Andrea Levy – Küçük Ada (2007)

  • KÜÇÜK ADA, Andrea Levy, çeviren: Emre Ağanoğlu, Merkez Kitaplar, roman, 495 sayfa

Jamaikalı yazar Andrea Levy’nin ‘Küçük Ada’ isimli bu romanı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1948’de, biri Jamaikalı biri İngiliz iki ailenin yaşamlarını anlatıyor. Queenie Bligh isimli ingiliz kadının evine Jamaikalı kiracıları kabul etmesi komşularının tepkisini çeker. Roman bu birbiriyle yeni karşılaşan iki toplumun yaşadığı çatışma üzerinden İngiltere’nin değişmeye başladığı dönemi, imparatorluğu, önyargıları, savaşı ve aşkı hikâye ediyor. Jamaikalı tarafı temsil eden Gilbert Joseph ve karısı Hortense’in kendi hikâyeleri de romanı ayrıca ilgi çekici kılan yönlerden. Romanın, 2004 yılında, ‘Whitbread Roman Ödülü’ ile ‘Orange Ödülü’ aldığını da belirtelim.

Vonne Van Der Meer – Ada Konukları (2007)

  • ADA KONUKLARI, Vonne Van Der Meer, çeviren: Arnout Seenhoek ve Sevgi Gülen, Gri Yayınları, roman, 221 sayfa

‘Ada Konukları’, Hollanda’nın kuzeyinde bulunan Waddeneiland adasındaki “Duinroos” adlı tatil evine gelen misafirler ile evi yaz sezonuna hazırlayan temizlikçi kadının hikâyesine dayanıyor. Temizlikçi kadın, bu tatil köyüne gelen çok sayıda ismin öykülerini aktarma rolünü üstlenir. Tatil için gelenler birbirlerini tanımazlar. Sadece ev sahibinin kendilerine bıraktığı konuk defterinden ötürü birbirinden haberdar olur. Roman ilerledikçe, tatil köyüne gelen tüm konukların belli bir kriz yaşadıkları ve yaşadıkları krizi atlatmak için burada bulundukları ortaya çıkar. Roman, bu farklı kişiliklerin öykülerini aktarması yönüyle ilgiye değer.

Viktor Pelevin – Dehşet Miğferi (2007)

  • DEHŞET MİĞFERİ, Viktor Pelevin, çeviren: Dilek Şendil, Merkez Kitaplar, roman, 171 sayfa

Viktor Pelevin’in ‘Dehşet Miğferi’ Eski Yunan mitolojisinden bir hikâyeye dayanıyor. Theseus ve Minotauros, klasik bir kahramanlık miti. Theseus, savaşta yenildiği için yedi erkekle yedi genç kızı boğa başlı canavar Minotauros’a yem olması için Girit’e vermekle cezalandırılır. Theseus, Minos’un kızı Ariadne’ye âşık olduğu için bu canavarı bulup öldürmek zorundadır. İşte Pelevin bu kahramanlık öyküsünü, günümüzün başlıca iletişim yollarından biri haline gelen internet ortamına uyarlıyor. Bir otel odasına kapatılmış, nerede olduklarını, oradan nasıl çıkacaklarını bilemeyen sekiz genç, birbirleriyle internette sohbet ederek buradan kurtulmanın yollarını ararlar.

Ray Hammond – Yokoluş (2007)

  • YOKOLUŞ, Ray Hammond, çeviren: Bilal Çölgeçen, İstiklal Kitabevi, roman, 480 sayfa

Ray Hammond, üniversiteler, şirketler ve hükümet için toplumsal ve iş dünyasının eğilimleri üzerine konferanslar veren bir gelecekbilimci. Dolayısıyla kendisinin bu romanı, mesleğinden edindiği deneyimlere dayanan bir gelecek tasavvur ediyor. Roman, 2055 yılındaki dünyanın, karşı karşıya kalacağı büyük bir ekolojik felaketi hikâye ediyor. ABD’nin tüm eyaletleri, Yeni Zelanda, Kanada, Ortadoğu, Arnavutluk, Yunanistan ve tüm Akdeniz çevresi yerle bir olurken, gelişmiş ülkeler, okyanuslardaki dev hurda gemilerde yaşamaya mecbur edilmiş yoksul insanları topraklarına almaya yanaşmaz. Hammond bu kurgusuyla okuyucuyu, dünyayı bekleyen olası bir felaketi düşünmeye çağırıyor.

Philip Roth – Shylock Operasyonu (2010)

  • SHYLOCK OPERASYONU, Philip Roth, çeviren: Aysun Babacan, Ayrıntı Yayınları, roman, 403 sayfa

Tekniğiyle, akla Dostoyevski’nin ‘Öteki’ romanını getiren Philip Roth’un ‘Shylock Operasyonu’, biri sahte öbürü gerçek iki karakterin hikâyesini anlatıyor. Romanın ilk karakteri yazar Philip Roth, tanınmış yazar Aharon Appelfeld’le görüşmek için İsrail’e gider. Fakat tam bu esnada, Philip Roth adında ve kendisini yazar olarak tanıtan bir kişi daha ülkeye giriş yapmıştır. Gerçek yazarın ‘Pipik’ adını taktığı bu ikinci kişinin niyeti, pek masumane değildir. Zira ‘Pipik’, İsrail’de karanlık işlerle haşır neşir bir tiptir. Yazarına PEN/Faulkner Ödülü’nü de kazandıran roman, gerçek ile sahte karakterlerin girift ilişkisini tasvir ediyor.

