Lale Müldür – Güneş Tutulması 1999 (2008)

Geçen yıl ‘Bizansiyya’ isimli romanıyla okurun karşısına çıkan Lale Müldür, yeni yayınlanan ‘Güneş Tutulması 1999’da, Türkiye’yi yasa boğan 17 Ağustos Marmara depremi öncesi ve sonrasında yaşadıklarını şiir aracılığıyla anlatıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“birisi ölüyor öyle mi?

birisi enkaz altında kalıyor

sonsuza gidiyor

ben yürüyorum

yürürken sonsuza

kader de yanımda yürüyor

belki bunlar son şiirler

yürürken

Büyük İstanbul depremine

birileri ölürken

birisi yazıyor, öyle mi?

nasıl bir duygu bu

kader, büyük gözlerle önüne bakmak mı?

yürürken yanımızda büyük

görünmeyen ama korkunç

bir şeyin yürümesi mi?

dünya bize olacak mı yeniden mi? (…)”

  • Künye: Lale Müldür – Güneş Tutulması 1999, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 87 sayfa

Maurus Reinkowski – Düzenin Şeyleri, Tanzimat’ın Kelimeleri (2017)

Maurus Reinkowski’nin nitelikli çalışması ‘Düzenin Şeyleri, Tanzimat’ın Kelimeleri’ en çok da, başta Güneydoğu Avrupa ve Arap dünyası olmak üzere Osmanlı bölgeleri hakkındaki karşılaştırmalı araştırmalara büyük katkıda bulunmasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz.

Yazar bu önemli kitabında, Osmanlı’nın yoğun bir “modernleşme” sürecine girdiği 19. yüzyılda, bu çağdaşlaşma girişimlerinin Osmanlı’nın bir Balkan vilayeti olan Kuzey Arnavutluk ile bir Arap vilayeti olan Cebel-i Lübnan’daki nasıl sonuçlandığının bir karşılaştırmalı analizini sunuyor.

Bu iki bölge, tahmin edileceği gibi etnik, dini, toplumsal ve coğrafi yönleri bakımından birbirinin tam zıddı iki yer olarak öne çıkıyor.

Reinkowski, Osmanlı’nın bu iki coğrafyada merkezi otoriteyi nasıl mukim kıldığını ve birbirine zıt bu iki coğrafyadan hareketle, imparatorluğun reformlar aracılığıyla etnik ve dini bakımdan birbirine düşman toplulukları hemşehrilik bağıyla nasıl bir araya getirdiğini tartışıyor.

  • Künye: Maurus Reinkowski – Düzenin Şeyleri, Tanzimat’ın Kelimeleri, çeviren: Çiğdem Canan Dikmen, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 352 sayfa

Louis-Ferdinand Céline – Taksitle Ölüm (2017)

Keskin, korkusuz ve coşkun üslubuyla bildiğimiz Louis-Ferdinand, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de asıl olarak ‘Gecenin Sonuna Yolculuk’un yazarı olarak haklı bir üne sahip.

Edebiyat tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen bu başyapıtında yazar, konuşma dilini ve argoyu kullanmasıyla edebiyatta bir devrim yaratmıştı.

Bilindiği gibi, Céline’in ‘Profesör Y ile Konuşmalar’ adlı kitabı da Türkçeye çevrilmiş durumda.

Bu iki kitaba eklenen, Céline’in ‘Taksitle Ölüm’ü ise, yazarın dilimizdeki külliyatına önemli bir katkı.

Bu roman ilk olarak 1936 yılında yayımlandığında, dönemin eleştirmenleri tarafından adeta topa tutulmuştu.

Fakat aradan geçen zaman, romana dair algıyı dönüştürdü.

Öyle ki günümüzde eleştirmenler, ‘Taksitle Ölüm’ü Céline’in başyapıtı olarak kabul ediyor.

Yazar, yoğun otobiyografik izler barındıran bu romanında da, bu sefer karşımıza ezeli kaybeden Ferdinand’ı ve onun yaşadığı olayları getiriyor.

