Thomas Sowell — Ekonominin Temelleri (2026)

Thomas Sowell’in bu eseri, ekonomi bilimini teknik denklemlerden uzak durarak gündelik yaşamdan örneklerle açıklıyor. Yazar, ekonomiyi sınırlı kaynakların sınırsız ihtiyaçlar arasında nasıl paylaştırıldığını inceleyen bir disiplin olarak tanımlıyor. ‘Ekonominin Temelleri: Sağduyulu Bir Rehber’ (‘Basic Economics: A Common Sense Guide to the Economy’), ekonomik olayları anlamanın anahtarının bireylerin teşviklere nasıl tepki verdiğini kavramaktan geçtiğini vurguluyor.

Sowell, serbest piyasa ekonomisinin temelini arz, talep ve fiyat mekanizmasının oluşturduğunu anlatıyor. Fiyatların yalnızca alım satımı belirlemediğini, aynı zamanda üreticilere ve tüketicilere bilgi aktaran güçlü sinyaller oluşturduğunu gösteriyor. Piyasa fiyatlarının milyonlarca insanın kararını bir araya getirerek kaynakların etkin biçimde kullanılmasını sağladığını savunuyor. Devletin fiyatlara doğrudan müdahale etmesinin ise çoğu zaman kıtlık, israf ve verimsizlik gibi beklenmeyen sonuçlar doğurduğunu belirtiyor.

Kitapta kira kontrolleri, asgari ücret, fiyat sınırlamaları ve sübvansiyonlar gibi uygulamalar tarihsel örneklerle değerlendiriliyor. Sowell, iyi niyetle hazırlanan politikaların uzun vadede yeni sorunlar ortaya çıkarabildiğini ileri sürüyor. Özellikle kira kontrolünün konut yatırımlarını azalttığını, mevcut binaların bakımını olumsuz etkilediğini ve konut arzını daralttığını örneklerle açıklıyor.

Eserde emek piyasası ve ücretlerin oluşumu da ayrıntılı biçimde inceleniyor. Yazar, ücretlerin temel belirleyicisinin çalışanların üretkenliği olduğunu savunuyor. Sermaye birikimi, teknoloji, eğitim ve yatırım arttıkça verimliliğin yükseldiğini, bunun da ücretlere yansıdığını ifade ediyor. Gelişmekte olan ülkelerde düşük ücretlerin temel nedeninin düşük üretkenlik olduğunu, çalışma koşullarının da ekonomik gelişmeyle birlikte iyileştiğini vurguluyor.

Sowell, uluslararası ticaret, rekabet ve girişimcilik konularına da geniş yer veriyor. Serbest ticaretin ülkelerin karşılaştırmalı üstünlüklerinden yararlanmasını sağladığını ve özellikle küçük ekonomilere önemli fırsatlar sunduğunu belirtiyor. Rekabetin fiyatları düşürürken kaliteyi ve yeniliği teşvik ettiğini savunuyor. Tekellerin ise her zaman devlet müdahalesi gerektirmediğini, piyasa koşullarının da birçok durumda rekabeti yeniden oluşturabildiğini ileri sürüyor.

Kitapta enflasyon, bankacılık, kamu harcamaları, vergiler ve ulusal borç gibi konular da ele alınıyor. Sowell, enflasyonun para arzı ile üretim arasındaki dengenin bozulmasından kaynaklandığını açıklıyor. Kamu borcunun gelecek kuşaklara etkisinin borcun nasıl kullanıldığına ve ekonominin büyüme performansına bağlı olarak değiştiğini ifade ediyor. Sigorta sistemleri ve finansal piyasaların da risk paylaşımındaki işlevlerini örneklerle açıklıyor.

Kitabın temel mesajı, ekonomik politikaların yalnızca görünen kısa vadeli sonuçlarına değil, uzun vadeli ve dolaylı etkilerine de bakılması gerektiğini vurguluyor. Sowell, dünyanın farklı dönemlerinden ve ülkelerinden verdiği örneklerle aynı ekonomik ilkelerin benzer sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. ‘Ekonominin Temelleri’, ekonomiye matematiksel ayrıntılara girmeden sağlam bir giriş yapmak isteyen okurlara piyasa ekonomisinin işleyişini, devlet müdahalelerinin etkilerini ve ekonomik kararların toplumsal sonuçlarını anlaşılır bir dille açıklayan kapsamlı bir başvuru kaynağı sunuyor.

