Evrim Alataş – Her Dağın Gölgesi Denize Düşer (2009)

Evrim Alataş ‘Her Dağın Gölgesi Denize Düşer’de, bir Alevi Kürt köyünde yaşayan insanların ilginç tanıklıklarını sunuyor.

Köylüler ile bir şekilde olayların içerisinde yer almış olan kişilerin buradaki tanıklıkları, okuyucuları, 1960 sonlarından günümüze uzanan siyasi süreçlere daha yakından bakmaya davet ediyor.

1960’lar ve 70’ler, Nurhak, köylülerin devrim konusundaki ümitleri ve tüm ağırlığıyla insanların üzerine çöken 12 Eylül darbesi, Evrim Alataş’ın büyük çoğunluğunu Teslim Töre’den dinleyerek derlediği öykülerin çerçevesini oluşturuyor.

  • Künye: Evrim Alataş – Her Dağın Gölgesi Denize Düşer, İletişim Yayınları, anlatı, 261 sayfa

Kolektif – Arkeoloji: Tarihin ve Kültürün Yapılandırılması (2019)

Arkeolojinin değerlerden azade, nesnel bir bilim dalı olduğu varsayılır.

Fakat son zamanlarda sürdürülen pek çok tartışmadan da gördüğümüz gibi, arkeoloji iktidarların işine yarayacak bir silah gibi kullanılageldi.

İşte bu kitapta bir araya getirilen makaleler de, arkeolojiye politik ve etik çerçevelerden bakmaları ve söz konusu tartışmalara yetkin bir katkı sunmalarıyla büyük öneme haiz.

Kitapta,

  • Bir kolonyal söylem olarak arkeolojinin tarihi,
  • Kolonyal denetim altındaki Batı-dışı kültürler hakkında bilgi üreten Batılı bir iktidar aygıtı olarak arkeoloji,
  • İsrail devletinin kuruluşunda arkeolojinin oynadığı rol,
  • Arkeolojik çalışmaların, Filistin topraklarını Yahudilerin kadim ulusal yurdu olarak nasıl baştan yarattığı,
  • Amerikan işgali zamanlarında Irak’ta arkeologların, Irak’ın kültürel mirasını kurtarma adı altında işgalci ordularla yaptığı gönüllü işbirliği…

Bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu tartışmaya açan kitap, sıradan okurlar kadar konunun uzmanlarını da arkeoloji üzerine daha derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

Ayşe Boren’in sunuşuyla açılan kitaba katkıda bulunan isimler de şöyle: Oscar Moro-Abadí, Neil Asher Silberman, Nadia Abu El Haj, Susanne Leeb ve Yannis Hamilakis.

  • Künye: Kolektif – Arkeoloji: Tarihin ve Kültürün Yapılandırılması, derleyen: Ayşe Boren, İletişim Yayınları, arkeoloji, 205 sayfa, 2018

Melda Yaman ve Özgür Öztürk – Metaların Kerameti (2019)

Melda Yaman ve Özgür Öztürk bu şahane çalışmalarında metaların kendinden menkul görünen kerametinin peşine düşüyor.

Marx’ın ‘Kapital’de geliştirdiği analizi temel izlek edinen yazarlar, bununla da yetinmeyerek metaya ve meta mübadelesine ilişkin, Marx’ı önceleyen Adam Smith ile David Ricardo gibi politik iktisatçıların analizlerine, daha da ileriye uzanarak antik felsefeye giderek politik iktisadın da öncülü kabul edilen Aristoteles’e kulak veriyor.

Yaman ve Öztürk, Marx’ın teorisini incelemeden önce antropolojiden Aristoteles’e, Aristoteles’ten politik iktisada çeşitli analizlerin genel hatlarıyla üstünden geçiyor.

