Anders Hansen — Kablolu Zihinler (2026)

Anders Hansen’in bu eseri, insan beyninin evrimsel yapısıyla modern dijital dünyanın hız ve yoğunluğu arasındaki uyumsuzluğu merkeze alan çarpıcı bir analiz sunuyor. Hansen’e göre insan beyni, yüz binlerce yıl boyunca avcı-toplayıcı koşullara uyum sağlayacak şekilde geliştiği için, günümüzün sürekli uyarana maruz bırakan ekran temelli yaşamına ayak uydurmakta zorlanıyor. Bu uyumsuzluk, stres, dikkat dağınıklığı ve kaygı gibi sorunların temel nedenlerinden biri haline geliyor.

‘Kablolu Zihinler’ (‘Skärmhjärnan’), özellikle akıllı telefonlar ve sosyal medyanın beyin üzerindeki etkilerini bilimsel verilerle açıklıyor. Sürekli bildirimler, hızlı içerik akışı ve kesintisiz bilgi bombardımanı, beynin ödül sistemini tetikleyerek bağımlılığa benzer bir döngü yaratıyor. Bu durum, odaklanma süresinin kısalmasına ve derin düşünme becerisinin zayıflamasına yol açıyor. Hansen, insanların ekran karşısında geçirdiği sürenin artmasının, zihinsel yorgunluğu ve tükenmişliği de beraberinde getirdiğini vurguluyor.

Eserde öne çıkan bir diğer tema, dijital yaşam tarzının ruh sağlığı üzerindeki etkileri. Hansen, özellikle gençler arasında artan depresyon ve anksiyete vakalarını, sosyal medya kullanımıyla ilişkilendiriyor. Sürekli karşılaştırma, onay arayışı ve kaçırma korkusu (FOMO), bireylerin kendilik algısını zedeliyor ve psikolojik baskıyı artırıyor. Böylece teknoloji, hayatı kolaylaştırırken aynı zamanda görünmez bir stres kaynağına dönüşüyor.

Hansen, bu tabloya rağmen tamamen karamsar bir yaklaşım benimsemiyor. Kitapta, beynin ihtiyaçlarına daha uygun bir yaşam tarzı geliştirmek için pratik öneriler de sunuluyor. Fiziksel hareketin artırılması, doğayla temas, ekran süresinin sınırlandırılması ve kesintisiz odaklanma anlarının yaratılması, zihinsel dengeyi yeniden kurmanın yolları arasında gösteriliyor.

Sonuç olarak kitap, modern insanın dijital dünyayla kurduğu ilişkinin bedelini görünür kılıyor. Kitap, teknolojiyi tamamen reddetmeden, onunla daha bilinçli bir ilişki kurmanın gerekliliğini vurguluyor ve beynimizin biyolojik sınırlarını dikkate alarak daha sağlıklı bir yaşam mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser, çağımızın görünmez ama derin etkiler yaratan zihinsel krizini anlamak için önemli bir rehber niteliği taşıyor.

Anders Hansen — Kablolu Zihinler: Beynimiz Kimlerin Elinde?
Çeviren: Büşra Uyar • Nova Kitap
Bilim • 176 sayfa • 2026

Rahul Jandial — Nörofitness (2026)

Rahul Jandial tarafından yazılan bu kitap, beyin performansını artırmanın bilimsel temellerini gündelik yaşamla ilişkilendirerek açıklayan bir rehber niteliğinde. ‘Nörofitness’ (‘Neurofitness’), zihinsel kapasitenin sabit olmadığını; doğru alışkanlıklar ve çevresel düzenlemelerle geliştirilebileceğini savunuyor.

Jandial, beynin plastisite özelliğini merkeze alarak öğrenme, yaratıcılık ve odaklanma süreçlerinin nasıl güçlendirilebileceğini anlatıyor. Beynin sürekli değişen bir organ olduğunu vurgulayarak, yeni deneyimlerin ve zihinsel meydan okumaların sinirsel bağlantıları güçlendirdiğini belirtiyor. Bu çerçevede öğrenmenin yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda beyni yeniden şekillendirmek anlamına geldiğini öne sürüyor.

Kitapta dikkat ve odaklanma önemli bir yer tutuyor. Modern dünyanın dikkat dağıtıcı unsurlarının beyin üzerindeki etkileri incelenirken, derin odaklanma hâlinin nasıl kurulabileceğine dair öneriler sunuluyor. Jandial, kısa süreli yoğun dikkat ile uzun vadeli üretkenlik arasındaki ilişkiyi açıklıyor.

