Hans Belting – Floransa ve Bağdat (2015)

 

Rönesans resminde perspektifin kullanımı devrim yarattı.

Ünlü tarihçi ve sanat kuramcısı Hans Belting ise, perspektifin teorisini Bağdat’ta, 11. yüzyılda İbnü’l-Heysem’in oluşturduğunu hatırlatıyor.

Yazara göre, Ortaçağda Arap matematiği perspektif teorisini doğurdu ve sonradan bu teori Batı’da sanata dönüştürüldü.

  • Hans Belting, bu saptamadan yola çıkarak bizi sanat tarihinde çok keyifli ve aydınlatıcı bir yolculuğa çıkarıyor.
  • Arap matematiğinin Batı sanatına etkileri,
  • Arabesk geometri ve süsleme sanatı,
  • Rönesans ile birlikte perspektifin küreselleşmesi,
  • İslamda görme eleştirisi,
  • Resim yasağı ve din,
  • İslam’da canlı varlıklara ihanet olarak resim,
  • Allah’ın kelamı ve Kuran yazısı anlayışının sanata etkileri,
  • İbnü’l-Heysem’in ışık ölçümü,
  • Arap icadı Camera Obscura,
  • İbnü’l-Heysem’in ‘Perspectiva’ adlı optik kitabı,
  • İslam sanatında matematik ve geometri,
  • Görme teorisinin resim teorisine dönüşmesi,
  • Skolastizmde algı ve bilgi çatışması,
  • Perspektiften önce, Giotto’nun resminde bakış,
  • Pelacani’nin matematiksel mekânı İcadı,
  • Piero’nun matematiksel sanatı,
  • Ve simgesel biçim olarak perspektif, Belting’in burada ele aldığı kimi konular.

Künye: Hans Belting – Floransa ve Bağdat: Doğu’da ve Batı’da Bakışın Tarihi, çeviren: Zehra Aksu Yılmazer, Koç Üniversitesi Yayınları

Kolektif – Kritik Kavşak (2015)

Parlamenter sistemle başkanlık sistemi arasındaki farkları kuramsal ve tarihsel bir perspektifle irdeleyen, kaynak niteliğinde bir çalışma.

Kitap, demokratik sistemleri karşılaştırmakta, Türkiye’nin otoriterlikle sınavını değerlendirmekte ve Erdoğan’ın en büyük hayali olan başkanlık sisteminin olası tehlikelerini gözler önüne sermekte.

Kitapta,

  • Başkanlık sisteminin tehlikeleri,
  • Demokratik sistemlerin karşılaştırılması,
  • Siyasal kültürün merkeziliği,
  • Bölünmüş toplumlar için anayasa tasarımı,
  • Alaturka başkanlık rejimi ve Türkiye’nin otoriterlikle imtihanı,
  • Türkiye’de başkanlık sistemine kamuoyu desteği,
  • Ve bunun gibi pek çok konu ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Juan J. Linz, Donald L. Horowitz, Seymour Martin Lipset, Arend Lijphart, Ergun Özbudun, Sabri Sayarı, Serap Yazıcı, Adam Szymanski, Üstün Ergüder, Ayşen Candaş, Ersin Kalaycıoğlu, Selim Erdem Aytaç ve Ali Çarkoğlu.

  • Künye: Kolektif – Kritik Kavşak, derleyen: Cem Akaş, Koç Üniversitesi Yayınları

Jennifer A. Doudna ve Samuel H. Sternberg – Yaratılıştaki Çatlak (2018)

Amerikalı biyokimyacı Jennifer Doudna, gen düzenleme alanında yaptığı çalışmalarla dünya çapında üne sahip isimlerden.

Bu kitap ise, gen düzenleme hakkında merak edilen hemen her şeyi aydınlatmasıyla, konuya ilgi duyanlar için kaçırılmaması gereken bir rehber.

