Bircan Değirmenci – Keskin Bir Hayat: Eren Keskin (2022)

Eren Keskin, çok az insanın ses çıkarabildiği zamanlarda muazzam cesaretiyle göğsümüzü kabartan bir insan hakları savunucusu.

Yıldırım Türker’in de önsözüyle katkıda bulunduğu bu kitap, Keskin’in hayatına ve mücadelesine yakından bakıyor.

Bircan Değirmenci’nin çalışması, Keskin’in insan hakları mücadelesinin her cephesinde süren hayat hikâyesini kat ediyor.

Mutlu bir çocukluk geçirmenin armağanıyla başlayan, bütün mağdurlarla dayanışmanın, her haksızlığın, insan onurunu zedeleyen her şeyin karşısına dikilmenin sorumluluğuyla yaşanan bir hayat…

Faili meçhul cinayetlerden, katliamlara, cinsel şiddet görenlere, Ermeni meselesine, “herkesin avukatı” olma bilinciyle yürütülen bitimsiz bir hakikat ve adalet uğraşı…

Baskılar, karalamalar karşısında dostluklarla sağalarak…

Keskin’in “insanlık kahramanlığına” örnek hayat hikâyesini sunan ‘Keskin Bir Hayat’, aynı zamanda Türkiye insan hakları hareketinin yaklaşık otuz yıllık bir döneminin muhasebesi olarak okunabilir.

Yıldırım Türker’in önsözünden bir alıntı:

“Solcu bir işkence mağdurunu savunurken bölücü örgüt üyesi, türbanlı kızın hakkını savunurken irticacı, travestiyi savunurken ahlâk düşmanı ilan edilirler. Bir yere kaçmazlar. Hep burada, inadına vahşetin menzilinde dikilirler.”

  • Künye: Bircan Değirmenci – Keskin Bir Hayat: Eren Keskin, İletişim Yayınları, biyografi, 347 sayfa, 2022

Kolektif – Kayıp Adalet (2021)

Türkiye’de adaletin önündeki en büyük engellerden biri cezasızlık kültürüdür.

Zira suç işleyenler, hele hele devlet görevlisiyse, korunup kollanır; açılan, açılabilen davalar çeşitli engellemelerle veya zaman aşımına uğraması sağlanarak boşa çıkarılır.

İşte bu çok değerli çalışma, cezasızlık kültürünün bizi nasıl bir cehenneme mahkûm ettiğini çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

Gökçer Tahincioğlu’nun derlediği kitapta, Levent Pişkin, Lice davasını; Murat Uyurkulak, Hrant Dink cinayeti davasını; Burcu Karakaş, 12 Eylül davasını; Karin Karakaşlı, Vartinis katliamı davasını; Gökçer Tahincioğlu, 2006 ilkbaharında Diyarbakır’da öldürülen çocukların davasını; Ali Duran Topuz, Berkin Elvan davasını; Yıldırım Türker, Silopi’de yataklarında uyurken öldürülen iki çocuğun davasını ve Kemal Göktaş da, JİTEM davalarını anlatıyor.

Hafıza Merkezi, uzun bir zamandır, cezasızlık kültürüne karşı yürütülen adalet mücadelesinin önemli bir parçası.

Ve o mücadelenin en önemli unsurlarından olan “bellek” konusunda çarpıcı çalışmalar yapıyor, izliyor, raporluyor, anımsatıyor ve ısrarla takip ediyor.

Öte yandan Hafıza Merkezi’nin dosya notları, duruşma raporları, 30-40 yıllık döneme yayılan davalarla ilgili oluşturduğu zaman çizelgeleri unutturulmak, gözden kaçırılmak, kapatılmak istenilen olayların, dosyaların, davaların belleği haline gelmiş durumda.

Oysa bellek ve hakikat, cezasızlık kültürünün can düşmanıdır.

İşte bu kitap da, çarpıcı bir bellek ve hakikat belgesi olmasıyla cezasızlık kültürüyle mücadele etmemiz için muazzam bir katkı sağlıyor.

Evrensel bir yasaya dönüşmüş olan cezasızlık kültürünün bu topraklara ekilmiş tohumlarını söküp atmak dileğiyle.

  • Künye: Kolektif – Kayıp Adalet: Cezasızlık ve Korunan Failler, derleyen: Gökçer Tahincioğlu, İletişim Yayınları, siyaset, 207 sayfa, 2021