Mehmet Aycı – Ankara’nın Adı Var (2023)

  • Kar Ankara’ya ne yapar?
  • Hacı Bayram, Kocatepe, Maltepe camilerinden, bir mahalle mescidinden kalkan cenazeyi uğurlayanlar hangi yönleriyle birbirinden farklıdır?
  • “06” plakası başka kentlerde ne çağrıştırır?
  • Kızılay’a neden inilir?
  • Bahçeli’de yürümek nasıl bir şeydir?
  • Ankara’nın sonbaharı nasıldır?
  • Kâğıt mendilciler, sokak müzisyenleri, dilenciler, kitapçılar kente ne katar?
  • Ankara resmî midir?
  • Martılar Ankara’ya nereden gelir?
  • Ankara Ramazan’ı nasıl geçirir?

Mehmet Aycı, 30 yılı aşan “Ankaralı” kimliğiyle kente göz hizasından bakıyor.

Alışılmış kent kitaplarından farklı olarak, gündelik hayattan kültürel ve sosyal değişimin izlerini sürüyor.

Ahmet Rasim’in ‘Eşkal-i Zaman’ ve ‘Şehir Mektupları’ kitaplarında yaptığını daha içeriden ve daha içselleştirerek, yaşadığı kentin hallerine tanık ve tercüman oluyor.

Edebiyatın pek çok alanında usta işi eserler veren, denemede kendine ait bir dil geliştiren Aycı’nın kitabı, onun geniş ilgilerinin bir verimi olarak okunabilir.

Şairliğinin ve denemeciliğinin gücünü kent yazılarında da kullanan Aycı’nın farkında olmadığımız, sıradan bulduğumuz ayrıntılardaki zenginliği, kentin bizimle değişen hallerini kitaplaştırması, kent edebiyatımız için olduğu kadar Ankara kitaplığı için de bir kazanç…

Kitaptaki metinler, gündelik hayatın tarihi, kültür tarihi, mekân sosyolojisi ve kent antropolojisi çalışanlar için yeni imkânlar ve bakış açıları sunuyor.

  • Künye: Mehmet Aycı – Ankara’nın Adı Var, İdealKent Yayınları, şehir, 184 sayfa, 2023

Kolektif – İklim Adaleti (2023)

Küresel iklim değişikliği, buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi, düzensiz yağış rejimleri, salgın hastalıklar gibi doğal afetler yanında kıtlık, yoksulluk, kitlesel göç, siyasi kargaşa, adaletsiz risk paylaşımı gibi toplumsal sorunlar üretiyor.

Bilim insanlarının ortaya koyduğu bulgular, insanlığın ortak sorunu olan iklim değişikliğiyle mücadelede, küresel düzeyde kolektif bir çabanın ortaya konmasının kaçınılamaz olduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin de taraf olduğu Paris Anlaşması başta olmak üzere, küresel ölçekte sürdürülen girişimlerin iklim değişikliği ile mücadelede yetersiz kaldığı, özellikle toplumlar arasında adalet ve eşitliği sağlamadığı konusunda endişeler mevcut.

Gelişmiş ve zengin toplumların çıkarını gözeten politikalar nedeniyle, az gelişmiş ve fakir toplumların maruz kaldığı haksızlıklar, iklim değişikliği ile bağlantılı konularda daha açık biçimde görülüyor.

Az kirleten konumundaki ülkelerin, iklim değişikliğinden daha fazla zarar görmesi, uluslararası boyutları olan “iklim adaleti” kavramını gündeme getirdi.

25 akademisyenin kolektif çabasının ürünü olan ‘İklim Adaleti’ kitabında, kavram bütün boyutlarıyla tartışılarak, küresel planda temiz bir gelecek ve adil bir uluslararası düzen tesisi için atılması gereken samimi adımlara dikkat çekilmektedir.

