Simon Murray, John Keefe — Fiziksel Tiyatrolar (2026)

Simon Murray ve John Keefe’in bu çalışması, fiziksel tiyatroyu yalnızca metnin geri plana çekildiği bir sahneleme tekniği olarak değil, bedenin anlam üretiminin merkezine yerleştiği geniş ve çok katmanlı bir performans alanı olarak ele alıyor. Kitap, fiziksel tiyatronun tarihsel kökenlerini, kuramsal temellerini ve çağdaş uygulamalarını bir araya getirerek, bedenin hareket, ritim, mekân ve seyirciyle kurduğu ilişkinin tiyatro sanatını nasıl dönüştürdüğünü kapsamlı biçimde inceliyor. Böylece fiziksel tiyatro, sözün yerine geçen bir ifade biçiminden çok, düşüncenin ve anlatının beden aracılığıyla kurulduğu yaratıcı bir estetik olarak değerlendiriliyor.

Yazarlar, fiziksel performansın köklerini klasik tiyatro, mim, maskeli oyunlar, dans ve halk gösterileri gibi farklı geleneklerde izleyerek bu yaklaşımın modern bir icat olmadığını gösteriyor. Ancak 20. yüzyılda deneysel tiyatro hareketleriyle birlikte beden, metni destekleyen bir unsur olmaktan çıkarak başlı başına dramatik yapının kurucu öğesine dönüştü. Bu süreçte hareket, jest, ritim ve mekânsal düzenleme, sözcüklerin yerini alabilecek güçlü anlatım araçları hâline geldi.

‘Fiziksel Tiyatrolar. Eleştirel Bir Tanıtım’ (‘Physical Theatres: A Critical Introduction’), özellikle dans tiyatrosu ve çağdaş fiziksel tiyatro toplulukları üzerinden beden eğitimi, oyunculuk disiplini ve yaratım süreçlerini ayrıntılı biçimde ele alıyor. Fiziksel tiyatronun önde gelen uygulayıcılarının geliştirdiği çalışma yöntemleri incelenirken, oyuncunun yalnızca bir karakteri canlandıran kişi değil, bedeniyle düşünen, araştıran ve sahnede anlam üreten yaratıcı bir sanatçı olduğu vurgulanıyor. Doğaçlama, kolektif üretim ve bedensel farkındalık, bu yaklaşımın temel ilkeleri arasında değerlendiriliyor.

Murray ve Keefe, fiziksel tiyatronun yalnızca oyunculuk teknikleriyle sınırlı kalmadığını, sahne teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte yeni ifade olanakları kazandığını da gösteriyor. Hareket yakalama sistemleri, dijital projeksiyonlar, sanal gerçeklik uygulamaları ve etkileşimli sahne teknolojileri, bedenin algılanışını dönüştürerek fiziksel performansın sınırlarını genişletiyor. Böylece tiyatro bedeni, hem biyolojik hem de teknolojik uzantılarıyla yeniden tanımlanan dinamik bir varlığa dönüşüyor.

Kitap ayrıca sirk, trapez gösterileri, mekâna özgü performanslar ve çevreleyici tiyatro gibi disiplinlerle fiziksel tiyatro arasındaki ilişkileri ele alıyor. Bu tür uygulamalarda seyirci artık pasif bir gözlemci değil, performansın mekânsal ve duygusal deneyiminin etkin bir parçası hâline geliyor. Böylece sahne ile izleyici arasındaki geleneksel sınırlar bulanıklaşır; tiyatro ortak bir deneyim alanına dönüşüyor.

Sonuç olarak ‘Fiziksel Tiyatrolar’, fiziksel tiyatroyu tarihsel gelişimi, estetik ilkeleri ve güncel dönüşümleriyle ele alan kapsamlı bir giriş niteliğinde. Kitap, bedenin yalnızca performansın aracı değil, düşüncenin, yaratıcılığın ve iletişimin temel kaynağı olduğunu savunarak, çağdaş tiyatronun en yenilikçi ve disiplinlerarası alanlarından birinin kapsamlı bir eleştirisini sunuyor.

Simon Murray, John Keefe — Fiziksel Tiyatrolar. Eleştirel Bir Tanıtım
Çeviren: Umut Uğur • Mitos Boyut Yayınları
Tiyatro • 360 sayfa • 2026

Turgay Korkmaz – Toplu Oyunları 1 (2025)

Turgay Korkmaz’ın kaleme aldığı ve Sinan Akcan editörlüğünde hazırlanan bu kitap, hayata en dipten, en kenardan bakan dört ayrı hikâyeyi sahneye taşıyor. Her oyun, kendi karanlığını kendi sesiyle delen, kendi gerçeğini kendi diliyle kuran karakterlerin izini sürüyor.

