Ainissa Ramirez – Bizim Kimyamız (2021)

Bir malzeme bilimcinin gözünden, insanlık tarihinin büyük icatlarına bakmak çok ilginç.

Ainissa Ramirez, saatten tren raylarına, ampullerden hard disklere sekiz icadın insanlığa nasıl yön verdiğini aydınlatıyor.

Malzeme bilimci Ramirez, ‘Bizim Kimyamız’da sekiz önemli icadı –saatler, tren rayları, bakır iletişim kabloları, fotoğraf filmleri, ampuller, hard diskler, laboratuvar malzemeleri ve silikon çipler– inceliyor ve insanlığa nasıl yön verdiklerini açığa çıkarıyor.

Bu icatların ardındaki ilginç insani öyküleri anlatarak insan ve teknoloji arasındaki çift yönlü etkileşimi görünür kılıyor.

Zamanın net ölçümüyle uyku saatlerimizin değişimi, tren raylarıyla geleneksel bayramların ticaret günlerine dönüşmesi, telgraf teknolojisiyle Hemingway’in üslubu arasındaki ilişki gibi pek çok ilginç meseleyi ele alıyor.

Tekniğin salt bir laboratuvar edimine indirgenemeyeceğini, toplumsal neden ve sonuçları olduğunu ortaya çıkaran Ramirez, aynı zamanda geleneksel tarihyazımının yok saydığı kimi teknoloji kahramanlarıyla da tanışmamıza vesile oluyor.

  • Künye: Ainissa Ramirez – Bizim Kimyamız: İnsan ve Madde Birbirini Nasıl Dönüştürdü?, çeviren: Deniz Keskin, Babil Kitap, inceleme, 360 sayfa, 2021

Jason Hickel – Çoğu Zarar Azı Karar (2021)

Bugünkü hızlı yoksullaşmaya baktığımızda, ekonomik büyüme tam bir kandırmacadır, safsatadır.

Jason Hickel, büyüme tezinin ekolojik açıdan neden sürdürülemez ve özünde adaletsiz bir hal aldığını gözler önüne seriyor.

Toplumların esenliği ve gelişmişliği çoğu iktisatçı ve siyasetçi tarafından “büyüme” kavramıyla açıklanıyor.

Farklı siyasi ve iktisadi görüşlerin “büyüme” konusunda anlaştığını görüyoruz.

Günümüzdeki hızlı yoksullaşma, artan eşitsizlikler ve toplumsal-ekolojik felaketler de egemen söyleme göre büyüme eksikliğinin ya da azgelişmişliğin sonuçlarıdır:

“Büyümeyen, yerinde sayan, ölür”.

Elimizdeki kitap ise bu sorunların nedeninin tam da büyüme olduğunu, büyümenin aşırı masraflı, ekolojik açıdan sürdürülemez ve özünde adaletsiz bir hal aldığını, “büyüme”yi temel alan mitik inançların terk edilmesi gerektiğini savunuyor.

Bunun için büyüme tahayyülünü ayakta tutan ve ekonomiyi bilim olmaktan çıkaran terimlerle düşünmekten vazgeçmek gerekiyor.

Kullanımdaki iktisadi dil, ifade edilmesi gerekeni ifade etmekte yetersiz kaldığı içindir ki yeni bir söz dağarcığına ihtiyacımız var.

Bir grup aktivist ve entelektüelin ilk olarak Fransa’da başlattığı ve ardından tüm dünyaya yayılan küçülme hareketi, toplumsal bir hedef olarak ekonomik büyümenin terk edilmesi çağrısında bulunuyor.

“Küçülme” kavramı, daha az doğal kaynak tüketen ve tamamen farklı ilkeler çerçevesinde örgütlenen toplumlara giden yolu temsil ediyor.

Sadelik, şenliklilik, otonomi, bakım, müşterekler gibi kelimeler de küçülme toplumlarının neye benzeyebileceği konusuna ışık tutuyor.

