Marcel Mauss – Büyünün Genel Teorisi (2022)

“Din, büyünün başarısızlıklarından ve hatalarından doğmuştur.”

İlkel toplumlarda büyü ve büyünün bugün düşüncelerimizde ve sosyal eylemlerimizde varlığını sürdürmesi üzerine bir çalışma olan bu kitap, yüzyılın en büyük düşünürlerinden biri olan Marcel Mauss’un zihninin şaşırtıcı modernliğini temsil ediyor.

Kitap, çeşitli kültürlerde büyünün büyüleyici bir fotoğrafını çekmenin yanı sıra, bugün hâlâ çok geçerli olan derin sosyolojik ve dini içgörüler de sunuyor.

Sanat, büyü ve bilimin yollarının bir kez daha kesiştiği bir dönemde, ‘Büyünün Genel Teorisi’, çağımız için bir klasik olarak kendini gösteriyor.

  • Künye: Marcel Mauss – Büyünün Genel Teorisi, çeviren: Deniz E. Polat, Liberus Yayınları, sosyoloji, 180 sayfa, 2022

Edward Dutton – Neden İnsanları Dış Görünüşlerine Göre Yargılarız? (2022)

“İnsanları dış görünüşlerine göre yargılayamazsın!”

Bu söz daha çocukluğumuzdan itibaren beynimize işlenmiştir ancak bu kitapta da okuyacağınız üzere tamamen yanlıştır.

Edward Dutton, insanları dış görünüşlerine göre yargılamak üzere evrildiğimizi gösteriyor.

İnsanların karakterlerini ve zekâlarını dış görünüşlerine bakarak kesin olarak okuyabiliriz ve hatta hayatta kalmak istiyorsak okumalıyız da.

Dutton bize vücut şekli, kıl oranı, göz yapısı, parmak uzunluğu, hatta kadınların memelerinin büyüklüklerinin ve daha fazlasının karakter, zekâ ya da ikisine birden açılan pencereler olduğunu gösteriyor.

Bu kitabı okuduktan sonra insanlara bir daha aynı gözle bakamayacaksınız.

  • Künye: Edward Dutton – Neden İnsanları Dış Görünüşlerine Göre Yargılarız?, çeviren: Ayşe Betül Kum, Liberus Yayınları, inceleme, 100 sayfa, 2022

William Stearns Davis – Eski Atina’da Bir Gün (2022)

Farz edelim ki zaman makinesi gerçekten var ve siz ziyaret için antik dönem Atina’sına gitmeyi seçtiniz.

Sokaklarında dolaşmaya başlıyorsunuz, kadınlar, erkekler, çocuklar, köleler, çiftçiler arasında geziniyorsunuz, bir çeşmeden su içiyorsunuz, bir tanrı heykelinin yanından, bir okulun önünden geçiyorsunuz, bir davete katılıyorsunuz.

Bütün bunları ise bir rehber eşliğinde yapıyorsunuz: William Stearns Davis.

Davis, MÖ 360 yılına götürüyor bizleri.

Bu tarihi seçmesinin ana sebebi Atina’nın en iyi dönemi olması; mimari ve ekonomik açıdan, sosyal hayat ve demokrasinin işleyişi bakımından vb. neredeyse mükemmele yakın bir dönem bu, Atina için.

‘Eski Atina’da Bir Gün’de 2.500 yıldan fazla bir süre önce coğrafyamızdaki insanların gündelik hayatlarına dair detaylar buluyoruz.

Davis detaylı araştırmalarını hoş bir dille aktarıyor, hikâyelerle süslüyor ve antik dönem Atina’sının çok kapsamlı bir resmini çiziyor.

  • Künye: William Stearns Davis – Eski Atina’da Bir Gün, çeviren: Ezgi Karaca, Liberus Yayınları, tarih, 256 sayfa, 2022

Roger Griffin – Faşizm (2022)

Faşizmin yükselişine, hem de çok yakından bizler de yakından tanıklık ediyoruz.

Faşizm çalışmaları alanında dünyanın önde gelen otoritelerinden olan Roger Griffin, tarihsel bir perspektifle bu zehirli ideolojiye dair merak edilen her şeyi yanıtlıyor.

“Faşizm” kelimesinin Hitler’den Donald Trump’a ve Putin’den Thatcher’a kadar siyasi sağdaki herkes için geçerli olan, her şeyi kapsayan bir kapsayıcı terim haline geldiği görülüyor.

Bazıları herhangi ayırt edici bir kavramsal anlamdan yoksun olduğunu iddia ederken, diğerleri onun “temel” özelliklerinin oldukça ayrıntılı tanımlarını yapıyor.

Bu sebeple faşizm herhangi bir siyaset teorisi veya tarihi okuyucusu için çeşitli zorluklar getiren bir kavram haline geliyor.