‘İstifra (Çıkrıkçılar Yokuşu)’, Ankara’nın yokuşlarında, taşın ve tabelanın, borcun ve suskunluğun içinde sıkışıp kalmış genç bir adamın hikâyesi. Sistemin çarkları arasında ezilen, rakamlar ve kurallarla boğulan bu adam, nefes alacak yüksek bir yer ararken hem kendisiyle hem hayatla yüzleşir. Nefes nefese, sert, zaman zaman grotesk ama çok tanıdık bir kaçış ve direnme hikâyesi.

‘Misket’, erkeklik, kimlik ve arkadaşlık arasına sıkışmış iki gencin –Ersin ve Deniz’in– kendi gerçekleriyle, arzularıyla ve korkularıyla yüzleşmesini anlatıyor. Çocukluk oyunlarından, düğün salonlarından, pavyonlardan geçerek birbirlerini anlamaya ve hayatta kalmanın yeni yollarını bulmaya çalışan iki kırılgan bedenin hikâyesi.

‘M. Ali’, yoksullukla, yalnızlıkla ve sistemin acımasızlığıyla sınanan bir gencin, Muhammed Ali’nin hikâyesi. Başkalarının projesi olarak dünyaya gelmiş ama kendi gözleriyle dünyayı görmek isteyen bir çocuğun, anti-kahramanca varoluş mücadelesi. Yoksulların, ötekilerin, kaybedenlerin ringe çıktığı bir hayat sahnesi.

‘Küçük Bir Rica’ ise, bir kadının, sıradan görünen bir talebinin nasıl bir varoluş mücadelesine dönüştüğünün hikâyesi. Mizah, ironi ve öfkeyle örülü bu tek kişilik oyun; bireyin sınırlarını koruma çabasını, kendi sesiyle, kendi bedeniyle nasıl kurduğunu sahneye taşıyor.

Turgay Korkmaz oyunları, bir yerden sonra yalnızca karakterlerin değil, izleyenin ve okuyanın da kendisiyle yüzleştiği metinler bütünü. Sınırların, kalıpların, kimliklerin ve baskıların arasından konuşan, içindeki sesi susturmadan var olmanın yollarını arayan herkes için…

  • Künye: Turgay Korkmaz – Toplu Oyunları 1, editör: Sinan Akcan, Mitos Boyut Yayınları, oyun, 160 sayfa, 2025

Katie Mitchell – Yönetmenlik Zanaatı (2024)

Katie Mitchell, ünlü bir İngiliz tiyatro yönetmeni.

Royal Shakespeare Company, National Theatre, Royal Court, Young Vic ve Donmar Warehouse gibi İngiltere’nin en nitelikli tiyatrolarında ve İngiltere dışında da İsveç Kraliyet Drama Tiyatrosu’unda, Almanya Cologne Schauspielhaus’da, Berlin Schaubühne’de, İtalya Tiyatro Piccolo’da oyunlar yönetti.

İngiltere’deki çağdaş tiyatro dünyasının en önde gelen sanatçılarından biri olduğu gibi, yenilikçi yapımları ve düşünceleriyle Batı tiyatrosunun pek çok eğitim kurumuna ve uygulayıcısına da ilham vermiş bir yönetmendir.

‘Yönetmenlik Zanaatı’, sahne için yönetmenliğe yönelik, adım adım gelişen benzersiz ve kesinlikle vazgeçilmez bir rehberdir.

Katie Mitchell, çalışmalarını geliştirmek için kullandığı temel pratik araçları oyuncularla, yapım ekipleriyle ve metnin kendisiyle paylaşıyor, açıklamalarda bulunuyor.

Her bölümün kritik noktalarının bir özetiyle sonuçlanması, bu kitabı, gelişimlerinin herhangi bir aşamasında hem yönetmenler hem de oyuncular için ideal bir başvuru eseri haline getirmekte…

  • Künye: Katie Mitchell – Yönetmenlik Zanaatı: Tiyatro İçin Elkitabı, çeviren: Yasin Çetin, Mitos Boyut Yayınları, tiyatro, 272 sayfa, 2024

Meryem Merve Özçakır – Yetmiş Üç (2023)

İBB Şehir Tiyatroları Çağdaş Gösteri Sanatları Merkezi (ÇGSM) “Şehir Yazarını Arıyor” projesi kapsamında kaleme alınan oyun, geleceğe gönderilmiş bir mektubun gelmesiyle başlar.

Pandemi döneminde çağrı merkezinde müşteri temsilcisi olarak evden çalışan oyun kahramanı, kancayı geçmişin düğümüne atarak oyunu adeta üzerinde oynadığı halının motifleri gibi ilmek ilmek dokuyarak şimdiye taşır.

