Lincoln Paine – Deniz ve Uygarlık (2023)

‘Deniz ve Uygarlık’, şimdiye kadar yazılmış en iyi dünya denizcilik tarihi çalışması olabilir.

Kitap, insanlık tarihini insanın denizle ilişkisinin başlangıcından günümüze kadar süregelen öyküsü üzerinden anlatan anıtsal bir eser.

İnsanların birbirleriyle ve doğayla çağlar boyunca okyanuslar, denizler ve nehirler üzerinden nasıl bağlantı kurduklarını gözler önüne seren bu hayranlık verici tarih çalışması, yeryüzünü kaplayan sularda dillerin, dinlerin, kültürlerin ve malların dolaşımının, deniz savaşlarıyla deniz ticaretinin, korsanlıkla keşiflerin sürükleyici öyküsünü paylaşıyor.

Lincoln Paine bizi tüm dünya okyanuslarında ve denizlerinde seyrüsefere çıkardığı bu kitabında, uzak atalarımızın Afrika ve Avrasya’dan deniz yoluyla çıktıkları uzun mesafeli göç maceralarından günümüzün nükleer denizaltılarına ve konteyner taşımacılığına kadar denizin ve denizciliğin çok kapsamlı bir tarihini sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Dünyayı görme şeklinizi değiştirmek istiyorum. Özel olarak, dikkatinizi, önünüzdeki görüntünün yüzde 70’ini örten mavilere odaklayarak ve toprak tonlarının solmasını sağlayarak, dünya haritasını görme şeklinizi değiştirmek istiyorum.”

  • Künye: Lincoln Paine – Deniz ve Uygarlık: Dünya Denizcilik Tarihi, çeviren: Nurettin Elhüseyni, İş Kültür Yayınları, tarih, 760 sayfa, 2023

Christine Ulivucci – Fotoğrafların Anlattığı (2023)

‘Fotoğrafların Anlattığı’, aile fotoğraflarına bambaşka bir gözden bakmak, yahut daha iyi fotoğraf okumak isteyenler için birebir.

Bir nevi psiko-şecere.

  • Neden bazı insanlar tüm zamanlarını çevrelerinin fotoğrafını çekerek geçirirler?
  • Fotoğraflar neden bazı ailelerde daha göz önündeyken başka ailelerde ortada görünmez?
  • Fotoğraflar ailemizin bilinçdışıyla ilgili neleri açığa vurur?

Aile fotoğraflarını, otoportreleri, tatil, ev ve manzara fotoğraflarını okumayı öğreten bu güzel denemede Christine Ulivucci, görüntülerin mahrem sırlarımızı ve yaralarımızı nasıl içinde barındırdığını ve bizi nasıl iyileştirebileceğini gösteriyor.

  • Künye: Christine Ulivucci – Fotoğrafların Anlattığı: Aile Belleğini Yeniden Okumak, çeviren: Zehranur Yılmaz Kahyaoğulları, İş Kültür Yayınları, inceleme, 240 sayfa, 2023

Paul Slack – Veba (2023)

Oxford Üniversitesi’nin cep kitapları serisinden yayımlanan bu kitapta Paul Slack bizleri ne yazık ki hâlâ sonlanmamış bir küresel yolculuğa çıkarıyor.

Bu yolculukta 1347’de başlayıp Avrupa’yı büyük bir kırıma uğratarak Çin ve Hindistan’a dek uzanan Büyük Veba Salgını “Kara Ölüm”den 1665’teki Büyük Londra Salgını’na, bahsi geçen tarihlerin öncesinde karşımıza çıkmaya başlayıp günümüze dek uzanan büyük ölümcül felaketlere tanık oluyoruz.

Vebanın, pençesine düşen insanlar açısından ne anlama geldiğini araştıran yazar, büyük salgınların doğurduğu krizlerde insanların ölümle ve hastalıkla nasıl baş ettiklerini odağına alıyor.

Devletlerin onunla savaşa nasıl başladığını araştırıyor, bu illetin modern halk sağlığı yaklaşımını nasıl etkileyip tarihimizi nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor.

Vebanın tarihte yüzyıllar boyunca yarattığı etkinin izini sürerek onun yorumlanma biçimlerine, sanatta ve edebiyatta doğurduğu güçlü imgelere özellikle dikkat çekiyor.

Ortaya çıkan salgın tablosu, yakın zamanda yaşanan COVID-19 pandemisine bakış açısından okurlara derin bir tarihsel perspektif sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Veba tarihi kitapları bize salgınların ortaya çıkmasında ve onlara verilen tepkilerde kültürlerin ve kurumların, bağlamların ve etkenlerin önemini anlatır. İnsanların düşünce ve yaşam tarzlarının, ulaşabildikleri bilgi türlerinin ve benimsedikleri davranış biçimlerinin (kaçmak, mücadele etmek ya da düpedüz kaderci davranmak) fark yarattığını gösterir. Fakat bir salgının başlamasından sonra acısız zafer ihtimalini vaat etmezler.”

