Laurent Lemire – Çılgın Dâhiler (2014)

Bilime büyük katkılar sağladıkları gibi, tuhaf huylarıyla da iz bırakmış isimler.

Gittiği otellerde biri kendisi, diğeri hayalet için olmak üzere iki oda tutan matematikçi Kurt Gödel’den kendini Antarktika’nın imparatoru sanan Nobelli John Nash’e ve hayatını zehirli elma ısırarak sonlandıran Alan Turing’e pek çok isim.

Laurent Lemire, bu ve bunun gibi pek çok bilim insanının ilginç yönlerini paylaşarak keyifli bir bilim tarihi çalışmasına imza atmış.

  • Künye: Laurent Lemire – Çılgın Dâhiler: Arşimet’ten Günümüze Bilimlerin Çılgın Tarihi, çeviren: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi Yayınevi, bilim, 188 sayfa, 2014

Raoul Vaneigem – Gençler İçin Hayat Bilgisi (2020)

 

“Çağımızın tarihi, görmedikleri bir uçurumun kenarına doğru çılgınca koşturan şu çizgi film kahramanlarını akla getiriyor; hayal güçleri ile havada asılı kalıyorlar, ama aşağıya bakıp da nerede olduklarını anlar anlamaz, düşüyorlar.”

Raoul Vaneigem böyle diyor ve günümüzün yönünü kaybetmiş bireyini verili iktidarla yüzleşmeye ve kendine devrimci bir rota bulmaya davet ediyor.

Bizde yeni baskısı yapılan ‘Gençler İçin Hayat Bilgisi’, modern kapitalizmin at koşturduğu bugünün dört dörtlük bir analizini yapıyor ve çoğunluğu esir almış nihilist tüketimciliğe, narsisizmi besleyen gösteri toplumuna ve meta tüketimciliğine karşı neler yapabileceğimizi tartışıyor.

Kitabın ilk bölümü, verili iktidarın sağlam bir resmini çekiyor, ikinci bölümü ise, bu iktidar perspektifini tersine çevirmenin yollarını anlatıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Zorunluluklar toplamı olarak iktidar,
  • Aşağılanma, tecrit, ıstırabın egemen olduğu, çalışmanın çöktüğü bir dünyada yaşamanın en anlama geldiği,
  • Evrensel dolayım olarak iktidar,
  • Teknoloji ve onun dolaylı kullanımının beraberinde getirdiği sorunlar,
  • Baştan çıkarmalar toplamı olarak iktidar,
  • Hayatta kalma hastalığı,
  • Düzmece muhalefet,
  • İktidar karşısında uzam-zaman ve geçmişin düzeltilmesi,
  • Kendini gerçekleştirme, iletişim ve katılımın daha iyi bir dünya kurmak konusunda neden vazgeçilmez olduğu…

Künye: Raoul Vaneigem – Gençler İçin Hayat Bilgisi, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, felsefe, 295 sayfa, 2020

Odile Moreau – Reformlar Çağında Osmanlı İmparatorluğu (2010)

Odile Moreau ‘Reformlar Çağında Osmanlı İmparatorluğu’nda, 1826’da yeniçeri ocağının lağvedilmesiyle başlayan “yeni düzen”in, Osmanlı ordusunun, sürekli bir değişim sürecine girişine nasıl etkide bulunduğunu irdeliyor.

Yazar, yeniçeri ocağının kaldırılmasının ardından, 1876 darbesi, 1908 devrimi ve 1920’lerin başındaki devrimlere kadar, Osmanlı siyasetini kesintiye uğratan askeri reformlar çağını inceliyor.

Moreau, Nizam-ı Cedit hareketinden başlayarak askeri eğitim okullarının açılışı, orduya asker alma usullerinin yeni baştan düzenlenişi ve tüm bu olup bitenlerin toplumdaki yansımaları gibi konulara odaklanıyor.

  • Künye: Odile Moreau – Reformlar Çağında Osmanlı İmparatorluğu, çeviren: Işık Ergüden, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 288 sayfa

Isabelle Leymarie – Salsa ve Latin Caz (2010)

Piyanist ve müzikolog Isabelle Leymarie ‘Salsa ve Latin Caz’ adını taşıyan elimizdeki kitabında, Afro-Amerikan müziğinin ünlü iki türüne, Salsa ve Latin caza odaklanıyor.