Eserde yaratıcılık da nörobilimsel bir perspektifle ele alınıyor. Yaratıcılığın yalnızca doğuştan gelen bir yetenek olmadığı, farklı düşünme biçimlerini teşvik eden alışkanlıklarla geliştirilebileceği savunuluyor. Özellikle farklı alanlar arasında bağlantı kurmanın ve zihinsel esnekliğin yaratıcı süreçte belirleyici olduğu vurgulanıyor.

Kitap ayrıca fiziksel sağlık ile zihinsel performans arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor. Uyku düzeni, beslenme, egzersiz ve stres yönetimi gibi faktörlerin beyin fonksiyonlarını doğrudan etkilediği bilimsel verilerle açıklanıyor. Bu unsurların ihmal edilmesinin bilişsel kapasiteyi sınırladığı belirtiliyor.

Genel olarak eser, nörobilim bulgularını sade ve uygulanabilir önerilerle birleştirerek, bireylerin hem zihinsel performanslarını artırmalarına hem de yaratıcılıklarını geliştirmelerine yardımcı oluyor; beyni daha verimli kullanmanın, bilinçli yaşam alışkanlıklarıyla mümkün olduğunu ortaya koyuyor.

Rahul Jandial — Nörofitness: Bir Beyin Cerrahının Anıları
Çeviren: Dilara Duyuran • Nova Kitap
Bilim • 264 sayfa • 2026

Anders Hansen – Güçlü Beyin (2025)

Anders Hansen, bu kitabında modern insanın tükenmişlik, dikkat dağınıklığı, depresyon ve kronik stresle kurduğu ilişkiyi beyin biyolojisi üzerinden açıklıyor. Zihinsel sorunların yalnızca psikolojik ya da iradeyle ilgili olmadığını, büyük ölçüde hareketsiz yaşamla bağlantılı olduğunu savunuyor. Hansen’e göre beyin, evrimsel olarak hareket etmek üzere biçimleniyor ve bu beklenti karşılanmadığında zihinsel denge bozuluyor.

‘Güçlü Beyin: Hareket Ettikçe Güçlenen Bir Beynin Anatomisi’ (‘Hjärnstark: Hur motion och träning stärker din hjärna’) , düzenli egzersizin hafıza, odaklanma, yaratıcılık ve duygusal dayanıklılık üzerindeki etkilerini güncel nörobilim araştırmalarıyla ortaya koyuyor. Sudoku, bulmaca ya da zihinsel takviyelerle kıyaslandığında hareketin çok daha güçlü bir “beyin jimnastiği” sağladığını gösteriyor. Yürüyüş, koşu ya da basit fiziksel aktiviteler sırasında beynin yeni hücreler ürettiğini, bağlantılarını güçlendirdiğini ve stres hormonlarını düzenlediğini anlatıyor.

Hansen, DEHB ve depresyon gibi durumlarda egzersizin neden bu kadar etkili olduğunu da açıklıyor. Hareket, beynin ödül sistemini doğal biçimde uyarıyor, kaygıyı azaltıyor ve zihinsel berraklığı artırıyor. Bu etki, kısa vadeli bir rahatlamadan ibaret kalmıyor; düzenli tekrarlandığında kalıcı bir zihinsel dönüşüm sağlıyor.

‘Güçlü Beyin’, iyi hissetmenin karmaşık yöntemlerde değil, bedeni harekete geçirmekte yattığını savunuyor. Kitap, zihinsel sağlığı yeniden düşünmek açısından önemli bir yerde duruyor ve okuru ilk adımı atmaya çağırıyor.

  • Künye: Anders Hansen – Güçlü Beyin: Hareket Ettikçe Güçlenen Bir Beynin Anatomisi, çeviren: Aylin Ünal, Nova Kitap, bilim, 232 sayfa, 2025

Gloria Mark – Dikkatin Anatomisi (2025)

Gloria Mark’ın ‘Dikkatin Anatomisi: Odaklanmayı ve Verimliliği Yeniden Keşfetmek’ (‘Attention Span: A Groundbreaking Way to Restore Balance, Happiness and Productivity’) adlı kitabı, günümüzün dijital çağında dikkatimizin nasıl dağıldığını ve bunun bireysel, toplumsal ve ekonomik sonuçlarını inceliyor. Mark, dikkat dağınıklığının sadece kişisel bir sorun olmadığını, aynı zamanda daha büyük bir problem olduğunu vurguluyor.

