Kolektif – Karadeniz’in Kaybolan Kimliği (2014)

Karadeniz’e dair resmi söylemle, Karadenizli klişeleriyle hesaplaşmanın vakti geldi de geçiyor!

Türkiye gibi etnisitesi bol, ama kıyımı fazla ülkelerdeki insan trajedilerine, kaybolan kimlik ve kültürlere daha yakından bakmamız için Karadeniz en iyi örneklerden biri.

Bu kitap da, bunu layığıyla yerine getiriyor.

  • Künye: Kolektif – Karadeniz’in Kaybolan Kimliği, derleyen: Uğur Biryol, İletişim Yayınları, tarih, 232 sayfa

Ural Nadir – “Nasıl Korunabilirdik?”: Şiddete Uğrayan Kadınlar ve Çocuklar (2017)

“Nasıl Korunabilirdik?”, aile içi şiddet mağduru kadınların ve çocukların deneyimlerini anlamayı hedefliyor.

Ural Nadir kitabı için, şiddet gören 17 ve şiddet ortamında yetişmiş sekiz kadınla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirmiş.

Çalışma,

  • Kadınlar/çocukların evlilik hikâyeleri,
  • Kadınlar/çocukların şiddete ilişkin tanımları ve deneyimleri,
  • Kadınlara/çocuklara yönelik aile içi şiddetin başlama zamanı,
  • Kadınlara/çocuklara göre gördükleri şiddetin nedenleri,
  • Şiddetin kadınlara ve çocuklara etkileri,
  • Ve kadınların/çocukların şiddetle başa çıkma mekanizmaları gibi konuları ayrıntılı bir şekilde kayda alıyor.

Kitap, söz konusu sorunu kadınlar ve çocuklar cephesinden anlamaya çalıştığı gibi, aynı zamanda şiddet mağduru kadın ve çocukların korunması ve bu bağlamda erkeklerle yapılacak çalışmalar konusunda da önerilerde bulunuyor.

  • Künye: Ural Nadir – “Nasıl Korunabilirdik?”: Şiddete Uğrayan Kadınlar ve Çocuklar, İletişim Yayınları, kadın, 271 sayfa

Vecdi Çıracıoğlu – Gladyatör, Futbol Arenalarında Bir İsyanın Hikâyesi: Metin Kurt (2017)

Metin Kurt, Türkiye futbolunun efsane ismi…

1970-73 yıllarında üst üste üç kez şampiyon olan Galatasaray kadrosunun en iyi sporcularından biriydi.

Aynı zamanda 37 kez milli formayı giymiş bir ustaydı.

Fakat bütün bunların ötesinde Kurt’u bizim açımızdan sıra dışı kılan husus, onun futbolcuların hakları için verdiği mücadeleydi.

Kurt, futbolcuların sendikal haklarını savunduğu için, futbolcu arkadaşlarını greve götürdüğü gerekçesiyle haksız bir şekilde Galatasaray Futbol Takımı’ndan uzaklaştırıldı.

Bu yetmezmiş gibi, futbol dünyası tarafından aforoz edildi.

İşte bu kitap, bu ünlü ismin sekiz yıllık futbol hayatını, onun verdiği büyük mücadeleyi ve yalnızlaştırılma sürecini gözler önüne seriyor.

Sadece Metin Kurt için değil, Türkiye futbolunun yakın tarihi hakkında aydınlanmak isteyenler için de bir başucu kitabı.

  • Künye: Vecdi Çıracıoğlu – Gladyatör, Futbol Arenalarında Bir İsyanın Hikâyesi: Metin Kurt, İletişim Yayınları, biyografi, 335 sayfa

Toprak Işık – Azgın Tekeler (2008)

Toprak Işık ‘Azgın Tekeler’de, orta yaş ve üstü erkeklerin kendilerinden yaşça daha küçük kadınlarla kurdukları ilişkiler üzerinden onların cinsellik karşısındaki tutumlarını alaycı, mizahi bir dille öykülüyor.

Bu topraklarda, erkekliğin cinsellikle arasındaki sıkıntılı bağ, aslında her zaman mizahın en iyi kaynaklarından birini oluşturmuştur.

Işık’ın yaptığı da, birebir bu zengin kaynağı kendine has tarzıyla harmanlamak.

