Noel Malcolm – İmparatorluğun Ajanları (2024)

Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’daki fetihleri uzun yıllardır bu bölgede menfaatleri bulunan Venedik Cumhuriyeti’ni rahatsız etmeye başlamıştı.

Osmanlı’nın Arnavutluk’un kıyı şeridindeki şehirlerini alması, Akdeniz’de faaliyetler yürütmesi Venediklileri büyük bir çöküşe sürüklüyordu.

Bir yandan da Papalık Türklerin ilerleyişi karşısında durmak adına birlikler kurmaya, ordu toplamaya çabalıyordu.

Bütün bu karmaşıklığın ortasında korsanlar, casuslar, din adamları, tercümanlar, şövalyeler ve tacirler görevlerini yerine getirmeye, hassas dengeler üzerinde işlerini görmeye çalışıyorlardı.

Peki nasıl ve ne pahasına?

Usta tarihçi Noel Malcolm bu kitabında, Balkanlar ve Akdeniz havzasındaki güç mücadelesinin 1550’lerden Uzun Türk Savaşı’na (1593-1606) kadarki dönemine odaklanıyor.

Sebep oldukları büyük etkilerin farkında olmaksızın casuslar, silahşorlar, din adamları, yağma yapan korsanlar, padişahın huzuruna çıkan dragomanlar ve daha nicesi 16. yüzyılın iktidar savaşında büyük roller oynadılar.

Bazen Osmanlı İmparatorluğu’na bazen Avrupalı güçlere bazense iki tarafa da aynı anda çalıştılar.

Malcolm titiz ve mahir kalemiyle bu insanların kendi küçük hayatlarını, ufak hesaplarını, hırslarını ve büyük resme etkilerini ele alıyor.

‘İmparatorluğun Ajanları’, imparatorluklar, kültürler ve dinler arasındaki belirsiz sınırlar üzerindeki küçük yaşamların Osmanlı ve Hıristiyan dünyalarına düşürdükleri gölgeleri büyük bir ustalıkla inceliyor.

Yıllar süren arşiv dedektifliğinin ürünü olan ‘İmparatorluğun Ajanları: 16. Yüzyıl Akdeniz Dünyasında Şövalyeler, Korsanlar, Cizvitler ve Casuslar’ pek çok tarihsel klişeye karşı panzehir görevi görerek sizleri, kişisel bağlılıkların ve dini koalisyonların sürekli değiştiği, ulus devletlerden çok önceki bir döneme götürecek.

  • Künye: Noel Malcolm – İmparatorluğun Ajanları: 16. Yüzyıl Akdeniz Dünyasında Şövalyeler, Korsanlar, Cizvitler ve Casuslar, çeviren: Okan Güven, Kronik Kitap, tarih, 720 sayfa, 2024

Peter Watson – Atom Bombasının Gizli Tarihi (2024)

 

Atom bombasının gerekçesi basitti: Hitler’i yenecek ve İkinci Dünya Savaşı’nı daha hızlı bitirerek milyonlarca insanın hayatını kurtaracaktı.

Ama gerçek bambaşkaydı.

‘Atom Bombasının Gizli Tarihi’, bu felaket silahının neden yapıldığına dair geleneksel hikâyeyi yerle bir ediyor.

Peter Watson’ın keşfettiği yeni belgelere göre, İngilizler Almanların bomba geliştiremediğini biliyordu ve bunu Amerikalı dostlarıyla paylaşmamışlardı.

Amerikalılar ise Sovyetlerin, bombayı üretme ve kullanma planlarına ne ölçüde nüfuz ettikleri konusunda İngilizleri kandırdılar.

Üstelik, bombayı yapmak üzere işe alınan bilim insanlarının hiçbiri bombanın amacının gizlice değiştirildiğini bilmiyordu.

Esas karanlık sır ise Rusya’nın gözünü korkutmaktı: Atom bombası Pasifik’teki savaşı kesin olarak sona erdirmek için değil, hâlâ ABD ve İngiltere’nin askeri müttefiki olan Stalin’in Sovyetler Birliği’ni uyarmak için atılmıştı.

Bu bomba sıcak bir savaşı aniden sona erdirmedi; aksine Soğuk Savaş’ın başlaması için gerekli koşulları hazırladı.

