André Gorz – Ekolojinin Kızıl Hattı (2017)

Bireysel özerklik, devrim, gündelik hayatın ve boş zamanın iktisat alanından kurtulması üzerine görüşleri ve iktisat-üretim-yararcılık karşıtı fikirleriyle bildiğimiz André Gorz ile yapılmış ufuk açıcı söyleşiler…

Gorz’un düşünsel kaynaklarını açığa çıkaran söyleşiler, düşünürün Marksizm, fenomenoloji, varoluşçuluk, eleştirel düşünce, ekoloji, hayat, teknik, bilgi, değer ve sermaye gibi konulara dair fikirleri üzerinden ilerliyor.

Kişinin kendi özerkliğini kurmasının ekonomik, toplumsal ve politik yönleri üzerine düşünen Gorz, neoliberal kuşatmanın sınır tanımadığı günümüzde yeni mücadele yolları yaratmanın imkânları üzerine düşünüyor.

André Gorz ile söyleşi yapan isimler ise şöyle: Erich Hörl, Thomas Schaffroth ve Vladimir Safatle.

  • Künye: André Gorz – Ekolojinin Kızıl Hattı, çeviren: Nihan Özyıldırım, Sel Yayıncılık, ekoloji, 101 sayfa

Orhan Türker – Halki’den Heybeli’ye (2008)

Orhan Türker’in elimizdeki çalışması, Halki adasının günümüzün Heybeli’sine dönüşmesini anlatıyor.

Rumca adıyla Halki, Türker’in verdiği bilgiye göre, en erken ve en çabuk Türkleşen İstanbul adalarından.

XIX. yüzyıldan beri adada var olan Deniz Kuvvetleri’ne ait okul ve tesislere ek olarak, adada çok sayıda Türke iş imkânı sağlayan sanatoryumun bunda önemli bir katkısı var.

Türker’in kitabı, önceleri okulları, kiliseleri, manastırları, mezarlığı, sosyal hayatı ve artık tarihe karışmış insanlarıyla, tamı tamına bir Rum adası olan Halki’yi, ardından da günümüzün Heybeli’sini anlatıyor.

Kitap, adaya dair önemli ayrıntıları barındırması ve oldukça kapsamlı olmasıyla ilgi çekiyor.

  • Künye: Orhan Türker – Halki’den Heybeli’ye, Sel Yayıncılık, tarih, 120 sayfa

A. M. Homes – Bizi Bağışla (2014)

Usta yazar A. M. Homes, ödüllü romanı ‘Bizi Bağışla’da, bir burjuva ailesinde yaşanan çatışmadan yola çıkarak Amerikan rüyasıyla hesaplaşıyor.

Orta sınıf bir aileye mensup Harold Silver, kardeşiyle çekişmeli bir ilişki sürdürmektedir.

Fakat son zamanlarda çekişmeleri, fiili bir çatışmaya dönmüştür. Silver bu esnada yaşanan trajik olayların ardından, ailesinin orta sınıf değerleri ve Amerikan rüyasıyla vaat edilenlerle yüzleştiği gibi, ailesinin aslında ne denli kırılgan olduğuna da tanık olacaktır.

  • Künye: A. M. Homes – Bizi Bağışla, çeviren: Yasemin Karalı, Sel Yayıncılık, roman, 596 sayfa

David Graeber – Değer Teorisi: Antropolojik Bir Giriş (2017)

Yakın dönemdeki literatürde sistematik bir “değer teorisi” bulmak aslında zordur ve “değer” terimini kullanan belirli bir yazarın yararlandığı teorik bütünün ne olduğunu anlamak genelde güçtür.

İşte felsefe, iktisat ve antropolojinin bir bireşimi olarak düşünebileceğimiz eldeki kitap, “değer” kavramının köklerine inerek ayakları yere basan bir değer teorisi üretmeye çalışıyor.

Ünlü antropolog Marcel Mauss’un armağan ekonomileri konusundaki araştırmaları ile Marx’ın siyasal iktisat tezlerini harmanlayan Graeber, bu alanda fikir üretmiş pek çok isme başvuruyor ve bunu yaparken de mübadele teorisindeki güncel istikametler, meta fetişizmi ve arzu gibi kavramlar üzerinden “değer” teorisini geniş bir çerçevede irdelemekte.

  • Künye: David Graeber – Değer Teorisi: Antropolojik Bir Giriş, çeviren: Başak Kıcır, Sel Yayıncılık, iktisat, 416 sayfa

John Steinbeck – Ben Bir Devrimciyim (2017)

Büyük yazar John Steinbeck’in Amerikan emekçilerinin zorlu yaşam koşullarının merkezinde yer aldığı, yazarın edebi, kişisel ve siyasi hislerini cesurca ifade ettiği denemeleri.

Sekiz bölüme ayrılan kitabında Steinbeck:

  • Yaşadığı veya ziyaret ettiği mekânlara dair izlenimlerini,
  • Amerika’da farklı sektörlerde çalışan işçilerin zorlu çalışma şartlarını,
  • Göçmen işçilerin beraberinde getirdiği dönüşümü,
  • Yazma üzerine düşüncelerini,
  • Hayatından geçmiş insanlara dair anılarını,
  • Gazetecilik günlerinden öğrendiklerini,
  • Savaş muhabirliği deneyimlerini,
  • Ve Amerika ile Amerikalı olmak konusundaki fikirlerini okurlarıyla paylaşıyor.

Steinbeck’in denemeleri, onun yalnızca bir yazar ve gazeteci olmadığını, aynı zamanda toplumsal meselelere karşı duyarlı ve sözünü sakınmayan dört dörtlük bir devrimci olduğunu bize yeniden hatırlatıyor.

Kendisinden hâlâ öğreneceğimiz çok şey var!

