Lulu Miller – Balıklar Neden Var Olmadı? (2023)

David Starr Jordan, kendisini doğaya keşfetmeye adamış bir taksonomistti.

Yıllar içinde, insanlığın bildiği tüm balık türlerinin beşte birini keşfetmesiyle anılır olacaktı.

Ama o evrenin sırlarını açığa çıkardıkça, evren de onu engellemeye daha kararlı hale geliyordu.

Düşen yıldırımlar, çıkan yangınlar ve en sonunda da 1906’daki San Francisco depremiyle birlikte, o zamana kadar topladığı tüm numuneler telef oldu.

Hayatını adadığı emekleri göz açıp kapayıncaya kadar yok olmuştu.

Yerinde başkası olsa yıkılır, hayata küserdi.

Ama Jordan, keşfettiği ilk balığı yeniden buldu ve büyük bir kararlılıkla koleksiyonunu sil baştan oluşturmaya başladı.

Üstelik bu kez, koleksiyonunu dünyanın kaosundan koruyacağına inandığı zekice bir yöntem kullandı.

Ünlü yazar ve bilim muhabiri Lulu Miller’ın kaleme aldığı ‘Balıklar Neden Var Olmadı?’, sadece balıklarla ilgili değil.

Bilime duyulan bağlılıktan insanın zalimliği karşısında duyulan şaşkınlığa kadar pek çok şey anlatan bu kitap, en sonunda da kendi adını açıklamaya girişiyor ve doğanın, kendisine hükmedebileceğini sanan bir biliminsanından intikamını nasıl aldığını gözler önüne seriyor.

Özellikle bilime meraklı okurların seveceği ‘Balıklar Neden Var Olmadı?’, tarih ve biyolojinin kesişiminde yer alıyor.

  • Künye: Lulu Miller – Balıklar Neden Var Olmadı?: Kaybın, Sevginin ve Hayatın Gizli Düzeninin Hikâyesi, çeviren: Solina Silahlı, Nova Kitap, bilim, 216 sayfa, 2023

Darian Leader – Neden Uyuyamıyoruz? (2023)

Her dört yetişkinden biri uyku sorunları çekiyor.

Son otuz yılda uyku ilaçları kullananların sayısı inanılmaz derecede arttı.

Uykunun, tıpkı nefes alıp vermek gibi doğal bir şey olması gerekiyordu ama giderek daha tekinsiz bir metaya dönüşmeye başladı.

Öyle değil mi?

Uykuyla olan ilişkimiz insanlık tarihi boyunca tekrar tekrar gündeme geliyor ve her seferinde hem bireysel hem de kolektif psikolojimize dair yeni bir şeyler söylüyor.

Uyku, sanayi devriminden cep telefonlarımızın mavi ışığına, rüya yorumlamanın antik sanatından Freud’un modern yaklaşımına kadar çok geniş sosyal kalıplarla, norm ve beklenti değişiklikleriyle ilişkilidir.

Kültürel, sosyal, ekonomik ve psikanalitik etkileri derleyen Darian Leader, bu evrensel insan deneyimi hakkındaki gerçekleri gün yüzüne çıkararak insan uykusunun tarihine ve artık neden uyuyamıyormuşuz gibi göründüğümüze dair kısa ve etkileyici bir rehber sunuyor.

  • Künye: Darian Leader – Neden Uyuyamıyoruz?: İnsan Uykusunun Tarihi, çeviren: Elvan Göçmen Ertem, Nova Kitap, inceleme, 208 sayfa, 2023

Tom Higham – Bizden Önceki Dünya (2023)

Bundan 50 bin yıl önce, yeryüzündeki tek insan türü biz değildik.

Neandertaller, Hobbitler (H. floresiensis), Denisovalılar ve H. Luzonensis’in de dahil olduğu en az dört tür daha vardı.

‘Bizden Önceki Dünya’da, Denisovalıların keşfinde oldukça önemli bir rol oynayan arkeoloji profesörü Tom Higham, bu keşiflerin yapılmasına olanak tanıyan bilimsel ve teknolojik gelişmeleri anlatıyor.

