Karl-Wilhelm Weeber — Roma Henüz Antik Değilken (2026)

Karl-Wilhelm Weeber’in bu kitabı, Antik Roma’yı imparatorlar, komutanlar ve anıtsal yapılar üzerinden değil, gündelik yaşamın sıradan aktörleri üzerinden yeniden okuduğu bir toplumsal tarih çalışması. Yazar, Roma’nın görkemli yüzünün ardındaki geniş toplumsal dünyayı görünür kılarak, kölelerden zanaatkârlara, göçmenlerden yoksullara kadar kentin gerçek taşıyıcılarını merkeze alıyor. Böylece klasik tarihyazımının seçkinlere odaklanan bakışını tersine çevirirken, Roma’nın yalnızca bir imparatorluk başkenti değil, milyonlarca insanın yaşam mücadelesi verdiği canlı bir metropol olduğunu ortaya koyuyor.

‘Roma Henüz Antik Değilken’ (‘Als Rom noch nicht Antike war’), okuru Roma’nın anıtsal meydanlarından dar sokaklarına, kalabalık mahallelerine ve gündelik yaşamın gözden kaçan mekânlarına götürüyor. Barınma koşulları, beslenme alışkanlıkları, çalışma hayatı, ulaşım, temizlik, kanalizasyon sistemi ve umumi tuvaletler gibi konular üzerinden büyük kentin işleyişini ayrıntılarıyla inceliyor. Kent yaşamının yarattığı kalabalık, gürültü, yangın tehlikesi, çevre kirliliği ve altyapı sorunları, Roma’nın ihtişamının ardındaki zorlu yaşam koşullarını gözler önüne seriyor.

Weeber, Roma toplumundaki eşitsizlikleri de kapsamlı biçimde ele alıyor. Kölelerin ekonomik sistem içindeki vazgeçilmez rolünü, azatlıların toplumsal konumunu, küçük zanaatkârların ve gündelik işçilerin geçim mücadelesini, göçmenlerin büyük kentte karşılaştıkları fırsat ve güçlükleri ayrıntılı örneklerle açıklıyor. Engelliler, dilenciler ve toplumun kenarında yaşayan diğer gruplar da kitabın önemli bir parçasını oluşturuyor. Böylece Roma’nın yalnızca seçkinlerin değil, farklı kökenlerden insanların bir arada yaşadığı çok kültürlü ve karmaşık bir toplum olduğu gösteriliyor.

Eser, eğlence kültürünü de toplumsal bağlamı içinde değerlendiriyor. Gladyatör dövüşleri, yarışlar ve kamusal gösteriler yalnızca seyirlik etkinlikler olarak değil; bunların gerektirdiği ekonomik organizasyon, emek, lojistik ve siyasal işlevler bakımından da inceleniyor. Aynı zamanda ticaret ağları, pazarlar, üretim ilişkileri ve kent ekonomisinin işleyişi ele alınarak Roma’nın gündelik hayatını ayakta tutan görünmez mekanizmalar ortaya konuyor.

Weeber, arkeolojik bulgular, yazılı kaynaklar ve gündelik yaşama ilişkin ayrıntıları bir araya getirerek idealize edilmiş Antik Roma imgesini sorguluyor. İmparatorların ve zafer anıtlarının gölgesinde kalan insanların deneyimlerini görünür kılan eser, Roma’yı etten kemikten bireylerin umutları, korkuları, dayanışmaları ve eşitsizlikleriyle yaşayan bir toplum olarak resmediyor. Bu yönüyle kitap, Antik Roma’yı yalnızca siyasal tarihiyle değil, sıradan insanların gözünden anlamak isteyen okurlar için zengin ve ezber bozan bir toplumsal tarih anlatısı sunuyor.

Karl-Wilhelm Weeber — Roma Henüz Antik Değilken
Çeviren: Özlem Özlen Şimşek • Say Yayınları
Tarih • 472 sayfa • 2026

Christina Riggs – Antik Mısır Sanatı ve Mimarisi (2025)

Christina Riggs, Antik Mısır’ın binlerce yıllık tarihini kapsayan zengin sanatsal ve mimari mirasını kısa ve öz bir şekilde sunuyor. ‘Antik Mısır Sanatı ve Mimarisi’ (‘Ancient Egyptian Art and Architecture: A Very Short Introduction’), okuyucuları Antik Mısır’ın tapınaklarından mezarlarına, heykellerinden resimlerine kadar çeşitli mimari eserleriyle tanıştırırken, bu eserlerin kültürel ve dini bağlamlarını da açıklıyor.