Bu müziklerin kökenleri ve enstrümanlarıyla kitabına başlayan Leymarie, Küba’da yirmili ve otuzlu yıllarda icra edilen müziğin belirleyici özelliklerini; New York’ta Latin müziğinin başlamasını; Küba’da müziğin altın çağını; Palladium Balroom ve Latin cazı arasındaki ilişkiyi; devrimden sonra Küba’daki popüler müziği; Boogaloo ve Salsa etkileşimini; Porto Riko ve Santo Domingo müziklerini ve Salsa ile Latin cazının yükselişini anlatıyor.

Leymarie kapsamlı çalışmasında, Latin Amerikalıların büyük bir yoğunluk oluşturduğu New York’un, Salsanın ve Latin cazının merkezi olduğunu; ayrıca Havana, San Juan ve Caracas’ın da, önemli müzik merkezleri haline geldiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Isabelle Leymarie – Salsa ve Latin Caz, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi, kültür, 145 sayfa

Enzo Traverso – Geçmişi Kullanma Kılavuzu (2019)

“Bellek” genellikle tarihin eşanlamlısı olarak kullanılır, ama “tarih-aşırı” bir kategori halini alarak onu ele geçirme yönünde kendine özgü bir eğilim gösterir.

Böylece geçmişi, geleneksel olarak tarih diye adlandırılan disiplininkinden daha geniş ilmekli bir ağın içine alarak, bu geçmişe büyük ölçüde öznellik ve “yaşanmışlık” dozu katar.

Bellek günümüzde Batı toplumlarının kamusal uzamını istila etmiş halde.

En azından Enzo Traverso, böyle düşünüyor.

Traverso bu incelemesinde, bellek ve tarih algımızdaki dönüşümü kayda alıyor.

Geçmişin, şimdiki zamana eşlik ettiğini ve medyanın fazlaca abarttığı, kamusal güçlerin genellikle keyiflerince yönettiği bir “bellek” olarak şimdiki zamanın kolektif imgelemine kök saldığını belirten Traverso, belleğin, “anma takıntısı”na dönüştüğünü ve “bellek mekânları”nın değer kazanmasının, hatta kutsallaştırılmasının gerçek bir “yer tapınması” halini aldığını savunuyor.

Traverso, bundan böyle artık her şeyin bellek oluşturmak anlamına geldiğini ve geçmişin; kültürel duyarlılıklara, etik sorgulamalara ve şimdiki zamanın politik gereklerine göre ayaklanıp yeniden yorumlandıktan sonra kolektif belleğe dönüştüğünü ifade ediyor.

Yazara göre, tarihsel alanlar reklam stratejileriyle kitlelerin beğenisine hitap eden, düzenlenmiş ziyaret yerlerine ve müzelere dönüştürülmüş ve böylece “bellek turizmi” şekillenmiştir.

Kitap, tarih ile bellek arasındaki ilişkileri araştırmayı ve geçmişin kamusal kullanımlarının bazı veçhelerini tahlil etmesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Enzo Traverso – Geçmişi Kullanma Kılavuzu: Tarih, Bellek, Politika, çeviren: Işık Ergüden, İletişim Yayınları, tarih, 136 sayfa, 2019

Henri Lefebvre – Şehir Hakkı (2016)

Kaleme alındığı 1967’de, düşünce tarihindeki şehir algısına özgün bir boyut kazandırdığı gibi, bugün de kentsel hareketlerin, kent çalışmalarının en önemli referans çalışmalarından biri olmaya devam eden bir kitap.

Henri Lefebvre’nin klasik yapıtı, şehirleşme sorununun ana hatlarını ve şehircilik ideolojisini derinlemesine irdelemek açısından iyi bir fırsat.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Mimarlar ve yazarlar kentin insancıl taraflarını ele alırken, devlet bilimsel yaklaşır katıdır. Müteahhitler ise tamamen kenti pazarlama peşinde olmuştur.”

“İnsanlık ancak çözebileceği sorunları önüne koyar, der Marx.”

“Şehirler var, bizler bu şehirlerde yaşıyoruz. Ve ‘Şehir Hakkı’ diye bir hak da var.”

“Şehir (ve kentsellik) teorisine, tarihe ve sosyolojiye zamansal ve mekânsal süreksizliklerin dahil edilmesi, bunları istismar etme hakkını vermez.”

Kent, dağılmış ve yabancılaşmış güncellik halinde, tohum ve potansiyel olarak ayak direr.”

“Kent yaşamından yoksun kalmış işçi sınıfı için pratik dolayısıyla politik bir sorun vardır.”

