Kolektif – Fetiş İkâme (2014)

Fetişizm, üç farklı anlama sahip: dini fetişizm, meta fetişizmi ve cinsel fetişizm.

Fetişi mesnetsiz çağrışımları dışında düşünmeyi ve böylece fetiş kelimesinde simgelenen olumsuz çağrışımları silmeyi amaçlayan kitap, Marksizm, psikanaliz, feminizm, kültürel araştırmalar, queer teori gibi perspektiflerden konuyu enine boyuna tartışıyor.

  • Künye: Kolektif – Fetiş İkâme, derleyen: Tuna Erdem ve Seda Ergül, Sel Yayıncılık

Gustave Flaubert–Bibliyomani (2017)

Gustave Flaubert’in başyapıtı ‘Madame Bovary’den çok önce, henüz 14 yaşında iken yazdığı ilk öyküsü.

Gerçek bir olaydan yola çıkarak bu güzel öyküyü yazmış Flaubert, henüz çok erken yaşlarında olmasına rağmen geleceğin büyük bir kalemiyle karşı karşıya olduğumuzu müjdeliyor.

Öykü, Barcelona’nın dar bir sokağında kitap satan Giacomo’nun hikâyesini anlatıyor.

Giacomo, kitapları tutku derecesinde sevmektedir.

Fakat şimdi Giacomo’nun bu tutkusu öyle aşırı bir hal almıştır ki, artık kendisi kitapların niteliklerine bile bakmadan onları biriktirip durmaktadır.

Flaubert’in “Ketum olduğu kadar hayalperest, nemrut olduğu kadar mahzun bir adamdı; tek bir düşüncesi, tek bir sevdası, tek bir tutkusu vardı: Kitaplar.” şeklinde tanımladığı, insanlarla arası hiç iyi olmayan, asık suratlı ve çirkin, kitap biriktirme saplantısıyla boğuşan Giacomo’nun dünyasına hoş geldiniz.

  • Künye: Gustave Flaubert – Bibliyomani, çeviren: Ayberk Erkay, Sel Yayıncılık, öykü, 72 sayfa, 2017

Ferit Edgü – Hakkâri’de Bir Mevsim (2017)

“Söyledim değil mi, teknem kayalara çarpıp battı.

Ve kendimi burada buldum.”

Ferit Edgü’nün ilkin 1977 yılında yayımlanan ‘Hakkâri’de Bir Mevsim’i, bu cümleyle açılıyor.

Özgün atmosferi, sıra dışı karakterleri, gerçekçi ve fantastik öğeleri harmanlamadaki ustalığı ve özellikle olağanüstü dil kullanımıyla öne çıkan roman, yayımlandığı tarihten bugüne Türkiye edebiyatını derinden etkilemiş, yanı sıra dünyanın farklı dillerine çevrilmiş yapıtlardan.

Roman, o zamanlar en fazla eşkıyalık öyküleriyle ülke gündeminde yer edinen, zorlu sosyo-ekonomik ve siyasi şartları pek bilinmeyen ülkenin doğusunu daha görünür kılmasıyla da ayrı bir öneme sahip.

İşte, romanın elimizdeki bu edisyonu, eserin 40. yıl özel baskısı.

‘Hakkâri’de Bir Mevsim’i özel basımı, ciltli, özel kâğıdı ve tasarımıyla görmek ayrı bir güzellik.

Kaçmaz denilen türden, arşivlik bir edisyon.

Künye: Ferit Edgü – Hakkâri’de Bir Mevsim, Sel Yayıncılık, roman, 194 sayfa

Charles Baudelaire – Edebiyat Heveslisi Gençlere Tavsiyeler (2017)

Her yazar adayının, edebiyatın görkemli simalarından öğreneceği çok şey var.

Elimizdeki bu incecik kitap, bunun iyi örneklerinden.

Büyük şair Charles Baudelaire bu kısa metninde, genç edebiyat heveslilerine, kendi yazma deneyiminden damıttığı tavsiyelerde bulunuyor.