Hem bu diğer insan türlerinin tam olarak ne kadar zaman önce yaşadıklarına hem de nasıl yaşayıp birbirleriyle nasıl etkileşimler kurduklarına ilişkin gerçekleri gözler önüne seriyor.

Dahası, bu türlerin sağ kalan tek tür Homo sapiens ile, yani bizim türümüzle olan genetik bağlarını gün yüzüne çıkarıyor.

Bu bizim hikâyemiz!

Ve ilk kez, tüm karakterleriyle birlikte eksiksiz anlatılıyor!

Tarihöncesi fosilleri tarihlendirme konusunda dünyanın en iyi uzmanlarından biri olan Higham, insan evrimi konusundaki kim, ne, nerede, nasıl ve ne zaman sorularına cevap vererek insanlığın erken tarihine yeni bakış açıları getiriyor.

  • Künye: Tom Higham – Bizden Önceki Dünya: İnsanlığın Kökenlerinin Yeni Tarihi, çeviren: Damla Karagöl, Nova Kitap, arkeoloji, 328 sayfa, 2023

 

Daniel T. Willingham – Çocuklar Okulu Neden Sevmez? (2022)

  • Beynimiz nasıl çalışıyor?
  • Nasıl öğreniyoruz?
  • Niçin unutuyoruz?
  • Çocuklar niçin Yıldız Savaşları’na dair her şeyi hatırlarken sizin söylediklerinizi unutur?
  • Farklı öğrenme stilleri için farklı öğretme şekilleri gerekli mi?

Bilişsel psikolog Daniel Willingham, zihinsel faaliyetlerin nasıl düzenlendiğine ilişkin en güncel bilgileri açıklıyor.

Bilgi inşa etme ve kalıcı öğrenme deneyimleri yaratmada hikâye, duygu, hafıza, bağlam ve rutinin önemini ortaya koyarak okul ve eğitim bağlamında bunlardan nasıl yararlanabileceğimizi gösteriyor.

‘Çocuklar Okulu Neden Sevmez?’, başta öğretmenler olmak üzere, anne-babalar, öğrenciler ve “nasıl öğrendiğimiz” konusunu öteden beri merak eden herkes için, çarpıcı olgular, etkili öğrenme stratejileri hakkında araştırmaya dayalı bilgiler ve pratik tavsiyelerle dolu değerli bir kaynak.

  • Künye: Daniel T. Willingham – Çocuklar Okulu Neden Sevmez?, çeviren: İnci Katırcı, Nova Kitap, psikoloji, 400 sayfa, 2022

Celeste Headlee – Hiçbir Şey Yapmama Sanatı (2022)

Kendimizi mutlu etmek için hararetle çalışıyoruz.

  • Peki neden bu kadar mutsuzuz?
  • Neden zamanımızı anlam yerine verimlilikle ölçüyoruz?
  • Neden biraz ara veremiyoruz?

Yüksek performans için bedenlerimizi ve zihinlerimizi daha uygun hale getirmek için sürekli yeni yollarını aramamıza rağmen, insanlar daha az yerine daha çok çalışıyor, daha akıllı değil ama daha çok yaşıyor, giderek daha yalnız ve endişeli hale geliyor.

Hayatımızın her alanında mutlak en iyi için çalışıyor, doğal olarak iyi yaptığımız şeyleri görmezden geliyoruz.

Görünüşe göre, dahili bir soruna harici çözümler arıyoruz: Cezalandırıcı diyetlerde, üretkenlik uygulamalarında veya en son kişisel gelişim planlarında aradığımız şeyi bulamayacağız.

Yapmamız gereken, kendimize nasıl zaman ayıracağımızı öğrenmek ve gerçekten değerli olanı yeniden tanımlamak.

Celeste Headlee, tarih, nörobilim, sosyal bilimler ve paleontolojiden temel alarak, zaman kullanımı, tembellik, sıkı çalışma ve hatta nihai hedeflerimiz hakkında uzun süredir devam eden varsayımları inceliyor ve tutunduğumuz alışkanlıkların bize zarar verdiğini ortaya koyuyor.