Kitapta,

  • Metanın, meta mübadelesinin ve değerin arkaik kökenleri,
  • Marx’tan 2 bin 200 yıl önce meta mübadelesine ilk kez sistematik biçimde değinen Aristoteles’in katkıları,
  • Marx’ın teorisini hem ondan beslenerek hem de onu eleştirerek inşa ettiği politik iktisat, özellikle de Adam Smith ile David Ricardo’nun teorileri,
  • Marx’ın ‘Kapital’deki, metadan başlayıp değere ve soyut emeğe uzanan analizi,
  • Tarihte, antropolojide ve ilk toplumlarda meta,
  • Politik iktisatta meta ve değer,
  • Meta olarak para,
  • Metaların fetiş karakteri,
  • Ve meta olarak emek gücü gibi birçok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Çalışmanın, metaya ve değere ilişkin yeni düşüncelere, yeni sorulara vesile olacağını, daha ileri analizlere kapı aralayacağını söylemeliyiz.

Öğretim üyeleri iken KHK ile üniversitelerindeki işlerinden atılan Melda Yaman ve Özgür Öztürk, bu süreçten sonra da üretmeye devam eden değerli hocalarımızdan.

Bunun güncel örneği olan elimizdeki kitapları da, Ankara Dayanışma Akademisi’nde verdikleri derslerin ürünü.

  • Künye: Melda Yaman ve Özgür Öztürk – Metaların Kerameti, İletişim Yayınları, iktisat, 230 sayfa, 2018

Gürsel Korat – Sokakların Ölümü: Kayseri’de ve Şehirlerimizde… (2009)

Gürsel Korat imzalı ‘Sokakların Ölümü’nün ilk baskısı 1997 yılında yapılmıştı.

Gözden geçirilmiş, genişletilmiş bir baskıyla yeniden raflardaki yerini alan çalışmasında Korat’ın, Kayseri, Kapadokya ve Akdeniz havzasında buralara benzeyen başka şehirler üzerine kaleme aldığı yazılardan oluşuyor.

Buradaki yazıları özgün kılan bir hususun da, görülen yerleri tasvir etmekle yetinmeyip, önemli birer abide olan sokakların yok edilmesine duyulan bir tepkiyi ve öfkeyi dile getirmeleridir diyebiliriz.

“Sokakların sözünün” izini süren Korat, kayıp geçmişimizin izlerini bulmak için Kayseri’den yola çıkarak, Akdeniz havzasındaki Pompoeii’ye kadar uzanıyor.

  • Künye: Gürsel Korat – Sokakların Ölümü: Kayseri’de ve Şehirlerimizde…, İletişim Yayınları, şehir, 189 sayfa

Ufuk Bektaş Karakaya – Bitmeyen Sürgün (2015)

12 Eylül 1980 darbesinden sonra Avrupa’da siyasi mülteci olan sosyalistlerin yaşadıkları, bu kitabın konusu.

Bunlardan biri olan Ufuk Bektaş Karakaya, hem siyasi mültecilerin sürgündeki yoksunluklarını ve sol örgütlerin sekter uygulamalarını samimi bir şekilde dile getiriyor hem de Türkiyeli sosyalist hareketlerin Avrupa’daki örgütlenme çalışmalarını aydınlatıyor.

  • Künye: Ufuk Bektaş Karakaya – Bitmeyen Sürgün, İletişim Yayınları

Alev Karaduman – Anlıyorum Ama Konuşamıyorum (2015)

Batı’da doğup büyümüş ve bu nedenle ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranabilmiş, Araf’ta kalmış Kürt gençlerin kendi kimlikleriyle yüzleşme deneyimleri, bu ilgi çekici kitapta.

Tamı tamına bir Türkiye hikâyesi sunan Alev Karaduman, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman gülünç deneyimleri, kendi yaşadıklarıyla da harmanlayarak kayıt altına alıyor.

Gülten Kaya’nın önsözüyle…

  • Künye: Alev Karaduman – Anlıyorum Ama Konuşamıyorum, İletişim Yayınları

Hasan Aksakal – Türk Politik Kültüründe Romantizm (2015)

Türkiye’nin 18. ve 19. yüzyıllarındaki edebi, felsefi ve politik romantizmlerinin bir incelemesi.