Thomas Sowell — Ekonominin Temelleri: Sağduyulu Bir Rehber
Çeviren: Mehmet Arif Taşkıran • Barometre Yayınları
Ekonomi • 852 sayfa • 2026

Brian A. Catlos – Endülüs (2024)

İspanya’nın güneşli toprakları, bir zamanlar Müslümanların gölgesinde büyük bir medeniyetin yükselişine tanıklık ediyordu.

Kurtuba, Gırnata, Tuleytula ve İşbiliye sokaklarında yankılanan ezan ve çan sesleri, Müslümanların, Hristiyanların ve Yahudilerin bu topraklarda bir araya gelerek nasıl eşsiz bir uygarlık kurduğunu simgeliyordu.

Cordoba, Granada, Toledo, Sevilla…

Bugün İspanya’nın kültürel mirası olan bu şehirler, bir zamanlar Müslüman İspanya’nın kalbinde, Endülüs’te yer alıyordu.

  • Peki, bu medeniyet nasıl inşa edildi?
  • Hangi toplumsal dönüşümler bu yükselişi sağladı?
  • Ve bu uyum daha sonra hangi çatışmalarla bozulup kargaşa ve yıkıma sürüklendi?

Endülüs medeniyeti, görkemli yükselişinin ardından iç çekişmeler ve dış baskıların etkisiyle çökmeye yüz tuttu; bölgenin kültürel dokusu giderek bozuldu.

Brian A. Catlos’un titizlikle kaleme aldığı bu eser, İslam’ın doğuşundan Müslümanların 17. yüzyıldaki nihai sürgününe kadar uzanan Endülüs’ün yükseliş ve çöküş hikâyesini anlatıyor.

Catlos, İslam’ın İber Yarımadası’na girişini salt bir askerî fetih olarak değil, toplumsal bir dönüşüm olarak değerlendiriyor.

Endülüs’ü romantize eden sade anlatıların ötesine geçerek, bölgenin çok katmanlı yapısını ve dinî, kültürel çeşitliliğini gözler önüne seriyor.

‘Endülüs: Müslüman İspanya’nın Yeni Tarihi’, İslam ve Avrupa tarihinin nasıl iç içe geçtiğini anlatırken her kesimden okuyucuya yepyeni bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Brian A. Catlos – Endülüs: Müslüman İspanya’nın Yeni Tarihi, çeviren: Mehmet Arif Taşkıran, Kronik Kitap, tarih, 496 sayfa, 2024

Arnold J. Toynbee – Uygarlık Yargılanıyor (2023)

‘Uygarlık Yargılanıyor’, Batı uygarlığının kendisine dair genel kabullerini temelden sarsıyor: Köken aldığını ileri sürdüğü Helen uygarlığı ile ilişkisinin aslını, Greko-Romen uygarlığının yekpare görünümünün altında yatan çok parçalılığı, sarsılmaz görülen yapısının içinden gelişen bilim, milliyetçilik ve yeni ideolojilere karşı ne denli savunmasız olduğunu sebep ve sonuçlarıyla ele alıyor.

Batı’nın tarihsel ufku hem mekân hem de zaman boyutunda muazzam bir şekilde genişlediği halde vizyonu hızla daralmakta ve âdeta at gözlüklerinin arasından bakan bir atın görüş açısı kadar dar bir alana sıkışmıştır.

Batı uygarlığının da etkisiyle dünyamızda bugün insani duygular daha önce görülmemiş bir düzeyde gelişmiş; her ulustan, ırktan ve sınıftan insana artık evrensel haklar tanınır olmuştur.

Fakat aynı zamanda, yine bu uygarlığın dayattığı kimi değerler nedeniyle insanlık, ekonomik sınıf savaşının, milliyetçiliğin ve ırkçılığın belki de dünya tarihinde şimdiye dek hiç görülmemiş derinliklerine saplanmış durumdadır.