“Deneyim denen şey belli bir miktar hatayı içinde barındırır,” diyen Baudelaire, beslendiği temel kaynakları, yazma sürecindeki tıkanıklıkların nasıl aşılabileceğini, eleştirilerin birer ders ve motivasyon aracı olarak nasıl kullanılabileceğini ve şöhretin getirdiği yıkıcı baskıların nasıl azaltılabileceğini irdeliyor.

  • Künye: Charles Baudelaire – Edebiyat Heveslisi Gençlere Tavsiyeler, çeviren: Alper Turan, Sel Yayıncılık, edebiyat, 28 sayfa

Italo Svevo – Boş Zamanlarım (2014)

Erkeğin cinsellikle münasebeti, bazen can yakıcı sonuçlar yaratabilir.

Italo Svevo’nun ‘Zeno’nun Bilinci’nden tanıdığımız kahramanı, yaşlılık durağında cinsel karmaşalarıyla boğuşmaktadır.

Onun için cinsellik, yaklaşan ölümü kandırma ve hâlâ güçlü, muktedir olduğunu gösterme çabasıdır.

Öte yandan hakikat, bir köşede pusuya yatmıştır.

  • Künye: Italo Svevo – Boş Zamanlarım, çeviren: Neyyire Gül Işık, Sel Yayıncılık

David Harvey – Marx, Sermaye ve İktisadi Aklın Cinneti (2017)

Kapitalizmin iktisadı aklı dur durak bilmiyor; önüne çıkan her şeyi tuzla buz eden bir cinnet hali içinde.

Buna karşı ne yapabiliriz, elimizden gelenler nelerdir?

David Harvey’in bu kitabında gösterdiği gibi, bu konuda yapabileceğimiz ilk şey, kapitalizm hakkındaki kavrayışımızı artırmak, onun gündelik hayaten ince detaylarına sinsice sızmış egemenliği konusunda daha çok bilinçlenmektir.

Harvey, kitabında, tarihsel ve güncel gelişmelerle örülmüş bir bakışla, şu soruların yanıtlarını arıyor:

  • Sermayenin ekonomik sisteminin ardındaki mantık nasıl işler?
  • Sermaye gündelik hayatın en ince ayrıntılarına nasıl sızdı?
  • Sermayenin egemenliğine karşı örgütlenme ve direnme imkânlarımız nelerdir?

Harvey, bu sorulara yanıt ararken, Ekim Devrimi’nin 100. yılına girdiğimiz bu dönemde, bizi, geleceğe yön verebileceğimiz başkaldırıların koşul ve imkânları üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: David Harvey – Marx, Sermaye ve İktisadi Aklın Cinneti, çeviren: Esin Soğancılar, Sel Yayıncılık, siyaset, 239 sayfa

Boris Vian – Pekin’de Sonbahar (2017)

Boris Vian’ın henüz yirmi altı yaşındayken yazdığı, fakat oyunbazlığı, dilsel oyunları ve bilinçli anlam bozulmalarıyla dikkat çeken hareketli ve eğlenceli bir hikâye.

‘Pekin’de Sonbahar’, başkahramanı Amadis Dudu’nun Paris’te otobüse binmek için verdiği absürd mücadeleyle açılıyor.

Fakat bu, tüm tuhaflıklarına rağmen daha başlangıçtır.

Zira kahramanımız, tüm çabalarına rağmen işe yetişemeyecek, üstüne üstlük kendini bilindik dünyalara hiç benzemeyen bir garip alem Egzopotamya’da bulacaktır.

Bu gelişme, hikâyenin tam anlamıyla hareket kazandığı, sıra dışı olayların peş peşe dizildiği maceraların yaşanmasını beraberinde getirir.

Boris Vian, kendine has yaratıcılığıyla bize hem hızla akan, hem çok eğlenceli hem tuhaf ve hem de usta işi dil oyunlarıyla göz dolduran bir hikâye sunuyor.

