Rick Hanson – Beynin Mutluluk Ayarları (2016)

Beynimizin olumlu duygulardan ziyade kötü deneyimlere daha fazla ağırlık verdiği, yeni bir bilgi değil.

Nöropsikolog Rick Hanson da, bu gerçekten yola çıkarak beynimizi daha kendine güvenen, rahat ve huzurlu bir beyne dönüştüreceğimizi vaat ettiği, her gün birkaç dakikada uygulanabilecek bir dizi alıştırma sunuyor.

  • Künye: Rick Hanson – Beynin Mutluluk Ayarları, çeviren: Kemal Atakay, Okuyan Us Yayınları

Maurizio Ferraris – Yeni Gerçekçilik Manifestosu (2019)

Postmodernizm, özgürleştirici amaçlarla yola çıkarken nasıl olup da itaat düzenine evrildi?

İtalyan felsefeci Maurizio Ferraris’in bu harika çalışması, sıkı bir postmodernizm eleştirisi ortaya koymakla kalmıyor, hakikat sonrası çağda popülizmin felsefi temellerinin neler olduğunu da ortaya koyuyor.

Bunu yaparken Nietzsche, Heidegger, Foucault, Lyotard, Feyerabend ve Derrida’nın fikirlerini kapsamlı ve eleştirel bir bakışla tartışan Ferraris, postmodernizmin ideolojik sonuçlarının bizi getirdiği dehşetli sapağı tespit ediyor ve hakikat sonrası çağda yolumuzu aydınlatacak bir felsefenin imkânları üzerine derinlemesine düşünüyor.

“Hatalarımızdan ders alırız ya da en azından başkaları ders alır. Hakikate veda ederek, ‘İktidar’a karşılıksız bir armağan vermekle kalmaz, büyük ölçüde insanın yanılsama ve büyüye karşı elindeki yegâne özgürleşme şansından –yani gerçekçilikten– vazgeçmiş oluruz.” diyen Ferraris, çıkış yolu olarak ne pozitivizme ne de postmodernizme yaslanan, özgün bir eleştirel felsefenin nasıl olabileceğini irdeliyor.

Ferraris için yeni gerçekçilik, eleştirel bir yön değişiminin adıdır ve bununla da toplumsal gerçekliği somut bir analiz ve dönüşüm zeminine çevirebilmek mümkündür.

  • Künye: Maurizio Ferraris – Yeni Gerçekçilik Manifestosu, çeviren: Kemal Atakay, Kolektif Kitap, felsefe, 119 sayfa, 2019

Laura Mulvey – Yurttaş Kane (2016)

Orson Welles’in bir gazete patronunu hicvettiği, sinema tarihine yön vermiş Yurttaş Kane filminin çok katmanlı yapısını adım adım çözümleyen bir inceleme.

Filmi psikanalitik bir sorgulamaya tabi tutan Laura Mulvey, Welles’in siyasi duruşu ile filminin tematik ve stilistik zenginliğini iç içe bir bakışla yorumluyor.

  • Künye: Laura Mulvey – Yurttaş Kane, çeviren: Kemal Atakay, Alfa Yayınları

Giorgio Agamben – İçeriksiz Adam (2019)

İtalya’nın önde gelen düşünürlerinden Giorgio Agamben ‘İçeriksiz Adam’da, modern çağda sanatın durumu üzerine düşünüyor.

Hegel’in, sanatın ruhsal işlevini tükettiği ve ruhun kendi gelişiminde sanatın yerinin eskisi denli güçlü olmadığı tezini dikkate alan Agamben, buna karşılık sanatın yok olmaktan ziyade belirsiz bir şekilde de olsa varlığını nasıl sürdürdüğünü tartışıyor.

Modern estetiğin doğuşu, sanatçı izleyici, form ve madde gibi konular etrafında tartışmasını yürüten Agamben, estetik teori tarihinin Kant’tan Heidegger’e kadar yaratıcı bir yorumunu sunuyor ve dahası, modern müzenin doğuşu ve sanat ile terör arasındaki ilişki gibi konularda özgün bakış açıları geliştiriyor.

