Liman von Sanders – Türkiye’de Beş Yıl (2007)

 

Liman von Sanders’in ‘Türkiye’de Beş Yıl’ı, daha önce farklı yayınevlerinden çıkmıştı.

Kitaptaki anılar, Sanders’in, Türkiye’de geçirdiği beş yıl süresince, Balkan Savaşları’nın sonlarından, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgisine kadarki tanıklığına yer veriyor.

Sanders, bu dönemde, zamanın padişahı Sultan Reşat’ı, sonra Sultan Vahidettin’i, Sadrazam Sait Halim Paşa’yı, Talât Paşa’yı, Enver Paşa’yı yakından tanıma fırsatı bulmuş, bunun yanında, Mustafa Kemal’le cephede silah arkadaşlığı da yapmıştı.

Sanders’in hatıraları, olağanüstü olayların yaşandığı, imparatorluğun hızla çöktüğü o dönemlere dair hâlâ önemini koruyan bir tanıklık.

William J. Griswold – Anadolu’da Büyük İsyan (2011)

  • ANADOLU’DA BÜYÜK İSYAN, William J. Griswold, çeviren: ülkün Tansel, Kırımız Yayınları, tarih, 303 sayfa

Tarihçi William J. Griswold, ‘Anadolu’da Büyük İsyan’ adlı çalışmasında, Celali İsyanları’nın siyasî yönlerini iç ve dış ilişkiler bağlamında, ana hatlarıyla saptıyor. Griswold’un buradan, Osmanlı tarihine dair iki önemli ayrıntıya iniyor. Celalilerin Osmanlı’yı alaşağı edip onun yerine geçmek yerine, devlet sistemine yeniden katılmak istedikleri, bunlardan ilki. Griswold, Celalilerin uzun erimli çıkarlarının, Avrupalı güçler ya da Şah Abbas’ınkiyle değil, İstanbul’daki Osmanlı hükümetinin çıkarlarıyla çakıştığını gördüklerini söylüyor. Yazarın gözlemlediği ikinci nokta ise, Kürt kökenli Halep Emiri Canbuladoğlu Ali Paşa’nın, Kuzey Suriye’de bir devlet kurma girişimi. Griswold Ali Paşa’nın mücadelesinin, Kara Yazıcı, Deli Hasan ya da Kalenderoğlu Mehmed gibi Celalilerinkinden başka bir düzeye oturttuğunu belirtiyor.

Ömer Şen – Osmanlı’da Mahkum Olmak (2007)

  • OSMANLI’DA MAHKUM OLMAK, Ömer Şen, Kapı Yayınları, tarih, 169 sayfa

Ömer Şen’in ‘Osmanlı’da Mahkum Olmak’ isimli bu kitabı, Türkiye’de şu ana kadar fazla işlenmemiş bir konuya, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki hapishanelere, bu hapishanelerin Avrupalılaşma sürecinde izlediği seyre odaklanan bir çalışma. Zindan kültüründen hapishanelere geçiş, hapishanelerde yapılan reformlar, Cumhuriyet ile kurulmuş yeni bir devlete devredilen ceza infaz kurumları ve bu kurumların özellikleri çalışmanın temel konuları. Şen’in incelemesi, Türkiye için hâlâ büyük sorun teşkil eden ve edecek gibi görünen hapishane konusunun öncesini öğrenmek açısından önemli bir çalışma.

Roger Fenton – Osmanlı-Rus Savaşında Kırım ve Türkiye Mektupları (2007)

  • OSMANLI-RUS SAVAŞINDA KIRIM VE TÜRKİYE MEKTUPLARI, Roger Fenton, çeviren: Sebla Küçük, Yirmi Dört Yayınları, tarih, 168 sayfa

Bilindiği gibi Roger Fenton, tarihteki ilk savaş fotoğrafçısı olarak kabul ediliyor. Bu da, Fenton’un Kırım’a yaptığı geziye rastlar. Bu gezi, Fenton’un, 1855 tarihli Kırım Savaşı’na bir gazeteci ve fotoğrafçı olarak tanıklık etmesini de beraberinde getirecekti. Bu kitaba alınan mektuplar, Fenton’un o dönem kaleme aldığı ayrıntılı mektuplarından oluşuyor. Fenton hem gezi boyunca hem de savaşa tanık olduğu süre dahilinde gözlemlerini titiz bir şekilde yazmış, izlenimlerini, notlarını ve değerlendirmelerini mektup biçiminde kaleme almıştı. Kitap Fenton’un mektuplarının yanında, bir kısım fotoğrafını da barındırıyor.