  • nye: Kolektif – İklim Adaleti, editör: Şükrü Karatepe, İdealKent Yayınları, ekoloji, 600 sayfa, 2023

Özlem Kevseroğlu – Hafıza Peyzajları (2023)

Tarihsel süreç içerisinde yaşamların hayat bulduğu kültürel peyzajlar, bireylerin ve toplumların davranışını ve yaşam biçimlerini etkileyen kolektif belleğin geçtiği alanlardır.

Kültürel peyzajlara yaşam veren, insan ve doğanın karşılıklı etkileşimi sonucunda üretilen çevrelerde insanın doğa karşısında sunduğu katkı, o coğrafyada yere özgü değerler oluşturur.

Tarihsel süreçte peyzajda yaşamış olan kültürlerin izlerini taşıyan bu değerler, günlük yaşam biçiminin oluştuğu bir sahne ve yaşamın temsil alanı olarak değerlendirilebilir.

“Doğa” ve “kültür” arasındaki etkileşimle oluşan kültürel peyzajlar, kültür grubu tarafından belirli bir zamanda yaşamış veya halen yaşamakta olan topluluğun gündelik yaşamlarında sahip oldukları devingen çevrelerdir.

Bu çalışmada “peyzaj” kavramı, insan ve doğanın karşılıklı etkileşimleri sonucu yapılı çevreye yansıyan kolektif hafızanın üretim sahnesi olarak tanımlanıyor.

Sahne olarak vadilerdeki köy mahali, gündelik sosyo-mekansal etkileşimler aracılığı ile üretilen bir uzam olarak geçiyor.

Kayseri Melikgazi ilçesinde yer alan Derevenk- Gesi ve Koramaz Vadileri ve içerisinde bulunan yerleşimler, Gayrimüslim – Müslüman nüfusun bir aradalıklarını 20. yüzyılın başlarına kadar devam ettirebilmiş ve bunun sonucu olarak somut ve somut olmayan kültür mirası değerlerinin zenginliği açısından değerli bulunduğu için bu çalışmaya konu olmuş.

Geçmişten bu yana sosyal, ekonomik ve kültürel etkenler, vadilerde bulunan bu köylerin doğal ve fiziksel strüktürünün bir parçası olmuştur.

Bu kırsal karakterdeki yerleşimler, çeşitli doğal, sosyo–kültürel, ekonomik, siyasi nedenlerden dolayı nüfus kaybına uğramıştır ve halen de nüfus kayıpları devam ediyor.

Bu kayıplara rağmen her yerleşim kendine özel hafızaları, eylemleri ve olayları ile geçmişe ışık tutuyor.

Farklı kökenlere ait toplumların bir arada yaşadığı yerleşimlerde ve buna bağlı olarak oluşan kültürel peyzajlar bize yerleşimlerin fiziksel olmayan zihinsel katmanlarını ortaya çıkarmakla birlikte geçmişe dönük yaşantılarla ilgili ipuçları da veriyor.

Tarihten bu yana insanın doğa ile birlikte uyum içerisinde yaşadığının yansımalarını görebileceğimiz vadi köyleri, sahip olduğu değerleri ile yaşatılması gereken eşsiz coğrafyalardır.

Kayseri’nin kuzeydoğusunda yer alan Derevenk, Gesi ve Koramaz vadi yerleşimlerinde bulunan 14 kırsal karakterdeki yerleşimin kültürel peyzaj bağlamında somut ve somut olmayan kültür varlıkları üzerinden, bütüncül bir perspektifle birbiri arasındaki ilişki ağlarını incelemek Kayseri’nin geçmişten bugüne hafıza peyzajları üzerine düşünmemizi sağlayacaktır.

  • Künye: Özlem Kevseroğlu – Hafıza Peyzajları: Kayseri Derevenk, Gesi ve Koramaz Vadi Yerleşimleri Üzerine, İdealKent Yayınları, mimari, 260 sayfa, 2023

Hakan Olgun – Konut Politikası (2022)

İktidarların konut sorununa yaklaşımı, o ülkedeki demokratik işleyişin niteliğiyle birebir alakalıdır.