Kitapta, Antik Mısır sanatının ve mimarisinin zaman içinde nasıl değiştiği, farklı dönemlerde hangi stillerin öne çıktığı ve bu değişimlerin nedenleri ele alınıyor. Riggs, Antik Mısır sanatının sadece estetik bir ifade biçimi olmadığını, aynı zamanda firavunların gücünü ve tanrılarla olan ilişkilerini simgelediğini vurguluyor. Tapınaklar ve mezarlar gibi mimari yapılar, sadece dini törenler için değil, aynı zamanda firavunların ve rahiplerin otoritesini göstermek için de kullanılıyordu.

Riggs, Antik Mısır sanatının ve mimarisinin sadece Mısır’da değil, aynı zamanda diğer kültürlerde de büyük bir etki yarattığını belirtiyor. Antik Mısır eserleri, günümüzde dünyanın dört bir yanındaki müzelerde sergileniyor ve milyonlarca insan tarafından hayranlıkla izleniyor. Kitap, Antik Mısır sanatının ve mimarisinin günümüzdeki önemini ve etkisini de ele alıyor.

  • Künye: Christina Riggs – Antik Mısır Sanatı ve Mimarisi, çeviren: Özlem Özlen Şimşek, Say Yayınları, sanat, 160 sayfa, 2025

Erich Fromm – Yaşamı Hala Seviyor muyuz? (2024)

Yaşamdaki en önemli şey mutlu olmak değil canlılıktır.

Yaşamdaki en kötü şey acı çekmek değil kayıtsızlıktır.

Fromm’a göre sevgi insanın canlılığına, gelişimine, iyiliğine duyulan aktif ilgiyi kendinde barındırır.

Sevgi yaşamı destekler, canlılığı, oluşu kucaklar.

Ancak yalnızca sevgi yetmez, açık bir bilinçle bu dünya için, insanlar için neyin iyi olduğunu bilmek ve bunu gerçekleştirmek için de aktif bir yönelim içinde bulunmak gerekir.

Oysa günümüzde pasif bir yaşam tarzı kişiliği dayatılıyor.

Bunun yanında her şey performansa, gösteriye indirgenmiş durumda.

Modern insan kendini gerçekten var kılmaktan çok, sahip olunanların sahte değerleriyle eşitleyip kendini otantik ve samimi olarak hayatın merkezine koymaktan çok, yüzeysel bir varoluşun gösteri nesnesi haline gelmiştir.

Bunu yaratan yaşam sevgisinin bastırılıp yerine ölüm sevgisinin merkeze alınmasıdır.

Fromm bu kitapta insanları şiddetin, sahip olma açlığının güdümünde bir dünyanın yıkıcılığına karşı barışa, özgürlüğe, yaratıcılığa, sevgiye, oluşa ve aktif bir hayata çağırıyor.

  • Künye: Erich Fromm – Yaşamı Hala Seviyor muyuz?, çeviren: Özlem Özlen Şimşek, Say Yayınları, psikoloji, 192 sayfa, 2024

Erich Fromm – Psikolog Olmayanlar İçin Psikoloji (2024)

Erich Fromm hayatını insan varoluşunun temel sorularını yanıtlamaya çalışarak geçirdi.

Onun için “insan kimdir?” sorusu doğrudan yaşamanın özüne götürüyordu.

Bu kitapta yer alan yazılar, Fromm’un psikolojik ve toplumsal sorunlara ilişkin temel düşüncelerini aktaran ve ilk kez yetmişli yıllarda Güney Almanya Radyosu’nda yayınlanan konuşmalarına dayanıyor.

Fromm, saldırganlığın kökenlerinin yanı sıra savaşın ruhsal ve politik koşullarını da araştırıyor, toplumumuzdaki bolluk ve bıkkınlığı inceliyor ve psikolojinin işlevlerini psikolog olmayanlar için açıklıyor.

Fromm’un özgün anlatımı ve incelikli dili, insanlara karşı ne kadar derin bir anlayış ve sevgiyle dolu olduğunu gösteriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Her insan yaşamına uygun olan psikolojiyi uyguluyor ve uygulamalıdır. İnsan başkalarının neler yaşadığını bilmek, onları anlamaya çalışmak zorundadır. Hatta başkalarının nasıl davranacağını tahmin etmek zorundadır.”

  • Künye: Erich Fromm – Psikolog Olmayanlar İçin Psikoloji, çeviren: Özlem Özlen Şimşek, Say Yayınları, psikoloji, 200 sayfa, 2024