Adım adım yok oluşa, tükenişe doğru yol alan Ferdinand, bizi dönemin Paris sokaklarında bir gezintiye çıkarıyor ve buradaki hayat kadınlarının, kötülerin, kaybedenlerin, suçluların dünyalarından ilgi çekici portreler sunuyor.

‘Taksitle Ölüm’, kaybedenlerin, kaybetmeyi tercih etmiş olanların çarpıcı hikâyesidir.

  • Künye: Louis-Ferdinand Céline – Taksitle Ölüm, çeviren: Simlâ Ongan, Yapı Kredi Yayınları, roman, 544 sayfa

Christopher Isherwood – Gelip Geçerken (2017)

Kimilerinin Christopher Isherwood’un en iyi romanı olarak övdüğü ‘Gelip Geçerken’, 1920’lerden 1950’lere Batı dünyasının sıkıntılı dönemlerinden hikâyeler sunuyor.

Almanya, Yunanistan, İngiltere ve Amerika gibi farklı coğrafyalarda geçen, aynı zamanda kozmopolit vurgularıyla öne çıkan roman, sıra dışı karakterleri, şaşırtıcı kurgusu ve ilginç olaylarıyla dikkat çekiyor.

Bir Alman şehrinde yalnız başına, kendini işine adayarak yaşayan Mr. Lancaster,

Doğup büyüdüğü İngiltere’den bir Yunan adasına kaçarak burada kendine yepyeni bir yaşam kuran Ambrose,

En büyük tutkusu macera olan, eğlenmeyi ve gezmeyi seven masum ruhlu Waldemar,

Ve renkli bir gece hayatı yaşayan, eğlence ortamlarının vazgeçilmez ismi Paul, romanda karşımıza kimi karakterler.

Romanın anlatıcısı, gördüğü bu birbirinden farklı karakterlerin dünyasına iniyor ve Avrupa’yı bir uçtan diğer uca kat ederek dönemin şahane bir fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Christopher Isherwood – Gelip Geçerken, çeviren: Yeşim Seber, Yapı Kredi Yayınları, roman, 332 sayfa

Ekmeleddin İhsanoğlu – Osmanlı Bilim Mirası (2017)

Genel olarak tarihçiler, özel olarak da bilim tarihçileri, Osmanlı bilim çalışmalarında kayda değer gelişmeler olmadığı konusunda hemfikirdir.

Bu teze temelden karşı çıkan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun, kapsamıyla da ayrıca dikkat çeken elimizdeki çalışması, Osmanlı zamanında aritmetik, cebir, astronomi, tıp, eczacılık, fizik, kimya, coğrafya gibi alanlarda yapılan çalışmaları kayda almasıyla önemli.

52 ülkeden 527 koleksiyon ve kataloğun taraması sonucunda ortaya çıkan bu iki ciltlik çalışma, hem bilim tarihi alanında değerli bir çalışma, hem de Osmanlı ve İslam medeniyetinin gelişimini ortaya koymasıyla önemli.

30 yıl önce, Ekmeleddin İhsanoğlu, Ramazan Şeşen, M. Serdar Bekar, Gülcan Gündüz ve Veysel Bulut tarafından hazırlanan ‘Osmanlı Bilim Literatürü Tarihi’, bu alandaki çalışmalar için halen altın değerinde.

Söz konusu çalışmanın nitelikli bir özeti olan ‘Osmanlı Bilim Mirası’ ise, hem bilim dünyasına hem öğrencilere hem de genel okuyucuya hitap ediyor.

  • Künye: Ekmeleddin İhsanoğlu – Osmanlı Bilim Mirası, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 2 cilt, 1556 sayfa

James George Frazer – Altın Dal: Dinin ve Folklorün Kökleri (2017)

Antropolojinin kurucu isimlerinden Sir James George Frazer’dan, toplumların barbarlıktan uygarlığa geçiş sürecinin enfes bir hikâyesi.

