Michael J. Benton – Dinozorların Yeniden Keşfi (2024)

Dinozorlar, dünya tarihindeki gelmiş geçmiş en ilgi çekici ve gizemli yaratıklardan.

Dinozor temalı kitaplardan filmlere, modern kültürü şekillendirmeleri bir yana, bilim camiasını da uzun süredir meşgul ediyorlar.

Dinozorlar hakkında bir sürü teori ortaya atılıyor, öyle ki bunlar zaman zaman Jurassic Park’ın da dahil olduğu komplo teorilerine bile dönüşüyor.

Oysa, son yıllarda elde edilen yeni bulgular ve teknolojik ilerlemeler sayesinde bilimin artık dinozorlara dair hemen her soruya bir cevabı var:

  • Tüyleri ne renkti?
  • Ebeveyn bakımı nasıldı ve neyle besleniyorlardı?
  • Nasıl hareket ediyor ve koşuyorlardı?
  • Soyları neden ve nasıl tükenmişti?
  • En önemlisi, onları geri getirebilecek miyiz?

Ünlü paleontolog Michael J. Benton ‘Dinozorların Yeniden Keşfi’nde sadece bu soruları cevaplamakla kalmıyor; dinozorların hayatları, evrimleri ve bilimsel araştırmalardaki son keşifler hakkında da heyecan verici bir öykü anlatıyor.

En son paleontolojik kanıtları bir araya getirerek dinozor araştırmalarının spekülasyondan nasıl bilimsel bir alana dönüştüğünü açıklıyor.

Çin’den Patagonya’ya, Burma’dan İngiltere adasına, renkli görseller ve 120’den fazla dinozor çizimiyle bu muazzam canlıların peşinde, dinozor meraklılarına eşsiz bir okuma deneyimi sunuyor.

  • Künye: Michael J. Benton – Dinozorların Yeniden Keşfi: Bilimsel Bir Devrim Tarihi Nasıl Yeniden Yazıyor?, çeviren: Samet Öksüz, İrene Kitap, bilim, 392 sayfa, 2024

Chris Ferrie – Kuantum Safsatası (2023)

Kuantum fiziği aslında nedir?

Bu soruya saçmalamadan cevap verebiliyorsanız bu kitapta sizlik bir şey yok demektir; okumayı hemen şimdi bırakabilirsiniz.

Oysa birçok insan, kuantum fiziğini anlamasa da mistik ve olağanüstü bir şey olduğunu düşünüyor; üstelik anlarlarsa muhtemelen zengin ve mutlu olacakları yanılgısı içindeler.

Ne de olsa, kuantum enerjinizi kuantum kaderinizle hizalamak için kuantum kristalleri satan pek çok insan var artık.

Hepsi de yanılıyor olabilir mi?

Evet, olabilir.

Kuantum kristalleri diye bir şey yoktur.

Her türlü safsata interneti ele geçiriyor ve sahte bilimleri gerçek bilimden ayırmak giderek zorlaşıyor.

Neyse ki gerçek bir kuantum fizikçisi olan Chris Ferrie, kuantum fiziğini mantıklı bir şekilde açıklarken kuantum enerjisinin, dalga-parçacık ikiliğinin ya da kuantum bilgisayarların aşk hayatınıza bir katkı sağlayamayacağını söylüyor.

Ayrıca Hollywood’un milyon dolarlık filmlerine karşı çıkarak, paralel evrenlerin aslında ne olduğunu ve zamanda yolculuğun neden mümkün olmadığını da gösteriyor.

Bilimi seviyor ve dünyayı kasıp kavuran kuantum safsatasının kurbanı olmak istemiyorsanız, bu kitap tam size göre.

  • Künye: Chris Ferrie – Kuantum Safsatası: Kuantum Fiziği Hayatınızı Nasıl B*k Edebilir?, çeviren: Ege Can Karanfil, İrene Kitap, bilim, 192 sayfa, 2023

Ashley Ward – Hayvanların Akıl Almaz Yaşamı (2023)

Vahşi doğa, kendine has kurallarla işleyen, ilginç bir dünyadır: Fareler, ihtiyacı olan bir yabancıya yardım etmek için ellerinden geleni yaparlar.

Aslanlar, avlarının yavrularını besleyip büyütürler.

Balinalar yunuslarla arkadaş olur, hatta yaralı bir tanesini ailelerine dahil bile edebilirler.

Hal böyleyken, neden hayvanlar âlemindeki yaşamın yalnızca rekabete dayalı olduğunu düşünüyoruz?

