Lev Tolstoy, Sophia Tolstaya – Tolstoy ve Tolstaya (2025)

Andrew Donskov’un derlediği bu çalışma, Lev Tolstoy ile eşi Sophia Tolstaya arasındaki yoğun mektuplaşmayı merkezine alıyor ve bu yazışmalar üzerinden hem bir evliliğin hem de bir edebi dehanın iç dünyasını görünür kılıyor. Mektuplar, sevgi, hayranlık, kırılganlık ve gerilim arasında salınan bir ilişkinin duygusal haritasını çiziyor ve Tolstoy’un ahlaki arayışları ile Tolstaya’nın pratik gerçekliği nasıl uzlaştırmaya çalışıyor olduğunu gösteriyor.

Dosya, yalnızca romantik bir anlatı sunmuyor, aynı zamanda yazarın yaratı süreci, vicdan muhasebesi, mülkiyet karşıtlığı ve dini dönüşümü üzerine düşünsel izlerini de açığa çıkarıyor. Tolstaya’nın sabrı, emeği ve eleştirel sesi, Tolstoy’un manevi radikalizmiyle çatışıyor, bu çatışma aile içi rollerin, fedakarlığın ve üretim ilişkilerinin sorgulanıyor olduğunu ortaya koyuyor.

Mektuplar boyunca iki karakterin psikolojik derinliği, gündelik hayatın yükleriyle ve tarihsel bağlamın baskısıyla iç içe geçiyor, böylece özel olan ile düşünsel olan arasındaki geçirgenlik belirginleşiyor. Kitap, edebiyat ile yaşam arasındaki sınırların sürekli yeniden tanımlanıyor olduğunu hissettiriyor ve okuru, büyük bir yazarın arkasındaki görünmeyen emeği, duygusal emeği ve süreklilik talebini fark etmeye çağırıyor.

‘Tolstoy ve Tolstaya: Mektuplarla Bir Hayatın Portresi’ (‘Tolstoy and Tolstaya: A Portrait of a Life in Letters’), özel hayatın mahremiyeti ile kamusal üretimin gerilimini birlikte ele alıyor ve edebi metnin, ev içi emek ve duygusal dayanıklılık olmadan var olamıyor olduğunu sezdiriyor. Tolstoy’un idealleri ile Tolstaya’nın somut yaşam gerçekliği arasında kuruluyor olan bu ilişki, modern yazarlık mitinin arka planındaki insanî kırılganlığı açığa seriyor ve biyografinin, düşünce tarihine kişisel tanıklıklar üzerinden yeni bir derinlik kazandırıyor. Bu yaklaşım, mektubun hem tarihsel belge hem de etik bir yüzleşme alanı olarak işlev görüyor olduğunu bile düşündürüyor.

  • Künye: Lev  Tolstoy, Sofia Tolstaya – Tolstoy ve Tolstaya: Mektuplarla Bir Hayatın Portresi, derleyen: Andrew Donskov, çeviren: Özge Özdemir, İletişim Yayınları, mektup, 595 sayfa, 2025

Özge Özdemir – Geçmişin İzleri (2023)

Altmışlı ve yetmişli yıllar Türkiye tarihinin canlı olduğu kadar çalkantılı, değişken olduğu kadar da acı tatlı bir dolu anıyla hatırlanan, özel bir dönemi.

Peki bu dönemi farklı kılan neydi?

İnsanlarda nasıl bir iz bıraktı ve neler hatırlanıyor?

Özge Özdemir ‘Geçmişin İzleri’nde kapsayıcı, özgün bir anlatı kuruyor.

Dönemin tanıklarının gözünden hayatın ritmini paylaşıyor.

Burada mini etekler, İspanyol paçalar, gür bıyıklar ve kulaklara dolan türlü müzikler de var, Yassıada yargılamaları, sokak çatışmaları ve kavgalı yılların okul anıları da…

Sağcılar ve solcular da var, siyaseti hiç hayatına sokmamış olanlar da…

Kadınlar da var, erkekler de…

‘Geçmişin İzleri’ sadece nostaljik bir bellek anlatısı olmanın ötesine geçen, altmışları ve yetmişleri kültürün, siyasetin, sosyal yaşamın birçok alanını kuşatarak anlatan özgün bir çalışma olarak öne çıkıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Türkiye’nin altmışlı yılları ile bu yılların rüzgârıyla alev alan yetmişlerinin, önceki ve sonraki yıllarla kıyaslandığında önemli bir değişim anına karşılık geldiğini söyleyebiliriz. Bu yirmi yıllık dönem, kerameti kendinden menkul bir değişim olmanın ötesinde siyasal, toplumsal ve kültürel alanların hepsinde birden Türkiye’nin bugününü kuran gelişmelerin zamansal sahasıydı.”

  • Künye: Özge Özdemir – Geçmişin İzleri: Altmışlı ve Yetmişli Yılların Kolektif Belleği, İletişim Yayınları, inceleme, 272 sayfa, 2023

Kolektif – Bir Ahir Zaman Babil’i: Urfa (2021)

Etnik ve kültürel çoğulluyla Urfa, rengârenk bir kaosun canlı ritmidir.

Bu usta işi derleme de, Urfa’nın farklı kimlikleri, hayat tarzları ve kültürleriyle bir ahir zaman Babil’i olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor.

Kitapta,

  • Urfa aşiretleri,
  • Son otuz yılda Urfa’da kalkınma,
  • Urfa’da siyaset,
  • Urfa’da dindarlık,
  • Bir varlık mücadelesi olarak Urfa’da kadın hareketi,
  • “Urfa erkekliği”,
  • Urfa’nın mutfak ve yemek kültürü,
  • Urfa müziği,
  • Halfeti yerel müziği, Halfetili müzisyenler ve sözlü kültür,
  • Ve Çirkin Kral Yılmaz Güney’den İmparator İbrahim Tatlıses’e Urfa’nın kültür ikonları gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Oya Açıkalın, Sedat Anar, Suavi Aydın, Ali Fuat Bilkan, A. Celil Kaya, Erdinç Kineşçi, Özge Özdemir, Furkan Dilben, Fuat Şen, A. Nevin Yıldız ve Eren Yüksel.

  • Künye: Kolektif – Bir Ahir Zaman Babil’i: Urfa, derleyen: A. Nevin Yıldız, İletişim Yayınları, şehir, 336 sayfa, 2021