Yirminci yüzyılın büyük entelektüel tarihçisi Peter Watson yeni kitabı ‘Atom Bombasının Gizli Tarihi’nde nükleer silah yapma fikrinin nasıl ortaya çıktığını, aslında savaşı bitirmek için gerekli olmayan atom bombasını yapma ve kullanma kararını iktidardaki küçük bir komplocu grubun nasıl aldığını ve böylece bugün dünyayı ne denli büyük bir tehlikeye maruz bıraktıklarını gösteriyor.

  • Künye: Peter Watson – Atom Bombasının Gizli Tarihi: Komplo, Örtbas ve Düzenbazlık Dolu Bir Serüven, çeviren: Sezai Saraç, Kronik Kitap, tarih, 448 sayfa, 2024

Susan-Mary Grant – Kısa Amerika Birleşik Devletleri Tarihi (2024)

Atlas Okyanusu’nun ötesinde, yeni bir dünya keşfetmek umuduyla yola çıkan kâşiflerin ve hayalperestlerin yurdu Amerika…

Kristof Kolomb’un Amerika kıtasına ayak basmasından George Washington’un bağımsızlık mücadelesine, Thomas Jefferson’ın özgürlükçü ideallerinden Abraham Lincoln’ün köleliği sona erdirmesine kadar birçok hikâye barındırıyor.

  • Amerika’nın bağımsızlık mücadelesi nasıl başladı?
  • Kölelik nasıl sona erdi?
  • Sanayi devrimi Amerika’yı nasıl etkiledi?
  • İç Savaş’ta neler yaşandı?
  • Amerika, dünya savaşlarına nasıl katıldı?
  • 11 Eylül neyi değiştirdi?
  • 2008 ekonomik krizi nasıl atlatıldı?

Susan-Mary Grant’in titizlikle kaleme aldığı bu eser, Amerika Birleşik Devletleri’nin tarihini başlangıcından günümüze kadar detaylı ve sürükleyici bir biçimde anlatıyor.

İlk yerleşimcilerin Yeni Dünya’da kök salma mücadelesinden, Amerikan Devrimi’nin alevlenmesine kadar geçen süreçte, Amerika’nın bağımsızlık ve özgürlük için verdiği savaşın izlerini sürüyor.

Amerika’nın karmaşık sosyal yapısını, kölelik ve yerlilerin hakları gibi zorlu konuları ele alarak, özgürlük ve eşitlik ideallerinin peşinde nasıl şekillendiğini gözler önüne seriyor.

Amerikan İç Savaşı, sanayi devrimi ve dünya savaşlarının getirdiği zorlukların, ulusal kimliği nasıl yeniden tanımlandığını gösteriyor.

Grant, sömürge dönemlerinden modern zamanlara kadar uzanan bu yolculukta, Amerika’nın hem iç hem de dış politikadaki mağlubiyetlerini ve başarılarını ortaya koyuyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin tarihi, sadece bir ulusun değil, aynı zamanda tüm dünyanın hikâyesidir.

  • Künye: Susan-Mary Grant – Kısa Amerika Birleşik Devletleri Tarihi, çeviren: Ayşe Doğancı, Kronik Kitap, tarih, 672 sayfa, 2024

Simon Jenkins – Keltler (2024)

Günümüzden 2.600 yıl önce, Fransa’daki Rhone Nehri kıyısında Yunanlar bir ticaret kolonisi kurdular.

Karşılarına dillerini anlayamadıkları, kendilerinden farklı giyinen, tavırları ve davranışları farklı bir kavimle karşılaştı.

Savaşçı oldukları kadar zenginliklerini gösteren lüks ürünlere ilgili bu sert mizaçlı topluluk, şatafatlı kıyafetler giyen, süslü ziynet eşyaları kullanan şeflerin idaresindeydi.

Bir asır sonra, Yunan coğrafyacı Hecataeus bu halkı Keltoi/Keltler olarak adlandırdı ama üzerlerindeki sır perdesi o günden bugüne hâlâ tam anlamıyla kalkmadı.

  • Kimdi bu Keltler?
  • Hangi dili konuşuyorlardı?
  • Akrabaları kimlerdi?
  • Orta Avrupalı bir halk oldukları halde Britanya Adaları’na ne zaman göçtüler?
  • Sadece sahip oldukları zenginliği göstermeyi seven, sert görünümlü, savaşçı bir insan topluluğu muydu?
  • Yoksa tarihsel bir hayal ürününden mi ibaretler?
  • Peki, bütün bu bilinmezler ve yarım cevaplar arasında günümüzde Kelt mirası nasıl yaşatılıyor?

