Charlotte Perkins Gilman – Erkek Yapımı Dünya (2022)

Charlotte Perkins Gilman, androsentrik kültüre yönelttiği bu çarpıcı kritikte, hegemonik erkekliğin yalnızca kadınlar üzerindeki değil, bir bütün olarak insanlığın refahı üzerindeki sayısız yıkıcı etkisini kıvrak bir zekâ ve derin bir kavrayışla analiz ediyor.

Toplumun dünya görüşüne, kültürüne ve tarihinin merkezine eril bakış açısının hâkim olduğu; kadınların payına ise itaati ve öteki olmayı hak gören, bunun üzerine inşa edilmiş uzun insanlık tarihi ve yaratılan tahribat…

Kaldırılması oldukça güç bu enkaz karşısında Gilman; ataerkil düzenin, onu ayakta tutan sosyal kurumlar aracılığıyla, insanlık için ıstırap ve acı yaratmaya yönelik nasıl bir tertip içinde olduğunu incelikle anlatıyor.

Erkekler, modern zihinlere yönelik besbelli bir saldırganlık ve sahtekârlıkla, kadınlara her zaman dişi muamelesi yaparak kadınlar hakkında bir sürü şey yazdı.

Bu kitap, erkekleri insani niteliklerinin aksine eril olarak ele alır fakat kadınları birer dişi olarak görerek bulunulan tacizlere ve yapılan küçümsemelere bir an bile yaklaşmıyor.

Çalışma, günümüzde erkeklere, insani gelişimde kadınlara göre yüksek bir üstünlük tanımakta, ancak bu üstünlüğün cinsiyete değil insanlığa ait bir ayrım olduğunu ve insani güçlerini kullandıkları takdirde kadınlara da tamamen açık olduğunu göstermektedir.

Kadın hareketini, ne denli yol aldığını ve hedeflerinin ne kadarının hayata geçirilemediğini anlamak isteyen okur için ‘Erkek Yapımı Dünya’ kışkırtıcı bir politik yorum.

  • Künye: Charlotte Perkins Gilman – Erkek Yapımı Dünya: Bizim Androsentrik Kültürümüz, çeviren: Leyla Edri ve Esmanur Coşkun, Akademim Yayıncılık, sosyoloji, 160 sayfa, 2022

David Sloan Wilson – Darwin’in Katedrali (2020)

 

Din, insanoğlunun evriminde nasıl bir paya sahip?

Modern zamanların en büyük entelektüel savaşlarından birinin evrim ve din arasında olduğu açıktır.

David Sloan Wilson’a göre ise, insanlığın küresel egemenliğine yükselişini açıklamada din çok önemli bir paya sahiptir.

Hem evrimsel biyoloji hem de sosyal teoriden yararlanan Wilson, dinin ve ahlakın, bütün kurumsal, duygusal ve kuralcı tuzaklarıyla birlikte, bir tür mega-adaptasyon olarak yer aldığını savunuyor.

Başka bir deyişle ahlakı ve dini, insan topluluklarının tek bir birim olarak işlev görmesini sağlayan biyolojik ve kültürel olarak evrimleşmiş adaptasyonlar olarak düşünebiliriz.

Tarihten kimi örneklere başvurarak evrimsel bir din teorisi öneren yazar, dinlerin, insanların tek başlarına yapamayacaklarını toplu eylemler aracılığıyla yapabilmelerine olanak sağladığını belirtiyor.

‘Darwin’in Katedrali’, bizi, dinsel inancı insan evriminde çok önemli bir faktör olarak görmeye davet ederek evrim, din ve toplum arasındaki ilişkilere farklı bir gözle bakmamızı olanak sağlayacak türden bir çalışma.

  • Künye: David Sloan Wilson – Darwin’in Katedrali: Evrim, Din ve Toplumun Doğası, çeviren: Leyla Edri, Heretik Yayıncılık, inceleme, 384 sayfa, 2020