Kitapta, dikkat dağınıklığının nedenleri ve sonuçları hakkında yapılan araştırmalar detaylı bir şekilde anlatılıyor. Mark, dikkatimizi nasıl yönetebileceğimize dair pratik öneriler sunuyor ve daha dengeli, mutlu ve üretken bir yaşam için ipuçları veriyor.

Kitapta, dijital cihazlar, sosyal medya ve çoklu görev yapma gibi faktörlerin dikkatimizi nasıl olumsuz etkilediği anlatılıyor. Dikkat dağınıklığının stres, tükenmişlik, verimsizlik ve mutsuzluk gibi sorunlara yol açtığına değiniliyor.

Mark, dikkatimizi nasıl odaklayabileceğimizi, dikkat dağıtıcı unsurları nasıl azaltabileceğimizi ve daha verimli çalışabileceğimizi gösteren pratik yöntemler sunuyor. İş ve özel hayat arasında denge kurmanın, uyku düzenine dikkat etmenin, egzersiz yapmanın ve mindfulness gibi teknikleri kullanmanın önemini vurguluyor.

‘Dikkatin Anatomisi’, dikkat dağınıklığı sorunuyla mücadele etmek ve daha odaklı bir yaşam sürmek isteyen herkes için değerli bir kaynak. Kitapta yer alan bilgiler ve öneriler hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha iyi bir yaşam kalitesine ulaşmamıza yardımcı olacaktır.

  • Künye: Gloria Mark – Dikkatin Anatomisi: Odaklanmayı ve Verimliliği Yeniden Keşfetmek, çeviren: Tuna Sena Kara, Nova Kitap, psikoloji, 360 sayfa, 2025

Stephen Jay Gould – İnsanın Yanlış Ölçümü (2024)

Stephen Jay Gould’un ‘İnsanın Yanlış Ölçümü’ adlı kitabı, insan zekâsının ölçülmesi ve bu ölçümlerin tarihsel olarak nasıl kullanıldığı üzerine derinlemesine bir inceleme yapıyor.

Gould, zekâ testlerinin ve ırkçılık gibi ideolojilerin bir araya gelerek nasıl tehlikeli sonuçlar doğurduğunu ortaya koyar.

Gould, zekânın tek bir sayıyla ifade edilemeyeceğini ve zekâ testlerinin kültürel önyargılarla dolu olduğunu savunur.

İnsan davranışlarının tamamen biyolojik faktörlerle belirlendiğini öne süren biyolojik determinizm teorisini eleştirir.

Zekâ testlerinin, tarih boyunca ırkçı ideolojileri desteklemek için kullanıldığını gösterir.

Zekâ farklılıklarının sosyal eşitsizlikleri meşrulaştırmak için kullanılmasının yanlışlığını vurgular.

Kısacası, Gould, “İnsanın Yanlış Ölçümü”nde zekâ ölçümünün tarihsel ve bilimsel sorunlarını ortaya koyarak, bu ölçümlerin insanları kategorize etmek ve hiyerarşize etmek için kullanılmasının tehlikelerini gözler önüne serer.

Kitap, hem bilimsel bir çalışma hem de toplumsal adalet için önemli bir savunma metni olarak kabul edilir.

‘İnsanın Yanlış Ölçümü’, yayımlandığı 1981 yılında bilimsel otoritenin masum gibi görünen maskesi altında ırkçılık, sınıf ayrımcılığı ve cinsiyetçilik gibi önyargıların nasıl körüklendiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koydu.

Gould’un sosyal bilimler için büyük önem taşıyan eseri, zekâyı ve dolayısıyla insan “değerini” kafatası büyüklüğüne, kıvrımlara ya da dar kapsamlı testlerdeki puanlara göre değerlendirenlerin ana motivasyonlarını inceliyor.

  • Künye: Stephen Jay Gould – İnsanın Yanlış Ölçümü, çeviren: Ebru Kılıç, Nova Yayınları, bilim, 432 sayfa, 2024

Ian Hacking – Ruhun Yeniden Yazılışı (2024)

  • Çoklu kişilikten mustarip olmak nasıl bir şeydir?
  • Tanı konulan hastaların çoğunun kadın olduğu düşünülürse, bu noktada cinsiyet neden önemlidir?
  • Bir hastalığı tanımlamak, bu hastalıkla mücadele edenlerin davranışlarını nasıl etkiler?