Ünlü İngiliz tarihçi Simon Jenkins bu kitabında; Keltlerin kökenlerini, inançlarını, sanatlarını ve toplumsal yapılarını derinlemesine inceliyor.

Keltlerin yalnızca savaşçı özelliklerini değil aynı zamanda zengin kültürel mirasını, dillerini ve günlük yaşamlarını kapsamlı bir şekilde inceleyerek okuyucuyu tarihsel bir yolculuğa çıkarıyor.

Avrupa’nın dört bir yanına yayılmış olan Kelt toplumlarının etkisini ve mirasını ele alırken, Keltlerin modern dünyadaki yerini de anlatıyor.

Simon Jenkins, dünya tarihinde hakları yeterince teslim edilmeyen, konumları tartışmalı bir halk olan Keltlerin tarihini güncel verilerin ışığında, ikna edici yorumlarla okurlara sunuyor.

‘Keltler: Antik Çağın Gizemli Halkı’nda Avrupa’nın kadim halklarından Keltlerin sürükleyici ve ilgi çekici hikâyesini bütün yanlış anlamalardan ve tespitlerden sıyrılmış şekilde bulacaksınız.

  • Künye: Simon Jenkins – Keltler: Antik Çağın Gizemli Halkı, çeviren: Bekir Çelikcan, Kronik Kitap, tarih, 296 sayfa, 2024

Warren Treadgold – Kısa Bizans Tarihi (2024)

532 yılında, Bizans İmparatoru Iustinianus, Nika İsyanı’nın patlak verdiğinde büyük bir tehditle karşı karşıya kaldı.

Hipodrom’da toplanan isyancılar, imparatorluk sarayına saldırdılar ve Constantinopolis’in büyük bir kısmı alevlere teslim oldu.

Iustinianus, ünlü general Belisarius’un liderliğinde isyanı bastırdı.

İsyanın ardından, Iustinianus şehri yeniden inşa etmek için büyük bir fırsat yakaladı ve Hagia Sophia’nın muazzam inşa süreci başladı.

  • Roma İmparatorluğu neden ve nasıl ikiye bölündü?
  • Bizans nasıl çöktü ve imparatorluğun mirası günümüzde nasıl yaşıyor?
  • Veba salgınları, düşman saldırıları ve iç karışıklıklar karşısında Bizans nasıl direndi?
  • Bizans sanatının ve mimarisinin benzersiz özellikleri nelerdi?
  • İmparatorluğun sınırları nasıl genişledi ve korundu?
  • Malazgirt Savaşı’nın imparatorluk üzerindeki etkileri nelerdi?
  • Bizans İmparatorları, Türk tehdidine karşı nasıl stratejiler geliştirdi?

Warren Treadgold Bizans İmparatorluğu’nun başlangıcından çöküşüne kadar olan süreçte, imparatorluğun askeri, politik, kültürel ve ekonomik yapılarını ayrıntılı bir şekilde analiz ediyor.

Diocletianus’un imparatorluğu ikiye bölmesinden Constantinopolis’in kuruluşuna, Iustinianus’un büyük fetihlerinden ikonoklazm dönemine kadar birçok kırılma noktasını okuyucuya aktarıyor.

Treadgold’un usta kalemiyle bu kitapta Bizans’ın Batı Roma İmparatorluğu’ndan ayrıldığı tarihten, parçalarına ayrılmış imparatorluktan geriye kalan son devletin Türkler tarafından ortadan kaldırıldığı 1461 yılına kadar geçen zamana kadar bir genel tarih okuyacaksınız.

Treadgold’un akıcı üslubu ve kapsamlı araştırması imparatorluğun mirasını ve dünya tarihindeki rolünü anlamak için benzersiz bir fırsat sunuyor.

‘Kısa Bizans Tarihi’ akademisyenler ve tarih meraklıları için vazgeçilmez bir kaynak kitap olacak.

  • Künye: Warren Treadgold – Kısa Bizans Tarihi, çeviren: Uzay Can Ardal, Kronik Kitap, tarih, 416 sayfa, 2024

Niall Ferguson – Colossus (2024)

İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyanın son resmî imparatorluğu kendisine tabi topluluklara özgürlük vererek emperyal konumundan feragat etmek zorunda kaldı.

Artık “üzerinde güneş batmayan ülke” nitelemesini sürdürecek ne gücü ne de takati kalmıştı.