Kurgulanan öyküleri gerçekçi kılan başlıca unsur ise, yazarın bu erkekleri sıradan, gündelik hayatın içinden seçmesidir diyebiliriz.

  • Künye: Toprak Işık – Azgın Tekeler, İletişim Yayınları, mizah, 194 sayfa

Wolfgang Schorlau – Koruyan El (2017)

Siyasi polisiyenin yaşayan efsanelerinden Wolfgang Schorlau’nun daha önce Türkçede sırasıyla ‘Mavi Liste’ ve ‘Münih Komplosu’ adlı romanları yayımlanmıştı.

Schorlau bunların ilkinde devlet, büyük sermaye, gizli servisler ve silahlı örgütlerin içinde olduğu kirli bir hesaplaşmayı, ikincisinde de 1980’de Münih’te, geleneksel Ekim Festivali’nde, kalabalığın ortasında gerçekleşen ve 13 kişinin ölümüyle sonuçlanan patlamanın ardındaki devlet parmağını araştırmıştı.

‘Koruyan El’ ise, Almanya’da faaliyet gösteren ve şimdiye kadar biri Yunanistan, sekizi Türkiye kökenli dokuz gömenin öldürülmesinden sorumlu ırkçı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütünün ve onun devlet içindeki desteğinin peşine düşüyor.

Schorlau’nun ‘Mavi Liste’den beri karşımıza çıkan karakteri dedektif Georg Dengler bu sefer de, Alman basınının bu cinayetleri Türkiyeliler arasındaki bir mafya savaşı olarak sulandırıp ‘Döner Cinayetleri’ olarak sulandırmasına, devletinse örgütü üç kişilik bir hücreye indirgeyip olayları örtbas etme çabasına karşın, bu yapının resmi olarak korunup gözetildiğini kanıtlarıyla gözler önüne seriyor.

Her sayfasında gerilim dozu artan, ritmini hiç yitirmeyen ‘Koruyan El’, Schorlau’nun diğer romanları gibi her şartta hukuk çerçevesinde kaldığını ve kalacağını düşündüğümüz devletin, kimi zaman ne kadar kirli ve hukuk dışı ilişkiler içine girebileceğini bize yeniden hatırlatmasıyla önemli.

  • Künye: Wolfgang Schorlau – Koruyan El, çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları, roman, 392 sayfa

Derya Koptekin – Biz Romanlar Siz Gacolar: Çingene/Roman Çocukların Kimlik İnşası (2017)

Derya Koptekin’in nitelikli çalışması ‘Biz Romanlar Siz Gacolar’, İzmir’deki çingene/roman mahallelerinde yapılan uzun soluklu çalışmalardan yola çıkarak çingene çocukların anlam haritalarını ortaya çıkarıyor.

Kitapta,

  • Türkiye’de yaşayan çingenelerin anlam dünyası,
  • Çingeneler için kullanılan farklı anlamlandırmalar,
  • Çingenelerin diğer kesimlerle, “öteki”yle ilişkileri,
  • Çingenelerin çalışma yaşamı,
  • Sınıfsal bir konum olarak çingene/roman olmak,
  • Çingene mahalleleri ve evleri,
  • Çingenelerde müzik ve dans, düğün, sünnet, Hıdırellez, köstek kesme, gelincik yaktırma, kına ve dövme ve asker uğurlama gibi gelenekler,
  • Türkiye’de çingenelere yönelik ayrımcılık ve önyargılar,
  • Ve çingene çocuklarının gelecek hayalleri gibi konular irdeleniyor.

Bir psikolog olarak sahada birebir çalışan Koptekin’in kitabı, okurunu çingene/romanlara dair bilinen klişelerle yüzleşmeye, onlara gerçekçi ve bir pencereden çağırıyor.

  • Künye: Derya Koptekin – Biz Romanlar Siz Gacolar: Çingene/Roman Çocukların Kimlik İnşası, İletişim Yayınları, inceleme, 205 sayfa

Emilio Gentile – “Demokraside Halk Her Zaman Egemendir” (Yalan!) (2017)

İtalyan faşizminin ideolojisi ve kültürü, totalitarizm ve siyasal din konularında birçok çalışması bulunan Emilio Gentile, doğrudan, temsili, müzakereci, katılımcı ve özgürlükçü demokrasinin ve halkın egemenliğinin zayıfladığı ve demokratik faaliyetin hepten “sahne demokrasisi”ne dönüştüğü günümüzü ve bunun barındırabileceği muazzam tehlikeleri tartışıyor.