  • Künye: Paul Slack – Veba: Kısa Bir Giriş, çeviren: Nurettin Elhüseyni, İş Kültür Yayınları, tarih, 160 sayfa, 2023

Kemal Arı – Büyük Mübadele (2023)

1919-1922 tarihleri arasında yaşanan Milli Mücadele’nin kazanılmasının ardından Anadolu’daki Rumların bir kısmı Yunan ordusu ile birlikte yaşadıkları toprakları terk etmeye başladı.

Lozan Barış Konferansı toplandığında nüfus değişimi (mübadele) konusu ivedi olarak gündeme geldi ve Türkiye ve Yunanistan, savaş sonrası ortaya çıkan azınlık sorunlarının bir nüfus mübadelesi ile çözülmesini kabul etti.

Komisyonların tartışmalı konularda uzlaşma sağlamasıyla, 30 Ocak 1923 günü Türk ve Rum Nüfus Mübadelesi’ne İlişkin Sözleşme ve Protokol imzalandı.

Mübadele zorunlu olacak ve İstanbul dışında yaşayan Rum Ortodoks Türk uyruklular ile Batı Trakya dışında yaşayan Müslüman Yunan uyrukluları kapsayacaktı.

Kemal Arı bu çalışmasıyla, Türk-Yunan Savaşı’nın hemen sonrasında gerçekleştirilen mübadelenin 100. yılında, ağırlıkla Türkiye’ye zorunlu göç ile göçe ilişkin sorunları doğrudan yaşamış insanlara, toplumsal oluşumlara ve bu oluşumların siyasal düzeyde yansımalarına odaklanıyor.

  • Künye: Kemal Arı – Büyük Mübadele, İş Kültür Yayınları, tarih, 392 sayfa, 2023

Peter Hopkirk – İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun (2023)

Osmanlı İmparatorluğu, İttihatçı liderlerin yaptıkları gizli antlaşmayla I. Dünya Savaşı’na Almanya’nın müttefiki olarak sürüklenirken, Sultan V. Mehmed Reşad tarafından ilan edilen “cihad-ı ekber” ile İtilaf devletlerinin sömürgelerindeki Müslümanlar başlarındaki yönetimlere isyan etmeye çağrıldılar.

Peter Hopkirk, İngiltere ile Rusya arasında 19. yüzyıl boyunca Orta Asya’da süren gizli savaşı konu alan ‘Büyük Oyun’un devamı niteliğindeki ‘İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun’da, cihadın aslında Berlin’de tasarlandığı ve eski Büyük Oyun’un bir anlamda yeni taraflarla sürdüğü tezini işliyor.

Bu defa kralın, kayzerin, sultanın ve çarın istihbarat servisleri arasındaki savaşın alanı, batıda İstanbul’dan doğuda Kabil’e ve Kaşgar’a kadar uzanıp, İran’a, Kafkaslar’a ve Rus Orta Asya’sına dek yayılıyor.

Hopkirk sürükleyici üslubuyla okuyucuyu, Meksika’nın Pasifik kıyıları açıklarında ıssız bir adada verilen randevudan Bolşevik devriminden sonra Bakü’de yaşananlara, Kanal Harekâtı’ndan İran’da Alman ve İngiliz gizli servislerinin kapışmalarına uzanan geniş bir yelpazede, bu gizli savaşın kahramanlarının serüvenleri içinde dolaştırıyor.

  • Künye: Peter Hopkirk – İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun, çeviren: Mehmet Harmancı, İş Kültür Yayınları, tarih, 312 sayfa, 2023

Thomas Piketty – Kapital ve İdeoloji (2023)

‘Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital’ adlı kitabıyla dünyada büyük yankı uyandıran ve “eşitsizlikler” tartışmasına yepyeni bir boyut getiren Thomas Piketty, bu kitabın devamı niteliğindeki yeni eseri ‘Kapital ve İdeoloji’de eşitsizliği çok daha geniş bir tarihsel bağlamda ele alıyor.

Her toplum eşitsizliklerini meşrulaştırmak zorundadır: Buna gerekçeler bulmak gerekir, yoksa bütün politik ve sosyal yapı çökme tehdidiyle karşı karşıya kalır.

Geçmişin ideolojileri bu perspektiften incelendiklerinde bambaşka bir anlam kazanırlar, deyim yerindeyse taşlar yerine oturur.