Modern çağda sanatın kaçınılmaz kaderi olarak “Kitsch”i yorumlayan ve Dürer’in Melancolia’sının özgün bir yorumunu da sunan çalışma, sanat, sanat tarihi, estetik, estetik tarihi ve popüler kültürle ilgilenenlerin kaçırmak istemeyeceği türden.

  • Künye: Giorgio Agamben – İçeriksiz Adam, çeviren: Kemal Atakay, MonoKL Yayınları, estetik, 144 sayfa, 2019

Mario Perniola – Sanat ve Gölgesi (2015)

Mario Perniola, bu önemli çalışmasında çağdaş bir sanat felsefesinin olanakları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kitapta,

  • Bugünün sanat deneyiminde gerçekçiliğin geri dönüşü,
  • Geleneksel estetiğin iki temel görüşü olarak “yapıt” ve “haz”,
  • Andy Warhol figürü ve etkileri,
  • Didaktik filmin sınırlarını aşan, buna karşılık gerçekliğin tam temsilini sunmak gibi saf bir iddiada bulunmayan felsefi bir sinemanın olabilirliği,
  • Ve sosyolojik araştırmalara göndermelerle günümüz sanatının durumu gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Künye: Mario Perniola – Sanat ve Gölgesi: Sanattan Geriye Ne Kaldı? çeviren: Kemal Atakay, İletişim Yayınları, sanat, 118 sayfa, 2015

Robert A. Johnson – Gölgene Sahip Çık (2015)

Jungcu analist Robert Johnson’ın bu enfes kitabı, Jung teorisinde egonun karanlık tarafını simgeleyen gölgemize nasıl sahip çıkacağımızı anlatıyor.

“Kişinin kendi gölgesine itibar etmesi ve onu kabullenmesi derin bir ruhsal disiplindir.” diyen Johnson, gölgenin modern ruhta nasıl vazgeçilmez bir rol üstlendiğini aydınlatıyor.

Yazara göre, insanların kültürel uyum sürecinde, doğuştan gelen özellikleri “toplumca kabul edilebilir olanlar” ve “vazgeçilmesi gerekenler” şeklinde sınıflandırılmıştır, bu da uygar dünyada iyi-kötü ayrımı için gerekli olmakla birlikte reddedilen özellikler hiçbir zaman çekip gitmemiş, kişiliğin karanlık köşelerinde birikmiştir.

  • Künye: Robert A. Johnson – Gölgene Sahip Çık, çeviren: Kemal Atakay, Okuyan Us Yayınları

Bruno Nardini – Leonardo da Vinci (2009)

Bruno Nardini asıl ününü, kaleme aldığı Michelangelo ve Leonardo da Vinci’nin yaşamöykülerine borçlu.

Bunlardan biri olan ve ‘Bir Ustanın Portresi’ alt başlıklı elimizdeki eser, da Vinci’nin yaşamı ve yapıtlarını çok yönlü bir biçimde okura sunuyor.

Nardini’nin bakış açısı da Vinci’yi, ‘Kayalıklar Madonnası’ ve ‘Mona Lisa’nın ressamı, doğanın gizini çözmeye çalışan bir Rönesans aydını, su bentleri, köprüler tasarlamış bir mimar ve hep uçmayı hayal etmiş bir çocuk olarak tasvir ediyor.

Leonardo da Vinci’nin renkli kişiliği, Bruno Nardini’nin yetkin üslubuyla karşımızda.

  • Künye: Bruno Nardini – Leonardo da Vinci: Bir Ustanın Portresi, çeviren: Kemal Atakay, Can Yayınları, biyografi, 199 sayfa

Giorgio Agamben – İstisna Hali (2018)

“İstisna hali”, siyasal belirsizliklerin yaşandığı, iktidarın krizlerle boğuştuğu dönemlerde hukukun feshedilmesi anlamına gelir.

Bu kitabını, George W. Bush’un Irak işgali sonrasında yazan Georgio Agamben de, Batı toplumlarında demokrasinin zayıfladığı ve totalitarizm güç kazandığı dönemlerde ortaya çıkan bu durumu, Roma İmparatorluğu’ndan günümüze uzanan bir perspektifle irdeliyor.

