Deniz Üçbaşaran ve Arslan Sayman – Şarkı Söyleyen Berber (2014)

‘Şarkı Söyleyen Berber’, aynı yerde iş yapan Meraklı Berber ile Şarkı Söyleyen Berber arasındaki tatlı rekabeti hikâye ediyor.

Meraklı Berber, tüm çabalarına rağmen, işlerini bir türlü rayına koyamamaktadır.

Bunun esas nedeni de, civardaki çocukların Şarkı Söyleyen Berber’i tercih etmesidir.

Kahramanımız, merakına yenilerek Şarkı Söyleyen Berber’in başarısının sırrını öğrenmeye karar verir.

Fakat bu merakın bedeli ağırdır. Zira Meraklı Berber, hem bıyığını hem de çok sevdiği kâkülünü kaybedecektir.

Komik mi komik, sıcak mı sıcak bir hikâye.

  • Künye: Şarkı Söyleyen Berber, öykü ve resimleyen: Deniz Üçbaşaran, yazan: Arslan Sayman, Yapı Kredi Yayınları, çocuk, 32 sayfa

Onat Kutlar – Senaryolar (2014)

Eksikliğini hep hissedeceğimiz yazarlarımızdan Onat Kutlar, 1950 kuşağının en yetenekli öykü yazarlarından olmasının yanı sıra, kurduğu Sinematek ile Türkiye sinemasına ve genç yönetmenlerin yetişmesine muazzam katkılarda bulunmuştu.

Bu kitap, Kutlar’ın sinema serüveninin bir parçası olan senaryolarını bir araya getiriyor.

Kitapta, Kutlar’ın ‘Yusuf ile Kenan’, ‘Hazal’ ve ‘Hakkâri’de Bir Mevsim’ adlı senaryoları ile ‘Kuyucaklı Yusuf’, ‘Kürk Mantolu Madonna’ ve ‘İstanbul’ isminde üç sinopsisi yer alıyor.

Kutlar, sağlığında senaryolarını yayınlamayı düşünmüş, fakat farklı nedenlerle buna fırsat bulamamıştı.

Bu kitapla, Kutlar’ın o hayali de gerçekleşmiş oldu.

  • Künye: Senaryolar, Onat Kutlar, Yapı Kredi Yayınları, senaryo, 275 sayfa

 

 

Oya Uysal – Kimselerin Akşamı (2008)‏

İlk şiiri 1968 yılında yayınlanan Oya Uysal, 1997 Ceyhun Atuf Kansu ile 1999 Cemal Süreya şiir ödüllerine de değer görülmüştü.

Uysal’ın kitaba adını veren şiirinden bir alıntı:

 

“Döndün yine, yeryüzünde kırık bir gülümseme, yorgun,

bakışlardaki hasetten gördün ve bildin işte,

zoruna gitse de gururdan ibaret ruhunun.

 

Şimdi sen adının ardında bir soru imi,

kibrinle çevrilmiş bahçende gezin

istenmeyeni oldun nasıl olsa herkesin.

 

Sen. Kimselerin akşamı,

kendi cehenneminden cennet yaratan ermiş.

Başını çevirip baksan

durup soluklanıyor gölgene yetişemeyen

sokak (…)”

  • Künye: Kimselerin Akşamı, Oya Uysal, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 59 sayfa

 

Italo Calvino – Amerika’da Bir İyimser (2017)‏

İtalyan edebiyatının büyük ustası Italo Calvino, romanlardan öykülere, denemelerden edebiyat üzerine yazılara bize muazzam yapıtlar armağan etti.

Calvino’nun gezi yazılarından oluşan ‘Amerika’da Bir İyimser’ de, ilk kez ve nihayet Türkçede!

Calvino, Amerika’ya ilk yolculuğunu Kasım 1959’da gerçekleştirdi. Ve daha ilk ziyaretinde buraya hiç kanı kaynamadı.