Hiç kuşkusuz son dönemin en önemli “eşitsizlik düşünürü” olan Piketty, ‘Kapital ve İdeoloji’de, çok geniş çaplı bir karşılaştırmalı veri tabanından hareketle, eşitsizlikçi toplum yapılarının tarihini ve geleceğini ekonomik, sosyal, entelektüel ve politik perspektiflerden ele alıyor.

Kadim “üç işlev” toplumlarından köleci toplumlara, sömürge toplumlarından komünist toplumlara, “mülk sahipleri toplumları”ndan günümüzün “hiper-kapitalist” toplumlarına kadar eşitsizlik hakkında tarihsel bir fresk çizerken, günümüz ve yarınımız için de yakıcı meseleleri gündeme taşıyor, öneriler getiriyor.

1980’lerden itibaren tüm dünyada ağır basmaya başlayan aşırı eşitsizlikçi neoliberal anlatının aksine, ekonomik kalkınmayı ve insanlığın ilerlemesini sağlayan olgunun eşitlik ve eğitim mücadelesi olduğunu tarihten, edebiyattan, sinemadan örneklerle olduğu kadar, istatistiklere ve rakamlara da dayanarak gösteriyor.

Eşitsizliğin tarihini, bugününü ve geleceğini, daha adil bir dünyanın mümkün olup olmadığını merak eden herkes için önemli bir başvuru kaynağı.

  • Künye: Thomas Piketty – Kapital ve İdeoloji, çeviren: Hande Koçak, İş Kültür Yayınları, siyaset, 976 sayfa, 2023

Nuri Akbayar – Osmanlı Yer Adları Sözlüğü (2023)

Alanında basılı (2001) ilk çalışma olan ‘Osmanlı Yer Adları Sözlüğü’, yirmi yıl sonra baştan sona yenilenerek kullanıcısıyla buluşuyor.

Sözlük, belli bir statü kazanmış Osmanlı yerleşim yerlerinin adlarını altı yüzyıllık tarihsel derinliği ve üç kıtaya yayılan coğrafi genişliği içinde kapsıyor.

Böylesi bir genişlikte birbirinden dil, din, kültür ve tarih bakımından son derece farklı kavimlerin, toplulukların verdikleri adları doğru biçimde belirlemenin zorluğu açık.

Sözlükte Macarcadan Farsçaya, Sırpçadan Arapçaya, Arnavutçadan Gürcücüye, Rusçadan Tuareg Berbericesine kadar yürmiye yakın dil ve lehçede konulmuş adların Osmanlıca yazılışlarının ve doğru okunuşlarının saptanmış.

Ayrıca bugün Türkiye sınırları içinde kalan yer adlarındaki değişiklikler ve bu yerlerin idari statülerindeki farklılaşmalar da ayrıntılı olarak gösterilmiş.

Her düzeyden tarih araştırmacısının kolaylıkla yararlanabileceği sözlük, Osmanlı tarihsel coğrafyası için de bir kılavuz niteliğinde.

İkinci ve son basımından (2003) bu yana yüzlerce yeni kaynak taranarak yenilenen sözlük, özenli sayfa tasarımı, Osmanlıca dizini ve renkli basımıyla fark yaratıyor.

  • Künye: Nuri Akbayar – Osmanlı Yer Adları Sözlüğü, İş Kültür Yayınları, sözlük, 432 sayfa, 2023

Jean Cavaillès – Mantık ve Bilim Teorisi Üzerine (2023)

Jean Cavaillès, ufuk açıcı eserlere imza atmış bir matematik felsefesi dehasıydı.

Cavaillès ‘Mantık ve Bilim Teorisi Üzerine’ adlı bu yapıtında, bilimsel düşüncenin -mantıksal veya ontolojik- kökenini belirlemeye yönelik felsefi çabaları değerlendiriyor.

Cavaillès’nin bilimin felsefeye ihtiyacı olmadığına dair pozitivist iddialar ile filozofların gerçek bilimsel olayları inatla umursamamaları iddiası bugün de yoğun olarak tartışılan konulardan.

Matematikte olduğu gibi, deneyim de belli bir “ritme” göre, kurallara bağlı olarak mümkündür.

Fransa’nın işgaline, “mantığın bir getirisi olarak” direnişle cevap veren Cavaillès 1944 yılında Naziler tarafından kurşuna dizilir.

‘Mantık ve Bilim Teorisi Üzerine’ 20. yüzyıl akılcı Fransız felsefesi geleneğinin öncülerinden Cavaillès’in son eseridir.

