Michael Shanks ve Christopher Tilley – Arkeolojinin Yeniden-İnşası (2022)

‘Arkeolojinin Yeniden İnşası’, birkaç bakımdan çığır açıcıdır.

Bu nedenle, metnin alana arkeolojik kulağın aşina olmadığı kavramları sokması şaşırtıcı değildir.

Bu konudaki güçlük cesaretimizi kırmamalıdır.

O ayrıca yeni bir arkeoloji kuşağı –disiplinin felsefî olarak biçimlendirildiği ve eleştirel farkındalık içeren yeni bir çağ– içinde ortaya çıkan oldukça önemli bir kitaptır.

Bu kitabı okumanın büyük bir çaba gerektirmesinin bir nedeni arkeologlardan yeni gelişmeleri hemen yakalamalarının beklenmesidir.

Kitapta uzunca zamandır sınırlı bir teorik alanla yetinen, yapısalcılıkla ve Marksizm’in bazı yönleriyle sadece yakın zamanlarda ilgilenmeye başlayan arkeologdan yapısalcılıktan post-yapısalcılığa sıçraması ve eleştirel teoriyi, hermeneutiği, fenomenolojiyi, realist ve post-pozitivist felsefeyi göz önünde bulundurması isteniyor.

Arkeoloji öğretiminin ve literatürünün, elinizdeki kitapta tartışılan fikirlerin içerimlerinin farklı arkeolojik verilerle ilişki içinde eleştirilmesi ve değerlendirilmesinden önce özümsenmesi gereken çok şey vardır.

Bunlara rağmen kitabın başardığı şey cesur bir biçimde önümüze bir hedef koymasıdır.

Shanks ve Tilley çağdaş sosyal teoriler çeşitliliğini arkeolojik verilerle bütünleştirmeyi öneriyor.

  • Künye: Michael Shanks ve Christopher Tilley – Arkeolojinin Yeniden-İnşası: Teori ve Pratik, çeviren: Ümit Tatlıcan, Phoenix Yayınları, arkeoloji, 384 sayfa, 2022

Nancy Chodorow – Anneliğin Yeniden Üretimi (2021)

‘Anneliğin Yeniden Üretimi’, yirmi yılı aşkın süre önce yayınlanmasına rağmen toplumsal cinsiyetin sosyolojisi üzerine eskimeyen bir inceleme.

Tanınmış feminist sosyolog, psikanalist ve eğitimci Nancy Chodorow, içruhsal ve özneler arası bağlamda anneliğin yeniden üretimini irdeliyor.

Kitabın en önemli katkısı, dişil gelişimin önemli yönlerini ve dişil ruhun dinamiklerini çok yönlü bir şekilde gözler önüne sermesi.

Özellikle, anne-kız ilişkisi ve kadınların, bu ilişkiyi dâhilen yeniden ve nasıl ürettikleri bunlardan en başta geleni.

‘Anneliğin Yeniden Üretimi’, birçok kadın için annelik kimliğinin gücü ve gelişimsel anlamdaki merkeziliği, anne-kız ilişkisinin psikolojik önemi ve daha genel anlamda anne-çocuk dünyaları üzerine muazzam bir çalışma.

  • Künye: Nancy J. Chodorow – Anneliğin Yeniden Üretimi: Psikanaliz ve Toplumsal Cinsiyetin Sosyolojisi, çeviren: Damla Tanar Tatar, Phoenix Yayınları, psikanaliz, 440 sayfa, 2021

Daniel W. Conway – Nietzsche’nin Politik Tahayyülü (2021)

Nietzsche’nin politik görüşlerinin evrimi üzerine eşsiz bir inceleme.

Daniel W. Conway, Nietzsche’deki politik mükemmeliyetçilikten düşünürün politik mirasına, konuyu geniş bir pencereden izliyor.

Kitap, Nietzsche’nin ilk eserlerinden başlayıp ‘Zerdüşt’e ve sonrasına uzanan geniş bir düşünsel hat üzerinden Nietzsche’nin insanın kusursuzlaşmasına dönük inancı ile politik fikirleri arasındaki değişen ilişkiyi çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Nietzsche’nin gençlik eserlerindeki büyük politik beklentilerinin giderek öznel alana sıkıştığını ve kişisel düzeyde ancak çok az kimsenin erişebileceği bir çileci etiğe bağlanmayı gerektirdiğini ileri sürüyor Conway.

Ama bu etiğin Nietzsche’nin yazılarından hiçbir zaman silinmediğini de söylüyor.

Conway, Nietzsche’nin politik özlemlerinin tam merkezinde insanın mükemmelleştirilebilirliğine ilişkin büyük bir ideal olduğunu ileri sürüyor.