Bu ve benzeri soruları yanıtlayan Ian Hacking, modern çoklu kişilik bozukluğunun gelişimini araştırmıştı.

Hacking bu çalışmasında, 19. yüzyıl sonlarına doğru Fransa’da bellek hakkında yeni düşüncelerin ortaya çıkmasıyla birlikte teşhis edilen, önceki bir çoklu kişilik dalgasıyla ilgili büyüleyici bir dizi tarihsel kesiti ele alıyordu.

Hipnoz, histeri, uyurgezerlik ve kaçınma eğilimlerinin incelenmesiyle yoğun bir şekilde meşgul olan bu dönemin biliminsanları, ruhu spiritüel alandan koparmayı amaçlıyordu.

O hâlde bunu gerçekleştirmenin en iyi yolu, belleği ruhun yerine koymak ve sonra onu ampirik incelemeye tabi tutmak değil miydi?

İlk olarak 1995 yılında yayımlanan ‘Ruhun Yeniden Yazılışı: Bellek Bilimleri ve Çoklu Kişilik’, tarihsel ve çağdaş olguları güçlü bir analizle birleştirerek bilgi arkeolojisine katkı sunmaya bugün bile devam ediyor.

Foucault’nun bir zamanlar bedene odaklanan ve insan nüfusunu sınıflandıran bir politikayı ustalıkla tanımlaması gibi, Hacking de ruhun bilimselleşmesi yönündeki bir bellek politikasının tanımını ustalıkla sunuyor.

  • Künye: Ian Hacking – Ruhun Yeniden Yazılışı: Bellek Bilimleri ve Çoklu Kişilik, çeviren: Elif Sena Ergin, Nova Kitap, psikoloji, 440 sayfa, 2024

Marjorie Taylor – Hayali Arkadaşlar ve Onları Yaratan Çocuklar (2024)

Birçok ebeveyn, çocuklarının bir hayali arkadaşa sahip olmasına sevinir.

Onlara göre bu, canlı bir hayal gücünün ve yaratıcı bir zihnin göstergesidir.

Ancak aynı ebeveynler bu hayali arkadaşa yönelik bir endişe de duyar: Acaba bu arkadaş bir şeylerin yanlış gittiğinin işareti midir?

Hayali bir arkadaşın varlığı, çocuğun duygusal bir sıkıntı içinde olduğu anlamına mı gelir?

Marjorie Taylor, bu büyüleyici çalışmada hayali arkadaşları ve çocukların onları yaratma nedenlerini açıklamanın yanı sıra, çocukların fantezi dünyalarının diğer yönlerini de tartışıyor.

Geçmişte, hayali arkadaşı olan bir çocuk tuhaf, utangaç hatta sorunlu olarak görülebilirdi; ancak Taylor’a göre gerçeklik çok daha olumlu ve ilginç.

Hayali arkadaşlar sadece şaşırtıcı derecede yaygın değil, aynı zamanda bu arkadaşlara sahip çocuklar diğer çocuklara göre daha az utangaç olma eğiliminde.

‘Hayali Arkadaşlar ve Onları Yaratan Çocuklar’, pratik kaygılara da değinerek ebeveynler için birçok faydalı öneri sunarken, çocuğunuzun hayali arkadaşlarının duygusal yaşamlarındaki rollerini anlamanızda size yardımcı olacak.

  • Künye: Marjorie Taylor – Hayali Arkadaşlar ve Onları Yaratan Çocuklar, çeviren: Elif Sena Ergin, Nova Kitap, psikoloji, 256 sayfa, 2024

Dean Burnett – Duygusal Cehalet (2024)

Duygular…

Tam bir baş belası, değil mi?

Keşke hepimiz daha az duygusal ve çok daha mantıklı olsaydık, belki başımıza gelenlerin yarısına bile katlanmak zorunda kalmazdık.

  • Ama duyguları baş belası olarak tanımlamak gerçekten adil mi?
  • Duygular gerçekten de onsuz daha iyi olacağımız bir tür bilişsel ek mi?
  • Yoksa daha derin bir amaca mı hizmet ediyorlar?
  • Beynimizin değerli kaynaklarını bu kadar fazla kullandıklarına göre, duyguların evrimleşmesinin bir nedeni olmalı.
  • Peki nedir bu sebep?
  • Ve beyinde nasıl işliyorlar?
  • Bir bebeğin anne karnından çıktıktan sadece birkaç saniye sonra büyük bir sıkıntıyla ağlamasını düşünürsek eğer, doğuştan mı geliyorlar?
  • Yoksa zaman içinde ve çevremizle edindiğimiz deneyimlerle mi öğreniliyorlar?