  • Künye: Jean Cavaillès – Mantık ve Bilim Teorisi Üzerine, çeviren: Barış Dirican, İş Kültür Yayınları, bilim, 88 sayfa, 2023

Elif Mahir Metinsoy – Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Kadınları (2023)

Osmanlı toplumu açısından I. Dünya Savaşı dört yıldan daha uzun sürdü.

1911 Trablusgarp Savaşı ile başlayıp Balkan Savaşları, Cihan Harbi ve Kurtuluş Savaşı ile devam eden savaş hali 1922’de sona erdi.

11 yıllık bu dramatik süreçte bir imparatorluk yıkılırken, onun küllerinden yeni Türkiye Cumhuriyeti doğdu.

Bu zorlu sürecin en mağdur toplumsal kesimi cephe gerisinde kalanlar, özellikle de yoksul, kimsesiz ve korumasız kadınlar oldu.

Elif Mahir Metinsoy’un, ilk kez 2017’de Cambridge University Press’ten çıkan, ‘Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Kadınları: Gündelik Yaşamda Siyaset ve Mücadele’ adlı çalışması bu kadınların deneyimlerini ortaya koyuyor.

Kitap, dönemi ele alan Osmanlı-Türk kadın tarihyazımındaki eğitimli ve elit kadın yazarları, onların yayıncılık ve dernek faaliyetlerini öne çıkarma yaklaşımı yerine, ilgi odağına yoksul, kimsesiz ve çoğu taşrada yaşayan kadınları yerleştiriyor.

İğneyle kuyu kazar gibi yapılmış bir arşiv çalışmasıyla; kadınların telgraflarına, dilekçelerine, karakol ve mahkeme tutanaklarına, gazete haberlerine, anı ve mektuplara dayanarak “meçhul asker”in “meçhul kadını”nın bugüne dek anlatılmamış hikâyesini anlatıyor.

Bu kadınların çilelerini, ekmek ve adalet mücadelelerini, gündelik hayatın bir parçası haline gelen protestolarını ve eylemlerini, bedenleri üzerindeki dayatmaları aşmaya yönelik çabalarını canlı tablolar halinde gözlerimizin önüne seriyor.

Yazar, kadınların sadece savaşa destek olmaları sayesinde değil, protesto, mücadele ve direnişleriyle de devleti onları dikkate almaya ve sorunlarını çözmeye zorladığına işaret ediyor.

  • Künye: Elif Mahir Metinsoy – Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Kadınları: Gündelik Yaşamda Siyaset ve Mücadele, İş Bankası Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2023

W. R. D. Fairbairn – Psikanalitik Kişilik Çalışmaları (2023)

‘Psikanalitik Kişilik Çalışmaları’, ünlü İskoç psikanalist W. R. D. Fairbairn’in 1952’ye kadar çeşitli dergilerde yayımladığı ve psikanalize yaptığı yenilikçi katkıları ortaya koyan bir derleme.

Bebeğin ve çocuğun ilişki ihtiyacını gelişiminin merkezine yerleştiren bu makaleler psikanaliz kuramında köklü bir değişiklik gerçekleştirdi; kişiliğin yapısı ve dinamiklerine dair tamamen yeni bir bakış açısı sundu.

Nesne ilişkileri kuramını işleyerek oluşturduğu ruhsal yapı modelini, bakım verenlerle ilk tecrübelerin içselleştirilmesi üzerine inşa eden Fairbairn bu derlemede; benliğin bölünmesi ve acı verici içsel nesne ilişkilerinin bastırılması yoluyla tüm ilişkilerde kaçınılmaz olan tatminsizliklerle nasıl baş edildiğini gösterir.

Çocuğun ebeveyninin duygusal olarak duyarlı tarafını tepkisiz taraftan ayırarak ‘iyi’ ve ‘kötü’ nesneler yarattığını, aynı zamanda, sıklıkla sınır durumlara yol açan bir süreç olarak benliği de ‘iyi’ ve ‘kötü’ olarak böldüğünü ileri sürer.

Bowlby’nin bağlanma kuramına, Guntrip ve Sutherland’in kendilik üzerine yazılarına, Kernberg’in ağır kişilik bozukluklarının tedavisine, Mitchell’in ilişkisel kuramına başlangıç noktası oluşturan fikirleriyle Fairbairn çağdaş psikanaliz kuramına şekil vermiş öncülerden biridir.

Sınır durumlara yönelik oldukça yeni bir kuramsal ve klinik yaklaşım geliştirmesi, bugün bu tür rahatsızlıkların tedavisinde çok önemli olmaya devam etmektedir.

  • Künye: W. R. D. Fairbairn – Psikanalitik Kişilik Çalışmaları, çeviren: Menekşe Arık, İş Kültür Yayınları, psikanaliz, 256 sayfa, 2023