Kolektif — BİYOKAPİTAL (2026)

Osman Özarslan’ın editörlüğünü yaptığı ‘BİYOKAPİTAL: Beden, Mülkiyet, Yaşam, Ölüm’, çağdaş kapitalizmin sınırlarını aşarak insan bedenine ve yaşamın kendisine nasıl nüfuz ettiğini tartışmaya açıyor. Kitap, emeğin sömürüsüne dayalı klasik kapitalist modelin ötesine geçildiğini; artık genetik yapıdan organlara, yaşam süresinden sağlık pratiklerine kadar biyolojik varoluşun tamamının ekonomik bir değer alanına dönüştüğünü ileri sürüyor.

Bu çerçevede eser, bedenin dokunulmaz ve bütüncül bir varlık olmaktan çıkıp parçalanabilir, ölçülebilir ve mülkiyet ilişkileri içine çekilebilir bir nesneye dönüşümünü analiz ediyor. Tıbbi teknolojilerdeki hızlı gelişim ile neoliberal politikaların kesişiminde, “sağlıklı yaşam” ideali devasa bir pazara dönüşürken, ölüm de yönetilmesi gereken bir risk ve zamanlama meselesi haline geliyor. Böylece yaşam ile ölüm arasındaki sınır, etik olmaktan çok ekonomik bir problem olarak yeniden tanımlanıyor.

Kitap, genetik veri bankalarından organ ticaretine, taşıyıcı annelikten yaşamın uzatılmasına kadar uzanan geniş bir alanı inceleyerek, modern insanın karşı karşıya olduğu derin bir ontolojik krizi görünür kılıyor. Bu kriz, bedenin kime ait olduğu, yaşamın kim tarafından yönetileceği ve ölümün nasıl belirleneceği sorularında düğümleniyor. Biyolojik sınırların piyasa mantığıyla yeniden çizildiği bu dünyada, insanın kendisiyle kurduğu ilişki de köklü biçimde dönüşüyor.

Disiplinlerarası bir yaklaşımla sosyoloji, ekonomi-politik ve biyoetik alanlarını bir araya getiren eser, yalnızca teorik bir tartışma sunmakla kalmıyor; aynı zamanda okuru kendi bedeni ve geleceği üzerine düşünmeye çağırıyor. Bu yönüyle kitap, yaşamın ve ölümün ekonomi politiğini anlamanın, günümüz dünyasında insan kalabilmenin temel koşullarından biri olduğunu hatırlatan güçlü bir sorgulama.

Kolektif — BİYOKAPİTAL: Beden, Mülkiyet, Yaşam, Ölüm
Editör: Osman Özarslan • Nika Yayınevi
İnceleme • 232 sayfa • 2026

Kolektif – “Sıkıntı Var” (2020)

Sıkıntı bizi her yere götürebilir.

Tümüyle içimize de kapanabilir, devrimci de olabiliriz.

Öte yandan sıkıntı, her coğrafyada kendine özgü şekillerde sirayet eder.

İşte elimizdeki bu zengin derleme de sıkıntıyı mekân/zaman, siyaset, edebiyat ve sinema bağlamında ele alıyor.

Sıkıntıya odaklanmanın bu coğrafyada bizi nerelere götürebileceği konusunda çok ilginç sonuçlar barındıran kitap, özellikle sıkıntının toplumsallığı ve sıkıntının potansiyeli üzerine bizi düşündürmesiyle önemli.

Sıkıntının Türkiye’ye özgü veçheleri, mekânları, zamansallığı ve öznelik biçimlerini ayrıntılı bir biçimde ortaya koyan çalışma, Türkiye bağlamında, taşra sıkıntısından sıkıntı hashtag’ine giden süreçlerin bize ne anlattığını, sıkıntı kavramının, bu coğrafyada hem tarihsel olarak hem de bugünün koordinatları içindeki anlam arayışlarını, sıkıntının toplumsal hareketler, gündelik hayat ve kültürel pratikler hakkında bize ne söyleyebileceğini irdeliyor.

Sıkıntının temelde bir anlam krizine işaret ettiğinden yola çıkan çalışma, sıkıntı mekânlarına ve onun zamanla ilişkisine, bir estetik kategori olarak kullanımına, siyasette uç verdiği anlara, edebiyat ve sinemadaki temsillerine ve ona karşı sunulan panzehirlere yakından bakmak için çok iyi fırsat.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Aylin Kuryel, Senem Aytaç, Barış Bıçakçı, Sevinç Çalhanoğlu, Ayşe Çavdar, Begüm Özden Fırat, Emre Tansu Keten, Orhan Koçak, Beno Kuryel, Efe Murad, Pınar Öğünç, Osman Özarslan, Necati Sönmez, Asuman Susam, Uğur Tanyeli, Mehmet Fatih Uslu, Sezen Ünlüönen, Nalan Yırtmaç ve Fırat Yücel.

Künye: Kolektif – “Sıkıntı Var”: Sıkıntı Üzerine Denemeler, derleyen: Aylin Kuryel, İletişim Yayınları, inceleme, 398 sayfa, 2020