  • Künye: Henri Lefebvre – Şehir Hakkı, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, kent çalışmaları, 167 sayfa, 2016

José Saramago – Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler (2016)

Bir silah fabrikasında çalışan Artur, fabrikanın İspanya İç Savaşı’ndaki karanlık rolünü keşfedince, hayatıyla trajik bir yüzleşmeye koyulur.

Kitap, Saramago’nun, edebi dünyasına dair ipuçları verecek bu roman için tuttuğu notların yanı sıra, Günter Grass’ın özel çizimlerini de barındırmakta.

  • Künye: José Saramago – Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler, çeviren: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi Yayınevi

Alain Badiou – Biliyorum, Çok kalabalıksınız (2019)

Bu kitabı oluşturan iki metin, Alain Badiou’nun çoğunlukla gençlerden oluşan bir kitleye hitap ettiği iki ayrı konferansa dayanıyor.

İlk metin “Öteki”, ikincisi ise “Siyaset” üzerine ve Badiou, bu iki konu arasında incelikli ve sıkı bağlar kuruyor.

Badiou’nun ‘Gerçek Yaşam’ adlı kitabının devamı olarak da okunabilecek bu eser, kendisinin deyimiyle “gençliği yoldan çıkarmak” amacını güdüyor.

Badiou burada, insanlığın tüm farklılıklarına rağmen müşterek özelliklere sahip olduğunun altını ısrarla çiziyor ve devamında da,

  • Irkçılık belasının müşterekliklerimizi nasıl aşındırdığını,
  • “Fark”ın kutsanıp “aynı”nın düşünce sahasının dışında bırakılmasına neden itiraz etmemiz gerektiğini,
  • Birini diğerine tercih etmektense ikisinin birlikte hareketine odaklanan bir düşünce kurmanın gerekliliğini ve özgürlüğe giden yolun neden bu diyalektik sayesinde inşa edilebileceğini,
  • Sermayenin ayakta kalmak için savaşa nasıl muhtaç olduğunu,
  • Ve olumsuz sloganlara sıkışmış muhalefetin eylem kapasitesini arttırmak için ne gibi taktikler geliştirilebileceğini tartışıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Umut edelim, eyleme geçelim. Dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir kişi –mevcut metnin belirttiği anlamda– doğru siyaseti yapmaya başlayabilir. Sonra da bunun etrafında, yaptığının etrafında konuşabilir.”

“Devlet, hangi biçimde olursa olsun, hiçbir durumda özgürleşme siyasetini temsil edemez ya da tanımlayamaz.”

“Siyaset her koşulda insanlarla birlikte yapılır. Kapitalizmin örgütlediği çeşitli toplumsal ayrımcılık biçimlerine boyun eğilmesi kabul edilemez.”

“Yakın geçmişin en önemli deneyimlerini hatırlamak ve bunların yenilgileri üzerinde düşünmek gerekir.”

  • Künye: Alain Badiou – Biliyorum, Çok kalabalıksınız, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, siyaset, 64 sayfa, 2019

Hamit Bozarslan – Türkiye Tarihi (2015)

Osmanlı’dan günümüze uzanan, eleştirel Türkiye tarihi okuması.

Hamit Bozarslan, tamı tamına on beş bölümden oluşan kapsamlı çalışmasında, Osmanlı’da emperyal mühendislikten Osmanlı’yı güçlü ve aynı zamanda dezavantajlı kılan dinamiklere,  Osmanlı sisteminin çöküşünden Tanzimat ile devleti yeniden örgütleme çalışmalarına ve Kemalist Türkiye’nin doğuşundan başlangıcından bugüne çoğulcu demokrasideki süreklilik ve kopuşları ve bunun gibi pek çok önemli konuyu tartışıyor.

  • Künye: Hamit Bozarslan – Türkiye Tarihi: İmparatorluktan Günümüze, çeviren: Işık Ergüden, İletişim Yayınları, tarih, 444 sayfa, 2015

Martin Page – Samuel Beckett’a Göre Arıcılık (2015)

Kendini Samuel Beckett’ın asistanı olarak tanıtan, fakat yazarla yakından uzaktan ilgisi bulunmayan bir karakterin sıra dışı hikâyesi.

Kahramanımız, gerçekte oldukça kapalı bir hayat yaşamış Beckett’ın özel dünyasına inmekte, oradan onun hobilerine ve hastalıklarına uzanmakta.

Martin Page’in romanı kısa olmakla birlikte ironik yapısı ve çarpıcı cümleleriyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Martin Page – Samuel Beckett’a Göre Arıcılık, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, roman, 85 sayfa, 2015