Keith Donuhue – Çalınan Çocuk (2008)

Keith Donuhue, fantastik romanı ‘Çalınan Çocuk’ta, ifritler tarafından kaçırılan Henry Day isimli çocuk karakterinin maceralarını hikâye ediyor.

Evinden kaçan Henry Day, ormandaki bir ağacın kovuğuna saklanır.

Çocuk, herkesten gizlenerek yaşayan tuhaf ifritler tarafından kaçırılır ve adı da Aniday olarak değiştirilir.

Fakat ifritler aynı zamanda, Day’in ailesine de, onun kılığına girmiş bir arkadaşlarını bırakmışlardır.

Böylece Day, bir yandan ailesini unutmamak, öte yandan yerine geçen ifritin geçmişini ve geleceğini çalmasının önüne geçmek zorundadır.

  • Künye: Keith Donuhue – Çalınan Çocuk, çeviren: Suat Ertüzün, Turkuvaz Kitap, roman, 327 sayfa

Nur Batur – Apo’yla Son Tango (2012)

  • APO’YLA SON TANGO, Nur Batur, Turkuvaz Kitap, siyaset, 285 sayfa

 

Nur Batur’un elimizdeki kitabı, Türkiye’de gün geçtikçe içinden çıkılmaz bir hal alan Kürt sorununu, 1990’lı yıllardan günümüze uzanarak değerlendiriyor. Batur’un birçok belgeden yararlanarak hazırladığı çalışma, 1991-1994 ve 1999 dönemlerinde meydana gelen olayları kapsıyor. 1991’de Erdal İnönü’nün ilk kez Kürt kimliği ile bazı siyasetçilere parlamentonun kapısını açması ve böylece Leyla Zana ile arkadaşlarının meclise girişiyle çalışmasına başlayan Batur, devamında, 1994’te DEP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılışı ve tutuklanışını ve son olarak da 1999’da Abdullah Öcalan’ın yakalanma sürecini ele alıyor.

C. David Heymann – Elizabeth Taylor (2012)

  • ELIZABETH TAYLOR, C. David Heymann, çeviren: Feride Nilgün Aras, Turkuvaz Kitap, biyografi, 477 sayfa

 

New York Times gazetesi yazarı C. David Heymann, kaleme aldığı biyografilerle ünlenmiş isimlerden. Yazarın, dünya sinema tarihinin gelmiş geçmiş en önemli aktrislerinden olan Elizabeth Taylor üzerine kaleme aldığı elimizdeki biyogarifisinin de, bunda payı büyük. Kitabını hazırlarken, çok sayıda insanla görüşen, televizyon ve sinema arşivlerinden yararlanan Heymann, “menekşe gözlü” lakabı takılan bu Holywood yıldızının kapsamlı bir hayat hikâyesini sunuyor. Kitap, Taylor’un hayatının yanı sıra, Marilyn Monroe, Audrey Hepburn, James Dean, Charlie Chaplin, Truman Capote ve Michael Jackson gibi ünlü simaları da ağırlıyor.

Stefan Zweig – Satranç (2012)

  • SATRANÇ, Stefan Zweig, çeviren: Esen Tezel, Turkuvaz Kitap, öykü, 77 sayfa

 

Stefan Zweig’ın ‘Satranç’ı, ruhsal gelgitlerin en iyi tasvir edildiği metinlerin başında geliyor. Öykü, bir yolcu gemisinde, Dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic ile usta satranç oyuncusu Dr. B. arasında gerçekleşen bir satranç müsabakasına dayanıyor. Bu karakterlerin en sıra dışı olanı Dr. B., bir zamanlar Gestapo tarafından bir hücrede aylarca tutulmuştur. Onun satranç dehası, sorguda gizlice edindiği bir satranç kitabındaki oyunları, satranç tahtası olmadan oynayıp bütün oyunları ezberleyebilmesinden gelir. Fakat sorgulama süreci, kahramanımıza bu dehanın yanı sıra, büyük ruhsal sorunlar da armağan etmiştir.

Ian McEwan – Solar (2012)

  • SOLAR, Ian McEwan, çeviren: Kıvanç Güney, Turkuvaz Kitap, roman, 319 sayfa

Ian McEwan ‘Solar’da, küresel ısınma gibi karamsar bir konuya, karakterinin başından geçen gülünç olaylarla bakıyor. Romanın başkahramanı, Nobel ödülü sahibi fizikçi Michael Beard’dır. Ödülün getirdiği ünle küresel ısınma, çevre felaketleri konularında konferanslar veren Beard, aynı zamanda iflah olmaz bir çapkındır. Fakat şimdi, durum biraz kritiktir. Zira beşinci evliliğini yaşadığı şu anda Beard ilk kez aldatılan olmuştur. İşin ilginci, karısına da hâlâ aşıktır. Bu esnada yaşanan bir olay, Beard’in kariyerini de tehlikeye atar. Kahramanımızın tüm geleceği, bu sınavdan başarılı çıkıp çıkmayacağına bağlıdır.

