Tom Nairn – Milliyetçiliğin Yüzleri (2015)

Bir modernite hastalığı olan milliyetçiliği, rahatsız edici sorular eşliğinde tartışan özgün bir çalışma.

Milliyetçiliği tanımlarken iki-yüzlü Roma tanrısı “Janus” metaforuna başvuran Tom Nairn, bu hastalığı Ruanda’dan İrlanda’ya ve Filistin’e uzanan tarihsel deneyimler eşliğinde irdeliyor.

Modernleşme ve milliyetçilikten ırk ve milliyetçiliğe, oradan şehirler ve milliyetçiliğe pek çok ilgi çekici konu, burada tartışılıyor.

  • Künye: Tom Nairn – Milliyetçiliğin Yüzleri, çeviren: Seda Kırdar ve Mehmet Ratip, İletişim Yayınları

Esra Özyürek – Müslüman Olmak, Alman Kalmak (2015)

Almanya örneğinden hareketle, Müslüman olan Batılıların Müslüman olma süreçlerindeki deneyimlerini aktaran ve yorumlayan nitelikli bir inceleme.

Kitap, mühtedi Almanların karşılaştıkları zorluklar ve çelişkiler ile Müslümanları marjinalleştiren bir toplumda İslâm’ı seçmenin ne anlama geldiğini araştırıyor.

  • Künye: Esra Özyürek – Müslüman Olmak, Alman Kalmak: Yeni Avrupa’da Millet, Din ve Din Değiştirme, çeviren: İsmail Ilgar, İletişim Yayınları

Kolektif – Polis Destan Yazdı (2015)

Gezi Direnişi’nde devletin vatandaşına uyguladığı yoğun şiddete tanık olduk.

Elimizdeki bu derleme ise, toplanma, gösteri ve yürüyüş haklarını kullanarak sokağa çıkan yurttaşların, yasalara göre can güvenliklerini sağlamakla yükümlü emniyet güçlerinin saldırılarına maruz kalışlarını ayrıntılı bir şekilde tarihe not düşüyor.

İstanbul, Ankara, Antakya, Eskişehir, Adana, Mersin ve Antalya’dan ve ülkenin daha pek çok bölgesinden değişik yaş ve toplumsal gruplardan,  protestolara katılmış veya sadece “oradan geçerken” gazın içinde kalmış 56 mağdurun tanıklığı burada.

  • Künye: Kolektif – Polis Destan Yazdı, derleyen: Deniz Koloğlu, Didem Gençtürk, Gözde Kazaz, H. İlksen Mavituna ve Saner Şen, İletişim Yayınları

Enzo Traverso – Solun Melankolisi (2018)

Enzo Traverso’nun bu önemli çalışması, geçtiğimiz yüzyılın sol kültürünün melankolik boyutunu inceliyor.

Başka bir deyişle kitap, sosyalizm ve Marksizmin tarihini melankolinin ışığında baştan düşünüyor.

Yalnız burada Traverso’nun tanımladığı şekliyle sol melankoli, kendi içine kapalı bir ıstırap ve hatıra evrenine çekilmek anlamına gelmiyor.

Yazara göre, sol melankoli, tarihsel bir geçiş sürecini kuşatan hisler ve duygular bütünüdür ve ne geçmişe dönüktür ne de acz içindedir.

Yine Traverso’ya göre, sol melankoli geçmişin yükünü taşımaktan kaçınmamalı, yüzünü günün mücadelelerine çevirirken geçmiş başarısızlıklarına dair özeleştiriden sakınmamalıdır.

Kitapta, sol melankolinin izleri sosyalist imgelemin birçok dışavurumu üzerinden, başka bir deyişle sol kültürü biçimlendiren kavram ve imgeler üzerinden irdeleniyor, bu bağlamda pek çok klasik Marksist eserin resim, fotoğraf ve filmlerle ortak paydaları gösterilip kavramlarla imgeler birbirine bağlanıyor.

Kitabın birinci bölümü, solun yenilgi kültürüne genel bir bakış atıyor.

İkinci bölüm, Marksizmin bellek anlayışını resmediyor.

Üçüncü bölüm yas tutma anlayışına resim ve filmlerden hareketle yaklaşırken, dördüncü bölüm

devrimci Bohemya’nın tarihini şekillendiren coşkunluk ve keder arasındaki gerilimi masaya yatırıyor.

Traverso sonraki bölümlerde de, Marksist düşünürler arasındaki üretken, çelişkili, gecikmiş veya ıskalanmış karşılaşmaları ele alıp sol melankolinin şekillendiği patikaları ortaya seriyor.

Yazarın burada, sol melankolinin farklı biçimlerini örneklendiren belli şahıslar olarak ele aldığı isimler ise Marx, Adorno, C.L.R. James, Daniel Bensaïd, Rosa Luxemburg, Walter Benjamin, Gustave Courbet ve Troçki.