Bu ideal, modernitenin alacakaranlığa gömüldüğü bir çağda, cılız da olsa Nietzsche’nin düşüncesindeki yerini korur.

Üst-insan, sanatçı ve aziz gibi Nietzscheci figürler, hep bu idealin gerçekleşeceği somut koşulları tarif edebilmek amacıyla ileri sürülen figürlerdir.

Çağdaş felsefeye baktığımızda ise, Nietzsche’nin etkisinde kalan Foucault, Haraway, Habermas ve McIntyre gibi filozofların, ya Nietzscheci etikten yana ya da bu etiğin tam karşısında konumlandıklarını görüyoruz.

Conway’in kitabı Nietzscheci etiğin ve antropolojinin çağdaş bağlamda nasıl alımlandığına ilişkin dikkate değer içgörüler sunuyor.

Nietzsche’nin bütün yapıtlarını baştan sonra kat eden kitap, siyaset felsefesi ve etik tartışmaları bağlamında önemli bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Daniel W. Conway – Nietzsche’nin Politik Tahayyülü, çeviren: Kadir Gülen, Phoenix Yayınları, siyaset, 280 sayfa, 2021

Manuel Castells – İnternet Galaksisi (2021)

Manuel Castells’in “ağ toplumu” kuramı, iletişim teknolojilerinin toplumsal yapı üzerindeki etkilerini anlamak açısından çok değerlidir.

❛İnternet Galaksisi❜ ise, Castells’in bu ünlü kuramını en derinlikli şekilde ele aldığı kitaplarından.

Uzun süredir bir internet galaksisinde yaşadığımızı söyleyen Castells, çalışmasında, bu galaksinin uçsuz bucaksızlığını, imkânlarını ve zorluklarını çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Düşünür, internet dolayımıyla kurulan bu ağın, kültürden siyasete, ekonomiden uluslararası ilişkilere farklı yüzlerine bakıyor ve bu bağlamda, siber uzayda mahremiyet ve özgürlük, e-ticaret ve yeşil ekonomi, internet teknolojilerinin sivil toplum ve devlet üzerindeki etkileri, küresel toplumda dijital bölünme ve ağ toplumunun zorlu yanları gibi  konuları irdeliyor.

Kitaptan iki alıntı:

“Eğer ağlar sizin umurunuzda değilse bile, siz ağların umurundasınız. Şimdi ve burada, bir toplum içinde yaşamak istediğiniz sürece, ağ toplumu ile başa çıkmak durumundasınız.”

“Bugün yalnızca ağlar etrafında örgütlenmiş değiliz, enformasyon teknolojisinin iktidarda olduğu ağlar etrafında örgütlenmiş durumdayız”

  • Künye: Manuel Castells – İnternet Galaksisi: İnternet, İş Dünyası ve Topluım Üzerine Düşünceler, yayına hazırlayan: Tuğba Asrak Hasdemir, çeviren: : Özkan Avcı, Esra Öztürk, Bayram Şamil Demirkan, İlknur Patan, Hilal Berge, Uğur Evcim, Mustafa Gültepe, Mehmet Keskin ve Sayinur Şakı, Phoenix Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2021

Manuel Castells – Kent, Sınıf, İktidar (2020)

‘Kent, Sınıf, İktidar’, Marksist felsefeyi kentlere uygulayan ampirik çalışmaların en iyilerindendir.

Manuel Castells’in 1970’lerde kaleme aldığı bir dizi makalesini bir araya getiren ve yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan çalışma, ilk olarak, toplumsal sınıf ile işgücünün yeniden üretimi kavramını Marksizmin ortak tüketim analizi üzerinden irdeliyor.

Kitap ikinci olarak ise, farklı toplumsal sınıfların kendi hedeflerine ulaşmak için kullanabildikleri göreli güçlerini, birtakım toplumsal hareketler ve baskı grupları bağlamında çözümlüyor.

Castells bunu da, özellikle Amerikan siyaset bilimcilerinin ve sosyologların yaptığı topluluğun gücü (community power) araştırmalarını merkeze alarak yapıyor.

Yazar bu bağlamda, kentsel kriz ve siyasal süreç, gelişmiş kapitalizmde kentsel çelişkiler, kent planlamasının toplumsal işlevi, kentsel yenileme ve toplumsal çelişki ve kentsel-toplumsal hareketlerin ortaya çıkışında toplumsal nedenler gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Çalışma, kentlerin işleyiş ve gelişmesine ilişkin doyurucu bir analizin ancak toplumsal sınıf, siyaset ve iktidar arasındaki ilişkilerin kavranarak dikkate alınmasıyla yapılabileceğini açıkça göstermesiyle dikkat çekiyor.