Bu çalışma, konut sorununun daha ziyade piyasanın çözümüne havale edildiği ‘liberal’ refah sistemi, kamunun sektöre bundan daha fazla müdahalesini öngören ‘korporatist/muhafazakâr’ refah sistemi, konutun meta olmaktan büyük ölçüde çıkarıldığı ‘sosyal demokrat’ refah sistemi ve sektörde devletin kayda değer bir yerinin olmadığı ‘rudimenter’ refah sistemine dâhil dört farklı ülkede uygulanan konut politikalarını ele alıyor.

Dâhil oldukları refah sisteminin iyi birer temsilcisi olduğu düşünülen bu ülkeler, sırasıyla Britanya, Fransa, İsveç ve Türkiye’dir.

Söz konusu ülkelerdeki konut politikalarını geniş bir tarihî perspektiften ele alan çalışma, ülkelerin bu süreçte hangi politika güzergâhlarını takip ettiklerini, konut sorununa hangi politika araçlarıyla yaklaştıklarını, uyguladıkları politikaların kimi kesişme ve ayrışma noktalarını ve nihayet politika tercihlerindeki değişimlerin, ülkelerin ait oldukları refah kategorisinde herhangi bir değişime sebep olup olmadığını ana hatlarıyla ortaya koyuyor.

  • Künye: Hakan Olgun – Konut Politikası: Ülke Deneyimleri, İdealKent Yayınları, siyaset, 353 sayfa, 2022

Atahan Demirkol – Kentlerde Yer Duygusu (2022)

 

Kolektif hafıza ve yer duygusunun yeniden üretimi üzerine ufuk açıcı bir eser.

Atahan Demirkol, Ereğli’de yaşamın neredeyse her noktasına dokunan Erdemir’in, Ereğli’deki kolektif hafıza ve yer duygusunun üretilmesinde temel aktör olarak nasıl ön plana çıktığını irdeliyor.

Demirkol, bu etkinin Erdemir’in yükseliş döneminde toplumsal yaşamın en ücra köşelerine sızmasıyla sınırlı kalmadığını, toplumsal hücrelerde derin biçimde hissedildiğini gösteriyor.

  • Künye: Atahan Demirkol – Kentlerde Yer Duygusu: Karadeniz Ereğli ve Özelleştirmenin Yerel Etkileri, İdealKent Yayınları, kent çalışmaları, 182 sayfa, 2022

Kolektif – Mekâna ve İnsana Dair (2022)

 

Mekânı temel alarak “olana”, “yapılana”, “değişene” ve “dönüşene” odaklanan bu kitap Melis Oğuz’un Medyascope’ta yaptığı ‘Mekan ve İnsan’ programının 33 bölümünün metne dönüşmüş, evrilmiş ve büyük bir oranda da geliştirilmiş halini içeriyor.

Mekânsal çalışmaların nabzını tutan bir derleme olmakla birlikte, aynı zamanda belli bir zaman serisinde gerçekleştirilen program dolayısıyla bir serüvenin de özeti niteliğinde.

Bütün kentsel eylemlerin ya da eylemsizliklerin nesnesi gibi duran mekân en nihayetinde her türlü kentsel ve insani varoluşun öznesi durumundadır.

Bu bağlam içinde düşünüldüğünde mekânın sonsuz sayıda versiyonu, zamana ve onun içini dolduran insana göre değişen sonsuz sayıda biçimi söz konusudur.

Bu açıdan bakıldığında kitap, kent ve insan için çok dinamik bir olgu halini alan mekân üzerine düşünmek isteyenler için heyecan verici bir çalışma.