Gen düzenlemesi ya da tam adıyla “CRISPR-Cas9 Gen Düzenleme Yöntemi”, bilimde devrim olarak tanımlanıp hararetle selamlanan teknolojilerden.

Örneğin gen düzenlemesi ile her canlı varlığın genetik kodu istenen biçimde değiştirilebiliyor.

Ölümcül genetik hastalıklar iyileştirilebiliyor ve örneğin domuzlar birer organ fabrikasına dönüştürülebiliyor.

Doudna, gen düzenlemesi yöntemine giden oldukça uzun ve meşakkatli yolun nasıl kat edildiğini ve bu yöntemin biyokimyada, tıpta, teknolojide, kültürde, hukukta, siyasette ve demografik alanda ne gibi sonuçlar yaratacağı üzerine, bizi derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

Hatta Doudna, bu yöntemin yalnızca hastalıkların iyileştirilmesi konusunda değil, iklim değişikliği, çevresel yıkımlar ve gıda güvenliği gibi güncel sorunlarımıza çare olabileceğini de düşünüyor.

  • Künye: Jennifer A. Doudna ve Samuel H. Sternberg – Yaratılıştaki Çatlak: Gen Düzenlemenin Evrime Hükmeden İnanılmaz Gücü, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 248 sayfa, 2018

Lothar Müller – Beyaz Büyü: Kâğıdın Çağı (2018)

“Beyaz büyü”, kâğıdı ifade eden en iyi tanımlardan biridir.

Örneğin modern dünyanın gelişimine onun kadar katkı sunan başka hiçbir araç yok.

Matbaa dahi kâğıt olmadan anlamsızdır diyebiliriz.

Kutsal veya kutsal olmayan kitaplardan kâğıt paraya, gündelik hayatımızın her anı bu büyüyle, bu evrensel maddeyle çevrili.

İşte Lothar Müller de, kâğıdın Çin’deki doğumundan Mısır’a ve oradan Avrupa’ya uzanan yolculuğunun ayrıntılı bir hikâyesini sunuyor.

Müller, bir yandan bize kâğıdın bu yolculuğunu kapsamlı biçimde anlatırken, öte yandan da kâğıdın modern medeniyeti nasıl kökünden dönüştürdüğünü ayrıntılı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Kitapla birlikte, tuvalet kâğıdından hisse senetlerine, kâğıt fabrikatörlerinden kâğıt toplayıcılarına, mucitlerden edebiyatçılara ve roman kahramanlarından devlet adamlarına uzanan keyifli ve aydınlatıcı bir yolculuğa çıkıyoruz.

  • Künye: Lothar Müller – Beyaz Büyü: Kâğıdın Çağı, Sevinç Altınçekiç, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 288 sayfa, 2018

W. Hodding Carter – Sifon (2018)

Uygarlık tarihine baktığımızda, temiz suyun evlerimize kadar ulaşması ve evdeki atıkların dışarı taşınması, başka birçok teknoloji düşünüldüğünde görece yeni sayılır.

Hodding Carter, su tesisatına özellikle ilgi duyuyor ve bu ilginin bir neticesi de, tesisat sisteminden önceki ve sonraki dönemi ilgi çekici ayrıntılarla ortaya koyduğu elimizdeki kitabı.

Carter burada, Roma hamamları gibi görece bilgi sahibi olduğumuz sistemler kadar Harappalılar’ın MÖ 3000’de inşa ettiği ilk su tesisatı, Ortaçağ manastırlarında temizlik yöntemleri, Londra’da kanalizasyon sisteminin olmadığı dönemleri ve saraylardaki tuvalet âdetleri de dahil birçok aydınlatıcı konuyu ele alıyor.

Carter bununla da yetinmeyerek, bugünün tesisat sisteminin nasıl evrim geçirdiğini, günümüzde uygulanan, geliştirilmekte olan yöntemleri ve yeni tesisat teknolojilerini de bizimle paylaşıyor.