Büyük Britanya’dan doğan güç boşluğu ve Sovyetleri Birliği’nin hızlı yükselişi karşısında Amerika Birleşik Devletleri, yeni bir emperyal güç olarak ortaya çıktı.

Gelgelelim hiçbir zaman o özendiği Büyük Britanya İmparatorluğu gibi bir başarı elde edemedi.

ABD ezici askerî, ekonomik ve kültürel hakimiyetine rağmen iradesini diğer uluslara kabul ettirme konusunda hep isteksiz oldu, istediği nadir zamanlardaysa başarılı olamadı.

Zorba bir kolluk gücü gibi dünyanın dört bir köşesinde operasyonlar yürüttü ama Kore’den Vietnam’a, Afganistan’dan Ortadoğu’ya, Latin Amerika’dan Güneydoğu Asya’ya kadar birçok bölgede hezimete uğradı.

  • Peki ama neden?

Niall Ferguson salgın hastalıkları kontrol altına almak, tiranları devirmek, yerel savaşları sona erdirmek ve terör örgütlerini ortadan kaldırmak için yirmi birinci yüzyılda “imparatorluk rejiminin” her zamankinden daha gerekli olduğunu yazıyor.

Ancak ABD kendini gücünü inkâr ediyor ve küresel gücün getirdiği siyasi ve ahlaki sorumlulukları kabul etmiyor.

‘Colossus’ bu cesaret eksikliğinin ABD’ye nasıl yıkım getireceğini orijinal tezler üzerinden irdeliyor.

Büyük Britanya, Birinci Dünya Savaşı ve Rothschild ailesine dair nitelikli çalışmalarıyla tanınan meşhur tarihçi Niall Ferguson ‘Colossus: Amerikan İmparatorluğu’nun Yükselişi ve Çöküşü’nde ABD’nin tarihi ve 21. yüzyıldaki konumu üzerine ufuk açıcı bir çalışmaya imza atıyor.

  • Künye: Niall Ferguson – Colossus: Amerikan İmparatorluğu’nun Yükselişi ve Çöküşü, çeviren: Oğuz Satır, Kronik Kitap, tarih, 400 sayfa, 2024

David de Jong – Nazi Milyarderleri (2024)

Avrupa’nın en büyük hanedanlarından bazılarının aile sırlarını ve lekeli geçmişleri bu kitabın konusu.

de Jong, suç ortaklığı, örtbas ve inkârın sürükleyici hikâyesini anlattığı gibi, günümüzün en beğenilen tüketim markalarından bazılarının geçmişindeki iğrenç savaş suçlarını ortaya çıkaran çok sayıda tarihsel kanıt ve belge sunuyor.

Bugün BMW’nin ortaklarından ve Alman sanayi imparatorluğunun en ikonik isimlerinden biri olan Günther Quandt, 1946 yılında Nazilerle işbirliği yaptığı şüphesiyle tutuklandı.

Quandt, eski eşinin yeni kocası Propaganda Bakanı Joseph Goebbels tarafından partiye katılmaya zorlandığını iddia ederek beraat etti.

Fakat Quandt yalan söylemişti.

Hitler rejimiyle öylesine girift bir ilişkisi vardı ki, bu sayede milyarlarca dolara hükmetmeyi başarmıştı.

David de Jong, detaylı araştırmalar sonucunda ortaya koyduğu eserinde BMW, Daimler-Benz, Porsche, Volkswagen, Allianz ve Varta gibi Alman sanayiinin dev markalarının Nazi rejiminde nasıl yükseldiklerini, büyüdüklerini ve zenginleştiklerini gözler önüne seriyor.

De Jong, daha önce hiç kullanılmamış zengin kaynakları kullanarak, bu dev iş adamlarının Yahudi işletmelerine nasıl el koyduklarını, köle işçileri nasıl temin ettiklerini ve Avrupa’nın dört bir yanı alevler içindeyken Hitler’in ordusunu nasıl donattıklarını ortaya koyuyor.

En önemlisi ise ABD’nin siyasi çıkarları adına bu hanedanların suçlarını nasıl akladığını ve kana bulanmış geçmişi nasıl örtbas ettiğini gösteriyor.

‘Nazi Milyarderleri’, bugün pek çok insanın hayatına bir şekilde girmiş olan dev markaların karanlık tarihlerini gözler önüne seriyor.

Akıcı anlatımıyla de Jong, okurları Alman sanayiinin kalbine götürürken insan bedenleri üstünde yükselen muazzam servetlerin nasıl inşa edildiğini anlatıyor.