Kitaptan bir alıntı:

“…kent ve iktidar arasındaki ilişki mevcut kentsel sorunsalın merkezinde yer almaktadır zira eğer iktidar kenti biçimlendiriyorsa, bunun ortaya çıkardığı hareketler de iktidarın dönüştürülmesinde stratejik bir rol oynayacaktır.”

  • Künye: Manuel Castells – Kent, Sınıf, İktidar, çeviren: Asuman Türkün, Phoenix Yayınevi, kent çalışmaları, 280 sayfa, 2020

Gerald F. Gaus – Siyaset Kavramları ve Siyaset Kuramları (2019)

Siyaset kavramları ve kuramları hakkında özenli bir çalışma arayanlara Gerald Gaus’un bu kitabını öneriyoruz.

Gaus burada, sosyalist, liberal ve muhafazakâr yaklaşımların siyaset anlayışlarını çok yönlü bir bakışla çözümlüyor ve böylece Batıda siyaset kuramının dört dörtlük bir haritasını çıkarıyor.

Batı dünyasında özgürlüğü, gücün, eşitliğin, adaletin, demokrasinin ve otoritenin doğası ve daha da önemlisi bunun tarih içinde nasıl dönüştüğünü kapsamlı bir şekilde ortaya koyan Gaus, bunu da oldukça anlaşılabilir bir üslupla yapıyor.

Tarih boyunca siyasetin ne olduğu konusuna kafa yormuş Platon’dan Hobbes’a, Wittgenstein’dan Rawls’a, Locke’tan Dworkin’e, Burke’ten Berlin’e, Marx’tan Lenin’e, Hobhouse’tan Nozick’e ve Gallie’ye pek çok felsefeci ve siyaset bilimcinin katkılarını ortaya koyan çalışma, bununla da yetinmeyerek söz konusu isimleri birbiriyle iletişime de sokuyor.

Alanla ilgilenen her okurun kitaplığında bulunmalı.

  • Künye: Gerald F. Gaus – Siyaset Kavramları ve Siyaset Kuramları, çeviren: Nihal Akdere, Phoenix Yayınevi, siyaset, 462 sayfa, 2019

Kolektif – Pierre Bourdieu’nün Mirası (2019)

Pierre Bourdieu’nün sosyolojiye yaptığı özgün katkılar, yalnızca Avrupa değil, Atlantik ötesindeki sosyolojiyi de büyük oranda etkiledi.

İşte bu usta işi derlemede bir araya getirilen makaleler, Bourdieu sosyolojini çok farklı yönleriyle irdelemesiyle, bu alanda çalışanlar açısından bir başvuru kaynağı.

Bununla da yetinmeyerek Bourdieu’yü farklı isimlerle okuyan, ayrıca düşünürün ortaya koyduklarını sosyolojinin güncel gündemi bağlamında yeniden yorumlayan çalışma, böylece Bourdieu sosyolojisinin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Kitabın bir diğer dikkat çeken yanı ise, daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış bir Bourdieu söyleşisine de yer vermesi.

Marx, Durkheim, Weber, Nietzsche, Norbert Elias ve Adorno ile Bourdieu arasındaki ilişkilenmenin de tartışıldığı kitapta,

  • Pierre Bourdieu’nün kültür sosyolojisi,
  • Ortodoks Marksizm ve Bourdieu,
  • Bourdieu’nün çalışmaları bağlamında pratik yapısalcılığın sorunları,
  • Modern toplumda kültürün dönüşümü,
  • Axel Honneth’in eleştirel kuramında Bourdieu’nün yeri,
  • Bourdieu ve din sosyolojisi,
  • Bourdieu’nün sosyolojik kurmacası “Habitus”un fenomenolojik yorumu,
  • Bourdieu’de dil ve habitus,
  • Bourdieu’nun toplum kuramına siyasetin etkisi,
  • Mayıs 1968 olaylarının Aron, Bourdieu ve Passeron’un kuramsal yaklaşımlarına etkileri,
  • Bourdieu ve iktisadi kriz,
  • Ve bunun gibi pek çok konu ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Hans Joas, Wolfgang Knöbl, Bridget Fowler, Bruno Karsenti, Loïc Wacquant, Bryan S. Turner, Franz Schultheis, Andreas Pfeuffer, Keijo Rahkonen, Bowen Paulle, Bart van Heerikhuizen, Mustafa Emirbayer, Simon Susen, Mauro Basaure, Bruno Frère, Hans-Herbert Kögler, Derek Robbins, Yves Sintomer ve Lisa Adkins.