Roger Griffin, bu açıklayıcı ve anlaşılabilir kitapta bu tartışmalı ideolojiye açıklık getiriyor.

1920’lerde İtalya’daki tarihsel başlangıcından günümüze kadar siyasi bir kavram olarak faşizmin kökenlerini ve gelişimini inceliyor ve okuyuculara doğası, tanımı ve anlamı ile ilgili kafa karıştırıcı tartışmalar labirentinde rehberlik ediyor.

Ulusal/ırksal yeniden doğuşun ütopik bir ideolojisi olarak faşizmin dinamiğini hassasiyetle ve ustalıkla açıklayan Griffin, İkinci Dünya Savaşı sonrası geçirdiği dönüşümleri ve Marine Le Pen’den Altın Şafak’a kadar uzanan çağdaş sağcı siyasi fenomenlerle ilişkisini inceliyor.

  • Künye: Roger Griffin – Faşizm, çeviren: Yasin Öner, Liberus Yayınları, siyaset, 208 sayfa, 2022

Adam Smith – Ahlaki Duygular Kuramı (2022)

Adam Smith’in 1759 tarihli ‘Ahlaki Duygular Kuramı’, ahlaki sistemlerin temellerini yeniden atan; ahlak ve siyasi düşünce tarihinin ana metinlerinden biridir.

Kitap, Smith’in ‘Milletlerin Zenginliği’ adlı çalışmasının öncülü olmasıyla da önemli.

Smith çoğu zaman, insana maliyeti ne olursa olsun, piyasada kişisel çıkar peşinde koşmayı tavsiye eden hesapçı bir rasyonalist olarak yanlış tanıtılsa da ‘Ahlaki Duygular Kuramı’nın gösterdiği gibi, insanın hayırseverlik kapasitesiyle de ilgileniyordu.

Smith, en büyük ihtiyatın, temel ihtiyaçları güvence altına almak için ekonomik kişisel çıkarları izlemekte yatabileceğini öne sürer.

Ancak bu sadece, ahlaki açıdan erdemli bir yaşam elde etmek gibi çok daha yüksek bir hedefe doğru ilk adımdır.

Smith, David Hume’un felsefesinden esinlenen bir faraziyat üzerinde durur.

Akıl yürütmesi, vicdan, ahlaki yargı ve erdem içeren; bir dizi oldukça orijinal farazi duruma yol açan daha sofistike bir sempati kavramı önererek Hume’un mantığını bir adım daha ileri götürür.

Smith’in mirası, ahlaki, sosyal ve bilimsel olarak hem politik ekonomiyi hem de hukuk ve siyaset teorisini kucaklayan bir Aydınlanma fikrinin yeniden inşasından ibarettir.

‘Ahlaki Duygular Kuramı’, Aydınlanma devrinin toplumsal, hukuki ve idari kurumları için rehber bir yapıt haline geldi.

  • Künye: Adam Smith – Ahlaki Duygular Kuramı, çeviren: Berkay Tartıcı, Liberus Yayınları, felsefe, 402 sayfa, 2022

Cihan Uzunçayır – Neo Faşizmden Popülizme (2021)

Avrupa’da aşırı sağ partilerin tarihsel gelişimi üzerine sağlam bir inceleme.

Cihan Uzunçayır, bilhassa faşizm mirasına sahip olmuş Almanya ve İtalya deneyimlerini karşılaştırarak alana önemli katkıda bulunuyor.

Çalışma, aşırı sağ çalışmalarına birkaç farklı yönden katkı sağlıyor.

Öncelikle seçmen, parti ve siyasi fırsat yapısı boyutlarını ayrı ayrı ele almayıp tüm bu boyutları birbiriyle etkileşim halinde faktörler olarak bir arada analiz ediyor.

İkinci olarak, genellikle göz ardı edilen savaş sonrası dönem koşullarıyla, yeni aşırı sağ partilerin ortaya çıkmasına imkân sağlayan 1980 sonrası koşulların farklılığı seçmenler, partiler ve siyasi fırsat yapısı bağlamında değerlendirme kapsamına alınıyor.

Uzunçayır böylece, ortaya koyduğu analiz çerçevesiyle sadece aşırı sağ partilerin yükselişini açıklamıyor, aynı zamanda onları başarısız kılan koşulları da açıklıyor.

Üçüncü olarak faşizm mirasının iki farklı değerlendirmesini temsil eden Almanya ve İtalya, aşırı sağın başarısı bakımından da iki farklı deneyi ortaya çıkarıyor.

Yazar, seçmenler, partiler ve siyasi fırsat yapısı bağlamında Almanya ve İtalya örneklerini inceleyerek, bize Avrupa aşırı sağı için genellenebilir bazı sonuçlar sunmayı hedefliyor.

  • Künye: Cihan Uzunçayır – Neo Faşizmden Popülizme: Avrupa’da Aşırı Sağ (Almanya ve İtalya Örnekleri), Liberus Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2021