Ferhat Ünlü – Kötü Roman (2011)

  • KÖTÜ ROMAN, Ferhat Ünlü, Turkuvaz Kitap, roman, 399 sayfa

Ferhat Ünlü, son kitabı ‘Kötü Roman’da, eşini kaybeden baş kahramanının, acımasızca dünyayı yeni baştan dizayn etme çabalarını hikâye ediyor. Zengin bir babanın mirasyedi çocuğu olan Barbaros, karısını bir uçak kazasında kaybeder. Bu olayın kendisinde yarattığı acıdan kaynaklı olarak intihar etmeyi düşünen Barbaros, son anda bu kararından vazgeçer. Fakat bu yeni aşama, onu daha iyi bir karakter haline getirmez. Bilakis o, dünyaya bambaşka, kötücül gözlerle bakmaya başlayacaktır. Kendisine, özgün bir ulus yaratmak gibi hastalıklı bir hedef belirleyen Barbaros, bu amaçla masum insanları katledecek terör eylemleri düzenleyecektir.

Christopher Kelly – Attila (2011)

  • ATTİLA, Christopher Kelly, çeviren: Turhan Kaçar, Turkuvaz Kitap, biyografi, 352 sayfa

Tarihçi ve klasik edebiyat uzmanı Christopher Kelly bu kitabında, kimilerinin gaddar, kimilerinin de iyiliksever olarak tanımladığı Hun imparatoru Attila’nın çok yönlü bir biyografisine imza atıyor. Attila, kırıp döken düzensiz göçebe gruplarını disiplinli bir askeri kıtaya dönüştüren parlak bir komutandı. Onun askerleri, 5. yüzyılın ilk yarısında, Romanya’daki Karadeniz kıyılarından Fransa’daki Champagne’deki verimli topraklara, Avrupa’yı boydan boya geçmiş, yaklaşık bin 600 kilometre kat etmişlerdi. Attila bu yönüyle, şimdiye kadar Romalıların karşılaştıkları en korkutucu düşmanlardan biriydi. Kelly, dünya tarihinde iz bırakmış ve yaşamı gibi ölümü de sıradışı olan Attila’nın hayatının ayrıntılarına inerken, aynı zamanda bu dönemde yaşanmış bir casusluk ve karşı istihbarat hikâyesiyle de metnini zenginleştiriyor.

José Saramago – Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş (2011)

  • ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ, José Saramago, çeviren: Mehmet Necati Kutlu, Turkuvaz Kitap, roman, 206 sayfa

1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi José Saramago, kısa bir süre önce, 2010’un haziran ayı ortalarında aramızdan ayrılmıştı. Yazar, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş’ romanında, insanlığın ezeli ve ebedi hayali olagelmiş ölümsüzlüğü hikâye ediyor. Bilinmeyen bir ülkede geçen roman, ölümün yeni yılla birlikte tüm faaliyetlerini durdurmasıyla açılır. İnsanlar artık hiçbir şekilde ölmemekte ve böylelikle çağlar boyu peşinde koştukları ölümsüzlüğe kavuşmuş görünmektedir. Fakat kısa bir süre sonra “ölümsüz ülke”de, korkunç bir sorun başgöstermiştir: ölüm ortalıkta görünmemekle birlikte, yaşlılık, hastalık ve kazalar, insan bedeni üzerindeki etkilerini aynı şekilde devam ettirmektedir. Ölümsüzlük bu aşamada, güzel bir rüyadan, tatlı bir hayalden çok, korkunç bir karabasana dönüşmüştür.

Honoré de Balzac – Altın Gözlü Kız (2011)

  • ALTIN GÖZLÜ KIZ, Honoré de Balzac, çeviren: Aysel Bora, Turkuvaz Kitap, roman, 102 sayfa

‘Altın Gözlü Kız’, meşhur Fransız yazar Honoré de Balzac’ın ‘On Üçlerin Romanı’ isimli serisinin son kitabı. Hatırlanacağı gibi bu serinin daha önceki kitapları, ‘Çakalların Başı Ferragus’ ile ‘Langeais Düşesi’ adlarını taşıyordu. Yazar, Fransız burjuva sınıfına yoğun eleştiriler yönelttiği serinin elimizdeki son romanında ise, sonu tehlikeli biten bir kaçamağı hikâye ediyor. Yazar, bu hikâyeyle ördüğü romanında, Fransa’nın Restorasyon döneminde burjuva kesiminde yaşanan çürümüşlüğü gözler önüne seriyor. Romanın, Balzac’a özgü kara mizahın ve taviz vermeyen, sivri dilli politik eleştirinin en iyi örneklerinden biri olduğunu belirtelim.