Mario Bellatin – Güzellik Salonu (2011)

  • GÜZELLİK SALONU, Mario Bellatin, çeviren: Şevin Aksoy, Notos Kitap, roman, 54 sayfa

 

İspanyol yazar Mario Bellatin, ruhsal ve fiziksel arızaları olan kişilerin çevresinde kurduğu romanlarıyla biliniyor. Bellatin’in elimizdeki kısa romanı da, erkek eşcinsellerin sığındığı bir güzellik salonunda yaşanan trajik olayları hikâye ediyor. Romanın, kadın giysileri giymekten hoşlanan anlatıcısı, bir güzellik salonu sahibidir. Fakat kısa bir süre sonra salon, homofobiklerin saldırılarına maruz kalan erkeklerin sığındığı bir bakımevine dönüşür. Salgın hastalıklarla, egemen cinsiyet anlayışıyla ve eşcinsel düşmanı katillerin saldırılarıyla boğuşan bu erkeklerin sığındığı Güzellik Salonu, şimdi tam bir Ölüm Evi’ne dönüşmüştür.

Patrick Rothfuss – Rüzgarın Adı (2011)

  • RÜZGARIN ADI, Patrick Rothfuss, çeviren: Cihan Karamancı, İthaki Yayınları, roman, 736 sayfa

 

‘Rüzgarın Adı’, Patrick Rothfuss’a dünya çapında ün getiren ‘Kralkatili Günceleri’nin ilk kitabı. Bu fantastik kurgu, baş kahramanı Kvothe’nin evrenin anlamını arama çabasını ve bunu yaparken yaşadığı sıradışı olayları hikâye ediyor. Kvothe’nin anlatımlarıyla yol alan roman, insanın varoluşsal kaygılarını merkeze alsa da, hikâye amansız çatışmalarla da hareket kazanıyor. Böylece Kvothe, hayatın kendisine ne ifade ettiği üzerine düşünürken, aynı zamanda azılı düşmanlarına karşı savaşmaktan da geri durmayacaktır. Roman, hem Kvothe’nin ilginç kişiliği hem de iç içe geçmiş hikâyeler üzerinden ilerlemesiyle keyifli bir okuma vaat ediyor.

Alma Alexander – Jin-Shei Kız Kardeşlik Öyküleri (2007)

  • JIN-SHEI KIZ KARDEŞLİK ÖYKÜLERİ, Alma Alexander, çeviren: Nurduran Duman, Literatür Yayınları, roman, 495 sayfa

 

Alma Alexander’ın ‘Jin-Shei’si Uzakdoğu’da her annenin kızına öğrettiği, sadece kadınlara özgü yazılı bir dilin varlığını sürdürdüğü Syai denen bir ülkede geçiyor. Bu ülkenin başkentinde sekiz kadın yaşar. Bunlardan biri şair, biri imparatoriçe, biri bilge, biri şifacı, biri gezgin, biri savaşçı, biri simyacı ve sonuncusu da asi liderdir. Bu kadınların tümü de, kardeşlik yemini anlamına gelen, kutsal jin-shei ile birbirlerine bağlılık sözü vermişlerdir. Fakat yaşadıkları Syai ülkesinin başkentini vuran deprem, kuraklık ve ülkenin başına musallat olan kötü büyücü, bu kız kardeşlik yeminini acımasız bir sınavdan geçirecektir.

Fahri Erdinç – Kardeş Evi (2007)

  • KARDEŞ EVİ, Fahri Erdinç, Yordam Kitap, roman, 254 sayfa

 

Fahri Erdinç’in ‘Kardeş Evi’nin ilk baskısı 1979 yılında yapılmıştı. 1986 yılında hayatını kaybeden Erdinç, 1940 kuşağından önemli bir isim. Yazarın bu romanı, kendisi Bulgaristan’da yaşarken yazıldı. Yeni doğmuş sosyalist Bulgaristan’da kişisel anlamda yaşadıkları Erdinç’in romanının asıl kurgusunu oluşturuyor. Fakat buna ek olarak, zamanın Soğuk Savaş koşulları, yeni kurulan sosyalist toplumun sorunları da kurgu boyunca okuyucuyu yalnız bırakmaz. Kısa süre önce yayınlanan ‘Acı Lokma’sıyla beraber ‘Kardeş Evi’nin de yeniden yayınlanması, yazarın külliyatına önemli bir katkı sunmuş oluyor.

Hamid Skif – Tehlike Coğrafyası (2007)

  • TEHLİKE COĞRAFYASI, Hamid Skif, çeviren: İsmail Yerguz, İstiklal Kitabevi, roman, 156 sayfa

 

‘Tehlike Coğrafyası’nın yazarı Hamid Skif, aynı zamanda şair de. 1951 yılında Cezayir’in Oran kentinde doğan Skif, Cezayir hapishanelerinde yaşanan işkence ve kötü muamele üzerine yazılar yazdı. Fundamentalistlerin bombalı saldırısı sonucu ailesiyle birlikte ülkesinden kaçmak zorunda kalan Skif, Hamburg’a yerleşti. Skif’in bu romanı, kimlik belgesi olmayan bir adamın aylarca bir hizmetçi odasında yaşamasını hikâye ediyor. Odasının çatı penceresinden insanları izleyen bu sürgün anlatıcı, sıklıkla geçmişini hatırlarken, öte yandan da okuyucuyu sürgünler, mülteciler gibi, “yasadışı” yaşamak zorunda kalmış olanların hayatı üzerine düşünmeye çağırıyor.