Burada asıl olarak, hukuku ortadan kaldıran iradenin meşruiyetini nereden ve nasıl aldığıyla ilgilenen Agamben, bilhassa Carl Schmitt ve Walter Benjamin’in görüşlerinin sağlam bir tartışması bağlamında “kamu hukuku”, “siyasal olgu”, “kriz”, “hukuk ve şiddetin kaynağı”, “hukuki ve siyasal boşluk”, “zorunluluk”, “belirsizlik” ve “hukuk düzeni” gibi kavramları yeni bir zemine yerleştiriyor.

Agamben’e göre, başlarda istisnai durumlar söz konusu olunca hukuk askıya alınırdı, günümüzde ise bu durum sıradan bir hal almıştır.

Başka bir deyişle Agamben, kriz ve belirsizliklerin aşılması için başvurulan yasasızlık halinin günümüzde sürekli bir hal aldığını, yasasızlığın veya boşluğun artık normal hale geldiğini savunuyor ve bugün Devletin ve hukukun meşruiyetini sağlayan zemini yeni baştan değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyor.

  • Künye: Giorgio Agamben – İstisna Hali, çeviren: Kemal Atakay, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 128 sayfa, 2018

Italo Calvino – Kum Koleksiyonu (2008)

Italo Calvino’nun usta bir ayrıntı kâşifi olduğunu ve bu ayrıntıları okuru cezbedecek, onu heyecanlandıracak ve şaşırtacak bir biçimde ele aldığını iyi biliyoruz.

Yazarın denemelerini topladığı ‘Kum Koleksiyonu’ için de bunun en iyi örneklerinden biridir diyebiliriz.

Calvino’nun ansiklopedi merakı ve farklı uzmanlıklara duyduğu ilgi, denemelerin asıl çerçevesini oluşturuyor.

Calvino bir dizi nesne aracılığıyla bir tarihin izini sürüyor: eski dünya haritaları, balmumu mankenler, kil çiviyazı tabletleri, popüler baskılar, kabile kültürleri kalıntıları, yazarın kullandığı nesnelerden birkaçı.

Denemelerdeki konu zenginliği ve okur için hazırlanan sürprizler, kitabın diğer dikkat çeken yönleri.

Kitapta ayrıca, Calvino’nun Japonya, Meksika ve İran’a yapmış olduğu gezilerinin izlenimlerinin bulunduğunu da belirtelim.

  • Künye: Italo Calvino – Kum Koleksiyonu, çeviren: Kemal Atakay, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 214 sayfa

Nikolay Vasilyeviç Gogol, Andrea Camilleri ve Maja Celija – Burun (2017)

Bir burnun hikâyesi.

Evet evet, bir burnun!

Sahibinin suratından kaçıp sırra kadem basan ve kendine has, tamamıyla bağımsız bir hayat sürmeye başlayan bir burnun hikâyesi.

Gogol’un bu çarpıcı hikâyesi, edebiyatta dönüm noktası teşkil eden metinlerden. Bu gerçeküstü öyküsü, Gogol’un Rus toplumunu hedef aldığı hiciv eserlerinin en iyilerinden biri olarak kabul ediliyor.

Berber İvan Yakovleviç’in sabah kahvaltısındaki ekmeğinin içinden, bir burun çıkar. Fakat çok geçmeden, burnun Binbaşı Kovalev’e ait olduğu ortaya çıkar.

İşi daha da tuhaf hale getiren, burnun bir insan gibi yaşamasıdır. Zira burun beşinci dereceden bir memur olarak Moskova caddelerinde dolaşmakta, üstelik kasım kasım kasılmaktadır.

İşte elimizdeki kitap, bu meşhur öykünün çizgiroman uyarlaması.

Andrea Camilleri’nin keyifli anlatımı ve Maja Celija’nın şahane resimleri, meşhur hikâyeye farklı bir boyut katıyor.

  • Künye: Nikolay Gogol – Burun, anlatan: Andrea Camilleri, resimleyen: Maja Celija, çeviren: Kemal Atakay, Domingo Kitap, çizgiroman, 100 sayfa