  • Künye: Enzo Traverso – Solun Melankolisi: Marksizm, Tarih ve Bellek, çeviren: Elif Ersavcı, İletişim Yayınları, siyaset, 348 sayfa, 2018

Colin Storer – Weimar Cumhuriyeti’nin Kısa Tarihi (2015)

Weimar Almanya’sı tarihinin, zengin ve çok yönlü bir özeti.

Colin Storer, Weimar Almanya’sının siyaseti ve kültürünü, içinde bulunduğu genel tarihsel ve uluslararası bağlama oturtuyor.

Kitap aynı zamanda, bu dönemde oluşmuş ilk Alman demokrasisinin nitelikli bir portresini de çiziyor.

Ki Storer’ın da çok iyi vurguladığı gibi, bu ilk Alman demokrasisi, kendi içinde değerlendirildiğinde, olağandışı baskılar karşısında ayakta kalamamış olsa da gurur duyabileceği bir miras bırakmıştır.

Çalışma, modern Alman tarihinin bu büyüleyici dönemi hakkında bilgi sahibi olmayanların Weimar Cumhuriyeti’nin tarihine kolay bir giriş yapmalarını sağlayacaktır.

  • Künye: Colin Storer – Weimar Cumhuriyeti’nin Kısa Tarihi, çeviren: Sedef Özge, İletişim Yayınları

 

Kolektif – Türkiye’nin Büyük Dönüşümü (2018)

 

Ayşe Buğra’nın akademik hayatı, 1970’lerden bu yana kesintisiz olarak devam ediyor.

Kendisinin devlet-piyasa ilişkilerinden emek hareketlerine, sosyal politikadan kimlik siyasetine kadar uzanan geniş bir alana yayılan akademik çalışmaları, bugün de hızını hiç yitirmeden devam ediyor.

İşte ‘Türkiye’nin Büyük Dönüşümü’nde bir araya getirilen makaleler de, Ayşe Buğra’nın bir akademisyen olarak bütünlüklü ve zengin çalışma evrenini yansıtmalarıyla önemli.

Kitap, Buğra’nın lisans, yüksek lisans veya doktora yıllarından öğrencisi olmuş veya Sosyal Politika Forumu’nda (SPF) onunla ortak araştırma projesi içerisinde yer almış akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanmış.

Çalışmada,

  • Yerel yönetimler ve Türkiye’de hükümet ve iş dünyası ilişkilerinin değişen dinamikleri,
  • Türkiye’de özelleştirme karşıtı hareketlerin seyri,
  • Kent hakkı tartışması etrafında Türkiye’de kentsel/toplumsal hareketler,
  • Alevi hareketinin eşit yurttaşlık talebi,
  • Çok kültürlülük, post-sömürgecilik ve demokrasi ekseninde Ortadoğu’da kadın hakları,
  • 1980 sonrası dönemde Türkiye’de çocukluğun yapısal dönüşümü,
  • Türkiye’de sağlık sisteminde dönüşüm,
  • Türkiye’de eğitim eşitsizlikleri,
  • Türkiye’de emeklilik reformları ve emek piyasası,
  • Türkiye’de kırsal yoksulluğun güncel durumu,
  • Ve politik bir sorun olarak kadın istihdamı gibi pek çok konu tartışılıyor.

Bunun yanı sıra, Ayşe Buğra ile yapılmış uzun soluklu bir söyleşi de kitapta yer alıyor.

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle:

Osman Savaşkan, Kaan Ağartan, Tuba Ağartan, Başak Akkan, Ayşe Alnıaçık, Yunus Furkan Arıcan, Deniz Arzuk, Alpkan Birelma, Mehmet Baki Deniz, Berra Zeynep Dodurka, Mehmet Ertan, İpek Göçmen, Asena Günal, Özgür Burçak Gürsoy, Ebru Işıklı, Azer Kılıç, Özgecan Koçak, Özlem Altan Olcay, Yalçın Özkan, Osman Savaşkan, Asya Saydam, Yasemin Taşkın-Alp, Gül Özateşler Ülkücan ve Volkan Yılmaz.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’nin Büyük Dönüşümü: Ayşe Buğra’ya Armağan, derleyen: Osman Savaşkan ve Mehmet Ertan, İletişim Yayınları, inceleme, 614 sayfa, 2018

Pierre Bourdieu – Devlet Üzerine (2015)

Ünlü düşünür Pierre Bourdieu’nün Collège de France’da verdiği derslerin derlenmesinden oluşan değerli bir kitap.