Lee Martin – Cennet Nehirleri (2011)

  • CENNET NEHİRLERİ, Lee Martin, çeviren: Meral Gaspıralı, E Yayınları, roman, 271 sayfa

Lee Martin, dokunaklı hikâyesi ‘Cennet Nehirleri’nde, olağanüstü bir olayın iki kardeşin sıradan hayatlarını altüst edişini anlatıyor. Sam Brady’nin hayatı, çocukluk arkadaşı Dewey Finn’in anılarıyla doludur. Brady, Finn’in elli yıl önce bir demiryolu treninin altında kalarak ölmesini bir türlü unutamamaktadır. İnsanlardan olabildiğince uzak durarak yaşayan Brady’yi huzursuz eden başka bir detay da, yıllardır haber alamadığı ağabeyiyle arasında süren büyük yabancılaşmadır. Günün birinde Brady, ağabeyini televizyonda görür. Bu durum, Brady’nin ağabeyiyle olduğu kadar, geçmişindeki acımasız gerçekle hesaplaşmasına da vesile olacaktır.

Edward O. Wilson – Karınca Tepesi (2011)

  • KARINCA TEPESİ, Edward O. Wilson, çeviren: Ahmet Aybars Çağlayan, Sayfa 6 Yayınları, roman, 381 sayfa

 

Edward O. Wilson ‘Karınca Tepesi’nde, doğa aşığı Raff Coddy’nin açgözlü müteahitlerle mücadelesini hikâye ediyor. Cody hayatın anlamını ve güzelliği, Nokobee Gölü civarındaki çam ormanlarında bulur. Hukuk eğitimi almış olan Cody, çevreyi korumak için mahkeme salonlarında da savaşmaktadır. Şimdi onu, zorlu bir sınav beklemektedir. Çünkü ikamet ettiği çevre, para hırsından başka gözlerinin hiçbir şeyi görmediği müteahitlerin iştahını kabartmaktadır ve bunlar, Cody’nin yaşadığı doğal cenneti parsellemek ve asfaltlamak için harekete geçmiştir. Bu durum, şehir planlamacıları, çevreciler ve vaizlerin dahil olduğu bir savaşa yol açacaktır.

Arkadiy Vasiliev – Saat On Üçte, Sayın Generalim (2011)

 

Arkadiy Vasiliev gerçek olaylara dayanan romanı ‘Saat On Üçte, Sayın Generalim’de, demiryolu işçisi olan Andery Martinov’un, Rusların sosyalizmi güçlendirmek amacıyla kurduğu ÇeKa örgütündeki maceralarını hikâye ediyor.

Yalnızca baş karakterin adının değiştirildiği romanda, Lenin, Cerjinski, Sverdlov ve Frunze gibi dönemin gerçek isimleri okurun karşısına çıkıyor.

ÇeKa’daki ilk başarısı, ölü taklidi yapan bir kaçakçıyı yakalamak olan Martinov’un maceraları 1918’den başlayarak İkinci Dünya Savaşı’na kadar uzanır.

Bu dönemde yaşanmış gerçek olaylar ile bu olaylarda rol almış isimlerin kurguda yer alması, romanı belgesel nitelikli kılıyor.

  • Künye: Arkadiy Vasiliev – Saat On Üçte, Sayın Generalim, çeviren: T. Deliorman, Kaldıraç Yayınları, roman, 632 sayfa

Jean Echenoz – Ravel (2007)

Jean Echenoz’un ‘Ravel’i, 1937 yılında hayata veda eden Fransız besteci Maurice Ravel’in son on yılını hikâye ediyor.

Echenoz’un 2006 yılında François Mauriac Ödülü kazanan bu romanı, cümlenin “kendi kendiyle alay ettiği” anı sevdiğini söyleyen yazarın titiz ve muzip tarzının son örneğini oluşturuyor.

Echenoz’un bir bestecinin son dönemlerini hikâye ederken müzikten de olabildiğince yararlanan romanı, müzik ve edebiyatı birleştiren, harmanlayan üslubuyla da dikkate değer.

Metnin, bilinen roman anlayışından sıyrılarak anlatıya yaklaşan yönleriyle, özgün bir okuma sunduğunu belirtelim.

  • Künye: Jean Echenoz – Ravel, çeviren: Beki Haleva, Kırmızı Yayınları,roman, 102 sayfa, 2007

John Connolly – Ölüm Sanatçısı (2007)

  • ÖLÜM SANATÇISI, John Connolly, çeviren: Gizem Genç, Altın Bilek Yayınları, roman, 594 sayfa

John Connolly’nin ‘Ölüm Sanatçısı’, 1999 yılında Los Angeles Times tarafından yılın kitabı seçilmişti. Romanın kahramanı New York polis departmanı dedektifi Charlie Parker, karısının ve kızının aydınlanamamış cinayetleri nedeniyle, şiddet, suçluluk, pişmanlık ve intikam duyguları arasında gidip gelmektedir. Ancak eski partneri ondan kayıp bir kızı bulmasını istediğinde, Parker’ın yolu, ölülerin seslerini duyan siyahi yaşlı bir kadınla kesişecektir. Parker bunun dışında, Gezen Adam diye bilinen ve insan vücudunu tuval olarak kullanan, bir “serikatil sanatçıyla” da mücadele edecektir.