Kitap, temiz su ve tuvalet sisteminin sağlık alanında olduğu kadar uygarlık tarihinde de nasıl büyük bir fark yarattığını aydınlatmasıyla keyifli bir okuma vaat ediyor.

  • Künye: W. Hodding Carter – Sifon: Su Tesisatçısı Uygarlığı Nasıl Kurtardı?, çeviren: Defne Karakaya, Koç Üniversitesi Yayınları, kültür, 168 sayfa, 2018

Christopher S. Wilson – Anıtkabir’in Ötesi (2018)

Bilindiği gibi, Mustafa Kemal Atatürk’ün naaşı, Anıtkabir’e nakledilip halkın ziyaretine açılana kadar farklı yerlerde kalmıştı.

Christopher Wilson’ın, ilk baskısı 2015’te yapılan, şimdi ikinci baskısıyla raflardaki yerini alan bu ilgi çekici kitabı da, Atatürk’ün naaşının tutulduğu bu yerlerden, o dönemde yapılan cenaze törenlerinden ve Anıtkabir’in inşa sürecinden hareketle, mezar mimarisinde ortaya çıkan Atatürk temsillerinin ulusal ve kolektif belleği nasıl şekillendirdiğini kapsamlı bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Mezar mimarisi bağlamında Atatürk ve Atatürk’ün Türkiye’deki temsiliyeti,
  • Kimlik, bellek ve milliyetçilik ile mimari arasındaki ilişki,
  • Atatürk’ün naaşının Dolmabahçe Sarayı’ndan Ankara’ya nakli,
  • Atatürk’ün Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabri,
  • Naaşın Anıtkabir’e nakli,
  • Anıtkabir için yapılan mimari yarışma,
  • Kazananın ödüllendirilmesi,
  • Anıtkabir’in inşası gibi birçok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Wilson’ın çalışmasını önemli kılan hususlardan biri de, Dolmabahçe Müzesi, Atatürk’ün Dolmabahçe’deki yatak odası, Anıtkabir’in abidevi niteliği, Atatürk evleri ve müzeleri ve son olarak da törenler ve anmalar ile Atatürk kimliği üzerinden ulusal belleğin nasıl sürdürüldüğünü ortaya koyması.

  • Künye: Christopher S. Wilson – Anıtkabir’in Ötesi: Atatürk’ün Mezar Mimarisi – Ulusal Belleğin İnşası ve Sürdürülmesi, çeviren: Mehmet Beşikçi, Koç Üniversitesi Yayınları, mimari, tarih, 176 sayfa, 2018

Michelle U. Campos – Osmanlı Kardeşler (2015)

Her ne kadar Filistin bugün sonu gelmez çatışmalar ve anlaşmazlıklarla boğuşsa da, Osmanlı’nın erken 20. yüzyılında burada Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler birlikte barış içinde yaşamışlardı.

Michelle Campos, bu dönemde halkların imparatorluk vatandaşlığı çatısı altında nasıl bir araya geldiklerini araştırıyor.

Filistin’de, arka planda ortaya çıkan Siyonist harekete ve Arap milliyetçiliğine rağmen, Yahudiler ve Araplar özgünde imparatorluk vatandaşlığını benimseyerek birlikte hareket etmişlerdi.

Campos kitabında, Filistin’deki Arap-Yahudi çatışmasının kadim olmadığını, özünde Osmanlıcılık düşüncesinin vaatleri ve yetersizliklerinin yarattığı gerilimlerle ortaya çıktığını savunuyor.

  • Künye: Michelle U. Campos – Osmanlı Kardeşler, çeviren: Mine Yıldırım, Koç Üniversitesi Yayınları

Kolektif – Hayatı Hatırlamak (2018)

Bizi biz yapan otobiyografik belleğimizi, farklı disiplinlerin perspektifiyle tartışan nitelikli bir derleme.

Psikoloji, psikiyatri ve nörobilim gibi alanlara ilgili okurların özellikle seveceği ‘Hayatı Hatırlamak’, otobiyografik bellek kavramını, kişisel ve toplumsal bellekten, bağlanma ve hatırlama ilişkisine, dil ve kültürden istemsiz hatırlamaya ve anılardan anıları zihinde canlandırmaya zengin açılardan irdeliyor.