44 yazarın katkı koyduğu kitap, (a) Kentsel Hafıza, Katmanlar ve Toplumsal Bellek, (b) Kentsel Adalet ve Mekânda Dönüşüm, (c) Kentsel Eşikler ve Tasarım, (d) Kentsel Hareketlilik ve Sınırlar, (e) Kentsel Planlamada Bilgi, İletişim ve Teknoloji, (f) Alternatif Yaklaşımlar ve Planlamada Eleştiri ve (g) Kırsal Planlama ve Planlamada Yeni Arayışlar başlıklı yedi bölümden oluşuyor.

  • Künye: Kolektif – Mekâna ve İnsana Dair, derleyen: Melis Oğuz, İdealKent Yayınları, kent çalışmaları, 526 sayfa, 2022

Sezen Savran Penbecioğlu – ‘Küçük Halep’ Büyük Umutlar (2022)

Bu kitap, 2011 yılından bu yana ulusal ve uluslararası düzlemde gündemde olan Suriye iç savaşı sonrası ortaya çıkan zorunlu göç meselesine, bir kent plancısının gözünden bakmanın getirdiği farklılıkları/ayrıcalıkları içeriyor.

Çalışma, göçün sadece yer değiştirme tabanlı siyasi bir olgu olmadığını, göç alan ve göç veren mekânlarda, toplumsal ve ekonomik yapılarda da etkileri olduğunu gösterirken bir yandan da göç edenin bulunduğu “yer”le birlikte geliştirdiği gündelik yaşam taktiklerini açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Dolayısıyla bu çalışma okuyucuya üç farklı bakış açısıyla Suriye göçü hakkında okuma yapma olanağı sunuyor: İlki, göçü uluslararası mülteci akını meselesi üzerinden okumak.

Çalışmanın uluslararası göç meselesi konusunda bilgi birikimi sağlayan bir yanı var.

İkincisi, Suriyelilerin bulundukları kentlerdeki yer seçim süreçleri, kentsel yaşam pratikleri, gündelik yaşamlarını sürdürme taktikleri üzerine okuma yapmak.

Özellikle büyük kentlerde yaşayan ve hayatını devam ettirmeye çalışan Suriyelilerin mekânsal yığılma alanları ve bir arada yaşama eğilimlerinin yarattığı mekânsal ayrışma düzeyleri ve bir anlamda “kentsel adacık”lar yaratma eğilimleri kolaylıkla izlenebiliyor.

Kitabın okuyucuya sunduğu üçüncü ve son okuma ise mültecilerin yaşadıkları/yaşamak zorunda kaldıkları “mekânlar” ve bu mekânlarla kurdukları ilişkiler üzerine: Başka bir ifadeyle tıpkı göçmenlerin “görünmezliği” gibi yaşadıkları mekânların da görünmezliğini duyumsamak üzerine…

İşte bu çalışma, kentin merkezine oldukça yakın ancak kentin sunduğu imkânlar açısından sınırlıkları bulunan mekânlarla, bu alanda yaşayan grupları görünür kılma çabasını içeriyor.

  • Künye: Sezen Savran Penbecioğlu – ‘Küçük Halep’ Büyük Umutlar, İdealKent Yayınları, inceleme, 228 sayfa, 2022

Nazmi Özalp – Bir Başkentin Anatomisi (2022)

Ankara’nın 1950’li yılları üzerine paha biçilemez bir çalışma.

Hekim, bestekâr ve kemençe sanatçısı Nazmi Özalp, hayatının bir parçası olmuş başkenti tarihi mekânları, insanları, kültürü ve tarihiyle harmanlayarak anlatıyor.

Eğitimini Ankara’da yapmış ve bu şehirle kalbi bağlarını her geçen zamanla biraz daha pekiştirmiş Özalp, Ankara için baha biçilemez ve vazgeçilmez bir kaynak.

  • Künye: Nazmi Özalp – Bir Başkentin Anatomisi: 1950’lerde Ankara, hazırlayan: Haluk İmga, İdealKent Yayınları, şehir, 434 sayfa, 2022

Hermann Knoflacher – Otomobil Virüsü (2022)

Otomobil virüsü tarafından istilaya uğradık!