Tarihsel çatışma hatlarındaki birçok kriz hâlâ çözülebilmiş değil, yakın zamanda da bir şeyler değişecek gibi durmuyor.

Bu evrensel kuşatıcı duygusallık ile grup bölünmüşlüğü arasında kalan insanlığın yarını nasıl olacak?

Uygarlık tarihçisi Arnold J. Toynbee geniş tarihi bir çerçeveden hareketle, insanlığın içerisinde bulunduğu durumu ele alıyor.

Meşhur İngiliz tarihçi, Batı uygarlığının geleceğine, bu uygarlığın içerisindeki güç dengelerine, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyanın nasıl şekilleneceğine, bu dünyada İslam uygarlığının yerine dair ufuk açıcı ve çarpıcı içgörüler sunuyor.

Tarih boyunca uygarlıkların birbirleriyle karşılaşıp çarpışarak yeni uygarlıklar ve büyük kurumsal dinler ürettiğini tespit eden usta tarihçi Toynbee, ‘Uygarlık Yargılanıyor’da birikimlerini süzerek okura aktarıyor ve geleceğin yine uygarlıklar arası etkileşimle inşa edileceğini savunuyor.

Tarihe, bugüne ve geleceğe ilişkin sunduğu fikirler, dünün ürünü olan bugünden yarını inşa etmek adına ortaya değerli bir yol haritası koyuyor.

  • Künye: Arnold J. Toynbee – Uygarlık Yargılanıyor, çeviren: Mehmet Arif Taşkıran, Kronik Kitap, tarih, 224 sayfa, 2023

Oded Galor – İnsanlığın Serüveni (2022)

Ülkelerin yoksulluk tuzağından kurtulup zenginleşmesini sağlayan kültürel, teknolojik ve eğitimsel güçlere kapsamlı bir bakış.

  • İnsanlar neden asgari geçim tuzağından günümüze çok yakın bir zamanda kurtulup diğer tüm canlılardan çok daha yüksek bir yaşam standardına sahip olabilen tek canlı türüdür?
  • İnsanlığın ilerlemesi neden dünya çapında böylesi adaletsiz bir şekilde gerçekleşti?
  • Geçmişte elverişli coğrafi özelliklerden yararlanan ve zengin çeşitliliğe sahip olan kimi topluluklar nasıl oldu da refaha giden yolda ilerlerken dezavantajlı konuma düştüler?
  • Uluslar arasında bugün var olan büyük eşitsizlikler neden ortaya çıktı?
  • Hepimizi zengin ve başarılı kılacak bir yol var mı?

İnsanlığın ortaya çıkışından günümüze dek uzanan büyüleyici bir serüveni anlatan ekonomist ve düşünür Oded Galor insanlığın iki büyük gizemi olan zenginlik ve eşitsizliğe ilgi çekici bir çözüm sunuyor.

Galor’un muazzam ve şaşırtıcı bağlantılarla dolu bu sürükleyici anlatımı teknoloji, nüfus büyüklüğü ve adaptasyonun sadece iki yüz yıl önce insanın hikâyesinde nasıl çarpıcı bir hâl değişimine yol açtığını gösteriyor.

Galor aynı serüven boyunca zamanda geriye doğru giderek bizi eşitsizliğin nihai nedenlerine dair bir açıklamaya da götürüyor.

Kolonicilik, siyasal kurumlar, toplumsal yapı, kültür gibi etki katmanlarını birer birer açığa çıkarıyor.

Dünyanın dört bir yanında ekonomik, sistemik ve ekolojik krizle yüz yüze olduğumuz bu günlerde hem umut verici hem de derinlikli dersler içeren ve önemli hakikatleri sunan ‘İnsanlığın Serüveni: Zenginliğin ve Eşitsizliğin Tarihi’, geçmişten hareketle ileriye dönük kalıcı bir reçete sunuyor.

  • Künye: Oded Galor – İnsanlığın Serüveni: Zenginliğin ve Eşitsizliğin Tarihi, çeviren: Mehmet Arif Taşkıran, Kronik Kitap, tarih, 288 sayfa, 2022