  • Künye: Kolektif – Pierre Bourdieu’nün Mirası: Eleştirel Söylemler, editör: Simon Susen ve Bryan S. Turner, çeviren: A. Kadir Gülen, Phoenix Yayınevi, sosyoloji, 456 sayfa, 2019

Haydar Akın – Ortaçağ Sonları ve Yeniçağ Başlarında Avrupa’da Çocuk Cadılar ve Cadı Avı (2010)

Ortaçağ sonları ile Yeniçağ başlarında Avrupa’da yaşanan çocuk cadı avları, Batılı tarihçiler tarafından son yıllarda giderek daha fazla araştırılan alanlardan biri.

İşte Haydar Akın elimizdeki çalışmasında, bu ilginç konuyu detaylı bir bakışla irdeliyor.

Avrupa’da çocuk cadılığı (Kinderhexerei), çocuk cadılar (Hexenkinder) ve cinlenmiş çocuklar (Besessene Kinder) kavramlarının Avrupa’da nasıl yoğunluk kazandığını inceleyen Akın, çocukluğun eski çağlardan modern zamanların başlangıcına kadar geçirdiği evrimi araştırıyor ve cadı avının söz konusu coğrafyada, nasıl bir toplumsal cinnet olarak ortaya çıktığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Haydar Akın – Ortaçağ Sonları ve Yeniçağ Başlarında Avrupa’da Çocuk Cadılar ve Cadı Avı, Phoenix Yayınları, tarih, 264 sayfa

Gürsel Aytaç – Thomas Mann’ın Edebiyat Dünyası (2010)

Gürsel Aytaç ‘Thomas Mann’ın Edebiyat Dünyası’nda, modern Alman edebiyatının klasik ve üretken romancısı Thomas Mann’ın yazı dünyasını inceliyor.

Mann’ın kısa bir hayat hikâyesiyle kitabına başlayan Aytaç, ardından, Mann’ın eserlerinin Almanya ve Amerika’da nasıl alımlandığını; Mann’ın bir edebiyatçı olarak etkilendiği kanalları; Schopenhauer, Nietzsche, Sprengler, Tolstoy, Kafka, Lessing, Dostoyevski ve Freud gibi isimlerin Mann’ın kişiliğinde ve edebiyatında bıraktığı izleri araştırıyor.

Aytaç bunun yanı sıra, sanat-sanatçı, ahlak, ölüm, hastalık, cinsellik, zaman, siyaset ve evlilik gibi, Mann’ın romanlarındaki başlıca konu odaklarını da ortaya koyuyor.

  • Künye: Gürsel Aytaç – Thomas Mann’ın Edebiyat Dünyası, Phoenix Yayınları, eleştiri, 215 sayfa

Garth Fowden – Muhammed’den Önce ve Sonra (2019)

İslam’ın içine doğduğu ve ilk dört yüzyılı boyunca içinde geliştiği ortamla ilişkisi neydi?

Garth Fowden’ın eldeki kapsamlı çalışması, bu soruya kapsamlı yanıtlar vermesiyle dikkat çekici.

Fowden’ın çalışması, Geç Antik Çağ’ın sonunun daha geniş tarihini, yukarıdaki soruda ifade edilen bu ilişkinin ışığında yeniden değerlendiriyor ve daha da önemlisi, Avrupa ile başka yerlerin, Müslüman dünyanın insan deneyimine, düşüncesine ve kültürüne getirdiği katkılara nasıl baktığını ortaya koyuyor.

Fowden’ın geç Antik Çağ ve daha genel olarak da MS Birinci Binyıl boyunca Doğu Akdeniz’in ve Güneybatı Asya’nın dinler tarihi alanında önemli bir eser olarak okunabilecek kitabı, İslam’ın miras aldığı karmaşık ve yüklü dinsel ve düşünsel gelenekleri, getirdiği yenilikleri, geleceğini, başarılarını ve başarısızlıklarını çok yönlü bir bakışla izliyor.

Kitap bütün bunların yanı sıra, İslam’ın ve diğer tektanrıcı geleneklerle ilişkisi ve Aristoteles’ten Augustus’a ve İbn Sina’ya birçok figürün İslamiyet’in macerasındaki yerlerini açıklığa kavuşturmasıyla da önemli.

  • Künye: Garth Fowden – Muhammed’den Önce ve Sonra: Birinci Binyıla Yeni Bir Bakış, çeviren: Abdurrahman Aydın, Phoenix Yayınları, dinler tarihi, 376 sayfa, 2019