Biyolog Ashley Ward, işte bu genel kanıyı değiştirmek ve hayvanların büyülü sosyal dünyalarına ışık tutmak için bizi çılgın bir dünya turuna çıkarıyor: Antarktika’nın dondurucu sularında kril kovalıyor, Azorlar’da şişe burunlu yunuslar ve balinalarla yüzüyor, Serengeti’de sırtlanları gözlemliyor, Afrika savanalarında öfkeli bir fil tarafından ezilmekten kurtuluyor.

Aydınlatıcı, ilgi çekici ve eğlenceli diliyle ‘Hayvanların Akıl Almaz Yaşamı’, uzun zamandır insanları diğer hayvanlardan ayırdığını düşündüğümüz sosyal dürtülerin aslında onlarla aramızdaki en güçlü bağ olabileceğini gösteriyor.

  • Künye: Ashley Ward – Hayvanların Akıl Almaz Yaşamı: Sosyal Yaşam Vahşi Dünyayı Nasıl Değiştirdi?, çeviren: Sultan Şahin, İrene Kitap, bilim, 416 sayfa, 2023

Todd May – Kırılgan Bir Yaşam (2022)

Bu koca dünyanın eziyetleri karşısında dinginlik ve metanetle duran, bize de bunu nasıl yapacağımızı öğreten Buddha’yı, Chuang Tzu’yu, Marcus Aurelius’u ya da Epikuros’u düşünün.

Ne de olsa ideal olan, ıstıraptan arınmış bir yaşam değil midir?

Hepimiz böyle bir yaşamı arzulamaz mıyız?

Çağımızın en ünlü post-yapısalcı düşünürlerinden Todd May buna karşı çıkarak basit ama sert bir gerçeği ortaya koyuyor: Fiziksel ya da ruhsal olsun, acı çekmek kaçınılmazdır.

‘Kırılgan Bir Yaşam’, kırılganlığımızın ve acı çekme yeteneğimizin aslında insanlığımızın en önemli yönlerinden biri olduğunu ve ıstıraplarımızla nasıl kucaklaşmamız gerektiğini anlatırken, dünya üzerindeki varoluş tarzımıza yönelik yeni bir bakış açısı ortaya koyuyor.

Rasyonel bir evren fikri çoğumuza yabancıdır.

Rasyonel olmaktan ziyade, en iyi ihtimalle kayıtsız veya keyfidir.

Hem doğal hem de insan kaynaklı kötülükler var.

Trajedi, kaza, adaletsizlik ve anlamsız zulüm var.

Doğanın kendisi, canlıların kendilerine direnemeyenleri avlayarak yaşamlarını sürdürdükleri bir duyarsızlığın hükümdarlığı sanki.

Rasyonel bir evren fikrini benimsemek, felsefi bir bilgelik alıştırmasından çok iradi bir cehalet edimine benzer.

  • Künye: Todd May – Kırılgan Bir Yaşam: İncinebilirliğimizi Kabullenmek, çeviren: Bekir Aşçı, İrene Kitap, felsefe, 232 sayfa, 2022

Ian Robertson – Kazanma Etkisi (2022)

Güç, diğerlerinin ihtiyaç duyduğu, istediği veya korktuğu şeyler üzerinde kontrol sahibi olmaktır.

Fakat dikkatli olunmazsa beynin kimyasını bozabilen, insanı adeta kendinden geçirip sonunda bağımlılığa itebilen sinsi bir yoldaştır.

Tarih, gücü kullanmayı becerememiş insanların aldıkları kararların sonuçlarıyla doludur.

Örneğin, Sovyetler Birliği’nin katı hiyerarşik düzeni olmasaydı Çernobil faciası gerçekleşmeyebilir miydi?

Ya da Tony Blair’ın güce duyduğu yüksek ihtiyaç onu George W. Bush’un planlarını desteklemeye sürüklemeseydi Irak Savaşı yaşanmayabilir miydi?

Peki ya dünyanın gördüğü diktatörlerin neredeyse hepsinin erkek olması tesadüf müdür?

Bilişsel nörobilimci Ian Robertson, dünyanın zirvesinde oturan siyasi liderlerin, şirket yöneticilerinin, hatta sıradan insanların güce duydukları açlığı biyolojik ve psikolojik sebep-sonuçlara dayandırarak inceliyor.

Tek bir kişinin ele geçirdiği orantısız gücün kazanma etkisiyle insanlığa yaşattığı kayıpları gözler önüne sererken gücün denetlenmesinin neden önemli olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Ian Robertson – Kazanma Etkisi: Güç Beynimizi Nasıl Etkiler?, çeviren: Samet Öksüz, İrene Kitap, inceleme, 312 sayfa, 2022