  • Künye: David de Jong – Nazi Milyarderleri: Almanya’nın En Zengin Hanedanlarının Karanlık Tarihi, çeviren: Zeynep Demir, Kronik Kitap, tarih, 448 sayfa, 2024

Christopher I. Beckwith – İskitler (2024)

Milattan Önce 8. yüzyılın sonları ile 7. yüzyılın başlarında İskit savaşçıları geniş Avrasya kıtasının büyük bir bölümünü fethedip birleştirerek Batı, Yakın Doğu, Hindistan ve Çin’de olmak üzere antik dünyanın neredeyse tamamında felsefe çağını ve Klasik Çağ’ı doğuracak, yenilikçi bir imparatorluk yarattılar.

Atların ve bozkırların efendisi olan İskitler, kurdukları şehirler, başkentleri, çarpıcı şıklıktaki giyim tarzları, devlet yapıları ve Buda, Lao Tzu gibi düşünürlerin fikirleriyle dünya medeniyetine çarpıcı katkılarda bulundular.

Yeni keşif ve materyallerden faydalanarak alanda önemli bir boşluğu dolduran bu kitap, medeniyet için oldukça önemli olsa da kendilerine dair çok az şey bilinen bir kavmi ve imparatorluğunu tüm çıplaklığıyla anlatırken Aršila Klanı ve Togon aracılığıyla Türklerle olan akrabalıklarını da gözler önüne seriyor.

Çalışma, Orta Avrasya İskitlerinin dünyanın siyasi yapılarını ve klasik uygarlığı nasıl şekillendirdiğini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

‘İskitler’, Yunan, Roma, Pers ve Çin Klasik çağlarına dair düşüncelerimizi derinden değiştirecek türden bir kitap.

Christopher Beckwith, İskit tarihinin ezber bozan bir şekilde yeniden ele alınmasının yanı sıra dilleri, sanatları ve felsefelerini büyüleyici bir şekilde aktardığı bu eserinde, bilinen en eski bozkır imparatorluğunun hikâyesini herkes için erişilebilir hale getirmiş.

  • Künye: Christopher I. Beckwith – İskitler: Tarihleri, Kültürleri ve Dünyaya Etkileri, çeviren: Onur Saygılı, Kronik Kitap, tarih, 440 sayfa, 2024

Guillaume Antoine Olivier – Türkiye Seyahatnamesi (2024)

Fransız doğa bilimci, bitki ve böcek uzmanı Guillaume Antoine Olivier 1756’da Fransa’da doğdu.

Doğa bilimlerine meraklıydı, tıp okuyup bir süre doktorluk yapsa da çok geçmeden asli merakına eğildi ve Hollanda, İngiltere, Osmanlı İmparatorluğu gibi farklı ülkelere böcek araştırma, derleme göreviyle gitti.

1792 yılında Akdeniz ülkelerinde araştırma yapmakla görevlendirilen Olivier, altı sene boyunca Anadolu, İran, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs’ı dolaştı.

1801 yılında yayımladığı seyahatnamesinde Osmanlı İmparatorluğu’nu detaylı şekilde inceledi, seyahat ettiği yerlerin yalnızca coğrafyası, ticareti, tıbbı ve ziraatı gibi konularla değil, aynı zamanda toplumları, kültürleri, adetleri ve hukuklarıyla da ilgilendi.

Bir bilimadamı olarak Guillaume Antoine Olivier, hem İstanbul’u hem de Türkiye dedikleri Anadolu’yu karış karış gezdi, ilginç olaylar yaşadı ve hiç alışık olmadığı bir hayat tarzının içine düştü.

Şaşkınlığını, sevincini ve üzüntüsünü canlı bir şekilde kaleme aldı ve 18. yüzyılın Türkiye’sini bir fotoğraf edasıyla yansıttı.

Olivier’nin ‘Türkiye Seyahatnamesi’yle kendinizi 18. Asır Payitahtında bulacak, Fatih’in, Galata’nın ve Pera’nın sokaklarını adımlayacak ve şehrin kozmopolit yapısına tanık olacaksınız.

Ege adalarını karış karış gezerken, yolunuz bir Batı Anadolu’ya, bir Doğu Anadolu’ya düşecek; Bursa, İznik, İzmir, Mardin ve Urfa gibi Türkiye’nin önemli şehirlerinde dolaşacaksınız.

