Yevgeni İvanoviç Zamyatin – Sabaha Karşı Toprak Şifa Bulacak (2010)

‘Sabaha Karşı Toprak Şifa Bulacak’, anti-ütopya geleneğinin önde gelen isimlerinden Yevgeni İvanoviç Zamyatin’in kısa ve uzun öyküleri ile masallarını bir araya getiriyor.

Teknolojiyle donatılmış, bir saat gibi işleyen sosyal yaşamlar; insanlar arasında yaşayan efsane kahramanları; insanların kaderini bu dünyadan meçhule taşıyan teknoloji ürünü tramvaylar ve kurmaca dünyasında yolculuğa çıkan yazarlar, bu öykülerden bazılarının konuları.

Zamyatin, kitaptaki kurmaca masalları aracılığıyla da, uzun yıllardır devam eden, kanıksandıkları için değişmez addedilen değer yargılarını, eleştirel bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor.

  • Künye: Yevgeni İvanoviç Zamyatin – Sabaha Karşı Toprak Şifa Bulacak, çeviren: Birsen Karaca, Kavis Kitap, öykü, 167 sayfa

Özden Soyalp – Mandalya Körfezi Hatırası (2010)

Özden Soyalp’in ‘Asmalar Artık Ağlamıyor’ isimli yayımlanmış bir romanı bulunuyor.

Yazar, elimizdeki romanı ‘Mandalya Körfezi’nde ise, bir kadının geçmişiyle yüzleşmesini hikâye ediyor.

Romanın başkahramanı Buket, Milas’ta bir çiftlik evinde, yazar kocası Nevzat Bey ve bazı zamanlar hafızasını kaybeden babası ile birlikte yaşar.

Fakat Buket’in zihni, içinde bulunduğu zaman ve mekândan çok, geçmişte yaşadığı olaylarla meşguldür.

Kadının anılarının çerçevesini ise, gençliğinin geçtiği Ankara ve şehrin darbe öncesi sosyal hayatı oluşturur.

Soyalp, Buket karakterinin yaşamı aracılığıyla, sona erdiği zannedilen geçmişin, bireyin şimdiki hayatını ne denli etkilediğini anlatıyor.

  • Künye: Özden Soyalp – Mandalya Körfezi Hatırası, Kavis Kitap, roman, 254 sayfa

D. H. Lawrence – Uğurböceği (2009)

Edebiyatın sürgün kalemlerinden D. H. Lawrence, ‘Uğurböceği’ isimli novellasında, hayatı kendi ölçütlerine göre yaşamayı tercih eden bir Kont’u ve onun savaşla ilişkisini hikâye ediyor.

Savaşta yara almış bu sıra dışı Kont, kendisiyle ve yaşadığı toplumla yüzleşecektir. Bu yüzleşme onu, geriye dönüşü olmayan bir şekilde savaş karşıtlığına vardırır.

Burada öne çıkan temel eleştirilerden biri de, sanayileşmenin getirdiği yabancılaşma olarak okurun karşısına çıkıyor.

Lawrence’ın yapıtlarında, çoğu zaman kendi hayatından da yola çıktığı bilinir.

Bunun izinin sürülebildiği ‘Uğurböceği’nin de, sarsıcı ve rahatsız edici bir eser olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

  • Künye: D. H. Lawrence – Uğurböceği, çeviren: Nilüfer Sahni, Kavis Kitap, roman, 94 sayfa

Jack London – Demir Ökçe (2009)

Jack London ‘Demir Ökçe’de, on dokuzuncu yüzyılın sonuyla yirminci yüzyılın başında Amerika’da görülen işçi hareketlerini, kapitalizmin giderek vahşileşmesini ve ivme kazanan işçi savaşını hikâye ediyor.

London’ın ütopya tarzında kaleme aldığı roman, Amerika’daki sosyalist devrim sırasında Avis Everhard isimli kahramanının tuttuğu notlara dayanıyor.

Roman, kapitalizmin giderek vahşi bir hal alışını ve çeşitli halk tabakalarının buna karşı verdikleri mücadeleyi, Avis Everhard ile Ernst Everhard arasında yaşanan aşk ekseninde veriyor.