G. K. Chesterton – Bay Perşembe (2007)

  • BAY PERŞEMBE, G. K. Chesterton, çeviren: Vedat Günyol, Merkez Kitaplar, roman, 186 sayfa

Chesterton, polisiye türün başyapıtlarından olan ‘Bay Perşembe’de, polisiye kurguya, metafizik ve fantastik öğeler katıyor. Dolayısıyla gotik tarz denen ve Edgar Allan Poe’yla özdeşleşmiş bu türün önemli isimlerinden, öncülerinden biri olarak kabul ediliyor. Roman, 20. yüzyılın başındaki İngiltere’de geçiyor. Bu dönemde, kargaşayı fırsat bilen bir grup devrimci, şehrin izbe yerlerinde toplantılar düzenler. Amaçları düzensizlikten yararlanıp anarşi yaratmaktır. Topluluğun yedi üyesi, haftanın yedi ayrı günü ile anılır. Bir tesadüf sonucu aralarına sızan Dedektif Syme’ın, Bay Perşembe kod adını kullanarak eylem planlarını öğrenmeye çalışması romanın başlıca konusu.

Marguerite Duras – Yann Andréa Steiner (2007)

  • YANN ANDRÉA STEINER, Marguerite Duras, çeviren: Esra Özdoğan, Sel Kitapçılık, roman, 111 sayfa

Marguerite Duras, ‘Yann Andréa Steiner’da, on yıl boyunca mektuplaştığı, âşık olduğu ve 1996 yılındaki ölümüne kadar beraber olduğu kitaba ismini veren sevgilisini anlatıyor. Yann Andrea Stéiner, 1970’li yıllarda henüz yirmi yaşındayken Marguerite Duras’ın bir romanını eline alıp kendisinden etkilendi. On yıl süren mektuplaşmalardan sonra genç okur, âşık olduğu yazar ile, o ölene kadar ayrılmamak üzere bir araya gelir. On altı yıl süren bu birliktelik, Duras’ın bu kitabında kurgu ve gerçek iç içe geçtiği bir şekilde okurlara sunuluyor. Duras’ın bilinen yetkin tarzı, bu romandaki şaşırtıcı ve tutumlu dil kullanımıyla daha bir zenginleşiyor.

Luis Alberto Urrea – Sinekkuşu’nun Kızı (2006)

  • SİNEKKUŞU’NUN KIZI, Luis Alberto Urrea, çeviren: Kıvanç Güney, Merkez Kitaplar, roman, 460 sayfa

Şu ana kadar onlarca kitaba imza atmış olan Luis Alberto Urrea, içinde Pulitzer Ödülü de olmak üzere, birçok ödül almış bir isim. Urrea elimizdeki romanında, baş kahramanı Kızılderili Teresa’nın olağanüstü yeteneklerini hikâye ediyor. Yoksul ve sıradan bir kız olan Teresa’nın hayatı, bölgenin en zenginlerinden Tomás’nın kızı olduğunu ve aynı zamanda doğaüstü güçlere sahip olduğunu öğrenmesiyle değişmeye başlar. Teresa, halkın gözünde bir azizeye dönüşür. Fakat Meksika din otoritelerinin kendisini bir azize olarak kabul etmemesi, halkın Teresa etrafında haklarını, kimliklerini sorgulamalarına vesile olacaktır. Teresa hiç tahmin edemeyeceği şekilde, bir devrimin sözcüsü haline gelecektir.

Norbert Gstrein – Öldürme Sanatı (2006)

  • ÖLDÜRME SANATI, Norbert Gstrein, çeviren: Ogün Duman, Can Yayınları, roman, 268 sayfa

Norbert Gstrein ‘Öldürme Sanatı’nı, 1999 yılında Saraybosna’da öldürülen Stern muhabiri Gabriel Grüner’e ithaf etmiş. Gstrein’ın bu romanı, yakın dönemin çok trajik bir savaşını, Yugoslavya’yı parçalanmaya götüren savaşı hikâye ediyor. Romanın kahramanı olan Alman savaş muhabiri, artık haritalardan silinen Yugoslavya’da varoluş nedenini, ahlaki konumunu sorgular hale gelmiştir. Savaşta gözlemci olmanın nesnel olmakla aynı anlama gelmediği ve  hatta tarafsız kalmanın mümkün bile olamayacağı, romanın omurgasını oluşturan başlıca temalar. Türkiyeli okuyucuların ‘İngiltere Yılları’ isimli romanıyla tanıdığı Avusturyalı yazar Gstrein’dan savaş gerçeğine odaklanan bir eser.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Netoçka Nezvanova (2006)

  • NETOÇKA NEZVANOVA, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, çeviren: Ergin Altay, İletişim Yayınları, roman, 217 sayfa

‘Netoçka Nezvanova’, Dostoyevski’nin ilk roman denemesiydi. Fakat yazar, 1849’da Sibirya’ya sürgün edilince roman yarıda kalmış, yazar sürgünden döndükten sonra da hiçbir zaman bu romanını tamamlayamamıştı. Romanın baş kahramanı Netoçka’nın, çilekeş annesi ile deliliğin sınırında, başarısız bir müzisyen olan babası arasında başlayan acılı hayat hikâyesi, Dostoyevski’nin sürgün sonrası yazacağı büyük romanlarının habercisi olarak öne çıkıyor. Zira derin insani acı, aşağılanma, çılgınlık, günah ve kefaret gibi buradaki temalar, Dostoyevski tarzının başat unsurlarını oluşturur. ‘Netoçka Nezvanova’, Dostoyevski düşünüldüğünde, tamamlanmamış bir roman değildir. Çünkü gerçekte eksik değildir. Kitabın sonsözünün de, en ünlü Dostoyevski uzmanlarından biri olan Konstantin Mochulsky tarafından kaleme alındığını da belirtelim.