Kitapta,

  • Otobiyografik bellek araştırmalarında kullanılan yöntemler,
  • Neden ve nasıl hatırlayıp neden ve nasıl unuttuğumuz,
  • Otobiyografik anıların yaşam boyu dağılımı,
  • Yaşamımızın kimi dönemlerini daha çok, kimilerini daha az hatırlamamızın nedenleri,
  • Otobiyografik bellekte kültür ve dil,
  • Otobiyografik bellekte imgelem perspektifi,
  • Bağlanma ve hatırlamada benlik, duygu ve dikkat süreçlerinin rolü,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler ise şöyle: Sami Gülgöz, Berivan Ece, Sezin Öner, Burcu Demiray, Tuğba Uzer, Çağla Aydın, Bilge Göz, Pınar Ersoy, Ezgi Aytürk, Müge Özbek, Ezgi Mamus, Dilay Z. Karadöller, İnci Boyacıoğlu, Burcu Kaya-Kızılöz, Ayşe Altan-Atalay, Aysu Mutlutürk, Ayşecan Boduroğlu ve Ali İ. Tekcan.

  • Künye: Kolektif – Hayatı Hatırlamak: Otobiyografik Belleğe Bilimsel Yaklaşımlar, derleyen: Sami Gülgöz, Berivan Ece ve Sezin Öner, Koç Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 280 sayfa, 2018

Matthew Kahn ve Siqi Zheng – Pekin’de Mavi Bir Gökyüzü (2018)

Çin ekonomisi, dünyanın en büyüklerinden.

Fakat bu büyümenin çevre üzerindeki bedelleri de ağır.

Zira Çin, ağır sanayi üretimi nedeniyle dünyada en çok sera gazı üreten ülkelerden biri.

Aynı zamanda dünyadaki en kirli şehirlerin çoğu da Çin’de bulunuyor.

İşte Matthew Kahn ve Siqi Zheng bu önemli çalışmalarında, Çin’deki kentsel gelişmenin yerel ve küresel düzeyde çevre üzerindeki etkileri hakkında dört dörtlük bir inceleme.

Çin’de şehirlerin bugün içinde bulunduğu vahim durumu hem üst ve orta sınıfın hem de yoksulların gözünden izleyen çalışma, gelecek yıllarda Çin’in çevresel ilerleme konusunda ne gibi süreçlerden geçebileceğini de irdeliyor.

Kitabın bir diğer önemi de, Çin’deki verili durumu, Amerikan şehirlerinin tarihsel evrimiyle karşılaştırarak izlemesi.

Kitap, daha temiz bir Çin’in, yalnızca kendisi için değil, asıl olarak küresel anlamda ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Matthew Kahn ve Siqi Zheng – Pekin’de Mavi Bir Gökyüzü: Çin’in Büyüyen Ekonomisi ve Çevre Sorunları, çeviren: Burcu Uğuz, Koç Üniversitesi Yayınları, ekoloji, 248 sayfa, 2018

Kolektif – Camera Ottomana (2015)

Doğduktan kısa bir süre sonra Osmanlı’da büyük bir heyecanla karşılanan fotoğraf, imparatorluk açısından nasıl bir moderleşmeye işaret ediyordu?

Bu kitap, 1840-1914 arasında fotoğrafın bizdeki serüveninin eleştirel bir perspektifle inceliyor ve ayrıca, modernitenin fotoğraf aracılığıyla nasıl bir yayılım sağladığını aydınlatıyor.

  • Künye: Kolektif – Camera Ottomana: Osmanlı İmparatorluğu’nda Fotoğraf ve Modernite 1840-1914, derleyen: Edhem Eldem ve Zeynep Çelik, çeviren: Ayşen Gür, Koç Üniversitesi Yayınları