Fransızca aslından dilimize kazandırılan ‘Türkiye Seyahatnamesi’, 18. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nun eşsiz bir panoramasını sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Anadolu, en soğuk ülkelerin olduğu kadar, en mutedil iklimli ülkelerin ürünlerini de toprakları üzerinde toplamış. Deniz kıyılarında ve civarda ılık ve sıcak, iç taraflarda soğuk ve ormanlık dağlar; geniş, mümbit ve sulak ovalarla kaplı olan Anadolu, belki de dünyanın en güzel, en değişik ve çeşitli ülkesi olarak büyük bir nüfusu en ziyade kolaylıkla besleyebilecek bir görünüştedir. Dünyanın hiçbir ülkesinde burada olduğu kadar girintili çıkıntılı sahiller, bu kadar çok sayıda, bu kadar emin ve geniş tabii limanlar mevcut değildir…”

  • Künye: Guillaume Antoine Olivier – Türkiye Seyahatnamesi: 18. Yüzyılda İstanbul ve Türkiye, çeviren: Oğuz Gökmen, Kronik Kitap, seyahatname, 368 sayfa, 2024

Suraiya Faroqhi – Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir? (2024)

  • Tarih yazıcılığı nedir?
  • Tarihî bilginin sınırları var mıdır?
  • Tarihî kaynaklar nelerdir ve bu kaynaklar nasıl kullanılır?
  • Politika, biyografi, ekonomi, toplum ve zihniyet ekseninde tarih biliminden nasıl yararlanılır?
  • Araştırmacılar Osmanlı arşivlerinde neler bulabilir?
  • Osmanlı coğrafyası nerede başlar nerede biter?
  • Marksist Osmanlı tarihçiliğinin Türkiye’deki seyri nasıl gelişmiştir?
  • Osmanlı tarihine dair hangi ülkelerde ne tarz belgeler bulunur?
  • Osmanlı padişahlarının tebaası doğal çevresiyle ne gibi bir etkileşime girdi?
  • İmparatorluğu oluşturan toplumlarda erkek ve kadın tebaanın rolü ne oldu?

Yeni bölümler ve kaynaklarla güncellenen ‘Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir?’, genişletilmiş baskısıyla bir kez daha okurun karşısına çıkıyor.

Yirminci yüzyıla kadar varlığını sürdüren Osmanlılar, arkalarında devasa bir kültürel miras bıraktı; arşiv belgeleri, kronikler, mimari yapılar hem Türkiye’den hem de yurt dışından birçok araştırmacının ilgisini çekti.

Peki ama bu araştırmalar nasıl yapılmalıdır?

Osmanlı medeniyeti araştırmaları konusunda uzun süre çalışmış olan Suraiya Faroqhi, bu alandaki tecrübesiyle araştırmacılara yol gösteriyor.

Bu kitapta bilgi yığınları yerine bilgilere nasıl ulaşacağınızı ve onları nasıl kullanacağınızı bulacaksınız.

‘Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir?’de Suraiya Faroqhi, Osmanlı tarihin yorumlanmasında birincil ve ikincil kaynakların nasıl kullanılabileceğini örneklerle okurlara sunuyor.

Arşiv belgelerinin yanında anlatısal ve görsel kaynakları inceleyerek, bu materyallerin ortaya çıkış amaçlarını açıklıyor ve okuyucuları ellerindeki kaynaklara eleştirel bir bakış açısı kazanmaları konusunda yönlendiriyor.

Osmanlı tarihine çeşitli perspektiflerle yaklaşarak, metodolojik açıdan en ilginç olanları vurgulayıp; Avrupa, Hindistan ve hatta Japonya ve Çin tarihi üzerinde yapılan çalışmaların Osmanlı tarihçileri için nasıl bir esin kaynağı olabileceği konusunda önerilerde bulunuyor.

‘Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir?’, Osmanlı tarihinin zengin ve karmaşık kaynaklarına yeni adım için bir rehber olacak; deneyimli uzmanlar içinse yeni bakış açıları, kaynaklar ve yorumlar sunacak.

Suraiya Faroqhi bu titizlikle inşa ettiği kitabında, tarihçilerin en çok tercih ettiği kelimelerin neden “acaba?” ve “belki” olması gerektiğini detaylı biçimde gösteriyor.

  • Künye: Suraiya Faroqhi – Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir?’, çeviren: Zeynep Altok, Kronik Kitap, tarih, 448 sayfa, 2024