  • Künye: Boris Vian – Pekin’de Sonbahar, çeviren: Alev Er, Sel Yayıncılık, roman, 302 sayfa

Julia Kristeva – Simone de Beauvoir Aramızda (2017)

Simone de Beauvoir, yaşamı ve eserleriyle (1908-1986), kendisini önceleyen ve çevreleyen kadınların özgürlük hareketlerini toparlayıp bir araya getiren, müstesna şahsiyetlerden biri.

Dilbilim, göstergebilim, psikanaliz üzerine yazıları post-yapısalcı teorinin gelişmesinde belirleyici konuma sahip olan Julia Kristeva da bu kitabında, Simone de Beauvoir’ın hayatı ve çalışmaları ekseninde, kadınların dünya çapındaki özgürlük mücadelelerinin izini sürüyor.

Kristeva,

  • Simone de Beauvoir’ın çalışmalarıyla ortaya koyduğu antropolojik devrimin nitelikleri,
  • Beauvoir’ın güncel mirası,
  • Beauvoir’dan önce ve sonra feminist kuramın geçirdiği dönüşümler,
  • Çin’de kadın hakları hareketinin gelişimi,
  • Ve Pakistan’da köktenciliğe karşı Malala Yusufzay’la simgeleşen kadın mücadelesi gibi önemli konu ve meseleleri ele alıyor.

Kristeva bu konuları irdelerken, nüansları ve güncelliğiyle bizi sorgulamaya ve şaşırtmaya devam eden Beauvoir’ın kurucu deneyimini yeniden ve derinlemesine keşfetmeye davet ediyor.

  • Künye: Julia Kristeva – Simone de Beauvoir Aramızda, çeviren: Özgü Berksoy, Sel Yayıncılık, kadın çalışmaları, 118 sayfa

Henri Lefebvre – Ritimanaliz: Mekân, Zaman ve Gündelik Hayat (2017)

Henri Lefebvre’in üzerinde çalıştığı son kitabı olan ve ölümünden sonra yayımlanan ‘Ritimanaliz’, Marksistlerin emek açısından ele aldığı ritmi, döngüsel ritimlerle doğrusal ritimler arasındaki karmaşık etkileşimler bağlamında, insanı ve toplumu kavrayışımıza yardımcı olacak bir felsefe girişimi olarak tasarlıyor.

Lefebvre, kült yapıtı ‘Gündelik Hayatın Eleştirisi’nin üçüncü cildinde, ritimanalizin psikanalizi tanımladığı ya da psikanalizin yerine geçtiğini söylemiş ve “Ritimanaliz, gündelik hayatın bağrında, fiziksel, fizyolojik ve toplumsal olanın kesiştiği yerde bulunur,” demişti.

Ritimlerin, saatlerin, günlerin, müzikal seslerin ve insanın beden hareketlerini esas alıp onları irdeleyen ritimanaliz, Lefebvre’ye göre toplumsal süreçlere, zamana ve gündelik hayata dair bilgilerimizi derinleştirmeye önemli katkıda bulunacaktır.

Düşünüre göre ritimanalizi kullanan bir ritimanalist de, bir senfoni veya bir opera dinler gibi bir evi, bir sokağı, bir şehri de dinleyebilen biridir.

  • Künye: Henri Lefebvre – Ritimanaliz: Mekân, Zaman ve Gündelik Hayat, çeviren: Ayşe Lucie Batur, Sel Yayıncılık, felsefe, 128 sayfa

Kazimir Maleviç – İnsanın Esas Gerçekliği: Tembellik (2014)

Kazimir Maleviç, cennet hakkındaki efsaneleri hatırlatıyor ve sırf bu sebeple de olsa, çalışmanın lanetlenmesi gerektiğini söylüyor.

Selametin çalışmada, üretmede olmadığına inanan yazar, bugün yalnızca sermaye sahiplerinin sahip olduğu tembellik hakkından bütün insanların yararlanması gerektiğini düşünüyor.

  • Künye: Kazimir Maleviç – İnsanın Esas Gerçekliği: Tembellik, çeviren: Ender Keskin, Sel Yayınları