Saul Bellow – Bay Sammler’ın Gezegeni (2016)

1960’ların Amerikası’nı zengin karakterler eşliğinde tasvir eden, usta işi bir roman.

Romanın kahramanı Bay Sammler, bir toplama kampından kurtulmuş ve ardından Amerika’ya göç etmiştir.

Kendini, hiçbir şeyin değerini bilmeyen bir gençliğin içinde bulacak kahramanımız, ahlaki bir kriz yaşayacaktır.

  • Künye: Saul Bellow – Bay Sammler’ın Gezegeni, çeviren: Hasan Fehmi Nemli, İletişim Yayınları

Erdal Gezik – Alevi Hafızasını Tanımlamak (2016)

Efsaneler, mitoslar ve menkıbelerden yola çıkarak Alevi hafızasının dinamiklerine inen iyi bir çalışma.

Cebrail ve Melek-i Tavus, Munzur ve Düzgün’ün sır oluşu, Sayê Moru (Şahmaran), Alevilik ve Hıristiyanlık arasındaki etkileşimler gibi pek çok ilgi çekici konunun irdelendiği kitap, bir yönüyle de incelikli bir sözlü tarih çalışması.

  • Künye: Erdal Gezik – Alevi Hafızasını Tanımlamak, İletişim Yayınları

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Öyküler (2016)

Okurunu, Tolstoy’un dehasına bir kez daha tanık olmaya davet eden, yazarın zenginlik ve yoksulluk, mutluluk ve keder, doğa ve sanat gibi evrensel temalar etrafında gelişen öykülerini bir araya getiren nitelikli bir kitap.

Sekiz öyküden oluşan kitapta, Tolstoy’un ünlü hikâyelerinden Efendi ve Uşağı da yer almakta.

  • Künye: Lev Nikolayeviç Tolstoy – Öyküler, çeviren: Mehmet Özgül, İletişim Yayınları

Kolektif – John Maynard Keynes (2016)

John Maynard Keynes’in iktisat kuramına ve siyasal iktisadi düşünceye yaptığı katkıları ve bu katkıların güncel önemini irdeleyen, alanında uzman isimlerin makaleleri.

Keynes’in liberal düşünce geleneği içindeki yeri, Keynes’in istikrarsızlık düşüncesinin evrimi gibi, iktisatçıya dair merak edilen pek çok konu, burada tartışılıyor.

  • Künye: Kolektif – John Maynard Keynes…, derleyen: Deniz Taner Kılınçoğlu ve Emre Özçelik, İletişim Yayınları

Francesca Simon – Fıldır’ın Büyük Macerası (2016)

Felaket Henry dizisi ile ün kazanan Francesca Simon’dan yeni bir macera.

Fare Fıldır, kafesinden çıkıp evde gezinti yapmaya karar verir.

Başlarda işler iyi gider.

Kahramanımız kütüphaneyi gezer, sandalyelere tırmanır, şifonyeri keşfeder.

Fakat evin haşin kedisi Hırçın ile göz göze gelmesi, tüm planlarını bozar.

  • Künye: Francesca Simon – Fıldır’ın Büyük Macerası, resimleyen: Emily Bolam, çeviren: Bahar Siber, İletişim Yayınları

Anonim – Kitâb-ı Me’kûlât (2020)

‘Kitâb-ı Me’kûlât’ (Yemekler Kitabı), Manisa İl Halk Kütüphanesi yazmaları arasında bulunan, Osmanlı mutfağı üzerine altın değerinde bir kaynak.

Kitap, yemek ve kültür tarihi açısından çok önemli olduğu gibi, diğer kaynaklarda geçmeyen yemek isimlerini barındırması, tariflerindeki yerelliğin yemeklerin mekân ve zamana göre değişimini göstermesi gibi niteliklere de sahip.

‘Kitâb-ı Mek’ûlât’ bu yönüyle, mutfak sözlüğüne ve tarihine bir ek niteliğinde.

Öte yandan kitap sadece yemek tariflerinden de oluşmuyor: Çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılacak macun ve şerbet tariflerini de içeriyor.

Bu yönüyle çalışma, hem Osmanlı mutfağına hem de kitabın yazıldığı dönemin özelliklerine dair önemli bilgiler barındırıyor.

Çalışmanın bu edisyonu ise ayrıca dikkat çekici.

Zira Çiya lokantalarının da sahibi, dünyaca ünlü şef Musa Dağdeviren’in,

‘Kitâb-ı Me’kûlât’taki tarifleri asıllarına sadık kalarak yaptığı uyarlamalarla birlikte sunuluyor.

  • Künye: Anonim – Kitâb-ı Me’kûlât: Bilinmeyen Bir Osmanlı Yemek Kitabı, yayına hazırlayan: Günay Kut, çevrimyazı: Gülsev Koç, tarifleri uyarlayan: Musa Dağdeviren, İletişim Yayınları, yemek, 155 sayfa, 2020

Mehmet Atlı – Hepsi Diyarbakır (2014)

Son yıllarda büyük bir dönüşüm geçirerek hızla metropolleşen Diyarbakır’a mimari, edebi ve kültürel perspektiflerle bakan hem bir monografi hem de bir otobiyografi çalışması.

Asıl olarak müzisyenliğiyle bildiğimiz, aynı zamanda mimar Mehmet Atlı, Diyarbakır surlarının dinamik karakterini, şehrin Dicle ile ilişkisini, Diyarbakır göçmenlerini, 2000’lerden itibaren şehirde hız kazanan mekânsal dönüşümü ve bunun gibi pek çok konuyu ele alıyor.