Amerika’yı bayağılıklarla dolu bir yer olarak tanımlayan Calvino, şöyle demekten de kendini alamıyor: “O Amerika ki geleceği düşünmeyi bilmiyor, yine de hepimizin geleceğinin öylesine geniş bir bölümünü içinde barındırıyor…”

Bugün Calvino’nun yaklaşık altmış yıl önce söylediği bu sözlere baktığımızda, kendisinin ne kadar öngörülü olduğu açığa çıkıyor.

İnsanlar da değişir, şehirler de. Calvino’nun gezi izlenimlerine baktığımızda, Amerika’nın fazla değişmeyip dünyanın geri kalan kısmının artık Amerikanlaştığını düşünmemek elde değil. Bu yazılar, yalnızca Amerika için değil, dünyanın geri kalan kısmının bugünkü vaziyetini daha iyi anlamak için de okura önemli ayrıntılar verecek.

Calvino bu yolculuklarında kent merkezleriyle sınırlı kalmayıp çok sayıda eyaleti de gezmişti. Yazarlar, yayıncılar ve menajerlerin yanı sıra, iş adamları, sendikacılar ve insan hakları aktivistleriyle de görüşmüştü.

Martin Luther King de, Calvino’nun bu dönemde tanıştığı isimlerden biri olacaktı.

  • Künye: Amerika’da Bir İyimser, Italo Calvino, çeviren: Neyyire Gül Işık, Yapı Kredi Yayınları, gezi, 208 sayfa

Peter Ackroyd – Troya’nın Düşüşü (2008)‏

  • TROYA’NIN DÜŞÜŞÜ, Peter Ackroyd, çeviren: Mehmet H. Doğan, Yapı Kredi Yayınları, roman, 207 sayfa

Peter Ackroyd ‘Troya’nın Düşüşü’nde, hayalperest kahramanı Heinrich Obermann’ın hikâyesini anlatıyor. Ackroyd’un Obermann karakteri, bir zamanlar Türkiye’ye gelerek Ege kıyılarındaki Hisarlık’ta arkeolojik kazılar yapan Alman arkeolog Heinrich Schliemann’ın ta kendisidir. 1860’ların sonunda, Homeros’un İlyada’da anlattığı Troya’nın Hisarlık olduğuna inanan Schliemann, bunu ispatlamak için Troya’da kazılara başladı. Schliemann aslında tam bir hayalperestti. Zira tezinin doğruluğunu kanıtlamak için kimi zaman aşırıya da kaçarak bilimsel olmayan yollara başvurmaktan çekinmemişti. İşte roman, Obermann karakteri üzerinden, Schliemann’ın ünlü hikâyesine yeniden hayat veriyor.

 

Gonca Özmen – Belki Sessiz (2008)

  • BELKİ SESSİZ, Gonca Özmen, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 76 sayfa

Gonca Özmen, şiir ve inceleme dalındaki birincilik ödülleriyle, genç yaşında önemli başarılara imza atmış bir isim. ‘Belki Sessiz’, kendisinin daha önce yayınlanan ‘Kuytumda’ isimli eserinden sonraki ikinci şiir kitabı. Kitaba adını veren şiir şöyle: “Geceye hazırlanıyor orman / Yavaş yavaş soyunuyor yeşili // Bir kuşun bir buluta karışmış düşü // Rüzgâr yine kayalardan söz ediyor / Rüzgâr gezip gördüğü yerleri anlatıyor // Bu sefer akar belki sözcükler diyorum / Yağmurla boşanır tenin arzusu // Belki şaşırır vaktini ezanlar ve ölümler / Nasılsa çiçek açar bir çocuğun kesik kolu // Ey dünya, küçüldükçe küçüldün içimizde // Durmadan birikiyor söz balçığı / gölün dibinde // Durmadan sesini yitiriyor her şey”

Bülent Tanör – Anayasal Gelişme Tezleri (2008)