‘Psiko-Lojik’ ve ‘Mutlu Beyin’ kitaplarının yazarı Dean Burnett, ‘Duygusal Cehalet’te tüm bu soruları ve daha fazlasını araştırıyor.

Burnett, kapsamlı araştırmaları uzman analizleriyle birleştirerek, duygusal yaşamlarımızın altında yatan bilimin büyüleyici, samimi ve eğlenceli bir anlatımını ortaya koyuyor.

  • Künye: Dean Burnett – Duygusal Cehalet: Duygu Biliminde Kaybolarak Kendini Bulmak, çeviren: Emine Coşar, Nova Kitap, bilim, 408 sayfa, 2024

Whitney Goodman – Toksik Olumlama (2024)

İnsanlar her yeni gün pozitif olma baskısıyla karşı karşıya.

“Güzel enerji eşittir güzel hayat” mottoları, “iyi tarafından bak” tavsiyeleri havada uçuşurken olumsuz kişileri tek mutluluk formülüyle susturmak mümkün: Gülümse geç!

Hastalık, kayıp, ayrılık ve diğer zorluklarla karşı karşıya kalındığında bile gerçek duygular hakkında konuşmak, onları sindirerek zamanla daha iyi hissetmek için çok az fırsat var.

Peki olumlu olmak tüm sorunların çözümüyse neden çoğumuz endişeli, depresif ve tükenmiş hâldeyiz?

Elinizdeki bu kitap, toksik olumlamanın kendimize ve ilişkilerimize ne kadar zarar verdiğini ortaya koyarken araştırmalardan ve danışan hikâyelerinden besleniyor.

Terapist Whitney Goodman’ın kaleme aldığı bu dürüst rehber, olumsuz duyguları deneyimlemenin ve onlarla başa çıkmanın etkili yollarını şefkatle sunuyor.

  • Künye: Whitney Goodman – Toksik Olumlama: Mutlu Olmakla Kafayı Bozmuş Bir Dünyada Kendin Olmak, çeviren: Lale Günseli Bayır, Nova Kitap, kişisel gelişim, 272 sayfa, 2024

Lisa Genova – Hatırla! (2024)

Lisa Genova’dan nasıl hatırladığımıza, neden unuttuğumuza ve anılarımızı muhafaza etmek için neler yapabileceğimize yönelik büyüleyici bir inceleme.

  • Hiç geçen hafta izlediğiniz filmdeki aktörün ismini hatırlayamayınca panik oldunuz mu?
  • Peki ya odaya ne yapmak için girdiğinizi hatırlayamadığınızda?

Eğer kırklı yaşlarınızdaysanız, muhtemelen bu ufak şeyler sizi güldürmek yerine tedirgin ediyor.

Tüm bunların Alzheimer’ın ya da demansın habercisi olduğunu düşünseniz de, bu örneklerdeki unutma eylemi tamamen normal.

Çünkü hafıza ne kadar harika olsa da mükemmel olmaktan uzaktır ve unutmak, insan olmanın en tabii parçasıdır.

Nörolog ve edebiyatçı Lisa Genova, ‘Hatırla! Hafıza Bilimi ve Unutma Sanatı’nda anılarımızı nasıl ürettiğimizi ve onları nasıl hatırlamaya devam edebileceğimizi inceliyor.

Bu kitapta, hangi hatıraların geçici olarak oluşurken hangilerinin sonsuza kadar silineceğini; neden bazı anıların saniyeler içinde unutulurken (mesela şifreler) bazılarının sonsuza kadar unutulmamak üzere kodlandığını (mesela düğününüz); anıların duygu, uyku, stres durumları ve çeşitli bağlamlara göre nasıl değişebildiğini göreceksiniz.

Hafızanız için öğrenilmiş beklentiler oluşturduğunuzda, onunla çok daha iyi bir ilişki kurarsınız.

Bu, unutmaktan korktuğunuz bir hayatı tamamen değiştirebilir.

  • Künye: Lisa Genova – Hatırla!: Hafıza Bilimi ve Unutma Sanatı, çeviren: Tuna Sena Kara, Nova Kitap, bilim, 200 sayfa, 2024