Hem adını hem de çıkış noktasını Joseph Mallord William Turner’ın meşhur tablosu ‘Altın Dal’dan alan çalışma, insanlığın bugünkü duruma erişmesinde yabanılların ne denli önemli ve belirleyici roller üstlendiğini gözler önüne sermesiyle önemli.

Yazar çalışmasında, insanlığın uzun yıllara yayılan barbarlıktan uygarlığa geçme hikâyesinde düşünme biçiminin, insanla ve doğayla ilişki kurma şeklinin nasıl gelişip dönüştüğünü ve bu hikâye içinde mitoloji, din, folklor, büyü, ölüm ve tanrının nasıl kendi rollerini üstlendiklerini araştırıyor.

İlk kez 1890 yılında yayımlanan kitap, antropoloji alanında bir klasik.

  • Künye: James George Frazer – Altın Dal: Dinin ve Folklorün Kökleri, çeviren: Mehmet H. Doğan, Yapı Kredi Yayınları, antropoloji, 468 sayfa

Niki Walker – İnsanlar Neden Savaşır? (2017)

“Düşman, hikâyesini duymadığımız kişidir.”

Çocukları çatışma ve savaş hali konusunda aydınlatan elimizdeki kitap, Amerikalı barış aktivisti ve yazar Gene Knudsen Hoffman’ın bu sözüyle açılıyor.

Kitapta, şu soruların yanıtları aranıyor:

  • Çatışma nedir?
  • Çatışmalar neden çıkar?
  • Çatışmalar nasıl ve neden savaşlara dönüşür?
  • Çatışmalara, savaşlara karşı barış nasıl inşa edilir?

Çatışmaların, anlaşmazlıkların çıkış nedenleri ve nasıl aşılabileceği konularında çocuklarla genç okurları ziyadesiyle tatmin edecek bir kitap.

  • Künye: Niki Walker – İnsanlar Neden Savaşır?, çeviren: Şahika Tokel, Yapı Kredi Yayınları, çocuk, 80 sayfa

Italo Calvino – Küçüklere Masallar (2014)

Çocuklarla arası hep iyi olmuş Italo Calvino’dan, beş İtalyan masalı.

Masalların harikalar diyarında, kristal horozdan küçük kazlara, çuvaldaki çocuktan kambur adama, pek çok büyülü karakterle tanışıyoruz.

Giulia Orecchia’nın en az masallar kadar hayal gücünü besleyen güçlü resimleri de, kitabın diğer hediyesi.

  • Künye: Italo Calvino – Küçüklere Masallar, çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu, Yapı Kredi Yayınları

Warren H. Winkler – İki Doktor Bir Yolculuk (2014)

Orta Anadolu’da yirmi köyden oluşan bir topluluğun tıbbi gereksinimlerini karşılamak için yola çıkan iki doktor.

Amerikalı Dr. Winkler ile doktorluğu kendi anlayışları ile icra etmeye çalışan Kayserili “Tohtur” Salih.

Anılar, 1950, 1960 ve 1970’li yılların Anadolu’su hakkında dikkat çekici detaylar sunuyor.

  • Künye: Warren H. Winkler – İki Doktor Bir Yolculuk, çeviren: Yalçın Varnalı, Yapı Kredi Yayınları

André Aciman – Sekiz Beyaz Gece (2008)

Noel partisinde tanışan bir adamla kadının, duygusal karmaşalar, gerilim ve tutkuyla ilerleyen ilişkisi.

Partiden sonraki yedi gün boyunca, her akşam sinemada buluşan ikilinin erkek tarafı, başlarda fazlasıyla temkinlidir.

Fakat kısa bir süre sonra, kadın ve erkeğin iletişimi görkemli bir mecraya doğru evrilir.

  • Künye: André Aciman – Sekiz Beyaz Gece, çeviren: Z. Ceyil Özmen, Yapı Kredi Yayınları