Başlangıçta otomobil, özgürce sürüş, hareketlilik ve özgürlük anlamlarına geliyordu.

Peki, bu hayallere ne oldu?

Bugün otomobil, yaşama evrenimize ağır bir müdahalede bulunmuştur; doğa ve toplum, aynı zamanda bireyler de otomobil virüsünün istilasına uğramışlardır.

Manzaralar yok edilmiş, otomobillere göre kentler kurulmuştur ve insan bir otomobile biner binmez adeta tür değiştirir.

Tanınmış ulaşım uzmanı Hermann Knoflacher, on yıllardır otomobile ve onun temsil ettiklerini getirdiği sıkı eleştirileriyle biliniyor.

Bu kitapla bizlere, büyüleyici otomobil mucizesiyle aman vermeyen, kışkırtıcı bir hesaplaşma sunuyor.

‘Otomobil Virüsü’, kafamızın içine adeta bir virüs gibi yerleşen otomobil kullanma arzusunu epik bir anlatımla eleştirirken, Knoflacher kendi çizimleriyle zenginleştirdiği metnin içerisinde okuyucuyu kendisiyle yüzleşmeye zorluyor.

  • Künye: Hermann Knoflacher – Otomobil Virüsü: Bir Yıkımın Hikayesi, çeviri: Serin Erengezgin, İdealKent Yayınları, inceleme, 223 sayfa, 2022

David Madden ve Peter Marcuse – Aşırı Metalaşma Çağında Konutu Savunmak (2021)

“Barınamıyoruz” hareketinden de gördüğümüz gibi, bugün konut hakkı yalnızca ekonomik gücü yetebilenlerin ulaşabildiği toplumsal bir ayrıcalığa dönüşmüş durumda.

Planlamacı Peter Marcuse ile sosyolog David Madden da, bütün dünyayı etkileyen konut krizinin nedenlerini ve sonuçlarını inceleyip ilerici alternatifler ortaya koyuyorlar.

Günümüzde dünyanın bütün büyük kentlerinde konut krizi yaşanıyor.

Buraya nasıl gelindi ve bu konuda neler yapabiliriz?

Konut herkesin ihtiyacı ve hakkıdır.

Fakat bugün, yuvamız olan konutlar birer metaya dönüştürülmekte ve bu durum, kentlerdeki eşitsizliği daha da ağırlaştırıyor.

Gayrimenkul kârları, toplumsal ihtiyaç olarak konuttan daha önemli hale geldi.

Yoksullar daha kötü konutlar için daha fazla ödemek zorunda kalmakta, mahalle toplulukları kentsel yenileme yoluyla seçkinleştirmenin ve yerinden edilmenin şiddetine maruz kalmaktadırlar.

İnsana yaraşır konut sahibi olmak ya da böyle bir konutta yaşamak, bugün ancak ekonomik gücü buna yetenlerin erişebileceği bir toplumsal ayrıcalığa dönüşmüştür.

‘Konutu Savunmak’, konut krizini mercek altına alan kapsamlı bir çalışma.

Marcuse ve Madden, konut krizinin nedenlerini ve sonuçlarını inceleyip ilerici alternatiflere olan ihtiyacı ayrıntılarıyla ortaya koyuyor ve konut krizinin palyatif politika değişiklikleriyle çözülemeyeceğini gözler önüne seriyorlar.

Konut krizinin derin siyasi ve ekonomik kökenleri var.

Bu yüzden de çözüm, krize verilecek radikal bir karşılığı gerekli kılıyor.

Çalışma, tam da böylesi bir ihtiyaca yanıt vermesiyle çok önemli.

  • Künye: David Madden ve Peter Marcuse – Aşırı Metalaşma Çağında Konutu Savunmak, çeviren: Şerife Geniş, İdealKent Yayınları, kent çalışmaları, 198 sayfa, 2021