Devlet edimleri, kamusal meselelerin toplumsal inşası, devletin oluşumu, kamusal söylemin oluşumu, kamuoyu, iktisadi modernleşme, kültür ve ulusal birlik, Bourdieu’nun burada tartıştığı bazı kavramlar.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Devlet Üzerine, çeviren: Aslı Sümer, İletişim Yayınları

Cuma Çiçek – Ulus, Din, Sınıf (2015)

Cuma Çiçek’in bu kapsamlı çalışması, Kürt ulusal bloğu, Kürt dini bloğu ve Kürt ekonomik elitler bloğu gibi, Kürt kimlik inşasının üç aktörüne odaklanarak Kürt sorununu ulus, din, sınıf ve toplumsal cinsiyet perspektiflerinden derinlemesine incelemesi.

Uzun soluklu birebir görüşmelere dayanan kitap, uluslararası dinamikler ile küresel gelişmeleri de analizine yedirmesiyle önemli.

  • Künye: Cuma Çiçek – Ulus, Din, Sınıf, İletişim Yayınları

Nagehan Tokdoğan – Yeni Osmanlıcılık (2018)

AKP’nin büyük maharetle dolaşıma soktuğu “Yeni Osmanlıcılık” kavramı, Türkiye siyasi tarihinin özellikle son on yılında dolaşıma giren bir ihtişamlı geçmiş anlatısını imleyecek şekilde karşımıza çıkıyor.

Bu önemli çalışma da, Yeni Osmanlıcılık bağlamında, bir ruh halinin nasıl, hangi fikirlerle, hangi sembollerle ve hangi duygularla inşa edildiğine dair güçlü bir resim sunuyor.

Akademik ilgi alanları arasında milliyetçilik ve toplumsal cinsiyet, erkeklik çalışmaları, insan hakları, duygular sosyolojisi ve etnografi bulunan Nagehan Tokdoğan bu incelemesinde,

  • Sembolik siyasette duyguların önemi,
  • Alternatif bir milli kimlik anlatısı olarak yeni Osmanlıcılık,
  • Menderes’ten Abdülhamid’e, Yeni Osmanlıcı anlatının kurucu sembolü olarak Erdoğan ve pathosu,
  • Yeni Osmanlıcı anlatının sembolik mekânı olarak İstanbul,
  • Yeni Osmanlıcı anlatının ruhuna uygun bir mit yaratımı olarak “15 Temmuz Destanı” ve milli narsisizm,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

“AKP deneyiminin duygu yüklü bir fotoğrafını çekmeye kalktığımızda hem toplumsal yaşamda giderek daha yoğun biçimde görünürlük kazanarak karşılık bulan bir fenomen, hem de bir duygu haznesi olarak belki en dikkat çekici politik anlatı Yeni Osmanlıcılıktır.” diyen Tokdoğan, Yeni Osmanlıcılığın, AKP iktidarının bunca yıldır tabandan aldığı kesintisiz desteğin duygusal dinamiklerini açığa çıkarmak ve anlamak için biçilmiş kaftan olduğunu söylüyor.

Peki, AKP iktidarı eliyle toplumsal alana adeta saçılan Yeni Osmanlıcı anlatının sembolleri, alıcılarına ne söylüyor ve onlardan ne talep ediyordu?

Ve daha da önemlisi, bu anlatının toplumsal taban tarafından adeta yeni –ve farklı– bir milli kimlik anlayışına tekabül edecek biçimde benimsenmesinin ardında hangi duygusal ihtiyaçlar yatıyordu?

İşte Tokdoğan, bu ve bunun gibi sorulara yanıt vererek ilerliyor ve böylece Yeni Osmanlıcılık vesilesiyle siyasal ve toplumsal alanda dolaşıma giren sembollerin duygulara nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Nagehan Tokdoğan – Yeni Osmanlıcılık: Hınç, Nostalji, Narsisizm, İletişim Yayınları, siyaset, 286 sayfa, 2018

Derya Gültekin-Karakaş – Hem Hasımız, Hem Hısımız (2009)

Derya Gültekin-Karakaş ‘Hem Hasımız, Hem Hısımız’da, Türkiye finans kapitalinin dönüşümü ve banka reformunun arka planında yatan dinamikleri inceliyor.

Son dönemdeki banka reformunun izini Türkiye’de sermaye birikim sürecinin tarihsel dinamiklerinde süren Karakaş, konuya ana akım ve ulusalcı iktisatçılardan farklı bir açıklama getirmesiyle dikkat çekiyor.

İnceleme, Marksist politik ekonomi kategorilerini kullanarak, bankacılıktaki dönüşümün arka planında yatan sınıf dinamiklerinin merkezi rolüne işaret ediyor. Karakaş’ın kapsamlı çalışmasının, Türkiye’nin iktisadi anlamda sıkıntılı olan yakın tarihine ışık tuttuğunu belirtmekte fayda var.

  • Künye: Derya Gültekin-Karakaş – Hem Hasımız, Hem Hısımız, çeviren: Şahika Tokel, İletişim Yayınları, inceleme, 432 sayfa