Gentile temsili demokrasinin, egemen halka sadece seçimlerde figüran olma rolü düştüğü “sahne demokrasisi”ne dönüştüğünü, bu nedenle günümüz demokrasilerinin ağır bir rahatsızlıktan mustarip olduğunu belirtiyor.

Demokraside halkın her zaman egemen olduğu beyanını hangi anlamda yanlış addettiğini ayrıntılı bir şekilde ele alan Gentile bunu yaparken de, 21. yüzyılın başından, dünyada demokrasinin düşmanlarını yenip muzaffer olmasından itibaren, zaman içinde geriye, köklerine doğru halk egemenliğinin zaferi için yürütülen uzun mücadelenin başlangıcı olan 18. yüzyılın demokratik devrimlerine uzanıyor.

Yazar, demokrasinin zafer kazanmasıyla beraber, gerçek demokrasilerde bir rahatsızlık belirtisi görüldüğünü, bütün bu rahatsızlıkların arasında temel ve en uyarıcı olanının da egemen halkta iktidarlara, demokratik kurumlara ve partilere karşı kendisinin artık egemen olmadığına dair giderek derinleşen kanaatle beliren hayal kırıklığı, hoşnutsuzluk ve güvensizlik olduğunu söylüyor.

Demokrasinin güncel tehlikelerine dair sağlam tezler barındıran bu ilginç kitaptan bir alıntı:

“Bugün demokrasiye, iktidarlara ve egemen halkın kendisine atfedilen bütün kusurlar arasında bence en feci olanları, ikiyüzlülük, yalan, kandırma ve sembolik olarak Put sözcüğünde özetlenebilecek, gerçeğin olduğu gibi kabul ve algılanması yerine, yanlış veya yanılsatıcı algılanması ve kavranmasına dair her şey.”

  • Künye: Emilio Gentile – “Demokraside Halk Her Zaman Egemendir” (Yalan!), çeviren: Volkan Çandar, İletişim Yayınları, siyaset, 134 sayfa

Kolektif – İslâmî Feminizmler (2014)

Feminizmi yalnızca Batı’ya ait gören yaygın inanca güçlü bir yanıt.

Hem de tümü İslâmî ülkelerde doğmuş kadınların yazılarıyla.

Dinin, kadın bedenini sömürgeleştirerek ataerkiye nasıl hizmet ettiğini tamı tamına kavrayan ve egemen feminizm anlayışına yeni ve güçlü bir boyut kazandıran tafsilatlı bir tartışma.

  • Künye: Kolektif – İslâmî Feminizmler, derleyen: Zahra Ali, çeviren: Öykü Elitez, İletişim Yayınları, feminizm, 204 sayfa

Murat Belge – Başka Kentler, Başka Denizler 4 (2014)

Murat Belge’nin kendine has üslubunun en çok hissedildiği gezi yazıları, kendi okurunu çoktan yaratmış durumda.

Yazar şimdi de, yine başka kentlere, başka denizlere, başka hayatlara açılarak Brezilya, Tanzanya, Sudan, Fransa, Londra, Siena, Slovenya, Polonya, Yunanistan ve Erbil’i kapsayan izlenim ve yorumlarını paylaşıyor.

  • Künye: Murat Belge – Başka Kentler, Başka Denizler 4, İletişim Yayınları, gezi, 519 sayfa

 

Nazlı Deniz Güler – Nar ve Elma Kurdu (2014)

Ağaç aşığı Nar ile elma kurdu Tırtık’ın arkadaşlığı.

Nar, çok sevdiği park gezilerinden birinde, elma kurdu Tırtık’la karşılaşır.

Ailesini arayan Tırtık’ı derhal korumasına alan Nar, onu bir süre kendi odasında misafir eder.

Tırtık’ın ailesini aramaya koyulan arkadaşlar, bu esnada birbirlerinden hayata dair pek çok şey öğrenir.

  • Künye: Nazlı Deniz Güler – Nar ve Elma Kurdu, resimleyen: Seda Mit, İletişim Yayınları, çocuk, 40 sayfa