Alain Badiou – Başka Bir Estetik (2010)

Alain Badiou, alt başlığı ‘Sanatlar İçin Küçük Bir Kılavuz’ olan ‘Başka Bir Estetik’te, estetiği eleştirel bir gözle değerlendirerek, yeni bir estetik yaklaşım yaratmaya koyuluyor.

Şiir, dans, tiyatro ve sinema gibi sanatların estetik çerçevesini yorumlayan Badiou, estetiği felsefenin bir alt disiplini olarak değil, başlı başına bir felsefe olarak tasarlıyor.

Mallarmé, Pessoa ve Beckett gibi, kendi felsefelerini yaratmış sanatçıların peşine düşen yazar, başka bir estetik ile kendi başına hakikatler üreten sanatı herhangi bir biçimde felsefenin nesnesi yapmaya kalkışmayan, felsefenin sanatla kurduğu özel bir ilişki olarak tanımlıyor.

  • Künye: Alain Badiou – Başka Bir Estetik, çeviren: Aziz Ufuk Kılıç, Metis Yayınları, sanat, 165 sayfa

Umut Tümay Arslan – Kat (2020)

Sinema çalışmaları alanındaki özgün katkılarıyla bildiğimiz Umut Tümay Arslan, bu sefer sinema ve etik ilişkisine çok yönlü bir bakışla odaklandığı ‘Kat’ ile karşımızda.

Arslan, filmleri ses, bakış, uzam, zaman, renk, mizansen, beden, alan, alan-dışı gibi parçalara ayırıp, her birinin özerk bir biçimde hareket ettiği anlara odaklanıyor.

Sinemanın bu unsurlar arasında süreklilik ve bütünlük kurduğu yerleşik gerçeklik düzeninin bozulmasının, sinemanın etik ve politik kabiliyetini ürettiğini belirten yazar, filmlerin gündelik gerçekliği kesinti ve bozulmaya uğrattıklarında bizi ikamet ettiğimiz yerden koparabilecek etik karşılaşmalara imkân verdiklerini söylüyor.

Yazar bu karşılaşmaları, sinemanın gerçeklikle sahip çıkmamız gereken ilişkisine, sinemanın parçalara ayırdığı yüzeylerine ve temsil politikalarına odaklanarak tartışıyor.

Hareket ve sinema, sinemanın maddi estetiği, arzunun politik boyutu, felaket-sonrası hafıza, hınç etiği ve sinemada Türklük ethosu da, bu tartışmada karşımıza çıkan pek çok kavramdan birkaçı.

  • Künye: Umut Tümay Arslan – Kat: Sinema ve Etik, Metis Yayınları, sinema, 368 sayfa, 2020

Erich Auerbach – Yabanın Tuzlu Ekmeği (2010)

‘Yabanın Tuzlu Ekmeği’ seçkisi, İstanbul’da on bir yıl yaşamış olan Alman filozof Erich Auerbach’ın on dört yazısını ve bazı mektuplarını bir araya getiriyor.

Kitabın sunuş yazısını kaleme alan Martin Vialon, Auerbach’ın İstanbul bağlamında bir biyografisini sunuyor; ayrıca düşünürün felsefi yolculuğunun dönüm noktalarını ortaya koyuyor.

Auerbach ise seçkide yer alan yazılarında,

  • 16. yüzyılda Avrupa’da milli dillerin oluşumu,
  • Dante, Flaubert ve Proust gibi isimlerin edebiyatta neyi temsil ettikleri,
  • Montaigne’in yazarlığı,
  • 17. yüzyıldaki Fransız kamusu,
  • Pascal’ın politik kuramı,
  • Montesquieu’nün özgürlük fikri,
  • 19. yüzyılda Avrupa’da gerçekçilik,
  • Voltaire bağlamında burjuva zihniyeti,
  • Rousseau’nun tarihsel konumu,
  • Romantizm ve gerçekçilik gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Künye: Erich Auerbach – Yabanın Tuzlu Ekmeği, hazırlayan: Martin Vialon, çeviren: Sezgi Durgun, Haluk Barışcan, Cevdet Perin ve Fikret Elpe, Metis Yayınları, felsefe, 319 sayfa

Randi Hutter Epstein – Hormonların Gücü (2020)

Hormonların keşfi, tıp tarihinde olduğu kadar insanlık tarihinde de bir dönüm noktasıydı.

Tıp yazarı Randi Hutter Epstein’ın elimizdeki eseri ise, hayatımızı yöneten hormonların ne olduğunu ve bilim dünyasında hormonların keşfedilmesi ve ardından yaşanan gelişmeler hakkında harika bir rehber.