Anlatı ve görsellerin yardımıyla uzamı geçişken ve soyut kılar.

Tek kişilik olan bu performansta farklı yeti yetersizlikleri taşıyan çekirdek bir ailenin hikayesi işlenir.

“Zifiri karanlık sahnede; telsiz paraziti ve ardından orta yaşlı, tok sesli erkeğin çağrısı işitilir: – “Sesimi duyan yakın, uzak tüm istasyonlar ben Müzisyen. Arkadaş arıyorum! Sahne ışıkları iki uzun üç kısa, üç kısa iki uzun şekilde Mors alfabesiyle yetmiş üç sayısını göstererek yanıp söner.”

Sahnede, oyun boyunca Bedia, bir yandan çalıştığı müşteri hizmetleri telefonlarını yanıtlarken bir yandan daha adet görmeden, gözleri az gören babasına gelin verilen annesinin hikayesini, bir yandan sahneye de çıkan, telsizle konuşmalarından arkadaşlar da edinen babasının, kardeşinin, kendisinin hikayesini bir yandan seyirciye bir yandan da radyoda şarkılarıyla kendisine eşlik eden adaşı Bedia Akartürk’e anlatır.

Meryem Merve Özçakır, sırtını geçmişe ve geleneğe yaslayarak gündelik hayata özgü detayları, farklı karakterlerle kendine özgü bir yapı kurarak şimdide olup biteni göstermeye çalışır.

Bunu yaparken erişilebilir olmayan dünyada bir odaya sıkıştırılan baba ve yıllar sonra aynı kısıtlılığa sürüklenen çocuklarının fiziksel farklılıklar meselesini didaktik olmaktan uzak bir üslupta kurarak, dram sanatında seyrek işlenen bu konuyu, kendine özgü bir sahne diliyle işler.

  • Künye: Meryem Merve Özçakır – Yetmiş Üç, Mitos Boyut Yayınları, oyun, 48 sayfa, 2023

Roland Topor – Masanın Altında (2010)

Roland Topor, kara mizah tarzında kaleme aldığı oyunu ‘Masanın Altında’da, bir masanın altında yaşayan Dragomir isimli karakterinin yaşadıkları üzerinden bireyin sınırlanmış hayatını ve yabancılaşmasını hikâye ediyor.

Hikâye, otuzlarına yaklaşan Florence Michalon ile, geçimine katkıda bulunsun diye masanın altını kiraladığı ayakkabıcı Dragomir arasında geçer.

Topor bu ikili ile onların ilişkide bulunduğu insanlar arasında yaşananlardan hareketle, dünyası giderek küçülen ve büyük bir yalnızlığa terk edilen günümüz bireyinin çıkmazını ustaca resmediyor.

  • Künye: Roland Topor – Masanın Altında, çeviren: Esen Özman, Mitos Boyut Yayınları, oyun, 64 sayfa

Yaman Tüzcet – Bir Aktörün Serüvenleri (2009)

Yaman Tüzcet, İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan başlayarak birçok tiyatroda, çeşitli oyunlarda oynadı.

Münir Özkul Tiyatrosu, Arena Tiyatrosu ve Muammer Karaca Tiyatrosu, Tüzcet’in çalıştığı tiyatrolardan birkaçı.

Ayrıca, Yusuf Kurçenli’nin ‘Karartma Geceleri’ filmi de, Tüzcet’in oynadığı en önemli filmlerden biri olarak bilinir. Müjdat Gezen’in “Gençliğinde bohem bir hayat sürdü.” dediği Tüzcet, akıcı anlatımıyla öne çıkan anılarında, tiyatro dünyasında yaşadıkları kadar, dünyanın farklı şehirlerinde tanık olduğu ilginç olayları da okurla paylaşıyor.

Tüzcet’in acı-tatlı anıları, hayatından renkli ayrıntılar sunarken, Türkiye tiyatrosunun bir dönemine de ışık tutuyor.

  • Künye: Yaman Tüzcet – Bir Aktörün Serüvenleri, Mitos Boyut Yayınları, anı, 254 sayfa

Zeynep Ünal – Radyo Oyunları 2 (2014)

Zeynep Ünal’ın trajik aile ilişkileri, gerilimli bir hal almış kadın-erkek çatışması, çocuk gelinler sorunu ve bir Osmanlı döneminin yazarının ilginç öyküsü gibi konuları işleyen sekiz radyo oyunu.

Oyunların önceliği, dinleyicinin iyi vakit geçirmesi değil.

Daha ziyade, yaşadığımız dünyanın ve en çok da ülkenin verili sorunları üzerine düşündürmek.

  • Künye: Zeynep Ünal – Radyo Oyunları 2, Mitos Boyut Yayınları