  • Künye: John Steinbeck – Ben Bir Devrimciyim, çeviren: Abdullah Yılmaz, Sel Yayıncılık, 492 sayfa

Marguerite Duras – Yaz Yağmuru (2008)

Fransız edebiyatının önemli isimlerinden Marguerite Duras’nın ‘Yaz Yağmuru’, dahi kahramanı Ernesto’yu ve onun çocukluğunda yaşadıklarını hikâye ediyor.

Duras, kalabalık ve yoksul bir ailede yaşayan Ernesto ve kız kardeşi Jeanne’ın hiçlik ve ölüm fikriyle örülü çocuk dünyalarını, ailenin diğer bireylerini de kurguya dâhil ederek anlatıyor.

Vitry banliyösünde yaşayan kalabalık ailenin çocuklarından Ernesto ve Jeanne, suç ortaklığı yapmışlardır.

Bu suç ortaklığı kısa süre içinde ensest bir ilişkiye dönüşecektir.

Duras, çocukların yaşadığı ilişkiyi, ikisinin dünyayı anlama ve yorumlama çabaları çerçevesinden verir.

Çocukların hisleriyle gerçek dünyanın uyuşmazlığı ise, romanın asıl trajik boyutunu oluşturuyor.

  • Künye: Marguerite Duras – Yaz Yağmuru, çeviren: İsmail Yerguz, Sel Yayıncılık, roman, 137 sayfa

Éric Faye – Nagazaki (2014)

Éric Faye, Fransız Akademisi Büyük Roman Ödülü kazanmış eseri ‘Nagazaki’de, banliyöde yaşayan bir kadının başından geçen tuhaf olayları hikâye ediyor.

Faye, yaşanmış ve haber olarak gazetelerde de yer almış gerçek bir olaydan yola çıkan romanında, yalnız başına bir hayat süren Shimura-san’ın, günün birinde beklenmedik bir biçimde, evindeki nesnelerin yer değiştirmesi, yiyeceklerin kaybolmasıyla girdiği şok halini anlatıyor.

Shimura-san, sanrı görüp görmediği veya bunu yapanların hayaletlerin işi olup olmadığı üzerine düşünürken, evinde gizlenmiş bir kamera bulur. Kamera kahramanımızı, aklından dahi geçiremeyeceği ürkütücü gerçeklere götürecektir.

  • Künye: Éric Faye – Nagazaki, çeviren: Nilda Taşköprü, Sel Yayıncılık, roman, 88 sayfa

Henri Lefebvre – Mekânın Üretimi (2014)

Marksizm içinde ayrı bir yeri bulunduğu kadar, mekân araştırmaları alanında da bir başyapıt olarak kabul edilen ‘Mekânın Üretimi’, mekânın tarih içindeki yolculuğunun sosyal ve siyasi pratikle ilişkisini ayrıntılı bir şekilde irdeliyor.

Mekân üzerine düşünürken, felsefeden tarihe, fizikten metafiziğe, psikanalizden sanata ve dilbilimden ilahiyata, matematiğe kadar pek çok alanı eleştirel bir bakışla gezinen Henri Lefebvre, mekânın toplumsal ve siyasal alana izdüşümlerini tartışıyor.

Lefebvre’in çalışması, yaşadığımız mekânın politik, toplumsal ve pratik izdüşümleri konusunda aydınlanmak ve bu konuda siyaset geliştirmek için iyi bir kaynak.

  • Künye: Henri Lefebvre – Mekânın Üretimi, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, siyaset, 447 sayfa

Ferit Edgü – Biçimler, Renkler, Sözcükler (2008)

‘Biçimler, Renkler, Sözcükler’, Ferit Edgü’nün kimi ressamların yapıtları üzerine kaleme aldığı yazılarını barındırıyor.

Vincent Van Gogh, Pablo Picasso, Henri Matisse, Paul Klee, Gümrükçü Rousseau, Georges Braque, Fernand Léger, Salvador Dali, Paul Cezanne, Constantin Brancusi, Marc Chagall, Alberto Giacometti, Francis Bacon ve Nicolas de Staël, Edgü’nün burada eserlerini irdelediği isimlerden birkaçı.

“Dünyayı sözcüklerle kavramaya, yorumlamaya, sezmeye ve çözmeye çalışanlarla, bunları biçim ve renklerle yapanlar yan yana geldiğinde karşılıklı bir alışveriş gerçekleşir” diyen Edgü’nün kitabı, bu alışverişin bize neler miras bıraktığını irdeliyor.

  • Künye: Ferit Edgü – Biçimler, Renkler, Sözcükler, Sel Yayıncılık, sanat, 169 sayfa

küçük İskender – Elli Belirsiz (2014)

Şiirler ve düzyazı metinlerden oluşan ‘Elli Belirsiz’, küçük İskender’in ellinci yaşı onuruna yayımlanmış.

Ellinci yaşın kutlu olsun, nice yıllara küçük İskender!

 

küçük İskender ‘Ağır Roman’ isimli şiirinde şöyle diyor:

 

“Denizden gelen uğultular

sallarken üç kuruşluk jiletleri

karanlık delikanlıların açgözlü göğüslerine.

 

Rüzgâra yamanmış dolunaylarla

şahlanır itler,

çığlığın çığlığa

 

kanka düştüğü tehlikelerde

 

Raconun kırmızı pelerinini savururken o zarif zamana

sen ki bir gizli öfkeyle hasta olmuş,

incelikli bir haytasın

 

O muhteşem raksına çökerken elâlemin

maaşallah’ları, eyvallah’ları,

güzellik bu be oğlum!

 

şimdilik ölümüne kadar hayattasın.”

  • Künye: küçük İskender – Elli Belirsiz, Sel Yayıncılık, şiir, 160 sayfa