  • Künye: Jason Hickel – Çoğu Zarar Azı Karar: Dünyayı Küçülme Kurtaracak, çeviren: Deniz Keskin, Metis Yayınları, iktisat, 304 sayfa, 2021

Caspar Henderson – Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı (2020)

 

Çağımızda artık ejderhalar, Zümrüdüanka kuşu yahut tek boynuzlu atların gerçekte var olmadıklarını biliyoruz.

Caspar Henderson ise, en az onlar kadar ilginç ve büyüleyici olan gerçek hayvanları anlatıyor.

‘Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı’, Jorge Luis Borges’in ‘Düşsel Varlıklar Kitabı’ ile ortaçağ hayvannamelerinden esinlenilmiş.

Evrimin yaratıcılığının insanın hayal gücünden hiç de aşağı kalmadığını gözler önüne seren Henderson, sevimli yüzüyle aksolotldan tehditkâr görünümüyle dikenli moloka, dayanıklı su ayısından yanardöner Venüs kuşağına birçok sıra dışı hayvanı daha yakından tanımamıza, aşina olduğumuz bazı hayvanların ise bir o kadar sıra dışı özelliklerini keşfetmemize imkân sağlıyor.

Bilimin yanı sıra edebiyat, sanat, felsefe, mitoloji ve tarihten faydalanarak zengin bir metin ortaya koyan yazar, ele aldığı hayvanları ötekileştirmeden, aksine insanla diğer hayvanlar arasındaki derin evrimsel bağı, farklarımızın yanı sıra benzerliklerimizi vurguluyor ve bazıları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bu hayvanlara karşı sorumluluklarımızı hatırlatıyor.

Henderson şöyle diyor: “Dünya hayal bile edemeyeceğimiz varlıklarla dolu. Onları koruyabilmek için öncelikle hayal gücümüzü, onların gerçekliklerini daha iyi anlayacak şekilde genişletmemiz lazım.”

  • Künye: Caspar Henderson – Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı, çeviren: Deniz Keskin, Metis Yayınları, hayvanlar, 472 sayfa, 2020

Elizabeth Harrower – Gözetleme Kulesi (2016)

Babaları öldükten sonra, Felix isimli hastalıklı ve akıldışı bir adamla evlenen Laura ile kardeşi Clare’in tehlikeli ve pamuk ipliğine bağlı yaşamı…

Ruhsal bozuklukların ne denli bulaşıcı olduğunu ve hastalıklı bir kimsenin yakınında bulunmanın dehşetini derinlikli psikolojik çözümlemelerle tasvir eden bir roman.

  • Künye: Elizabeth Harrower – Gözetleme Kulesi, çeviren: Deniz Keskin, Metis Yayınları

Gregory Elliott – Tarihin Sonları (2010)

Gregory Elliott, özgün çalışması ‘Tarihin Sonları’nda, yeni muhafazakâr Francis Fukuyama ile sosyalistler Karl Marx, Eric Hobsbawm ve Perry Anderson’ın, tarihin sonu ile ilgili öngörülerine odaklanıyor.

Elliott, kitabının ilk bölümünde, ‘Komünist Manifesto’yu tarihsel materyalizmin kurucu metni olarak kabul ederek, Marx’ın insanlığın “tarihöncesinin” komünizm ile sonlanacağı kurgusuna odaklanıyor.

İkinci bölüm, Fukuyama’nın, Marx’ın “materyalist tarih anlayışını” baş aşağı ettiği ‘Tarihin Sonu’ ve ‘Son İnsan’ı ele alıyor.

Üçüncü bölüm, Hobsbawm’ın Fukuyama’yı kayda değer bulmayarak verdiği tepkiyi; son bölüm ise, Anderson’ın  Fukuyama ve Hobsbawm’a dair önemli yorumlarını inceliyor.

  • Künye: Gregory Elliott – Tarihin Sonları, çeviren: Deniz Keskin, Versus Kitap, siyaset, 134 sayfa