Hepimizi daha mutsuz, daha sağlıksız ve daha az üretken yapan trendi tersine çevirmenin ve gelişmemizi sağlayan bir yaşam biçimine geri dönmenin zamanı geldi.

Headlee, üretkenliğin doğuştan gelen bir erdem olmadığını güçlü bir şekilde ortaya koyuyor: Önemli olan çok çalışmak değil, akıllıca çalışmak.

Bazen daha azını yaparak daha fazlasını başarırsınız.

  • Künye: Celeste Headlee – Hiçbir Şey Yapmama Sanatı: Çok Çalışmaktan, Fazla Mesaiden Nasıl Kurtulur ve Hayatın Tadını Çıkarırız, çeviren: Mervenur Vural, Nova Kitap, psikoloji, 288 sayfa, 2022

William W. Li – Doğru Beslen Sağlıklı Yaşa (2021)

Bu güzel kitap, doğal savunma sistemlerimizi harekete geçirmek için yiyecekleri nasıl ustaca kullanabileceğimizi açıklıyor.

Doktor William Li, vücudun kendi kendini iyileştirmesine yardımcı olacak kararlar alarak kendi sağlık kaderimizi kontrol etme gücüne nasıl sahip olabileceğimizi gözler önüne seriyor.

Yazar, 200’den fazla gıdanın vücudumuzun savunmasını güçlendirerek faydalı sağlık sonuçlarına ulaşmamızı sağlayabileceğini anlatıyor.

Li, düzinelerce hastalığı önleyebilen ve sağlığı güçlendiren iki yüzden fazla yiyeceğin faydasına dair yapılmış çalışmaları ortaya koyarak sağlığımızı yönetme şeklimizi değiştiriyor.

Yirmi beşi bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik toplam elli tarifle zenginleştirilmiş ‘Doğru Beslen Sağlıklı Yaşa’, hangi yiyeceklerden kaçınılması gerektiğine değil, bunun yerine öğünlerinize eklediğiniz takdirde vücudun savunma sistemlerini destekleyen erik, tarçın, çay, zeytinyağı, domates, balık, ekşi mayalı ekmek gibi şifalı gıdalara odaklanan hem bilgilendirici hem de pratik bir rehber.

İlaçlar ve aşılar hayatlarımızı yeniden kazanabilmemize yardımcı olacak yolu açarken besinler bugün ve her gün alabileceğiniz ilaçlardır.

Vücudunuz ile yedikleriniz hakkında bildiğinizi düşündüğünüz her şeyi unutun ve vücudun kendini nasıl iyileştirdiğine dair yeni bilimi keşfedin.

Yaşadığımız pandeminin ışığında ‘Doğru Beslen Sağlıklı Yaşa’ şimdi, her zaman olduğundan daha da amacına uygun.

Bu kitapta yer alan bilgilerle ve Li’nin pandemi esnasında geliştirerek eklediği bağışıklık güçlendirici yirmi beş yeni tarifle, koronavirüsle ve başka birçok hastalıkla savaşacak cephaneye sahip olacaksınız.

Kitaptan bir alıntı:

“Kanser, kardiyovasküler hastalıklar ve diyabet gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar modern toplumun en çok karşı karşıya kaldığı sağlık sorunlarıdır. İlaç şirketleri ve sağlık sistemleri ise çözüm bulma konusunda çok yavaş, çok pahalı ve çok etkisiz kalmaktadır. Sağlık çantasındaki eksik parça besinlerdir. Vücudumuzda gelişen kronik hastalıklara karşı en iyi önlemin beslenme vasıtasıyla kendi bedenimizin sağlık savunmasını harekete geçirmek olduğu açıktır.”

  • Künye: William W. Li – Doğru Beslen Sağlıklı Yaşa: Vücudun 5 Savunma Sistemi (Yiyecekler Hayatınızı Nasıl Kurtarır?), çeviren: Uğur Mehter, Nova Kitap, beslenme, 496 sayfa, 2021

Kevin Simler ve Robin Hanson – Beyindeki Fil (2021)

En büyük manipülatör beynimizdir, çünkü bize tuzak kurma konusunda çok az şey onunla boy ölçüşebilir.