Kitapta,

  • Hormonların keşfinden önce hormon bozuklukları olan insanların yaşadıkları,
  • Hormonları kontrol ederek bedenlerimize hükmetme çabalarımızın bize verdiği zafer ve hüsranlar,
  • Cinsiyet hormonları hakkında öğrendiklerimiz ile cinsel kimliklerimize dair görüşlerimizin dönüşümü arasındaki ilişki,
  • İleri yaştaki erkek ve kadınların rağbet ettiği hormon takviye ve tedavilerinin tam olarak ne anlama geldiği,
  • Hormonların yeni yeni keşfedildiği zamanlarda mezarlardan ceset çalarak salgı bezlerini inceleyen doktorlar,
  • Gençleştirme vaatlerine inanarak vazektomi yaptıran yaşlı erkekler,
  • Muğlak cinsel organlarla doğan ve ailelere danışılmaksızın ameliyat edilerek doktorlarca bir cinsiyet “dayatılan” bebekler,
  • Çocuklarının boyunu uzatabilmek için morglardan ve patoloji laboratuvarlarından yüzlerce hipofiz bezi toplamayı göze alan çaresiz ebeveynler,
  • Yılmadan çalışarak “imkânsızı” başaran bilim insanları,
  • Tıbbın gelişmesiyle birlikte nihayet ait olduklarını hissettikleri cinsiyete geçebilen insanlar…

Hormonlar metabolizmayı, davranışları, uykuyu, ruh hallerini, bağışıklık sistemini, “savaşmayı ya da sıvışmayı”, yani ergenlik ve cinselliğin dışında daha pek çok şeyi yöneten güçlü kimyasallardır.

Dolayısıyla bu bir bakıma, yaşayan, nefes alan, duyguları olan varlıkların biyokimyasının hikâyesi olarak görülebilir.

Hormonların tarihi aynı zamanda keşiflerin, yanlış adımların, azmin ve umudun da hikâyesidir.

İşte bu kitap da, temel bilimi ve onu şekillendiren insanları birlikte ele alarak, bizi içimiz ve dışımızla insan yapan şeyin ta kendisinin hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Randi Hutter Epstein – Hormonların Gücü: Hayatımızdaki Hemen Her Şeyi Kontrol Eden Salgıların Tarihi, çeviren: Aysun Babacan, Metis Yayınları, bilim, 296 sayfa, 2020

Wadad Makdisi Cortas – O Sevdiğim Dünya (2010)

1909 yılında Beyrut’ta doğan Wadad Makdisi Cortas, ülkesinin geleceğine önemli katkılarda bulunmuş bir Arap kadını.

Üniversite eğitimini Amerika’da yapan Cortas, ülkesine döndükten sonra okul müdiresi olarak kırk yıl görev almasının yanı sıra, Lübnan Güzel Sanatlar Akademisi’nin kurulup gelişmesine de katkıda bulundu.

Cortes, başta kadın hakları olmak üzere, toplumsal meseleler konusunda verdiği sıkı mücadelesiyle de biliniyor.

Elimizdeki kitap, Arap dünyasının yakın tarihi ekseninde, Cortes’in sıra dışı hayatından ayrıntılar sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Wadad Makdisi Cortas – O Sevdiğim Dünya, çeviren: Gamze Varım, Metis Yayınları, anı, 232 sayfa

Jacques Derrida – Yazı ve Fark (2020)

“Kitap labirenttir. Çıktım derken, daha da dalıyorsun. Kurtulmanın imkânı yok. Yapıtı paramparça etmen gerek.” – Jabès

‘Yazı ve Fark’, Jacques Derrida’nın önde gelen yazar ve düşünürlerle ilgili, 1959-1960 arasında yaptığı yoğun okumalarını sunuyor.

Burada, Derrida’nın modern düşünceyi derinden etkilemiş Rousset, Foucault ve Descartes, Jabès, Levinas, Artaud, Freud, Bataille ve Lévi-Strauss üzerine fikirleri yer alıyor.

Kitap, söz konusu düşünürlerle ilgili özgün değerlendirmeler sunmasının yanı sıra, genç Derrida’nın daha sonra ortaya koyacağı felsefe sistemi hakkında önemli ipuçları da veriyor.

Burada güç ve alımlama, deliliğin tarihi, şiddet ve metafizik, fenomenoloji, vahşet tiyatrosu, temsilin kapanımı, beşeri bilimlerin söyleminde yapı gibi felsefenin önemli konularını tartışan Derrida, geleneğin, modern düşüncenin içine nasıl güçlü bir şekilde kök saldığı ve metafizik düşüncenin yazıyı neden dil tasavvurunun dışında bıraktığı üzerine derinlemesine düşünüyor.

Yazı üzerine uzun soluklu bir fenomenolojinin ürünü olarak okunabilecek kitap, felsefe ve sosyal bilimler kadar edebiyata ilgi duyan okurları da cezbedecek türden.

  • Künye: Jacques Derrida – Yazı ve Fark, çeviren: P. Burcu Yalım, Metis Yayınları, felsefe, 400 sayfa, 2020

Norman Manea – Holigan’ın Dönüşü (2010)

‘Holigan’ın Dönüşü’, baskılar nedeniyle ülkesi Romanya’yı terk etmek zorunda kalan ve yıllar sonra geri dönen Norman Manea’nın tanıklığından oluşuyor.

1941’de, beş yaşındayken ailesiyle birlikte Ukrayna’daki Transnistira toplama kampına gönderilen Manea, burada dört sene tutulduktan sonra ailesinin hayatta kalan fertleriyle Romanya’ya geri dönmüştü.

Çavuşesku’nun totaliter rejimin baskısı nedeniyle 1989’da da ülkeyi terk eden Manea, duyarlı ve ayrıntılı üslubuyla dikkat çeken kitabında, savaş öncesi Romanya’yı, Nazileri, tehciri, ülkeyi alt üst eden terör ortamını, komünizmi ve büyük umutlarla ortaya çıkan Doğu Avrupa sosyalizminin iflasını anlatıyor.

  • Künye: Norman Manea – Holigan’ın Dönüşü, çeviren: Nesrin Demiryontan, Metis Yayınları, anlatı, 372 sayfa