  • ANAYASAL GELİŞME TEZLERİ, Bülent Tanör, Yapı Kredi Yayınları, hukuk, 174 sayfa

Bülent Tanör’ün ‘Anayasal Gelişme Tezleri’, Türkiye’nin anayasal gelişimindeki ana çizgileri toplu bir bakışla değerlendiriyor ve bu tezlere dair kişisel görüşlerini paylaşıyor. Kitap, yalnızca anayasal gelişme tezlerini değil, tezlerin anayasayı aşan, toplumsal ve siyasi gelişmeleri de içine alan anlam ve kapsamlarını irdeliyor. Tanör, Türkiye’nin yüz yıllık anayasal gelişme tezlerini; Kemalist anayasal gelişme tezleri, gelenekçi-İslamcı anayasal gelişme tezleri, popülist anayasal gelişme tezleri ve Sosyalist anayasal gelişme tezleri gibi bölümlere ayırarak anlatıyor.

 

Nuri Pamir – 316 Gün (2014)

  • 316 GÜN, Nuri Pamir, hazırlayan: Puna Pamir ve Erhan Çiftci, Yapı Kredi Yayınları, anı, 322 sayfa

Önemli bir tanıklık olan ‘316 Gün’, Albay Nuri Pamir’in Kore Savaşı günlüklerini ve mektuplarını bir araya getiriyor. Nuri Pamir, Kore’deki Türk Silahlı Kuvvetler Komutan Muavini olarak 1952 yılında cephede vurulup ölmüştü. Pamir, Kore’de kaldığı 316 gün boyunca günlük tutmuş, eşi Meliha Pamir’le mektuplaşmıştı. Kitapta yer alan bu belgeler, Kore Savaşı’na dair bilinmeyen pek çok ayrıntıyı barındırmasıyla önemli bir tarihi belge niteliğinde. Kod adı “Küçük Kartal” olan Pamir, birliğiyle Kore’ye hareket edişini, buradaki atmosfere dair gözlemlerini, savaşın kimi kritik aşamalarını, ailesine ve Türkiye’ye duyduğu özlemi anlatıyor.

Peter Watson – Fikirler Tarihi (2014)

  • FİKİRLER TARİHİ, Peter Watson, çeviren: Kemal Atakay, Barış Pala, Bahar Tırnakçı vd., Yapı Kredi Yayınları, tarih, 1083 sayfa

Peter Watson, kapsamlı çalışmalarının ürünü olan ‘Fikirler Tarihi’nde, iki milyon yıl öncesinden modernizme entelektüel tarihin dönüm noktalarını kayıt altına alıyor. Kitapta, dilden önceki imgelem dünyası; dilin ortaya çıkışı; bilimin, felsefenin ve insan bilimlerinin doğuşu; Bağdat ve Toledo’daki felsefe çalışmaları; Çin’in bilgin-seçkinleri; öğrenimin yayılması; sekülerliğin sahneye çıkışı; coğrafi keşifler ertesinde karşılaşılan Yenidünya’nın “yerli” aklı; protestanlığın düşünsel etkisi; Amerika’nın icadı; Rönesans deneyimi; milliyetçilik ve emperyalizm; modernizm ve Freud’un bilinçdışını keşfi konuları yer alıyor.

Seyit Göktepe – Ben Ol da Gör (2008)

  • BEN OL DA GÖR, Seyit Göktepe, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 134 sayfa

‘Defter ve Çikolata’ ile ‘İlkyazların Anısıyla’, Türkiye öykücülüğünün genç isimlerinden Seyit Göktepe’nin ‘Ben Ol da Gör’ isimli kitabından önce yayınlanan öykü kitaplarıydı. Göktepe’nin bu kitabında yer alan öyküler, yazarın daha önce yayınlanan öykülerinden de bilindiği gibi, daha çok kendine özgü simgesel anlatımıyla öne çıkıyor. “Karanlığı dinliyordum. İçinde geçmişime dair hiçbir şeyin olmadığı bir karanlığı. Yeni bir öyküye başlayabilmem için hediye edilmiş mis kokulu bir defter gibiydi gece,” diyen Göktepe, üçüncü kitabıyla, kendine has öykü anlayışını zenginleştiriyor.