Kitapta,

  • Türk romantizminin karakteristik özellikleri,
  • Milliyetçilik anlatısının gelişiminde romantizmin etkileri,
  • Folklor, popülizm ve köycülük üçgeninde taşrada romantizm,
  • Ve romantizm ile devlet ve vatan mitolojisinin etkileşimi, gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Hasan Aksakal, kapsamı ve derinliğiyle dikkat çeken kitabında, romantizmin, yaşanmakta olan travmatik kapitalist gelişmenin, sanayileşmenin,  şehirleşmenin ve kitlesel savaş ya da göçlerin tüm tatsızlıklarına ya kuşatıcı bir biçimde anlam kazandırdığını ya da o can sıkıcı gerçekleri maskelemeye yaradığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Hasan Aksakal – Türk Politik Kültüründe Romantizm, İletişim Yayınları

Bahar Gökpınar – Ayşe Leman Karaosmanoğlu (2015)

Ayşe Leman Karaosmanoğlu, Cumhuriyet döneminde önemli roller üstlenmiş kişilerle yakın ilişkileri olmuş bir isim.

Kendisi bir paşa kızı, siyasetçi kardeşi ve yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun eşi.

Bahar Gökpınar da bu nitelikli çalışmasında, feminist bir bakış açısını merkeze alarak, Karaosmanoğlu’nun hayatı üzerinden sosyo-kültürel tarihimize bir ayna tutuyor.

  • Künye: Bahar Gökpınar – Ayşe Leman Karaosmanoğlu: Müphem Bir Kadının Feminist Biyografi ile Kurgulanışı, İletişim Yayınları

Sevgi Soysal – Tekliğin Türküsü (2018)

Sevgi Soysal, hayatı boyunca yazmaktan vazgeçmedi.

Ve yazdıklarına baktığımızda, bunu yapmakla ne çok iyi ettiğini her seferinde daha iyi kavrıyoruz.

Bu derleme de, Sevgi Soysal külliyatına önemli katkı sunuyor.

Kitap Soysal’ın yazdığı, ancak herhangi bir kitabında yer almamış hikâye, çeviri, eleştiri gibi edebi metinleri ile kendisiyle yapılmış röportaj ve soruşturmalara verdiği yanıtları bir araya getiriyor.

Kitaptaki metinler, her ne kadar birbirinden farklı türleri bir araya getirse de, kitabın bütününe bakıldığında, bu metinlerin Sevgi Soysal’ın edebi bir biyografisi olarak okunabilecek anlamlı bir bütünlüğe sahip olduklarını görüyoruz.

Soysal’ın başlıca eserlerine yeni izlekler ve yeni kapılar açan bu kitabın, Soysal’ı bilen okurlar kadar, O’nu daha iyi tanımak isteyen okurlar tarafından da keyifle okuyacağını düşünüyoruz.

  • Künye: Sevgi Soysal – Tekliğin Türküsü, derleyen: İpek Şahbenderoğlu ve Funda Soysal, İletişim Yayınları, öykü, 368 sayfa, 2018

Erkan Irmak – Eski Köye Yeni Roman (2018)

Erkan Irmak’ın bu zengin çalışması, Türkiye’de köy romanının serencamını bir baştan diğer başa kat ediyor.

Irmak’ın bunu yaparken hem roman türünü hem de köy ve köylü kavramlarını ayrıntılı bir sorgulamaya tabi tutması, çalışmayı nitelikli kılan hususların başında geliyor.

Köy romanının hangi koşullarda ortaya çıktığı ve dünyada bir karşılığının olup olmadığını irdeleyerek başlayan kitap, Köy Enstitüleri’ne, buradan mezun olan yazarların metinlerine ve bu bağlamda Fakir Baykurt’un romanları ekseninde bu türün Türkçe edebiyattaki ayırt edici yönlerine uzanıyor.

Bu romanların 1950-1980 arasında nasıl bu kadar çok popülerleşip, adeta edebiyat ortamının hâkimi haline geldiğini, ardından da hızla gözden düşüp unutulmak istenen kötü bir macera gibi geride bırakıldığını anlamaya çalışan Irmak, “Köy romanı nedir, neden yazılmış, neden okunmuş ve sonrasında neden unutulmuştur?” sorusuna aydınlatıcı yanıtlar vermesiyle, bu alandaki çalışmalara önemli katkıda bulunuyor.

  • Künye: Erkan Irmak – Eski Köye Yeni Roman: Köy Romanının Tarihi, Kökeni ve Sonu (1950-1980), İletişim Yayınları, edebiyat inceleme, 332 sayfa, 2018