Ulrich Beck – Risk Toplumu (2025)

Ulrich Beck’in bu eseri, modernliğin artık yalnızca ilerleme ve refah vaadiyle tanımlanamayacağını öne sürerek, çağdaş toplumların karşı karşıya kaldığı yeni tehlikeleri mercek altına alır. Beck’e göre sanayi toplumunun merkezinde üretim yer alırken, günümüz toplumlarının temel sorunu giderek görünmez, küresel ve geri döndürülemez risklerin yönetimi haline gelmiştir.

Beck, “risk toplumu” kavramını geliştirerek nükleer enerji, çevre kirliliği, genetik mühendislik ve iklim krizi gibi modernleşmenin kendi ürettiği tehditlerin artık toplumsal yapıyı şekillendiren başlıca güç haline geldiğini savunuyor. Bu riskler sınıfsal ayrımları aşarak tüm insanlığı etkiler, ancak etkilerinin dağılımı adil değildir. Zenginler riskten kaçar, yoksullar ise onunla yaşamak zorunda kalır. Böylece yeni bir eşitsizlik biçimi doğar: risk eşitsizliği.

‘Risk Toplumu: Başka Bir Modernliğe Doğru’ (‘Risikogesellschaft: Auf dem Weg in eine andere Moderne’), modern toplumun “bilim” ve “teknoloji” aracılığıyla güvenlik ürettiği kadar belirsizlik de ürettiğini vurguluyor. Artık bilimsel bilgi bile toplumda şüphe yaratmakta, uzman görüşleri çatışmakta ve kamuoyu güvenini yitirmektedir. Bu durumda bireyler kendi güvenliklerini kendileri inşa etmek zorunda kalır. Risk toplumu, bireyleri sürekli bir seçim, değerlendirme ve sorumluluk haliyle baş başa bırakır.

Beck, bu yeni modernlik biçiminin sadece bir tehdit değil, aynı zamanda bir dönüşüm potansiyeli taşıdığını da belirtir. Riskler küresel olduğu için, çözüm de küresel dayanışma ve yeni bir siyasal akıl gerektirir. Kitap, modernliğin karanlık yüzünü gösterirken, başka bir modernlik arayışının da yolunu açar: daha açık, daha katılımcı ve daha sorumlu bir toplum tahayyülü.

  • Künye: Ulrich Beck – Risk Toplumu: Başka Bir Modernliğe Doğru, çeviren: Kâzım Özdoğan, Bülent O. Doğan, Minotor Kitap, inceleme, 392 sayfa, 2025

Kayhan Delibaş – Risk Toplumu (2017)

Belirsizliklerin arttığı, korku kültürünün yaygınlaştığı, güven erozyonunun doruğa ulaştığı içinde yaşadığımız dönemi en iyi açıklayan iki kavram, risk toplumu ve belirsizlikler çağı.

Bilhassa son on yılda yaşanan inanılmaz toplumsal dönüşüm, kültürel dünyamızı o kadar etkiledi ki, bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak söylentiler, dedikodular, şehir efsaneleri ve komplo teorilerinin hızla yayıldığı ve toplumsal hayatın her alanına hızla sirayet ettiği görülüyor.

İşte Kayhan Delibaş da bu nitelikli çalışmasında, söylentileri sosyolojik bir perspektiften risk toplumu, belirsizlikler ve güven erozyonu gibi kuramlar çerçevesinden irdeliyor.

Kitap, söylenti, dedikodu, şehir efsanesi ve komplo teorilerilerinin neden bu denli sık ortaya çıkmaya başladıklarını, toplum içinde hangi yollarla yayıldıklarını, nasıl ve neden bu denli geniş bir alanı etkilediklerini ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Kayhan Delibaş – Risk Toplumu, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 320 sayfa

Ulrich Beck – Risk Toplumu (2011)

Alman sosyolog Ulrich Beck, 1986’da yayımlanan ‘Risk Toplumu’nda, risklerin yaşamın her alanına egemen olduğu teorisini ortaya atarak sosyoloji dünyasında büyük yankı uyandırmıştı.

Beck, modernleşmenin, 19. yüzyılda kemikleşmiş olan tarım toplumunu tasfiye edip sanayi toplumunu ortaya çıkarması gibi, bugün de sanayi toplumunun konturlarını lağvedip, modernliğin sürekliliği dahilinde başka bir toplumsal biçim ortaya çıkardığını savunuyor.

Bu yeni toplumsal biçimi “risk toplumu” olarak kavramsallaştıran Beck, modernleşmenin şimdi de, sanayi toplumunun öncüllerini ve işlevsel ilkelerini baltalayarak kendi kendini hedef aldığını belirtiyor.

  • Künye: Ulrich Beck – Risk Toplumu, çeviren: Kâzım Özdoğan ve Bülent Doğan, İthaki Yayınları, sosyoloji, 391 sayfa