karl O. Högström – İskandinavya’daki Hunlar, çeviren: Aydın Şelte, Kabalcı Yayınları, tarih, 168 sayfa, 2025

Oder Alizade – Hunların Dünyası (2025)

Hunlar çoğunlukla savaşçı kimlikleriyle anılıyor, fakat bu kitap onların tarih sahnesindeki rolünü çok daha geniş bir çerçevede ele alıyor. Dr. Oder Alizade, Hunların sadece askerî güçleriyle değil, bölgesel siyaseti, dinî dönüşümleri ve kültürel etkileşimleri nasıl şekillendirdiğini titiz bir incelemeyle ortaya koyuyor.

Çalışma, V. yüzyıl Armenia müverrihlerinin Grabarca metinlerinde geçen Hun anlatılarını çözümleyerek Güney Kafkasya tarihine yeni bir bakış getiriyor. Hunlar, bu bağlamda Sasanilerle karşı karşıya gelen, Armenia’daki ayaklanmalarda hem müttefik hem de rakip olarak görünen bir güç olarak öne çıkıyor. Hazar’ın doğusu ve batısında farklı siyasi yapılarla varlık gösteren Hunlar, Güney Kafkasya’daki askerî ve siyasî dengelerin seyrini belirleyen kilit aktörler arasında yer alıyor.

Alizade’nin eseri yalnızca bir kaynak derlemesi değil, eleştirel tarih yazımı ve disiplinlerarası perspektifi buluşturan özgün bir araştırma niteliği taşıyor. Klasik anlatıların ötesine geçen metodoloji, Hun tarihine ilişkin yerleşik kabulleri sorguluyor ve yeni bir yorum alanı açıyor.

Bu çalışma, erken dönem Türk tarihi araştırmacılarından Kafkasya çalışmalarına ilgi duyanlara, dil ve din etkileşimlerini inceleyen akademisyenlerden farklı disiplinlerden okurlara kadar geniş bir kesime hitap ediyor. Hunların dünyasına dair derinlikli bir yolculuk arayan herkes için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı olarak öne çıkıyor.

  • Künye: Oder Alizade – Hunların Dünyası: 5. Yüzyıl Armenia Müverrihlerinin Anlatımında, Kabalcı Yayınları, tarih, 390 sayfa, 2025

Priscus – Attila ve Bizans Tarihi (2020)

Priscus, Attila’yı gören tek yazardı.

Sadece bu bile, elimizdeki kitabı eşsiz kılmaya yeter.

Priscus’un bu çalışması, Avrupa Hun tarihinin yazılı kaynakları arasında en önemli yeri işgal ediyor.

Kitabın Türk tarihi ve tarihçiliği açısından önemi her tür tartışmanın ötesindedir.

Priscus bir elçilik heyeti dahilinde Hunlar arasında bir süre bulunmuş ve daha da önemlisi Attila’nın sofrasında da yer almıştı.

Dolayısıyla Priscus’un anlattıkları birinci el gözlemlere dayanmasıyla istisnaidir.

Burada yer alan Attila ve sarayı üzerine yazdığı uzun bölüm ise, Priscus’un bir anlatı ustası kılıyor.

Önde gelen tarihçilerden John Bagnell Bury’nin, ‘History of the Later Roman Empire’ adlı eserinde, Priscus’u, Ammianus Marcellinus ile Procopius arasındaki en yetenekli tarihçi olarak tanımladığını da belirtelim.

  • Künye: Priscus – Attila ve Bizans Tarihi, çeviren: Turhan Kaçar, Alfa Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2020

Kürşat Yıldırım – Doğu Türkistan’ın Tarihi Coğrafyası (2016)

MÖ 3. yüzyıldan MS 10. yüzyıla, özellikle Hunlar ve Göktürkler dönemlerindeki Doğu Türkistan sahasını irdeleyen bir eser.

Saha araştırmalarıyla olduğu kadar, Çin ve Grek kaynaklarından yararlanmasıyla da dikkat çeken kitap, bölgenin tarihi ve coğrafik zeminini, yerleşimleri, dağları ve suları ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

  • Künye: Kürşat Yıldırım – Doğu Türkistan’ın Tarihi Coğrafyası, Ötüken Yayınları

Elizabeth A. Thompson – Hunlar (2008)

Aynı zamanda bir edebiyat tarihçisi de olan Elizabeth A. Thompson ‘Hunlar’da, Tuna ve Ren nehirleri üzerinde ortaya çıkarak Avrupa tarihine yön veren Hun İmparatorluğu’nu anlatıyor.

Thompson kitabında ilk olarak, başlıca bilgi kaynaklarına dayanarak Hunlar’ı anlatıyor; imparatorluğun Romalılarla diplomatik ilişkilerini; zaferlerinin ve yenilgilerinin sebeplerini; davranışlarına etki eden nedenleri ve Hunlar’ın toplumsal yapılanmalarını betimliyor.

Thompson’ın birçok kaynaktan beslenen kitabı, okuyucuyu, Attila’dan önceki ve sonraki Hunlar hakkında bilgilendiriyor.

  • Künye: Elizabeth A. Thompson – Hunlar, çeviren: M. Sibel Dinçel, Phoenix Yayınları, tarih, 375 sayfa