Burjuva bir ailenin kızı olan Avis, sosyalist lider Ernst’ten etkilenerek safını değiştirecek ve işçi mücadelesine katılacaktır.

  • Künye: Jack London – Demir Ökçe, çeviren: Şemsa Yeğin, Kavis Kitap, roman, 275 sayfa

Feridun Andaç – Kar Masalları (2009)

Doğu düşünün peşinden giden Feridun Andaç ‘Kar Masalları’nda, aralarına metinler serpiştirdiği 25 öyküyle okurun karşısına çıkıyor.

Şiirsel bir dille kaleme alınan öyküler, bir yandan Anadolu kültürünün derinliklerine uzanırken, bir yandan da çağdaş, kentli insanın içsel arayışlarını tasvir ediyor.

2004 Dil Derneği Asım Aksoy Ödülü’nü alan Andaç kitabında, kimi masala, kimi düşe, kimi türküye dayanan öyküler kuruyor.

Zaman, bellek, mekân duygusu, aidiyet, aşk, bağlanma, tutku, içteki ve dıştaki sürgünlük, özlem, kavuşmak, ayrılık ve acı, öykülerde birer tema olarak yerini alıyor.

Kitapta, her bir öykü arasında bütünlük sağlamaya çalışan Andaç, Sadi, Pessoa, Dante, Tagore gibi yazarlardan alıntılarla da metnini zenginleştirmiş.

Edebiyata eleştiri yazıları ve denemeleriyle girmiş Andaç’ın öykücülüğü, dilsel yetkinliği ve üslubuyla dikkat çeken ‘Kar Masalları’yla öne çıktı diyebiliriz.

  • Künye: Feridun Andaç – Kar Masalları, Kavis Kitap, öykü, 140 sayfa

Panait Istrati – Sünger Avcısı (2009)

‘Sünger Avcısı’, Balkanların Gorki’si olarak anılan Panait Istrati’nin kitaba adını veren öyküsüyle beraber ‘Bakar’, ‘Dostlukla Bir Sigara Bayii Arasında’, ‘Ölümsüzlük’ ve ‘Sotir’ isimli öykülerini bir araya getiriyor.

Yazarın her bir öyküsü, aslında bize de hiç yabancı gelmeyecek, gündelik hayatın içinden insanları anlatıyor.

Buradaki iyi ve kötü karakterlerin dahi, ağırlıklı olarak insani yönleriyle öne çıkarılmaları, öyküleri duygusal kılan etkenlerin başında geliyor.

Istrati edebiyatının vazgeçilmezi olan Akdeniz ile sıcak, canlı ve yaşamayı seven karakterler, burada yeniden karşımıza çıkıyor.

  • Künye: Panait Istrati – Sünger Avcısı, çeviren: Mustafa Balel, Kavis Kitap, öykü, 136 sayfa

Osman Şahin – Bucaklar (2009)

Osman Şahin, daha önce ‘Fırat’ın Sırtındaki Kan’ ismiyle yayımlanan bu romanında, Siverek’in büyük aşiretlerinden Bucaklar’ın hikâyesini sunuyor.

Aşiretin 200 yıllık tarihi, 1960’lı yıllarda patlak veren ve yirmi dört kişinin ölümüyle sonuçlanan kan davasının iç yüzü, bu olayların içinde doğup büyümüş, en yetkili tanıklarından biri olan Adnan Bucak’ın anlatımıyla veriliyor.

Roman, Urfa’nın işgalinden sonra Kurtuluş Savaşı’na katılmış, Şeyh Sait İsyanı’na karşı çıkmış, Cumhuriyet döneminde sürgün yaşamış aşiretin, sürgün edilme nedenlerini de anlatıyor.

Osman Şahin, öğretmenlik yaptığı yıllarda tanıdığı Bucaklar aşiretinin ve aşiret üyelerinin yaşadığı trajedinin kaydını sunuyor.

  • Künye: Osman Şahin – Bucaklar, Kavis Kitap, roman, 326 sayfa