‘Beyindeki Fil’, zihnimizin karanlık ve keşfedilmemiş köşelerine ışık tutuyor.

Başkalarını kandırmak için kendimizi nasıl kandırıyoruz?

İnsanlar memelidir ve memeliler de sosyal canlılardır.

Beynimiz sadece avlanmak ve yiyecek toplamak için değil, aynı zamanda sosyal olarak da hükmedecek şekilde programlanmıştır.

Bunu da genellikle başkalarını veya kendimizi kandırarak yaparız.

Ancak, bencil entrikacılar olsak da öyle değilmişiz gibi davranmak bize yarar sağlar.

Gizli güdülerimiz hakkında ne kadar az şey bilirsek o kadar iyidir, bu nedenle ne kadar bencil olduğumuz hakkında konuşmaktan ve hatta düşünmekten bile hoşlanmayız.

Bu da “beyindeki fil” olgusudur.

Bu kitap, bu gizli güdülerle yüzleşerek kendimizi daha iyi anlamamıza imkân tanırken, zihnimizin karanlık ve keşfedilmemiş köşelerine ışık tutuyor.

Hem kişisel yaşamlarımızdaki hem de sanat, eğitim, tıp, siyaset ve din gibi toplumun inşa edilmiş en büyük sosyal kurumlarındaki gizli motivasyonlarımızı gözler önüne seriyor:

  • Neden gülüyoruz?
  • Neden seyahatlerimizle övünüyoruz?
  • Neden dinlemektense konuşmayı tercih ediyoruz?

‘Beyindeki Fil’, ferahlatıcı bir biçimde açık sözlü insan erdemine dair çevrilmemiş hiçbir taş bırakmıyor.

  • Künye: Kevin Simler ve Robin Hanson – Beyindeki Fil: Gündelik Hayattaki Gizli Güdüler, çeviren: Feride Nagehan Öztürk, Nova Kitap, psikoloji, 464 sayfa, 2021

Jeremy DeSilva – İlk Adımlar (2021)

Dik yürüyebilmek insanı gezegenin en büyüleyici ve aynı zamanda en tehlikeli tür haline getirdi.

Paleoantropolog Jeremy DeSilva, insan soyunun 7 milyon yıllık serüvenini izleyerek iki ayak üzerinde yürümemizin ne pahasına gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

Bu çalışma, geçmişimizin hikâyesini ve insanın evrimine bakış açımızı değiştiren yeni keşifleri derinlemesine inceleyerek dik yürümenin bu gezegendeki tüm türlerin üzerinde yükselmemize nasıl yardımcı olduğunun çarpıcı bir şekilde gösteriyor.

Dört ayak yerine iki ayak üzerinde yürüyen, yani bipedal olan tek memeli insandır.

Bipedalizm, insanı gezegendeki en tehlikeli, büyüleyici ve baskın tür kılan, kısacası insanı insan yapan özelliğidir.

Hepimiz dik duran bireyler olmaya uğraşırız, eğilip bükülmeden yaşayanları onurlandırırız.

Birbirimizin izinden gider ve bir çocuğun attığı ilk adımları kutlarız.

Peki, ilk adımlarımızı tam olarak neden ve nasıl attık?

Ve ne pahasına?

‘İlk Adımlar’da DeSilva, okuru insan soyunun kökenlerine 7 milyon yıllık bir yolculuğa çıkararak dik yürümenin konuşmamızdan teknolojik becerilerimize kadar birçok niteliğimize açılan bir kapı olduğunu, dahası türümüzün şefkatli, empati sahibi ve fedakâr olmasının temelini atmış olabileceğini gösteriyor.

DeSilva, gelişim psikolojisi laboratuvarlarından, Afrika ve Avrasya’daki antik fosil alanlarına, iki ayak üzerinde yürüme maceramızı gözler önüne seriyor.

  • Künye: Jeremy DeSilva – İlk Adımlar: Dik Yürümek Bizi Nasıl İnsan Yaptı?, çeviren: İpek Kökeş, Nova Kitap, bilim, 396 sayfa, 2021