  • Künye: Mehmet Atlı – Hepsi Diyarbakır, İletişim Yayınları

Jacques Rancière – Demokrasi Nefreti (2014)

Yalnızca son dönemde dünya çapında yükselen sağcı iktidarlar değil, demokrasi düşmanları Eski Yunan’dan beri var.

Günümüzün en etkili filozoflarından olan Jacques Rancière, demokrasiyi yönetimin yozlaşmış bir biçimi olarak değil, toplum ve devleti etkisi altına alan bir uygarlık bunalımı olarak görmenin tarihsel kaynaklarını açıklıyor.

Bunu yaparken demokrasi, siyaset, cumhuriyet ve temsil arasındaki karmaşık ilişkiyi çok yönlü bir şekilde irdelemesi ise, kitabın muazzam katkılarından biri.

Rancière’in çalışması, eski zamanlardan beri kendilerini halkı yönetmeye doğal olarak yetkili görenler “halkın yönetimi” fikri karşısında nasıl dehşete kapıldıklarının hikâyesi olarak da, başka bir deyişle muktedirlerin tarihsel ikiyüzlülüklerinin hikâyesi olarak da okunabilir.

  • Künye: Jacques Rancière – Demokrasi Nefreti, çeviren: Utku Özmakas, İletişim Yayınları

Andrew Nikiforuk – Mahşerin Dördüncü Atlısı (2018)

Bu aralar bütün dünyayı etkisi altına almış Corona virüsünü daha iyi anlamak konusunda bu kitap birebir.

Andrew Nikiforuk, vebadan frengiye, tüberkülozdan gribe, tifüsten AIDS ve Ebola’ya uzanarak salgın hastalıkların tarihsel macerasını kapsamlı bir bakışla anlatıyor.

Nikiforuk, insanın çevreyle kurduğu yanlış ilişkinin, onun hem sağlığını hem de geleceğini nasıl büyük bir tehlikeye attığını gözler önüne seriyor.

Kitapta,

  • Amerika’nın sömürgeleştirildiği dönemde o zamana değin Yeni Dünya’da bilinmeyen çiçek hastalığının, kıtanın yerlileri olan Kızılderilileri nasıl kırdığı,
  • Feodalizmin sonunun gelişi ve kapitalizmin ortaya çıkışıyla veba arasındaki ilişki,
  • Köle ticaretinin gelişiminde sıtmanın rolünün ne olduğu,
  • Frenginin seksi nasıl tehdide dönüştürdüğü ve peruğun ortaya çıkışına nasıl etki ettiği,
  • Salgın hastalıkların önlenmesi için üretilen antibiyotiklerin mikroorganizmaların direnç geliştirmeleri nedeniyle etkinliklerinin azalması,
  • Antibiyotiklerin insanlar tarafından gereksiz nedenlerle tüketilmesinin neden olduğu büyük tehlikeler,
  • Bakteri direncinin nasıl oluştuğu,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Nikiforuk’un dikkat çeken tezler de barındıran eseri, okurunu mikroorganizmalar, antibiyotikler ve salgın hastalıklar üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Andrew Nikiforuk – Mahşerin Dördüncü Atlısı: Salgın ve Bulaşıcı Hastalıklar Tarihi, çeviren: Selahattin Erkanlı, İletişim Yayınları, tarih, 286 sayfa, 2018

Mona Chollet – Bugünün Cadıları (2020)

Popüler kültür ürünlerine konu edilen cadı karakterlerine bir fantezi ürünü gibi davranılır, süper güçleri olan kahraman imajı verilir.

Oysa hayal gücünü harekete geçiren bir karakter olarak görülmesinden ve olumlu bir imgeyle anılmasından önce “cadı” kelimesi aşağılayıcı bir sıfat olarak, sahtekârlıkla itham edilen kadınları tarif etmek için kullanılırdı ve on binlercesinin işkence görüp öldürülmesine sebep olmuştu.

Özellikle 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa’da sürdürülen cadı avları, toplumsal bilinçte ilginç bir yer tutuyordu.

Mona Chollet, bu tarihsel gerçekliği hatırımızda tutarak kadınlara uygulanan muamelenin bugün farklı biçimlerde, sistemleşmiş ve doğallaşmış halde devam ettiğini, o zamanlardan itibaren, önce şiddet yoluyla ve sonra ideal ev kadını modelinin inşasıyla dayatılan modelin, kadınları doğurganlık üzerine temellenen rollere hapsettiğini, onları çalışma yaşamından kopardığını gözler önüne seriyor.

Yazar, kadınların kimliklerini yok eden, zayıflatan, özgürlüklerini ellerinden alan bu modelin karşısına bugünün cadılarını ve onların yaratabileceği direniş imkânlarını koyuyor.

Yazar, bugünün cadılarıyla kast ettiği ise, bağımsız olabilen, kendini gerçekleştirebilen, bekâr kalan, çocuk sahibi olmak veya olmamak gibi kararlarını özgürce dile getirebilen, türlü biçimlerde süren gençlik, güzellik dayatmasına karşı olgunluğun ve tecrübenin emaresi olarak saçlarının beyazlamasını gururla izlemeyi seçen kadınlardır.

“Cadıların fısıltılarının bizi yönlendirdiği yolu takip edip düşünce dünyamızı ve hayal gücümüzü serbest bıraktığımızda büyük bir coşku bizi bekliyor olacak: cesaretin, isyanın, hayatı olumlamanın, otoriteye kafa tutmanın vereceği coşku.” diyen Chollet, sadece sivrilen kadınları değil, toplumun kadınlık idealini içselleştirmiş kadınları da, cadılık yaftasını sahiplenmeye davet ediyor.

  • Künye: Mona Chollet – Bugünün Cadıları: Kadınların Yenilmez Gücü, çeviren: Z. Hazal Louze, İletişim Yayınları, kadın, 240 sayfa, 2020