Marianna D. Birnbaum – Gracia Mendes: Bir Sefaradın Uzun Yolculuğu (2007)

 

Gracia Mendes, Yahudi kökenli bir Portekizli’ydi ve İspanyol engizisyonu başlamadan önce İstanbul’a göç edip, burada ticaretle iştigal etmiş bir kadın.

Mendes İstanbul’a göç etmeden önce de, 16. yüzyılın Avrupa’sında ticaret hayatının önemli mevkilerine geçmeyi başarmıştı.

Akrabalarıyla beraber göç ettikten sonra, Pera’daki gösterişli evinde imtiyazlı bir hayat sürmüştü.

Mendes’in Osmanlı İmparatorluğu’na ulaşmasını sağlayan da Kanuni Sultan Süleyman’ın hekimi Moşe Hamon olmuştu.

Birnbaum’un çalışması, 1568 yılında İstanbul’da ölen Mendes’in hayat hikâyesi dışında, o dönemin Osmanlı İmparatorluğu’na dair iyi bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Marianna D. Birnbaum – Gracia Mendes: Bir Sefaradın Uzun Yolculuğu, çeviren: Mercan Uluengin, Kitap Yayınevi, biyografi, 176 sayfa

Veysel Dikmen – Kayıp Ruhlar Cenneti (2010)

  • KAYIP RUHLAR CENNETİ, Veysel Dikmen, Cem Yayınevi, roman, 840 sayfa

Hatırlanacağı gibi ‘Büyük Ölüler Meydanı’, Veysel Dikmen’in daha önce yayımlanmış romanlarından biriydi. Yazar söz konusu romanında, Osmanlı tarihinin olduğu kadar, günümüze gelen yansımalarıyla da önemli roller üstlenmiş İttihat ve Terakki partisinin hikâyesini anlatmıştı. Dikmen, son romanı ‘Kayıp Ruhlar Cenneti’nde de, yine benzer bir zamanı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerini ele alıyor. Yeniçeri kıyımından 1. Dünya Savaşı’na uzanan süreçte geçen roman, dönemin başlıca aktörlerini de kurguya dahil ediyor; iç karışıklıkların ve büyük başarısızlıkların ortadan kaldırdığı bir imparatorluğun trajik hikâyesini okurlarına sunuyor.

Friedrich Seidel – Sultanın Zindanında (2010)

  • SULTANIN ZİNDANINDA, Friedrich Seidel, çeviren: Türkis Noyan, Kitap Yayınevi, anı, 129 sayfa

Friedrich Seidel ‘Sultanın Zindanında’, 1591’de Osmanlı İmparatorluğu’na elçi olarak gönderilen M. Salomon Haussdorff ile maiyetindekilerin karşılaştıkları olayları anlatıyor. Kutsal-Roma Germen İmparatoru II. Rudolf’un gönderdiği elçi Friedrich von Kreckwitz’in maiyetinde, eczacı olarak yer alan Seidel’in Osmanlı’ya dair izlenimleri, pek olumlu değil. Ziyaretin, kuşkusuz en kötü yanlarından biri, III. Murad’ın, Avusturya Osmanlı’ya savaş açınca, heyet üyelerini zindana attırması. Yazar burada, 500-600 kadar tutuklunun hapsedildiğini ve heyetteki kişilerin de altı ay boyunca ikişerli halde burada birbirine zincirlendiğini belirtiyor.

Avlonyalı Ekrem Bey – Osmanlı Arnavutluk’undan Anılar (2006)

  • OSMANLI ARNAVUTLUK’UNDAN ANILAR, Avlonyalı Ekrem Bey, çeviren: Atilla Dirim, İletişim Yayınları, anı, 323 sayfa

Avlonyalı Ekrem Bey’in anıları, 1885-1912 zaman aralığında geçiyor. Dolayısıyla bu anılar, Osmanlı İmparatorluğu’nun son otuz yılına tanıklık ediyor. Avlonyalı ailesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzyıllar boyunca Arnavutluk’taki egemenliğini sürdürmek için işbirliği yaptığı ailelerden biri. 19. yüzyılda bir isyanın başını çekmiş olmalarına rağmen, İmparatorluğun çöküşüne kadar hem yerel hükümranlığını sürdürmüş hem de Osmanlı’ya yönetici kadrolar vermeye devam etmişti. Bilindiği gibi, Osmanlı’da 1903-1908 yılları arasında sadrazamlık yapan Mehmet Ferit Paşa da bir Avlonyalı’ydı. Avlonya ailesinin önemli bir ismi olan Ekrem Bey’in bu anıları da, Osmanlı’nın Balkanlar’da ve özellikle de Arnavutluk’taki geleneksel egemenlik sisteminin nasıl işlediğini ve nasıl çöktüğünü tasvir ediyor. Anılar, Osmanlı’nın son dönemine ışık tutmalarıyla, önemli bir tarihi belge niteliğinde.